9. bölüm · AŞKŞİFA - YARI TEXTİNG
9. ŞİFA
Selam canlarımm❤️🩹
Herkese sevdikleriyle birlikte mutlu, huzurlu, sağlıklı bayramlar diliyorum🫶🏻
Keyifli okumalar dilerimm❤️
*******
"Yenge sen, o, annem, siz... Ne yaptınız ya?!"
Annem ve yengem bana sormadan Cuma günü için tanımadığım bir insanla randevu ayarlamışlardı.
"Kız alt tarafı date ayarladık evlen demedik sakin ol. Bende istemezdim ama annemi benden iyi tanıyorsun. Birşeyi kafaya koydu mu yapar."
Derin derin soluklad alıp vererek sakinleşmeye çalışıyordum.
"Bak yenge, ben kimseyle görüşmeye gitmiyorum, herkes kendi hayatına bakıyor. Tamam mı? Zamanında bana yaşattıklarını bir sana bir Yaren'e anlattım biliyorsun. Daha fazla hayatıma karışmasınlar. Benden bu kadar." Soluklanıp devam ettim. "Ha illa annem o kadar zorluyorsa ya abimi ya da her ne kadar nefret etsem de babamı devreye sokarım. Bunu da bilin!"
Ardından onun da suratına kapattım.
Serhat anlamayan bakışlarla bakıyordu.
Ama şimdi açıklamayacaktım.
Eğer açıklasaydım sinirden ağır konuşur onun da kalbini kırabilirdim.
Sakinleşmeye çalıştım iyice.
Serhat birden koltuktan kalktı ve bana doğru yürüdü. Önümde diz çöktü ve bir elini yanağıma koyup başparmağıyla usulca okşadı.
"Sana cici bebe yapayım mı?" Diye sordu yumuşak sesle.
Yutkundum ve "İstemiyorum." Diye mırıldandım.
"Peki, ne yapmak istiyorsun?"
"Bilmiyorum."
"Nasıl hissediyorsun?" Diye sordu.
"Yorgun."
"Nasıl bir yorgunluk?
"Sırtımda bir yük var gibi... O yükün ağırlığıyla eziliyor kalbim." Diye yanıtladım.
"Desteğin olmamı ister misin?" Diye sorunca anlamaz bakış attım ona.
"Ne?"
"Sen iste Nehir, sırtındaki yükünü sırtlanıp ezilmekten kurtarırım seni. Sen iste, sana destek olayım. Aynı senin bana yaptığın gibi."
Yok arkadaşlar kalp diye birşey kalmadı çünkü fazla hızdan yerinden fırladı.
Bunu hangi anlamda dediğini bilmiyordum.
Benim ona yaklaştığım gibi mi yoksa aşk anlamında mı?
İçimden bir ses 'evet' dememi, diğer bir ses 'hayır' dememi söylerken kararsızdım.
Henüz aşka hazır değildim.
Bu yüzden ona yaklaştığım tavır gibi olmasını umarak başımı salladım.
Aldığı cevapla gülümseyip ayağa kalktı ve koltuğa geri oturdu.
Bir eliyle dizine vurunca kaşlarımı çattım.
Fesat düşünmesenize olumm hsjsjsj
"Ne yapıyorsun?" Diye sordum.
"Yat." Dedi sadece.
Usulca yanına gittim sorgulamadan ve başımı dizine koyup koltukta ayaklarımı uzattım.
Bir eli saçlarımı okşamaya başlamıştı.
"Ben küçükken annem, yorulduğumu gördüğü zamanlar beni dizine yatırır, başımı okşardı. 'Uyu oğlum,' derdi. 'Uyandığında tüm yorgunluğun geçecek.'"
Konuşması bittikten sonra yorgunlukla gözlerimi kapattım.
"Ne zaman içinde verdiğin savaşı bana anlatacaksın?" Diye sordu.
Haklıydı. Artık anlatmam gerekiyordu çünkü o anlatmıştı.
Ama korkuyordum.
O henüz illeti bırakmış sayılmazdı.
Evet bırakmaya çalışıyordu ama krizleri geçmemişti.
Bir gün tekrar başlamayacağının garantisini bilemezdim.
