14. bölüm · Bana sevmeyi öğret
14. Sıcak yardım
Leya'dan
Kahve almak için sıraya girmiştim. Birden birisi koluma dokununca irkildim.
- Aras: Sakin prenses. Benim.
- Leya: Öyle gelinir mi be.
- Aras: Korkuttuk seni afedersin.
Birşey demedim ve önüme döndüm. Kahveleri aldım, gidicekken herkesin bir yere baktığını farkettim. Onların baktığı yere bakınca Mina ve Karan yine kavga ediyordu. Yanlarına gitmek için hazırlanırken, birden Arasla çarpıştık. Elimdeki kahveler üstüne döküldü.
- Aras: Kızım napıyorsun, dikkat etsene.
- Leya: Ay çok özür dilerim Aras. Ben bilerek yapmadım. Kazayla oldu.
- Aras: Yaktın beni resmen be prenses.
Mahçup bir şekilde baktım.
- Leya: Bilerek olmadı. Gerçekten.
- Aras: Tamam sorun değil.
Diyip gitti. Bende Mina için bir kahve daha alıp arkasından gittim. Karanlar onu görünce şaşırdı.
- Karan: Noldu oğlum sana?
Aras bana baktı.
- Aras: Üstüme döktü. Ama yanlışlıkla döktü. Neyse ben gidiyim üstümü temizliyim.
Aras gitti.
- Mina: Kuzum yakmışsın çocuğu.
- Leya: Bilerek olmadı.
- Mert: Ama birşey diyim. Şanslısın, sana tepki göstermedi. Başkası yapmış olsaydı onun için hiç iyi olmazdı.
Elimdeki kahveyi Mina'ya verdim.
- Mina: Nereye?
- Leya: Hatamı telafi etmeye.
Diyip yanlarından gittim. Aklıma gelen ilk yere, yani soyunma odasına gittim. Orda olduğunu tahmin ediyordum. Soyunma odasının önüne geldim ve içeri girdim. Arası tişörtsüz görünce hemen arkamı döndüm.
- Leya: Şey çok pardon.
- Aras: Napıyorsun burda?
Hala arkam dönüktü.
- Leya: Ben belki yardım edebilirim diye gelmiştim.
Birden Aras yanıma yaklaştı ve beni kendine çevirdi. Vücüdüna bakarken hafif utandım. Aras göz kırptı.
- Aras: Nasıl bir yardımda buluna bilirsin prenses?
- Leya: Ben şey. Yani.
- Aras: Evet?
- Leya: Yani belki tişörtünü giyerken canın yanar.
- Aras: Demek bana kıyamadın.
- Leya: Ne alakası var ya. Ben insanlık açısından.
- Aras: Aynen öyledir. Kesin.
Onu kolundan ittim.
- Leya: İyilik yapanda kabahat zaten.
Dedim ve gitmek için kapıyı açınca, Aras elini kapıya dayadı ve kapıyı kapattı. Ona dönüp baktım.
- Leya: Napıyorsun?
- Aras: Bana yardım etmek istemiyor muydun?
- Leya: İstiyordum ama
- Aras: Vaz mı geçtin?
Elini hafifçe yanağıma değdirdi.
- Aras: Sen utandın mı?
- Leya: Ne utanıcam ya. Utanmadım.
Bana daha açık yaklaştı. Daha çok utanmama sebep oldu.
- Aras: Peki ya şimdi?
Bakışlarımı kaçırdım.
- Leya: Hayır.
Eliyle çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
- Aras: Baya inkar ediyorsun.
- Leya: Aras kapatalım bu konuyu bence.
- Aras: Hangi konuyu açalım peki?
Vücüdunu işaret ettim.
- Leya: Mesela üstünü giyinmen gerektiği konusunu açabiliriz.
- Aras: E hani sen yardım edicektin?
- Leya: Ben onu eğer canın yanarsa diye demiştim. Ama anladığım kadarıyla hiçte canın yanmıyor.
- Aras: Laf ağızdan bir kere çıkar prenses.
Kaşlarımı çattım.
- Leya: Bilerek yapıyorsun dimi. Sırf beni sinir etmek için.
Sırıttı.
- Aras: Ama çok zevkli oluyor vallaha.
- Leya: Arıza. Tam bir arızasın.
- Aras: Biliyorum prenses.
- Leya: Artık çekilsen mi?
Aras çekildi.
- Aras: Geçin bakalım.
- Leya: Tişörtün nerde?
- Aras: Dolapta.
Dolabı açtım ve tişörtü götürdüm. Aras bana yaklaştı.
- Aras: Et bakalım yardımını.
