BANA AİT kitap kapağı

1. bölüm / 6

BANA AİT

İLK KARŞILAŞMA

Vaveyla Yazarı: Jelibondeee Kk

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: İLK KARŞILAŞMA

Öncelikle kendimden bahsetmem gerekirse adım Isabella..Yirmi beş yaşında bekar bi anneyim. Beş yaşında güzeller güzeli Laura adında bir kızım var. Babası daha o doğmadan bizi terk etmişti. O günler hayatımın en zor zamanlarından biriydi. Gittiği gün içimde öyle bir boşluk hissi bırakmıştı ki hâlen konusu açıldığında o boşluk hissini dün gibi hatırlarım. Bilmediğim bir şehirde karnımda bebeğimle bir başıma bırakılmıştım. Ne yapacağımı nereye gideceğimi bilmiyordum. Önce işimden kovuldum. Daha sonra ise kaldığım evden çıkarılmıştım. Bir şeyleri hissetmiş olacağım ki aylar öncesinde küçükte olsa bi birikim yapmıştım. O birikim sayesinde şu an oturduğum evi tutabilmiştim. Önce ki evime kıyasla oldukça küçüktü. Ama sorun değildi. Bu ev kızımla yeni başlangıcımızın ilk adımı olacaktı...

Bir çok denemeden sonra sonunda bir işe girebilmiştim.Yaşadığım yere çok yakın bir kafede garsonluk yapıyordum. Çoğu hamileliğim nedeniyle beni işe almaktan kaçınmıştı. Burası doğuma kadar çalışıp birikim yapmam için bir fırsattı benim için.

Aylar geçmiş ve o beklenen gün gelmişti. Kızım benimle tanışmak için sabırsızlanmış iki hafta önce gelmeye karar vermişti. Yanımda en yakın arkadaşım Emma apar topar hastaneye koşmuştuk. Beni hiç bekletmeden doğumhaneye almışlardı.. Ve dakikalar sonra kızım kollarımın arasındaydı. O kadar güzel bir bebekti ki gözlerimi ondan alamıyordum. Gözleri tıpkı benimkiler gibi yemyeşildi. Altın sarısı saçları ve o minik gamzeleri..Odaya çıkarıldığımda bir umut gözlerim hep kapıdaydı. Belki gelir kızını görmek ister diye. Ama boşuna bir bekleyişti..Asla gelmeyecekti...

Doğum nedeniyle işimden ayrılmıştım. Arkadaşım Emma kiradaki evinden ayrılıp bana yerleşmişti. Bizi yalnız bırakmayı hiç istemiyordu. Laura belli bir yaşa gelene kadar Emma çalışacak ben ise yaptığım birikimle ona destek olacaktım. Daha sonra bende bir işe girip kaldığım yerden devam edecektim.

5 YIL SONRA (GÜNÜMÜZ)

Sıkı sıkıya kapatılmış perdenin aralığından süzülen gün ışığıyla gözlerimi araladım. Bugün o kutsal günlerden biriydi. İzinli günümdü... Yine Emma'yla birlikte garsonluk yapıyorduk ama bu sefer lüks bir restoranda. Zorda olsa yataktan kalkıp kendimi banyoya attım. Kalçama kadar uzanan saçlarımı gelişi güzel toplayıp yüzümü yıkadım. Gözlerim geç uyumaktan şişmiş göz altlarım mosmordu.

"Bella! kahvaltı hazır hemen aşağı in."

Emma'nın sesiyle banyodan çıkıp aşağı kata indim. Mutfaktan yayılan mis gibi krep kokusu Laura'ya da ulaşmış olacak ki gülücükler saçarak odasından çıkıp bana doğru koştu. Laura'yı kucağıma alıp mutfağa geçtim. Emma kısık bir sesle şarkılar mırıldanıp bir yandan da krep yapıyordu. İki tabak dolusu krebi gördüğümde şaşkınlığımı gizleyememiştim.

"Emma, neler oluyor? Neden bu kadar krep var?"

Emma elindeki silikon kaşığı bana doğru savurup "Benim minik kelebeğim büyüme çağında hepsini ona yaptım. Sende orada gevezelik yapıp duracağına bana yardıma gel." dedi tekrar önüne dönüp.

Bu kız gerçekten en büyük şansımdı. Beş yıl boyunca kızıma kendi kızı gibi bakmış, ilgilenmişti. O olmasaydı belkide çoktan pes etmiştim. Laura'yı sandalyesine bırakıp krepleri masaya koydum. En üstten bir tane alıp tadına baktım. Yine her zaman ki gibi mükemmeldi. Bugün izinli olduğum için Laura'yı kreşe ben bırakacaktım. O yüzden vakit kaybetmeden kahvaltıya başladım. Laura bu sabahta sessizdi. Kreş günleri ekstra sessiz oluyordu. Bunu nasıl aşacaktık bilmiyordum.

...