Korkum yine ağır basarken ve uyku beni içine çekmeye başlarken yanıtladım.
"Belki yarın, belki daha sonra..." diye mırıldandım ve kendimi bulunduğum konumu umursamadan uykuya teslim ettim.
Gözlerimi çalan telefon sesiyle açtığımda Serhat'ın bir şey dediğini duydum ama ne dediğini anlamadım.
"Efendim?" Diye açtı telefonu. Bir eli hala saçımdaydı.
"Gerek yok çiçeğim, dışarıdan sipariş vereceğiz. Tamam mı? Görüşürüz."
Cebimden kendi telefonumu çıkardım. Saate baktığımda henüz 10 dakika uyuduğumu fark ettim.
Tuhaf... O bile yetmişti.
Yattığım yerden doğrulurken "Biraz daha yatsaydın." Dedi.
Tabii ona hava hoştu. Ters olduğunu düşündüğüm bir bakış atıp gözlerimi devirerek güldüm.
"Ne yiyeceğiz? Bende acıktım fena." Dedim.
"Seçenek bol. Hamburger, pizza, döner, çiğ köfte, lahmacun."
Durup düşündüm. Uzun zamandır hamburger yememiştim.
9 yıldır yemiyorsun amk.
Harbi o kadar dayandım mı lan ben?
Doğruydu. En son 7. Sınıfta okul çıkışında Zafer Plaza da yemiştim.
"Şey..." diye mırıldandım çekinerek.
"Ney?"
"Ya, modern kültür kölelerinden değilim. Aslında direkt döner derdim ama canım hamburger çekiyor. Sana da uyarsa hamburger sipariş etsek?"
"Olur. Soğansız big mac söylüyorum o zaman üçümüze?"
"Olur. Yanına ekstradan barbekü sos ister misin? Çok lezzetli oluyor da."
"Tamam. İçecek?"
"Kola."
"Tamam o zaman. Ben arayayım da geleyim." Diyerek koltuktan kalktı ve salondan çıktı.
Düşünsenmeye başladım.
O bana üstü kapalı bir şekilde geçmişini anlatmıştı.
Hemde ben dert ortağı olmayı o anlatmadan önce kabul etmiştim.
Anlatmamda bir sakınca yoktu bence.
Bu gece anlatacaktım. Kararımı vermiştim.
✨️
Yemeğimizi yerken çalan telefonumun sesiyle elimdeki hamburgeri kağıt kutusunun içine bırakıp arayana baktım.
Abim arıyor...
Yaren ve Serhat'ın duyacağını umursamadan yanıtladım.
"Efendim abi?"
"Güzelim duyduklarım doğru mu?" Kaşlarımı çattım.
"Ne duyduğuna bağlı."
"Annemin bulduğu Fırat adlı adamla konuşmak istememişsin. Belki arkadaş olurdunuz?"
Abim, benim cinsiyet fark etmeksizin arkadaş edinip onlarla vakit geçirmemi, tek başıma evde boş boş içime kapanık oturmamamı istiyordu.
Ama dediğine şaşırdım.
"Abi ne arkadaşı? Annem onu damat yapmak istemiş, reddettim. Ayrıca illa erkek bir arkadaşım olmasını istiyorsan var zaten."
"Ne?" Sonda söylediğim şeye takılmıştı. "Kim?"
"Eee, şey..." dedim ne cevap vereceğimi bilemeyerek.
"Serhat mı yoksa?" Diye sorduğunda aniden "Ne?!" Diye yükseldim.
Anladı mı acaba lan?
"Serhat ile arkadaş mısınız yoksa bir arkadaştan fazlası mı?"
Adrien senin için sadece bir arkadaş mı yoksa bir arkadaştan fazlası mı? Bunu düşünmek için en iyi an bu!
Abimin sorduğu soruyla Uğur Böceğindeki bu sahneyi hatırlamamla durdum.
Serhat ile arkadaş mıydık yoksa arkadaştan fazlası mı?
"Nehir? Orada mısın abicim?" Dediğinde kendime geldim.
"Şey, abi... Yemek yiyoruz da, yarın konuşsak olur mu?"
"Peki abim. Ama yarın net konuşuyoruz, tamam mı?"
