16. bölüm · AY SAYESİ
16 "Misafir"
"Siz... Birbirinizi tanıyor musunuz?" Dedi Thane şaşkınlıkla. Elara'nın bakışları Amiral North'ta takılı kaldı. Adamın yüzü solgundu; sakalı uzamış, gözlerinin altı morarmıştı. Ama duruşu hâlâ aynıydı. Omuzları geride, başı dik. Bir amiral gibi.
"Tanıyoruz," dedi Elara yavaşça. "Hem de sandığınızdan daha fazla." Rhenatus bir adım geri çekildi. Bakışlarını ikisinin arasında gezdirdi. İçinde kötü bir his vardı.
"Majesteleri... Demek sizi korsanlar kaçırmış." Dedi Amiral North Elara'ya bakarak. Elara başına salladı. "Hayır. Ben burada kendi isteğimle kalıyorum."
Amiral North ikna olmamış gibiydi. Korsanların yanında rahat edemediğini düşünmüştü Elara'nın.
Bu sırada Sern dikkatleri üzerine çekmek için boğazını temizledi ve gururla göğsünü kabarttı. "Biz normal korsanlar değiliz ıslak ve üşüyen adam. Biz Kaptan Rhenatus Corvin ve tayfasıyız!"
Tayfa gururla onaylayıp gülerken Amiral North başına salladı. "Biliyorum."
"Nasıl?" Dedi şaşkınlıkla Elara. "Kaptan Rhenatus ile birkaç kez karşılaşmıştık. Pek hoş karşılaşmalar olduğu da söylenemezdi. Değil mi Kaptan?" Amiral North yüzünü Rhenatus'a çevirdi.
Ancak Rhenatus Amiral North'un sorusunu yanıtsız bırakarak tayfaya döndü. "Biri bana," dedi sakin ama sert bir sesle, "neden imparatorluk filosunun en yetkili amiralinin güvertemde olduğunu açıklasın." Daha sonra ekledi. "Hemen."
Varkas ve Thane öne çıktı. "Onu suyun içinde çırpınırken bulduk. Bizden yardım istedi ve biz de onu aldık. Üzerindeki askerî üniformayı görünce onu kullanabiliriz diye düşündük."
Rhenatus derin bir iç çekti. "Bunu nasıl yaparsınız? Ya o bir yemse? Ya bir tuzaksa? Valeria dost değildir beyler! Bazı şeyleri artık ciddiye almanız gerekiyor!" Rhenatus uzun zaman sonra ilk kez tayfasına bu kadar sert çıkışmıştı. Daha sonra kılıcının kabzasından tutarak uzun ve kesin ucunu Amiral North'un boğazına değdirdi.
"Son karşılaşmamızda tamamlayamadığım şeyi tamamlamama izin ver." Dedi sonra da.
Elara bir an korkuyla öne atıldı ve Rhenatus'un kolundan tuttu. "Yapma... O iyi biri... Sen de öylesin. Birini öylece öldüremezsin."
Rhenatus öfkeyle kolunu çekerek Elara'nın elinden kurtuldu ve bağırdı. "İyi biri mi! Artık gerçeklere uyanman gerek küçük hanım. Biz. İyi. İnsanlar. Değiliz. O küçük kafanda nasıl bir dünya kurdun bilmiyorum ama bunu anla artık. Korsanız biz ve hiçbir korsan iyi değildir!"
Daha sonra o sinirle Amiral North'a döndü. "Şimdi gelelim sana."
Elara birkaç adım geri çekilmişti. İşittiği sözler o denli kalbini kırmıştı ki ne yapacağını bilememişti. Buradan hemen uzaklaşmak istiyordu.
"Gemimde Valeria'lı birini istemiyorum!" Diye bağırdı Rhenatus. Aslında bu öfkesinin tek nedeni içindeki geçmek bilmeyen huzursuzluktu. Aslında bu sözler ağzından çıkar çıkmaz pişman olmuştu ancak artık geri dönülemezdi.