Kahvaltı bittiğinde Laura'yı öpüp odama çıktım. Ben hazırlanırken Emma da Laura'yı hazırlayacaktı.

Hızla duşa girip çıkmıştım. Dolabımdan beyaz tişört, kot pantolon aldığım gibi üzerime geçirdim. Sade ve rahat. Ayna karşısına geçip saçlarımı kurutmaya koyuldum. Uzun ve gür saça sahip olmanın zorluklarından biride sanırım kurutmaktı. Kuruduğundan emin olduğumda örgü örüp makyaja geçtim. Fazla bir makyaj yapmayacaktım. Güneş kremi ve daha sonra yeşil gözlerimi daha da belli edecek ufak bir göz makyajı... Tamamen hazır olduğumda çantamı alıp aşağı indim. Kızlar çoktan hazırlanmış beni bekliyordu.

Zamanında bir arkadaşımız sayesinde Emma'yla ortak bir araba alabilmiştik. Bazı arızaları, yolda bırakmaları dışında kendisiyle pek bi sorunumuz yoktu. Her neyse bugün araba bende kalacağı için önce Laura'yı kreşe daha sonra Emma'yı işe bırakacaktım.

Evden çıkıp doğruca arabaya geçtik. Yol boyu şarkılar söyleyip dans etmemize rağmen Laura'nın dikkatini çekememiştik. Kreşe geldiğimizde Laura'yı kucağıma alıp arabadan aşağı indirdim. Sınıfına kadar eşlik edip öğretmeniyle bire bir Laura hakkında kısa bir konuşma yaptım. Laura oyunlara ve etkinliklere hiç katılmıyormuş. Bunu duyduğumda çok üzülmüştüm. Canım sıkkın bir şekilde arabaya geri döndüğümde Emma'nın da canının sıkkın olduğunu farkettim. İşe gitmek onun için işkence gibi diyebilirdim. Arabayı çalıştırıp bu sefer restorana doğru sürdüm.

"Evlenmeyi düşünüyor musun Bella?"

Bu soruyu hiç beklemiyordum. Dahası böyle bir şeyi hiç düşünmemiştim bile. Çünkü ömrümü ona adadığım bir kızım vardı. Böyleyken başka birini hayatıma nasıl alabilirim. Sesizce boğazımı temizleyip kısa süreli Emma' ya döndüm.

"Buda nerden çıktı Emma?"

"Yıllardır yalnızsın. Bu süreçte hayatına bir kez bile birini almadın. Sencede bu kendine haksızlık değil mi?"

Belkide öyleydi bu kendime yaptığım en büyük haksızlıklardan biriydi. Ama buna mecburdum. Tek önceliğim kızımdı. Kendi mutluluğumdan bile...

"Ben böyle mutluyum arkadaşım. Tek ve ilk önceliğim kızım."

Emma daha fazla ısrar etmeden konuyu kapatmıştı. Biliyordum.. Emma'nın iki senelik uzun bir ilişkisi vardı. Olurda ilerde o kişiyle evlenecek olursa benim yalnız kalmamı istemediği için bu konuyu açmıştı. Yalnız kalmamak için kendimi bir ilişki için zorlamayacaktım. Kabul Emma olmadan zorlanabilirim.. Ama bir şekilde alışabilirdim.

Çalıştığımız yere geldiğimizde arabayı durdurup Emma'ya doğru döndüm.

"Beni düşündüğünü biliyorum arkadaşım. Ama buna gerek yok. Ben böyle çok mutluyum."

Pis bir gülümsemeyle "Desene başıma kaldın." deyip arabadan aşağı indi. Açık camdan benimle göz teması kurup kocaman öpücük atmıştı. Deli meli ama bu kızı başka seviyordum. Emma içeri girdiğinde en yakın markete doğru yola koyuldum. Madem bugün evdeyim. Alışveriş yapıp akşama kızlara güzel yemekler hazırlamalıydım.

Normalde yemek işlerine Emma bakar, ben ise temizlikle ilgilenirdim. Fakat bu sefer mecburen ben yapıyordum. Marketin önüne geldiğimde hızla arabadan inip içeri girdim. Kafamda oluşturduğum listeyi eksiksiz almalıydım. Burda fazla vakit kaybedemem. Olabildiğince hızlı yemekleri hazırlayıp Laura'yı kreşten almalıydım.

Herşeyi eksiksiz aldıktan sonra eve doğru yola çıktım. Bugün çok işim vardı. Temizlik, yemek ve zamanım kalırsa birde tatlı yapacaktım.

Kısa sürede eve ulaşmıştım. Bütün poşetleri tek hamlede elime alıp arabanın kapısını kapattım. Evin önüne geldiğimde sağ elimdeki poşeti dişlerimin arasına alıp cebimde ki anahtarı çıkardım. Tanrım..çenem çıkacak... Alelacele kapıyı açıp ağzımda ki poşeti içeri fırlattım.