"Tamam abi, görüşürüz." Diyip telefonu kapattım.
"Ne oldu abla?" Diye sordu Yaren.
İkisinin de bakışları bendeydi.
"Annem bana görücü bulmuş da, onu konuşuyorduk." Diye yanıtladığımda Serhat aniden içtiği suyu püskürttü.
Kız yazık kalbine inecekti çocuğun!
"Ne?!" Diye sordu Yaren şaşkınlıkla.
"Ne demek görücü lan?!" Serhat'ın aniden yüksek çıkan sesiyle irkildim.
"Neden ki?" Diye soran Yaren'e döndüm.
"Annem beni evlendirmeye çalışıyor. Biliyorsun, karışmadığı şey kalmamış gibi buna da karışıyor."
Yaren dediğimi anlamıştı. Ama Serhat hala sinirliydi.
"Ne bu evlendirme, görücü merakı lan?"
"Abi sakin ol-"
"Ne sakini Yaren?" Diyerek Yaren'e döndü. "Lan ben yıllardır gözlerinin önlerindeyim. Beni görmüyorlar da elalemi mi görüyorlar?!" Sonra masadan kalkıp salondan çıktı.
"Nereye?" Diye seslenerek ayaklandı Yaren.
"Cehennemin dibine!" Diye bağıran Serhat'ın sesinden sonra çarpan kapı bir kez daha irkilmeme neden oldu.
Yaren yerine otururken ben dalgındım
Serhat'ın isyanı haklıydı. Ona hak veriyordum.
Ama daha cevap vermeme izin vermeden bağırıp gitmesi istemsizce geçmişe gitmeme sebep oldu.
Bir dakika.
Geçmiş mi?
Geçmiş...
"LAN!" Diye yükseldim birden.
"Ay ne oldu?" Diye sordu Yaren korkuyla.
"Lütfen o illeti kullanmaya gitmemiş ol Motorcu." Diye söylenerek masadan kalktım. "Yaren sen kal ablacım. Toparla buraları. Ben abini alıp geliyorum, tamam mı?"
"Tamam." Diye kabul etti anında.
Hızlıca salondan çıktım. Ellerimi yıkayıp havluyla kuruladım ve sonra dış kapıya çıkıp ayakkabılarımı giyerek evden çıktım.
Mahalleye indiğimde telefonumla Serhat'ı aradım.
İlk arayışımda açmadı. Oflayarak tekrar tekrar denedim.
8. Çalışta açtı.
"Efendim." Sesi mesafeliydi.
"Neredesin?" Diye sordum hızla.
"Ne yapacaksın?"
"Konum at, geliyorum." Dedim.
"Gelme."
"Geleceğim."
"Gelmeyeceksin
"Şansını zorlama Sergavat, geleceğim. Konum at." Dedim. Cevap vermeyip suratıma kapattı.
"Senin avradını..."
Lan avradı sen oluyorsun mal.
Ne avradı Kürt müyüz gerizekalı?
Damarlarında Kürt kanı var ya
Lan annem Erzurumlu diye ben de mi Kürt oluyorum?
Ne bileyim?
Bilmiyorsan niye öyle diyorsun?
Sövme diye
Sana ne amk ister söverim sövmem.
Öf amma konuştun ha gidiyom ben
İç sesimle konuşmayı bıraktığımda telefonuma bildirim geldi.
Motorcu: Konum📍
Siz: İnşallah düşündüğüm şeyi yapmamışsındır Serhat.
Siz: Eğer düşündüğüm şeyi yaptıysan beni ebediyen unut!
Çevrimdışı
Whatsapptan çıkıp arama yerinden buraya yakın taksi durağının numarasını çevirdim. Taksi çağırdıktan 5 dakika sonra geldiğinde şoföre konumu gösterdim.
Yaklaşık 10 dakika sonra konuma geldiğimizde parayı ödeyip indim.
Ana yol gibi bir yerdi burası. Ama yayalar için kaldırım vardı.
Motorunu gördüğümde oraya ilerledim. Yaklaştığımda kaldırımda oturan Serhat'ı gördüm.
"Karadeniz Gözlü?"