Thane ve Sern anında Elara'ya baktılar. Elara geride, olanları seyrediyordu. Öfke karışık hayal kırıklığıyla gözleri dolmuş gibiydi. Ellerini sıkıca yumruk yapmıştı. Sern yavaşça Elara'nın yanına yanaşıp kulağına eğildi. "Seni kastetmedi prenses. O sadece... Fazla öfkeli."
Elara cevap vermedi. Amiral North doğrudan Rhenatus'a baktı. "Volt'un her yerde sizi aradığından haberiniz vardır herhalde."
Rhenatus kaşlarını çattı. "Ee?"
"Beni öldürmezsen sana orada ne olup bittiğini anlatırım." Sesi kendinden oldukça emin geliyordu. Bir an kararsızlıkla Elara'ya baktı ancak hemen sonra yeniden Rhenatus'a döndü.
"Sana nasıl güvenebilirim?" Dedi Rhenatus.
"Orası sana kalmış. Eğer müttefik olursak size çok yardımım dokunur. Böyle giderse Volt sizi yakın bir zamanda bulacak."
"Volt" ismini duyan Elara'nın elleri titremeye başladı. Bu iş ona oldukça endişe veriyordu ve onun kendilerini bulma ihtimali tam bir felaket olurdu.
Rhenatus'un gözlerinden bir an karamsarlık geçti. Bu adama asla güvenemezdi, biliyordu. Ancak daha fazlasını öğrenmekte fayda vardı. Hiçbir şeyi riske atmak istemiyordu.
O an babasının sözü aklına geldi: "Bugün bir misafirin var Rhen. Ona iyi bak."
O misafir... Amiral North olabilir miydi?
"Bir düşün. Nasıl bir yem olabilirim ki? Kimse deniz kuvvetlerinin en yetkili amiralini yem olarak kullanmaz. Ayrıca, nasıl onlara haber ulaştıracağım? Güvercinle mi? O iş imkansız. Volt beni öldürmeye çalıştı. O yüzden buradayım. Eğer beni öldürmez ve bana yardım edersen sana her şeyi anlatırım. Volt sandığınızdan daha tehlikeli oynuyor."
"Gözüm üstünde amiral. En ufak ters hareketinde önce kafanı vücudundan ayırır sonra balıklara yem ederim." Rhenatus kılıcını yavaşça amiralin boğazından çekerek, aşağı kaydırdı ve düğümü keserek adamın serbest kalmasını sağladı.
"Sern, Alvis üstünü arayın."
Sern ve Alvis kendilerine verilen görevi yerine getirirken Rhenatus, Elara'ya baktı. Az önce öfkeyle ağzından çıkan kırıcı sözlere alınıp alınmadığını merak ediyordu. Bir an Elara ile göz göze gelince onun yanına gitmeye yeltendi ancak Elara hemen bakışlarını ondan çekti ve Amiral North'un yanına gitti.
"İyi misin?"
"Ben iyiyim majesteleri. Ya siz iyi misiniz?" Daha sonra Elara'yı baştan aşağı süzdü. O artık resmen başka biri gibi görünüyordu. "Bir korsan gibi görünüyorsunuz." Dedi garipseyerek. Elara güldü. "Evet. Artık prenses değilim Amiral North. Bu yeni kimliğimi daha çok seviyorum."
Amiral North, Elara'nın kulağına yaklaştı ve fısıldadı. "Eğer tüm bunları zorla söylüyorsanız bana teşekkür edin, ben anlarım."
Elara belli belirsiz gülümsedi ve konuşmadan geri çekildi. "Üstünde bir şey yok kaptan." Dedi Sern. Rhenatus başıyla onayladı. "Şimdi, anlat. Neden denizde yüzüyordun ve bu soğukta nasıl hayatta kaldın?"
"Volt beni öldürecekti, ben de o beni öldürmesin diye denize atladım. Nasıl hayatta kaldığıma gelirsek, ben yıllarca eğitim aldım. Soğuk denizde sürekli hareket edip yüzerek vücudunuzda ısı üretirsiniz, bu da donma riskini azaltır."