Kapıyı kapatıp uzunca evi süzdüm. Acaba ilk nereden başlasam. Ya da neyden? Önce yemek sonra temizlik.. Plana sadık kalırsam tatlıya vaktim kalabilirdi. Telefonumdan sevdiğim müzik listemi başlatıp yemek yapmaya başladım. Laura lazanyayı çok seviyordu. Önce onu daha sonra domates çorbası.. Emma da domates çorbasına bayılırdı.

...

Saatler sonra her ikiside tamamdı. Şimdi temizliğe geçip en sonda tatlıyı yapmalıydım. Bir hışımla gerekli malzemeleri ayarlayıp temizliğe salondan başladım. Müzik dinleyerek iş yapmaya bayılıyordum. Mümkün olsa da iş yerinde de müzik dinleybilseydim. Tabi ki bu dediğim şey imkansızdı.

Temizliğe kendimi öylesine kaptırmıştım ki Laura'nın çıkış saatinin yaklaştığını son anda fark etmiştim. Evi dip köşe temizlediğim için tatlıya zamanım kalmamıştı. Böylesine detaylı bir temizlik yapacağımı bende beklemiyordum.

Panik halde odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Kırmızı tek omuz bluz üzerine siyah deri montu geçirip altımada kot pantolonumu giydim. Umarım kızıma geç kalmam. Merdivenleri ikişerli inip kapının orda telefonumu, cüzdanımı ve arabanın anahtarlarını kontrol edip beyaz Spor ayakkabılarımı giydim.

Son hız Laura'nın kreşine doğru sürdüm. Genelde sona kaldığında korkup ağlıyordu ve bu benim olmasını istediğim son şey bile değildi.Onun ağlamasına asla ama asla dayanamıyordum. Tabi benim küçük meleğim bunu bildiğinden bazen bana karşı bir koz olarak da kullanabiliyordu. Düşüncelerimden sıyrılıp yola odaklanmalıydım. Şansıma yollar çok kalabalıktı. Tam saatinde orda olabilir miydim bilmiyordum. Fazlasıyla panik olmuştum. Bir yola birde saate bakıp duruyordum.

Kreşin önüne geldiğimde hızlı arabadan aşığı inip binaya doğru koştum. Çoktan çıkmaya başlamışlardı.Koşar adım kızımın bulunduğu sınıfa yöneldim. Gördüğüm şey karşısında gözlerimin dolmasına engel olamamıştım. Laura ilk defa tek başına oturmak yerine bir arkadaşıyla oynuyordu. Kreşe ilk başladığında Laura'ya babası üzerinden zorbalık yapılmış ve kızım içine kapanmıştı. O günden bu yana asla bir arkadaş edinmek istememişti. Taki bugüne kadar.. Kızım sonunda çok mutlu görünüyordu.

Sessizce kenara çekilip oyunlarının sona ermesini bekliyordum. Çok geçmeden Laura'nın arkadaşının annesi olduğunu düşündüğüm hanımefendi kocaman bir gülümsemeyle yanıma oturdu.

"Çok güzeller değil mi?"

Bakışlarımı hanımefendiye çevirip "Kesinlikle." deyip tebessüm ettim.

"Bu arada ben Karen'ın annesi Mary."

Bana doğru uzatılan eli sıkıp " Tanıştığımız memnun oldum. Bende Laura'nın annesi Bella."

Mary'le konuştukça aslında birbirimize çok benzediğimizi fark etmiştim. Oda benim gibi bekar bir anneydi. Karen'ın babası yıllar önce ikisini de bırakıp gitmişti. Acılarımız benzerdi. Ama kabullenmekte zorluk çektiğim bir şey vardı. Tamam, Laura'nın babası Laura'yı hiç görmemişti ve bizi terk etmesi zor olmamıştı ama Karen için durumlar biraz farklıydı. Babası onu daha iki yaşındayken bırakıp gitmişti. Bir insan nasıl olurda yıllarca büyümesine şahitlik ettiği yavrusunu bırakıp gidebilirdi. Kafam almıyordu.

Biraz daha sohbet ettikten sonra vedalaşıp kreşten ayrılmıştık. İlk defa kreşten bu kadar mutlu dönüyorduk. Normalde eve gidene kadar susar ve asla çıt çıkarmazdı. Eve geçtiğimizde bile kreş hakkında konuşmak istemezdi. Şimdi ise yol boyunca arkadaşıyla kreşte yaptığı şeyleri dinlemiştim.

Eve gelir gelmez Laura'yı üzerini değiştirmesi için odasına gönderdim. Emma gelmeden tatlıyı yapmalıydım. Odama çıkıp üzerime rahat bir şeyler geçirdikten sonra doğru mutfağa geçtim. Tatlı malzemelerini çıkarıp tatlıyı yapmaya koyuldum.

"Anne bende sana yardım edebilir miyim?"

Laura'nın sesiyle irkilip ona doğru döndüm. Kendimi tatlıya fazla kaptırmıştım.