Tişörtünü giymesine yardım ettim. Giyinmesine yardım ederken fazla yakındık. Bu beni heyecanlandırdı. Birbirimize bakıyorduk. Kendime gelince geri çekildim.
- Leya: Giyindin de. Ben gidiyim artık.
- Aras: Eyvallah prenses.
Gülümsedim.
- Leya: Birşey değil.
Ben gidicekken kolumdan tuttu.
- Leya: Noldu?
- Aras: Bende bir emanetin var.
- Leya: Ne emaneti?
Çantasından benim evimin yedek anahtarlarından birisini çıkardı. Bana uzattı. Görünce çok şaşırdım.
- Aras: Bende kalmış.
- Leya: Ama bunun sende ne işi var?
- Aras: Sen uyuduktan sonra kapıyı kapatacak kimse olmadı. Bende kendim kapatırım dedim ve yedek anahtarla kapattım. Bugünde verecektim zaten.
Anahtarı aldım.
- Leya: Teşekkür ederim.
Arkamı dönüp giderken konuştu.
- Aras: Ha bu arada. Birşeye ihtiyacın olursa çekinmene gerek yok. Beni arayabilirsin. Ne de olsa numaram var sende.
Dönüp ona baktım.
- Leya: Biraz irade dışı aldın numaramı ama yine de sağol.
Dediğime gülümsedi.
- Aras: Elimdeki fırsatları değerlendiriyorum diyelim prenses.
- Leya: Öyle olsun. Ha bu arada, sende arayabilirsin beni. Sonuçta kendi numaranı bana da kaydettin.
- Aras: Ararım prenses.
Gülümsedim ve soyunma odasından çıktım. Mina çoktan çıkmıştır kafeteryadan. Onu aradım, bahçede olduğunu söyledi. Yanına gittim.
- Mina: Kuzum nerdesin sen?
- Leya: Araslaydım kuzum.
- Mina: Onu anladım zaten. Nerdeydiniz?
- Leya: Soyunma odasında.
Şaşkınca bana baktı.
- Mina: Efendim?
- Leya: Şey yani ben yardım edebilirim belki diye gittim.
- Mina: Eee sonra?
Mina'ya olanları anlattım. Güldü.
- Mina: Bak sen ya. Aras da harbiden hiç bir fırsatı kaçırmıyor.
- Leya: Öyle.
Mina koluma dokundu.
- Mina: Bana bak
- Leya: Noldu?
- Mina: Yoksa bu çocuk sana aşık mı oldu kuzum?
Mina'nın dediğiyle güldüm.
- Leya: Ay ilahi kuzum ya. Aras bana aşık olucak? Komik.
- Mina: Bence komik değil.
- Leya: Sen ciddisin?
- Mina: Gayet de ciddiyim.
- Leya: Yok artık ama. Saçmalama istersen canım.
- Mina: Neden olmasın?
- Leya: Neden olsun?
- Mina: Ne demek neden olsun? Bence aşık sana. Ve bence sende aşıksın.
Mina'nın aşıksın demesiyle garip hissettim. Ben hiç aşık olmadım ki. Aşk ne bilmiyorum bile. Hem Arasın bana aşık olmasını düşünmek garip geldi bana. Pek aşık olucak tipe benzemiyor.
- Leya: Değiştirelim konuyu lütfen kuzum.
- Mina: Tamam tamam.
- Leya: Sen anlat bakalım. Neydi kantinde ki o mevzu? Neden kavga ettiniz Karanla?
Mina bana olanları anlattı.
- Leya: Bak sen. Demek Karan kıskandı seni.
- Mina: Kıskandı mı? Yok artık.
- Leya: Neden olmasın?
- Mina: Neden olsun?
- Leya: Benim sözlerimi bana karşı kullanma kuzum. Hem ayrıca çok belli seni kıskandığı. Yani o çocuğa öyle davrandığına göre.
- Mina: Karanın birisine kötü davranması için illa birşey olması gerekmiyor. Sende biliyorsun bunu.
- Leya: Olabilir. Ama yine de kıskandı seni.
- Mina: Niye kıskansın beni? Ne sebebi olabilir?
- Leya: Sana aşık olduğu sebebi sana olur mu?
Dediğimle duraksadı.
- Mina: Karan bana aşık oldu? Yok ya.
- Leya: Bence evet.
Zil çaldı. Mina koluma girdi ve yürümeye başladı.
- Mina: Bak ders zili çaldı. Derse girelim hadi.
- Leya: Öyle olsun bakalım.
Derse gittik. Amfiye girip oturduk. Dersi işlemeye başladık.