"Motorcu?" Dedim ve tam önünde durdum. "Neden buraya geldin?"
"Dertlenince buraya gelirim."
"Anladım..." diye mırıldanarak yanına oturdum.
"Ailem çocukluktan beri attığım her adıma karışırdı. Giydiğim kıyafetten tut, arkadaşlarıma hatta mesajlaşmama bile."
Bakışları bendeydi. Dikkatle dinliyordu.
"Bir zaman sonra tesettüre zorladırlar. Kulak asmadım. Bir gün... Birşey yaptım."
Bakışlarından yanlış anladığını düşündüm. "Kötü birşey değil."
Sonra devam ettim.
"Bizim o zamanlar durumumuz o kadar iyi değildi ama kötü de değildi. Orta gelirli bir aileydik.
Ben çocukluk hayalim olan oyunculuk için tiyatro kursuna kayıt oldum, tek başıma. Ailem tiyatroya olan tutkunumu biliyorlardı ama hiçbir zaman önemsemediler, önemsenmedim.
Biraz zaman geçti. Ailem birşekilde tiyatroya gittiğimi öğrenmişler. Çok... Büyük tepki verdiler. Şiddetle karşı çıktılar. Hayalim olduğunu söyledim, umursamadıklarını söylediler. Kalbimi çok fazla kırdılar."
Derin bir nefes alıp verdim.
Keşke sadece öyle olsaydı. Ama sadece bununla kalmamıştı. Psikolojik şiddet, gerçeğe dökülmüştü ilk ve son kez. Lakin bende hep travma olarak kaldı...
"Sonra yine birşey öğrendim." Bakışladında merak gördüm. "Babamı senin kullandığını kullanırken yakaladım."
Gözlerinde hem şaşkınlık hem de hayret vardı.
"En kötüsü de ne biliyor musun? Annem bunu biliyormuş, herşeyin farkındaymış ama sessiz kalmış. Öğrendiğimde ne şaşırdım ne üzüldüm. Babam kendisi yaptı kendisi etti sonuçta. Ona bir şey olmadı. Annem de biliyordu ama nafile, ona da birşey olmadı. Ama olan bize oldu.
Annem ve babam her ne kadar çocuklarını seviyor olaral gözükseler bile çocuklarının psikolojilerini ve ruhlarını çok güzel altüst ettiler.
Bunları sana anlatıyorum çünkü sen bana güvendin. Bende sana güvenmek istiyorum. Lütfen güvenimi kırma, olur mu?"
"Kırmam, asla." Dedi anında.
Gülümsedim. "Sen sofrada beni mi kıskandın?"
"Nereden anladın?"
"Sence?" Diye sordum ve ciddiyetle devam ettim. "Yaren'i korkuttun. Beni de öyle-"
"Özür dilerim. Aniden ne oldu bilmiyorum. Görücü lafını duyduğum an sinirlendim sebepsizce. Sonra ağzımdan o sözler çıkıverdi işte..."
"Buraya gelmenin nedeni sakinleşmek için miydi?"
Başıyla onayladı.
"Peki düşündüğüm şeyi yapmadın, değil mi?" Diye sordum cevabından korkarak.
"Ne düşündün ki?" Diye sordu merakla. "Buraya geldiğimden beri tek yaptığım oturup motorumla bakışmak."
"O 'şey'i kullanmadın yani?" Diye sordum masumca.
"Kullanmadım güzelim."
Güzelim kelimesini kullandığı an kalp atışlarım hızlandı.
Tabii, bunu bilmese de olurdu.
"Gidelim mi o zaman artık?"
"Gidelim."
Ayağa kalktık. O, motora binmeden önce kendi kaskını benim kafama taktı.
Çünkü multi ultra gerizekalı bir varlık olan ben, evden çıkarken yanıma Yaren'in kaskını almayı unutmuştum.
Ben motora bindiğimde o da bindi ve bizi eve götürdü.
Biz mi,ne ara lan?
Ya lafın gelişi amk.
Hee anladım.
İç sesime içimden söverken uykumun geldiğini hissettim.
Bir an önce eve gitmek, Yaren'le dertleşmek ve uyumak istiyorum...
Bölüm Sonu