"Kullanırız biz bunu. Yaz kafana." Dedi Thane, Alvis'e.
Rhenatus'un gözleri kısıldı. "Volt neden seni öldürmek istedi?"
"Çünkü," dedi sonunda Amiral North, sesi alçak ama netti, "ben batının bir aldatmaca olduğunu ilk günden beri biliyordum." Rhenatus'un kaşları çatıldı. Tayfa sessizleşti.
"Batının aldatmaca olduğunu mu?"
"Evet. Volt bunu anında anladı çünkü denizin içinden bir mühür bulduk. Kraliyet mührü. Bu da gemiye Valeria gemisi süsü verildiğine işaret ediyordu."
Rhenatus tayfaya döndü kafası karışmış bir biçimde. Alvis panikle öne çıktı. "O şeyi ben çıkardım kaptan. Ama suyun içine girip en diplere bakacak kadar ileri gideceklerini düşünemedim. Özür dilerim." Sesi oldukça mahçup geliyordu.
Amiral North bir an sustu. Bakışlarını güvertenin ıslak tahtalarına indirdi. Sanki o an konuşmak istemiyordu; sanki ağzından çıkacak kelimeler onu yeniden denizin içine itecekti.
"Volt," diye devam etti Amiral North, "kendi doğrularının sorgulanmasına tahammül edemez. Emirlerinin değil tartışılmasını, düşünülmesini bile kendine hakaret sayar."
Başını kaldırdı, gözleri Rhenatus'unkilerle buluştu. "Batıya saplantılıydı. Her işareti, her ipucunu kendi lehine eğip büküyordu." Elara istemsizce bir adım yaklaştı.
"Ben ona doğuyu söyledim" dedi Amiral North sakin bir tonla. "Daha en başından. Tüm olanları düşününce hepsi doğuyu işaret ediyordu. Ama Volt dinlemedi."
Rhenatus’un çenesi sıkıldı. "Onun için mesele prenses değildi. Mesele haklı çıkmaktı. Yanıldığını kabul etmektense beni susturmayı tercih etti."
Sern dişlerini sıktı. "Yani..."
"Yani," diye sözünü kesti Amiral North, "ona 'yanılıyorsun' dediğim anda, benim ölüm fermanım yazıldı."
Elara'nın nefes alışverişleri hızlanmaya başladığı anda yüz ifadesi değişti. Volt... Onları bulacaktı. İçinde panik haliyle fırtınalar kopuyordu. "Bizi bulacak. Bizi bulup onları öldürecek, benim hayatımı da zindan edecek. Her şey bitti... Biz bittik." Diyordu içten içe.
Rhenatus bunu fark ettiği an yanına gitmek istedi ama yapamadı. Varkas sessizce mırıldandı. "Volt yine bildiğimiz gibi. Tüm bunların nedeni kibir."
"Kibir," diye onayladı Amiral North. "Ve korku. Yanıldığını herkesin anlamasından korkuyordu."
Rhenatus birkaç adım attı, amiralin tam karşısında durdu. "Seni nasıl öldürmeyi planlıyordu?"
"Kaza süsü vererek." Amiral North başını yana eğdi. "Ama ben ona bu zevki tattırmadım."
"Elinden kaçtın."
"Denize atladım," dedi Amiral North. "Onurun kalmadığında, hayatta kalmak artık daha büyük bir mesele olur."
Rhenatus bir süre konuşmadı. Gözleri denizin karanlığına kaydı. Dalgalar geminin bordasına vururken yavaşça konuştu. "Demek Volt seni kibri yüzünden öldürmek istedi." Sonra başını kaldırdı, sesi sertleşti. "Bu oldukça tanıdık bir hikâye."
Daha sonra tayfasına döndü. "Siz dördünüz, amiral ile konuşun. Volt'un gemisi, Valeria sarayı... Her şeyi öğrenin." Ardından Elara'ya baktı. "Sen de benimle gel. Volt hakkında ne biliyorsun, hepsini anlat."
