2. bölüm · AYIN DÜŞTÜĞÜ GECE
KOPUKLUK
Gece…
Her şey parçalıydı.Bir ışık vardı önce. Çok güçlü, gözlerini yakan.Sonra bir ses.
Keskin. Metalik.Ve ardından… boşluk.Erkek direksiyonun başında oturuyordu.
Ellerini sıkmıştı ama elleri artık ona ait değil gibiydi.Nefesi düzensizdi.Hatırladığı tek şey vardı:
Bir korna sesi.Ve ardından fren.Gerisi yoktu.Sanki gece, hafızasından bir sayfa koparıp atmıştı.“Hayır…” dedi kendi kendine.
Ama cümle bile tamamlanamadı.Arabayı çalıştırdı.
Gitti.Ambulans sireni şehirde yankılanıyordu.Kız sedyede gözlerini açmadı.
Vücudu hareketsizdi ama hayat hâlâ içindeydi.“Omurga travması şüphesi!”
“Kaburga kırıkları mevcut!”
“Bilinci kapalı!”Bir kapı açıldı. Beyaz ışık.Ve her şey hızlandı.Sabah geldiğinde dünya sessizdi.Aşırı sessiz.Kız gözlerini açtı.Beyaz.Her şey beyazdı.Başının içinde bir ağrı vardı, sanki biri kafasını içerden sıkıyordu.Görüşü bulanıktı.
Tavanı seçemiyordu bile tam olarak.“…Neredeyim?”Kendi sesini bile yabancı duydu.Bir an durdu.Hatırlamaya çalıştı.Ama zihni boştu.Sadece parçalar vardı:Bir ışık.
Bir metal sesi.
Bir çığlık mıydı, yoksa rüzgâr mı?Birleştiremiyordu.Kapı açıldı.Bir adam girdi.Sakin bir yüz… ama gözleri dikkatliydi.“Merhaba,” dedi yumuşak bir sesle.
“Beni duyabiliyor musun?”Kız gözlerini kırpıştırdı.“Ne oldu bana?” dedi zorlanarak.Adam bir an durdu.“Bir trafik kazası geçirdin,” dedi.
“Şu an hastanedesin. Güvendesin.”Kızın nefesi hızlandı.“Ben… hatırlamıyorum.”“Bu çok normal,” dedi adam. “Beynin şu an kendini koruyor olabilir.”Kız tavana baktı.“Hiçbir şey yok…” dedi fısıltıyla.
“Hiçbir şey hatırlamıyorum.”Günler geçti.Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıktı.Omurilikte hasar vardı.
Kaburgalar kırılmıştı.Doktorlar umutlu konuşmaya çalışıyordu ama cümlelerin arasındaki boşluklar gerçeği saklamıyordu.Yürümek…Şu an uzak bir ihtimaldi.Ve en zor kısmı, fiziksel acı değildi.Durmaktı.Kız bir sabah, eline kalemi almak istedi.Ama elini kaldırdı.Ve bıraktı.Kağıt oradaydı.Ama çizgi yoktu.Moda tasarımı…Eskiden onun nefesiydi.Şimdi ise ulaşamadığı bir yer gibi duruyordu.“Ben…” dedi kendi kendine.
“Ben bunu yapamayacak mıyım?”Cevap gelmedi.Sadece sessizlik.Ve o gün, ilk kez gerçekten anladı:Hayat değişmemişti.Hayat, ondan alınmıştı.
