18. bölüm · Bana sevmeyi öğret
18. Sadece ona özel
Mina'dan
Akşam olmuştu. Karanla yıldızlara bakıyorduk. Daha doğrusu ben kaymasını bekliyordum.
- Mina: Hadi ama ya. Kaysın artık şu yıldız.
- Karan: Sabırlı ol biraz Asi kız.
- Mina: Deniyorum zaten Karan.
Bir kaç dakika sonra yıldızın kaydığını gördük.
- Mina: Kaydı, kaydı.
Bu halime güldü.
- Karan: Sakin ya.
Karana baktım.
- Mina: Dilek tut hadi. Bende tutucam.
Gözlerimi kapattım ve dilek tuttum. Sonra Karana baktım.
- Karan: Ne diledin?
- Mina: Olmaz, söyleyemem. Yoksa dileğim kabul olmaz.
Bana yaklaştı ve konuştu.
- Karan: Söylemezsen dileğini nasıl gerçekleştiricem?
Bunu demesiyle şaşırdım. Ama hoşuma da gitmişti. Birşey demedim ve tekrar yıldızlara baktım. Gözlerimi kapattım.
- Mina: Uyuyalım mı Karan?
- Karan: Eve gitmek istemiyor musun?
- Mina: Hayır. Annem de yok zaten. Yalnız kalmak istemiyorum.
Gözlerimi açıp Karana baktım.
- Mina: Eğer sende istersen tabi. Eve gitmek istersen de anlarım.
- Karan: Yok hayır. Zaten evde bekleyenim de yok biliyorsun. O yüzden kalalım.
- Mina: Hava biraz soğudu tabi ama idare edicez.
- Karan: Benim çok iyi bir fikrim var Asi kız.
- Mina: Ne fikri?
Karan beni kendine çekti.
- Karan: Sarılarak uyursak daha az üşümüş oluruz.
Yaptığına şaşırmıştım ama doğru söylüyordu. Sarılınca daha az üşümeye başladım.
- Mina: Peki o zaman. Üşümemek için deneyelim.
- Karan: Aynen. Üşümemek için deneyelim.
Karan bana daha sıkı sarıldı. Bende ona sarıldım. Kendimi çok huzurlu hissediyordum. Sanki uzun zamandır hiç böyle huzurlu hissetmemişim gibi.
Karan'dan
Mina'da bana sarılınca gülümsedim. Kokusu burnuma dolunca daha huzurlu hissediyordum. Çok güzel kokuyordu. Kendimi ilk defa birisinin yanında böyle hissediyordum. Gözlerimi kapattım ve uyumaya başladım.
Sabah telefonun sesine uyandım. Mina'da yavaş yavaş uyanmaya başlıyordu.
- Mina: Noluyor ya? Telefonun mu çalıyor?
- Karan: Sanırım.
Kimin aradığına baktım. Arayan Mertti. Açtım.
- Karan: Söyle Mert.
- Mert: Abi nerdesin?
- Karan: Napıcaksın?
- Mert: Saatden haberin yok galiba.
Saate baktım ve derslerin çoktan başladığını anladım.
- Karan: Tamam sen kapat. Geliyoruz biz birazdan.
- Mert: Geliyoruz? Kiminle geliyorsunuz?
- Karan: Görürsünüz gelince.
Diyip kapattım ve Mina'ya baktım. Hala uyumaya devam ediyordu. Çok tatlı gözüküyordu. Onu uyandırmaya her ne kadar kıyamasam da, uyandırmam gerekiyordu.
- Karan: Asi kız hadi uyanman gerek.
Uykulu sesle cevap verdi.
- Mina: Biraz da uyusak? Benim hala çok uykum var.
- Karan: İnan bende çok isterdim uyuduğumuz şekilde kalmayı ama maalesef artık gitmemiz gerek.
- Mina: Nereye?
Bu haline güldüm.
- Karan: Senin aklın gitmiş galiba uykudan Asi kız. Üniversiteye gitmemiz gerek. Dersler başladı bile çoktan.
Bunu dememle aniden kalktı.
- Mina: Saat kaç oldu ya? Leya beni geberticek. Beraber gidecektik ama o gitmiştir şimdiye.