"Tatlıyı bitirdim bebeğim. Ama masıyı kurmama yardım edebilirsin."

Kocaman bir gülümsemeyle ona verdiğim şeyleri bir bir masaya yerleştirmeye başlamıştı. Kızımı ilk defa böyle görüyordum. Çok ama çok mutluydu.

İki saat sonra Emma işten dönmüştü.

"Naber güzellikler."

Emma oldukça enerjik görünüyordu. Üstüne üstlük işten yeni gelmesine rağmen. Tebessüm edip "Çabuk üzerini değiştirip buraya gel. Her şey hazır seni bekliyoruz." demiştim.

Emma üzerini değiştirdikten sonra nihayet masaya oturabilmiştik. Önce Laura'nın yeni arkadaşı hakkında konuşup daha sonra Emma'nın iş yerinde yaşadıklarıyla ilgili günün kritiğini yapmıştık. Anlaşılan ikiside güzel bir gün geçirmişti. Sohbet arasında yemeğimizi de bitirmiştik. Kızlar salona film seçmeye gittiğinde bende hızlıca mutfağı toparladım. Upuzun bir günü güzel bir animasyonla sonlandıracaktık.

"Filmi ben seçebilir miyim?"

Emma yavru bir kedi edasıyla Laura ve benden onay bekliyordu. Bazen Emma mı çocuk yoksa Laura mı karar veremiyordum.

Laura, Emma'nın elinde ki kumandayı hızlıca çekip "Hayır ya ben seçeceğim." dedi.

İkisinin tatlı atışması çok hoşuma gidiyordu. Kazanan Laura olmuştu. Güzel bir animasyon seçip başlatmıştı.

...

Film bitmiş Laura koltukta uyuyakalmıştı. Bugün üçümüz içinde hem güzel hemde yorucu bir gün olmuştu. Emma kısık bir sesle "Sende bugün yorulmuş olmalısın. Laura'yı ben yatırım. Sen odana çıkıp dinlen." dediğinde tebessüm etmiştim. Beni benden çok düşünen canım arkadaşım... Onaylarcasına başımı sallayıp Laura'ya iyi geceler öpücüğü verdikten sonra odama çıktım.

Pijamalarımı giyip yatağıma yerleştim. Yarın sabah işe gidecektim. Bu yüzden alarmı kurup gözlerimi sıkıca kapattım...

...

Alarm sesiyle gözlerimi hafifçe araladım. Güzel ve kesintisiz bir uyku çekmeme rağmen yorgun hissediyordum. Anlaşılan dün kendimi fazla yormuştum. Daha fazla oyalanmadan kendimi banyoya attım. Saçlarımı düzleştirip sıkıca at kuyruğu bağladım. Hafif bir makyaj yatığımda da aynada ki yansımam hoşuma gitmişti. Dolabımdan aldığım kahverengi tişört ve kot şortu hızlıca üzerime geçirdim. Aşağıdan gelen seslere bakılırsa kızlar çoktan uyanmış, kahvaltı hazırlamaya başlamışlardı. Çantamı ve cep telefonumu alıp koşar adım odadan çıktım.

Mutfağa yaklaştıkça kahkaha sesleri yükseliyordu. Laura bu sabah çok mutlu görünüyordu. Kesinlikle kreşte edindiği arkadaşının bunda payı büyüktü. Laura'ya kocaman bir öpücük verip masayı kurmalarına yardım ettim.

"Sonunda uyanabildiniz, Hanımefendi." dedi Emma.

Emma'nın alaycı gülüşünü fark ettiğimde elimde ki yeşil zeytinden bir tanesini alıp yüzüne doğru fırlattım. Bana takılmak hoşuna gidiyordu. Önünde sonunda evlenip bu evden taşınacak olması beni hüzünlendiriyordu. Artık böyle sabahlar hayal olarak kalacaktı. Her neyse böylesi neşeli bir sabahı mahvetmemeliydim.Bol kahkalarla geçen kahvaltı sonrası evden çıktık. Yol boyu eğlenceli müzikler acıp son ses eşlik etmiştik.

...

Laura'yı kreşe bırakıp iş yerine geçmiştik. Soyunma odasında kıyafetlerimi değiştirirken bir yandan da içimdeki tuhaf hisssin sebebini anlamaya çalışıyordum. Uyandığımda yoktu, taki buraya gelene kadar.. Umarım bu his kızımla ilgili değildir.

"Hadi Bella geç kalacağız."

Emma'nın sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp dolabımın kapağını sert bir şekilde kapattım. Koşar adım üst kata çıkıp restoranın mutfak bölümüne geçtik. Bugün şef önemli bir duyuru yapacağını açıklamıştı. İşin doğrusu merakta etmiyor değildim. Emma ve ben hariç herkes çoktan gelmişti. Gözler üzerimizde, hafif bir tebessüm edip arkalara doğru çektik. Şef bu sefer her zamankinden daha panik görünüyordu.

