4. bölüm / 12
ATEŞ VE BARUT3Bölum Panik Atak
Bölümler 12Şu an: 3Bölum Panik Atak
- 1 🖤 TANITIM 👑420 kelime
- 2 1 Bölum Ateş ve Barud931 kelime
- 3 2. Bölüm: Kapıdaki Fırtına566 kelime
- 4 3Bölum Panik Atak622 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4Bölum Kim Kimi Yakacak812 kelime
- 6 5 Bölüm Kül ve Kıvılcım628 kelime
- 7 6 Bölüm karakter tanıtımı124 kelime
- 8 7Bölum Küllerinden Doğmak725 kelime
- 9 8 Bölüm: Yeni CEO692 kelime
- 10 9Bölum Seni Savaşın1.181 kelime
- 11 10 Bölüm Tehlikeli Oyun470 kelime
- 12 11Bölum Tehdidin Gölgesinde708 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateş Alkan, hayatı boyunca karşılaştığı onca ölüm tehdidini, mermiyi ve ihaneti bir kenara bırakmıştı; çünkü şu an küçük bir salonun ortasında, üstünde pembe pijama takımları, dağınık saçlarıyla ona meydan okuyan bir kadınla karşı karşıyaydı. Öfkesi az önce yaşadığı şaşkınlığın altında ezilmiş, yerini tehlikeli bir sessizliğe bırakmıştı. Karşısındaki kadın, polise gitmekle, cüppesini yüzüne çarpmakla tehdit ederken gözlerindeki o inatçı ateşi bir an olsun söndürmüyordu.
Ateş, yavaşça bozulan kaşlarını düzeltti ve o meşhur, buz gibi tehlikeli gülüşünü dudaklarına yerleştirdi. Bir adım öne atarak Defne'nin boy farkına aldırmadan aradaki mesafeyi kapattı. Sesini alçak ama o odadaki havayı bıçak gibi kesen tok bir tonla çıkardı:
"Bittiyse, şimdi nefes almayı kesip beni dinleyeceksin, Avukat Hanım," dedi Ateş, dişlerinin arasından. Göz bebekleri karanlık bir dehliz gibi kararmıştı. "Sen o dosyayı imzalarken kimin tetiğini çektiğinin farkında bile değilsin. O serbest bıraktığın adam, masum bir fukara değil; benim düşmanlarımın ellerindeki zehirli bir bıçak. Ve sen..." diyerek parmağını Defne’nin az önce onu ittirdiği göğsüne doğru salladı, "...benim sahneme izinsiz, amatörce ve elinde sopayla daldın."
Defne, adamın bu kadar sakin ama ölümcül bir tonda konuşmasına ilk an irkildi. Ancak geri adım atmadı, aksine çenesini daha da dikleştirdi. Tam o sırada, Ateş’in üzerine doğru attığı baskılı adımda genç kadının eli yanlışlıkla Ateş’in sol omzuna, yakın zamanda silahla aldığı o derin ve kapanmamış yaranın tam üzerine çarptı.
Ateş acıyla hafifçe yüzünü buruşturup dişlerini sıktı; üzerindeki koyu renk ceketinin altından omuzuna doğru sızan hafif sıcaklığı fark etmek zor olmamıştı. Defne adamın anlık olarak kasıldığını ve yüz ifadesinin değiştiğini görünce bir anlığına durdu. Eli refleks olarak kalbine gitti; az önce evinde yaşadığı o ani baskın ve korku, panik atak krizini tetiklemek üzereydi. Nefesi boğazına dizildi, odadaki havanın çekildiğini hissetti.
Ateş, kadının bir anda kireç gibi beyazlayan yüzünü, eli kalbinde soluk soluğa kalışını görünce öfkesini unuttu. Çatık kaşlarıyla kadını süzerek, sesinde istemsiz bir endişeyle sordu:
"İyi misin sen? Hastamısın mısın?"
Defne, derin bir nefes alarak zorla da olsa dikleşti. Gözlerindeki o korku dalgasını hırsla bastırıp öfkeyle Ateş'in yüzüne baktı, dişlerinin arasından soluk soluğa çıkıştı:
"Sana ne benim sağlığımdan! Her seni görende böyle oluyor, senden korktum işte! Git buradan, defol!"
Aradan geçen iki gün, Defne için adeta bir kabusun başlangıcı gibiydi. Adliyeye adım attığı an, havadaki gerilimi teninde bile hissediyordu. Koridorda hızlı adımlarla yürürken sekreteri nefes nefese koşarak önünü kesti:
"Defne Hanım... Yetişin! Başsavcı seni acilen odasına çağırıyor. İçeride... İçeride çok tehlikeli biri var, çok sinirli!"
Defne başını salladı, cüppesini omzuna atıp soluklandırıcını çantasında kontrol ettikten sonra emin adımlarla başsavcılığın kapısına yöneldi. Kapıyı tıklatmadan içeri girdi ve arkasından sertçe kapattı. Masanın arkasında başsavcıyı göreceğini bekliyordu; ancak koltuğa bacak bacak üstüne atmış, sol omzundaki sargının üzerine düşen koyu ceketli o inatçı adamı, Ateş Alkan’ı karşısında buldu.
Odaya adım attığı o saniye, içindeki o baskı tavan yaptı. Defne’nin kalbi yine göğüs kafesini çekiç gibi dövmeye başladı. Gözleri karardı, bacaklarına ani bir titreme yayıldı ve odanın ortasında kalbi delice çarparak sarsıldı; panik atak yine nüksetmişti. Nefesi boğazına düğümlendi, elleri titreyerek masanın ahşap kenarına tutundu.
Ateş, kadının bir kez daha o beyaz yüzle sarsıldığını, nefes almakta zorlanıp masaya tutunduğunu görünce oturduğu yerden hırsla fırladı. Aralarındaki o buz gibi hava bir anda dağıldı. Hızla Defne'nin yanına ulaştı, kollarından tutup destek olmak istercesine gözlerinin içine baktı ve sordu:
"Yine mi? İyi misin sen... Hastamısı mısın?" sen
Defne, başını geriye atıp o titreyen elleriyle Ateş'in göğsünden itti. Gözlerinden alev alev öfke akarken, soluk soluğa ama azametli bir sesle bağırdı:
"Bırak beni! Sana hastayım ya da değilim dedim, kime soruyorum! Burası adliye, senin mafya cirit atacağın yer değil! Defol git odamdan, yoksa bu kez gerçekten yemin ederim yakarım seni!"
Ateş, karşısında canıyla boğuşurken bile kükremekten vazgeçmeyen bu kadına bakarken ne yapacağını bilemedi. Dudaklarında istemsiz ama tehlikeli bir tebessüm belirdi.
"Yakarsın demek, avukat hanım?" diye fısıldadı Ateş, başını biraz eğerek yüzüne yaklaştı. "Göreceğiz bakalım kim kimi yakacak."
Bölüm etkileşimi