Onu sakinleştirmeye çalıştım.
- Karan: Sakin tamam. Birşey olmaz merak etme.
- Mina: Gidelim hadi hemen Karan. Ama ilk önce eve gidip üstümü değiştirsem olur mu?
Yanağından makas aldım ve göz kırptım.
- Karan: Emriniz olur hanımefendi.
Dediğime gülümsedi. Ayağa kalktım ve elimi uzattım.
- Karan: Hadi gidelim artık.
Elimi tuttu ve ayağa kalktı.
- Mina: Gidelim.
Arabaya bindik ve Mina'nın evine doğru sürdüm. Evinin önüne geldiğimizde arabadan indi.
- Mina: Geliyorum hemen.
- Karan: Tamam. Bekliyorum ben seni. Rahat ol.
Eve gitti. 15 dakika sonra geri geldi.
- Mina: Çok beklemektedim dimi?
- Karan: Yok bekletmedin.
Arabayı sürdüm. Üniversiteye vardığımızda herkes bize bakmaya başladı. Arabadan indik, Mina etrafına baktı.
- Mina: Birlikte gelmek pek iyi bir fikir değilmiş galiba.
- Karan: İnsanların ne düşündüklerini çok önemsiyorsun galiba Asi kız.
- Mina: Sen önemsemiyor musun diyicem ama cevabını biliyorum.
- Karan: Sende bu kadar önemseme. Çünkü değmez.
Leya'dan
Mina'ya bir türlü ulaşamıyordum. Bugün birlikte gelmedik. Telefonlarımı açmıyordu. Evine de gitmiştim ama kapıyı kimse açmamıştı. Üniversitede Arasların yanına gidip belki Minayı görüp görmediklerini sormak istedim. Yanlarına gittim.
- Leya: Günaydın.
Aras beni görünce gülümsedi.
- Aras: Günaydın prenses.
- Leya: Ya şey. Minayı gördünüz mü?
- Aras: Görmedik hayır. Bir sorun mu var?
- Leya: Ona ulaşamıyorum. Endişelendim o yüzden.
- Ege: Endişelenme yenge ya.
Egenin bana yenge demesiyle şaşırdım ve utandım.
- Leya: Yenge?
Aras Egenin koluna vurdu.
- Aras: Senin çenen düştü yine.
Mert güldü.
- Mert: Patlattı yine bombayı gerizekalı.
- Ege: İyi tamam ya. Sustum.
Karanın geldiğini gördük. Mina'da yanındaydı. Görünce şaşırmıştım.
- Leya: Mina yanında mı?
- Aras: Yanındaymış.
- Mert: Abimin geliyoruz dediği kişi Mina'ymış meğer.
Yanımıza geldiler. Ben Mina'ya sarıldım.
- Leya: Çok korkuttun beni kuzum.
Mina'da bana sarıldı.
- Mina: İyiyim kuzum. Seni endişelendirmek istemezdim.
Aras Karana baktı.
- Aras: Siz birliktemiydiniz?
- Karan: Evet.
- Mert: Nerdeydiniz?
- Mina: Çok güzel bir yerdeydik. Gökyüzünü falan izledik.
Bunu dememle hepsi şaşırmıştı.
- Mina: Noluyor ya? Ne bu şaşkınlık?
- Aras: Abi sen yoksa Minayı oraya mı götürdün?
- Leya: Siz niye bu kadar şaşırdınız?
- Ege: Çünkü abim oraya kimseyi götürmez. Hep tek gider. Biz bile gitmedik oraya. Ama seni götürmüş oraya. Şanslısın yenge.
Egenin yenge demesiyle Mina utandı.
- Mina: Yenge mi?
Karan Egenin koluna vurdu.
- Karan: Oğlum sussana sen.
- Ege: Ya tamam. Gelen vuruyor, giden vuruyor anasını satayım he.
- Mert: Boşver kardeşim. Gerçekler kimin hoşuna gitmişte, onların hoşuna gitsin.
- Aras: Susun be. Yürüyün hadi. Ders başlıyana kadar bu gevezelikle anca amfiye gideriz sayenizde.
Mina'yla güldük. Sonra içeriye doğru yürümeye başladık.