"Herkes geldiğine göre burada toplanmamızın sebebini açıklama vakti gelmiştir." dediğinde gözleri bizi bulmuştu. Pür dikkat konuşmasını bitirmesini bekliyorduk.

"Bu akşam restoranda büyük bir iş toplantısı yapılacak. Organizasyon tamamen bize ait. Bizim sorumluluğumuzda. Bu bizim için çok önemli. Asla hataya yer yok. Hata yapan kendini kapıda bulur."

Burda işe girdiğinden bu yana bir çok iş toplantısı organize etmiştik. Şefin konuşmasına bakılırsa bu toplantı hepsinden çok önemliydi. Ne olursa olsun hata yapmamalıydık.

"Şimdi herkes görevinin başına. Tekrar söylüyorum hataya yer yok."

Şef konuşmasını bitirdiği an ışık hızıyla mutfaktan çıktı. Emma'yla ikimiz masa düzeninden sorumluyduk. Gerekli malzemeleri alıp restoranın VIP bölümüne geçtik. Bu kısım diğer dölümlerden tamamen bağımsız, özel bir bölümdü. Genelde önemli toplantılar bu kısımda yapılırdı. Akşam sekize kadar vaktimiz vardı bu yüzden sakin ve özenli çalışmalıydık. Her hangi bi hataya mahal vermemeliydik.

Önceden detaylı temizlik yaptığımız için üstünkörü bir temizlik yapıp salonu güzelce havalandırdık. Tek tek gümüş çatal, bıçak ve kaşıkları silip masaya bir bir yerleştirdim. Sadece VIP müşterilerimize kullandığımız porselen yemek takımlarını yerleştirip Emma'ya doğru bir bakış attım. O da temiz olduğundan emin olduğu bardakları masaya yerleştiriyordu. Yemekler hazır olana kadar pek bir işimiz yoktu, bu yüzden hazırlığı yavaştan alıyorduk.

"Acaba akşam kimler gelecek. Bu kadar özen gereksiz yere değildir." dedi Emma.

Elinde kalan son bardağıda masaya bırakıp bana doğru döndü. Haklıydı bu kadar özen gereksiz yere olamazdı. Evet özendiğimiz çok toplantı yemekleri oldu ama bu çok daha farklıydı.

"Akşam öğrendiğimde sana anlatırım." deyip kendimi sandalyelerden birine attım.

...

Saat sekizi çoktan geçmişti. Yarım saattir el pençe divan restoranın girişinde gelmelerini bekliyorduk. Ama hâlâ gelen giden yoktu. Emma bugün yarım gün çalışacağı için o bu işkenceden yırtmıştı. Umarım Laura'yı alıp sağ salim eve varmıştır. Ardı ardına çalan korna sesleriyle düşüncelerimden sıyrıldım.

Restoranın önüne peş peşe beş siyah lüks araba yanaşmıştı. Sanırım beklenen kişiler gelmişti. Tekrar omuzları dikleştirip yüzümüze yapmacık bir gülümseme yerleştirdik. Arabalardan aksiyon filmlerinden fırlamışcasına sayamadığım kadar siyah takım elbiseli adam inmişti. Ama içlerinde biri vardı ki onca kalabalığın içinden seçilebiliyordu. Esmer, bir doksan boylarında, kirli sakallı ve oldukça heybetli biriydi. Anlaşılan günün yarısını spor salonlarında harcıyordu.

Arabalar bir bir restoranın önünden ayrılırken o kalabalığın yarıdan fazlası kapının önünde konumlanmıştı. Anladığım kadarıyla bütün bu kalabalık o heybetli adamın korumalarıydı. Bu adam kim ki bu kadar çok koruması vardı? Umarım başımıza bir şey gelmez. Ah Emma asıl olayı kaçıracak gibisin. Öylece kendi kendime söylenirken o patron olduğunu düşündüğüm heybetli adam ve iki koruması içeri giriş yaptı. Tam o esnada o heybetli adamla göz göze gelmiştik. Gözleri benim gözlerim gibi yemyeşildi. Şefin yapmacık öksürüğünü işittiğimde hemen gözlerimi yere çevirdim. Bariz o öksürük "Adama dik dik bakmayı kes." öksürüğüydü.

Daha sonra müdür bey ellerini önünde birleştirip "Bay Morgan, masanıza kadar size ben eşlik edeceğim efendim." dediğinde o heybetli adam sadece onaylarcasına başını hafifçe eğdi. Demek adı Morgan'dı. Hayatımda ilk defa böyle bir adamla karşılaşmıştım. Şefin neden bu kadar özen gösterdiğini şimdi daha iyi anlıyordum. Resmen bir sözüyle hepimizi yok edecek güçte biri gibiydi. Beni fazlasıyla ürkütmüştü.

Anlamadığım o kadar hazırlık bir kişi için miydi? Demeye kalmadan restoranın önüne iki araba daha yanaştı. Bu sefer ilkine göre daha az takım elbiseli adam inmişti. Patron olduğunu düşündüğüm adam ise en son inmişti. Gri takım elbiseli, kumral, bir seksen civarı, düz standart bir vücuda sahip bir adamdı. Sanırım bu gelende toplantıya katılacak diğer kişiydi.

Yanına iki adam alıp içeri giriş yaptığında tekrar yapmacık bir gülümseme takındık. Yanımıza dönen müdür bey ise bu seferde gelen diğer kişiyle salona doğru ilerledi.

"Hadi çocuklar herkes görevinin başına."

Şefin sözünü bitirmesiyle mutfağa koştum. Benim görevim hazır olan yemekleri salona götürüp servis etmekti. Yemekler çoktan servis arabasına yerleşmişti. Son güç arabayı itip solana doğru ilerledim. Bir atmış boy, elli beş kilo birisi için bu araba oldukça ağırdı. Ama şu an mızmızlanamazdım. Salona vardığımda girişte bulunan iki koruma kapıyı ardına kadar açtı. İçeri girdiğimde o ürperme tekrar gelmişti. İçerdeki kasvetli hava beni boğuyordu. Koskoca masada sadece iki kişi oturmuş muhabbet ediyorlardı. Daha doğrusu Bay Morgan dinliyor, diğeri ise canhıraş bir şeyler anlatıyordu. Beni fark ettiklerinde ise arkalarına yaslanıp servis yapmam için bana alan tanımışlardı. Önce Bay Morgan'ın yemeğini servis edip daha sonra diğer adamın yemeğine geçtim. Servis arabasında ki herşeyi masaya yerleştirip geri çekildiğim esnada Bay Morgan'la tekrar göz göze gelmiştim. Bakışları çok ürkütücüydü. İstemeden bir hata mı yapmıştım anlayamıyordum.

Salondan çıkıp doğruca mutfağa geçtim. Bu toplantı için komple restoran kapatılmıştı, bu yüzden yapacak bir işimizde yoktu. Mecburen toplantı bitene kadar buraya tıkılı kalacaktık.

"Bay Morgan..sizcede fazla olağanüstü değil miydi? O boy, o gözler.. Vücudunu saymıyorum bile..Eşi çok şanslı biri olmalı..." dedi Betty.

Betty iki gün önce işe başlayan bıcır bıcır en genç iş arkadaşlarımızdan biriydi. Cümlesi bittiğinde hayran hayran uzaklara dalmıştı. Eminim o ürkütücü adamın içinde olduğu hayaller kuruyordu. Restoranda uzun yıllar çalışmış arkadaşımız Jennifer "Benim bildiği Bay Morgan evli değil. Yıllarca çoğu toplantılarını burada yaptı. İş harici bir kadınla geldiğini dahi görmedim.Sonra bir şey oldu yıllarca gelmedi taki bugüne dek." dedi kısık bir sesle.

Çok normal. Bu kadar ürkütücü bir adamla kim olmak isterdi ki. Öylece kendi kendime düşüncelere dalmışken Betty konuşmaya devam etti.

"Demek evli değil. Acaba bir şansım olabilir mi? Benimki de laf. Öyle bir adamın bizim gibilerle ne işi olur." deyip yüzünü düşürdü.

Ciddi ciddi üzülmüştü. Yoksa gerçekten o adamdan etkilenmiş miydi? Bu kızı anlamak çok zor. Hem o adam Betty için çok büyüktü. Betty henüz on dokuz yaşındaydı. O ise tahmini otuz otuz beş yaşlarındaydı.

"Bana sorarsanız çok tehlikeli birine benziyor." deyip göz devirmiştim. Beni duyan Daniel elinde ki işi bırakıp yanıma yaklaştı. Sanırım bu konu hakkında söyleyeceği bir şeyler vardı.

Daniel de aynı Jennifer gibi burada uzun yıllar çalışmıştı. Eminim bu konu hakkında bir bildiği vardı. Yoksa tahminlerimde haklı mıydım? O tehlikeli biri miydi?

"Yıllar önceydi. Benim burda birinci yılım falandı. Yine burda bir toplantı organize etmiştik. Toplantı bitmiş hiçbir sorun yoktu. Restorandan çıkıp arabaya bineceği esnada Bay Morgan'ın arabası tarandı. Şansa omzundan bir kurşunla kurtulmuştu." deyip duraksadı.

Resmen kanım donmuştu. Sadece pür dikkat Daniel'i dinliyordum.

"Ee sonra..?" dedi Betty meraklı gözlerle.

"Sonra bu işte parmağı olan kişiler evlerinde başlarından tek kurşunla vurulmuş şekilde bulundu. Kim yaptı hâlen bilinmiyor? " dedi Daniel imalı bir şekilde.

Şu an herkes aynı şeyi düşünüyordu. Kesinlikle bunu Bay Morgan intikam amaçlı yapmıştı. Ama işte yıllarca kanıtlanamamış. Mutfağın kapısı büyük bir gürültüyle açıldığında herkes korkuyla yerinden fırlamıştı. Buna bende dahildim. Şef meraklı gözlerle bize bakıyor, bir yandan da abartılı tepkimize anlam vermeye çalışıyordu.

Şef daha fazla bize takılı kalmadan "Toplantı sona erdi.. Ortalığı toparlayıp çıkabilirsiniz." deyip mutfaktan ayrıldı. Toplantı çok kısa sürmüştü. Hemen Şefin arkasından toparlanıp salona doğru ilerledik. O esnada Bay Morgan ve diğer adam yeni çıkıyordu. Önde onlar arkada korumaları doğruca çıkışa ilerlediler. Yanımızdan geçerken Bay Morgan'la tekrar göz göze gelmiştik. Onun hakkında duyduklarım yüzünden korkuyla gözlerimi başka yöne çevirmiştim.

...

Yarım saat içinde ortalığı toparlayıp soyunma odasına geçmiştik. Hemen üzerimi değiştirip otobüs durağına yetişmeliydim. Üzerimi değiştirir değiştirmez kızlarla vedalaşıp restorandan çıktım. Otobüsü kaçırmamak için durağa doğru koşuyordum. Ama boşunaydı. Otobüse yetişememiştim. Durması için arkasından bağırsam da işe yaramamıştı. Şimdi ne yapacağım? Diğerinin gelmesi saatler sürer. Öylece kara kara düşünürken yanıma siyah bir araba yanaştı. İçinde hemen hemen benimle yaşıt iki erkek vardı.

Yan koltukta ki kişi camdan sarkmış bir şekilde "Gideceğin yere götürebiliriz güzelim. Tabi biraz eğlendikten sonra." deyip pis pis sırıtmıştı. Duymamış gibi yapıp telefonumu cebimden çıkarttım. Telefonumla ilgileniyormuş gibi yaparsam belki giderlerdi. Çok korkuyordum ama bunu onlara belli edemezdim. Bir kaç kere daha laf atmışlardı ve ben yine duymamazlıktan gelmiştim. Bu tepkim onları kızdırmış olacakki yan koltukta ki kişi bir hışımla arabadan inip karşıma dikildi. Aldırış etmeden yanından gerçeceğim esnada kolumdan tutup beni arabaya doğru savurmuştu. Arabaya çarpmamla elimde ki telefon yere düşmüştü.

Artık yardım çığlığı atmaktan başka bir çarem kalmamıştı. O kişi bunu da tahmin etmiş olacakki tek eliyle ağzımı sıkı sıkıya kapatıp diğer eliylede arabanın arka kapısını açmıştı. Sanırım şu an kaçırılıyordum. Var gücüyle beni arabanın içine fırlatıp yanıma oturdu. Her ihtimale karşı elini ağzımdan çekmiyordu.

Çok korkuyordum. Bana zarar verebilirlerdi. Eve dönemeyebilirdim. Dahası kızımı bir daha asla göremeyebilirdim. Gözlerimden birbiri ardına yaşlar süzülürken onlar ise birbirlerine bakıp gülüşüyorlardı. Şoför koltuğunda ki kişinin kahkahalar eşliğinde önüne dönmesiyle ellerini havaya kaldırması bir olmuştu. Yanımda ki kişi neler olduğunu anlamaya çalışırken arabanın tam önünde ki kalabalığı fark etmesi uzun sürmemişti. O kalabalık doğruca şoför koltuğunda ki kişiye silah doğrultuyordu. Yanımda ki kişinin camı iki kez tıklatıldığında ise bakışlarımız bu kez o tarafa yönelmişti. Bu benim için bir umut muydu? Yoksa daha beter bi bela mıydı? Bilemediğim için sessizce olacakları izliyordum.

Yanımda ki kişi korku dolu gözlerle elini ağzımdan çekmeden diğer eliyle camı açtı. Karanlıktan görebildiğim tek şey dışarda ki kişinin kemerinin tokasıydı. Şu an tam bel hizasında kalıyorduk. Dışardaki kişi iki elini camın boşluğundan içeri uzatıp avuçlarını kapının iç kısmına dayamıştı. Sağ elinde ise silah tutuyordu. Ardından gövdesini öne doğru eğerek başını ve omuzlarını cama yaklaştırıp arabanın içine doğru eğildi. Sanki arabanın içinde ki kişiye daha yakından bakmak istiyormuş gibiydi. Tamamen yüzünü gösterdiği an gözlerim yuvalarıdnan fırlarcasına açılmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

128okunma 15beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

KATEGORİMacera kitapları144 kitapKATEGORİAşk - Romantik kitapları1.513 kitapKATEGORİBilim Kurgu kitapları106 kitapKATEGORİGenç Edebiyat kitapları295 kitapKATEGORİGerilim – Korku kitapları210 kitapKATEGORİFantastik kitapları554 kitapKATEGORİHayran Kurgu kitapları211 kitapKATEGORİMizah kitapları56 kitapKATEGORİÖykü kitapları21 kitapKATEGORİŞiir kitapları149 kitapKATEGORİTexting kitapları172 kitapKATEGORİDram kitapları293 kitapKATEGORİEdebi Kurgu kitapları33 kitapKATEGORİToplumsal Roman kitapları22 kitapKATEGORİPolisiye - Gizem kitapları229 kitapKATEGORİÇocuk Edebiyatı kitapları45 kitapKATEGORİAskeri Kurgu kitapları338 kitapKATEGORİDini Kitaplar kitapları25 kitapKATEGORİPsikolojik Roman kitapları110 kitapKATEGORİÜtopya - Distopya kitapları51 kitapKATEGORİWattpad Kitapları (Vaveyla Kitapları) kitapları944 kitapKATEGORİTarihi Romanlar kitapları29 kitapKATEGORİMitolojik Edebiyat kitapları13 kitapKATEGORİYoonmin - Kore kitapları39 kitapKATEGORİDark Romance kitapları42 kitapKATEGORİAksiyon kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİGizem kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİHikaye kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİHüzünlü kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİİslam kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİKomik kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİKorku kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİMelankolik kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİParanormal kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİRomantik kitaplarıKitapları keşfetKATEGORİÜtopya kitaplarıKitapları keşfet

Kitap Temaları 77

TEMADüşmandan Aşka kitapları168 kitapTEMAZıt Kutuplar kitapları110 kitapTEMAMafya kitapları105 kitapTEMAGizli Kimlik kitapları98 kitapTEMAAşk kitapları83 kitapTEMAÇocukluk Aşkı kitapları76 kitapTEMAZorunlu Yakınlık kitapları76 kitapTEMAAkademi / Okul kitapları74 kitapTEMAArkadaştan Aşka kitapları71 kitapTEMAHuysuz x Neşeli kitapları62 kitapTEMAİkinci Şans kitapları59 kitapTEMAAnlaşmalı Evlilik kitapları56 kitapTEMA#Dram kitapları43 kitapTEMAgizem kitapları42 kitapTEMAKraliyet kitapları42 kitapTEMAKehanet kitapları40 kitapTEMASahte Sevgililik kitapları39 kitapTEMASeçilmiş Kişi kitapları39 kitapTEMAFantastik kitapları30 kitapTEMAYasak Aşk kitapları30 kitapTEMAmacera kitapları26 kitapTEMAromantik kitapları26 kitapTEMAaksiyon kitapları24 kitapTEMAgerilim kitapları24 kitapTEMAtexting kitapları24 kitapTEMAKomşudan Aşka kitapları20 kitapTEMAPolitik Entrika kitapları19 kitapTEMAaile kitapları17 kitapTEMAihanet kitapları17 kitapTEMAlise kitapları17 kitapTEMAintikam kitapları16 kitapTEMAİş Yeri Aşkı kitapları16 kitapTEMAKüçük Kasaba kitapları16 kitapTEMAArkadaşlık kitapları15 kitapTEMAkomedi kitapları14 kitapTEMABüyü kitapları13 kitapTEMAgençlik kitapları12 kitapTEMAromantizm kitapları12 kitapTEMAPatron x Çalışan kitapları11 kitapTEMA#dostluk kitapları10 kitapTEMAGeçmiş kitapları10 kitapTEMAmizah kitapları9 kitapTEMA#Şiir kitapları9 kitapTEMAacı kitapları8 kitapTEMAdark romance kitapları8 kitapTEMAeğlence kitapları8 kitapTEMAabilerim kitapları7 kitapTEMAAşk-Romantik kitapları7 kitapTEMAasker kitapları7 kitapTEMAgenç kurgu kitapları7 kitapTEMAgerçek ailem kitapları7 kitapTEMAgerçekailem kitapları7 kitapTEMAPolisiye kitapları7 kitapTEMASenKul:Maviduslersokagim kitapları7 kitapTEMA#sevgi kitapları7 kitapTEMAabimin arkadaşı kitapları6 kitapTEMAabiminarkadasi kitapları6 kitapTEMAanonim kitapları6 kitapTEMAAşiret kitapları6 kitapTEMAcadı kitapları6 kitapTEMALise aşkı kitapları6 kitapTEMAOkul kitapları6 kitapTEMAPsikoloji kitapları6 kitapTEMAPsikolojik kitapları6 kitapTEMAabiler kitapları5 kitapTEMAaşk üçgeni kitapları5 kitapTEMAaskerî kitapları5 kitapTEMACinayet kitapları5 kitapTEMAKaradeniz kitapları5 kitapTEMAkatil kitapları5 kitapTEMAkorku kitapları5 kitapTEMAkurtadam kitapları5 kitapTEMAÖlüm kitapları5 kitapTEMAsır kitapları5 kitapTEMAslowburn kitapları5 kitapTEMAsuç kitapları5 kitapTEMATutku kitapları5 kitap