5. ŞİFA

Vaveyla Yazarı: Ada. F.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: 5. ŞİFA

Marketteydik ve benim aldığım ilk şey 2 kutu süttü.

"Önce eve lazım olanları alalım." Dedim reyonlara bakarak.

"Tamam o zaman. Makarna, pirinç, bulgur ve mercimek alalım."

Hemen o reyonlara gidip dediklerini aldım ve yanına gidip elimdeki paketleri market arabasının içine koydum.

"Başka ne lazım?" Diye sordum.

"Sen ne istiyorsan o."

Ama böyle demeye devam ederse harbi iflas ettiririm ben ona.

"Deme şunu! İflas ettiririm seni bak!" Dedim düşüncelerimi dile getirerek.

Güldü.

"Ettir. Boynum kıldan ince."

"Emin misin?"

Başıyla onayladığında ilk gittiğim reyon cici bebe reyonuydu.

Evet, çocukluğumdan beri bıkmadan yediğim nadir tatlardsn biriydi cici bebe bisküvisi.

Bir paket cici bebe bisküvisi aldım.

Gözlerim Serhat'a kaydı. Aslında fiziği güzeldi ama bağımlı olmasının verdiği etkiyle az yemek yiyordu.

Onu düşünerek bir paket çikolatalı yulaf aldım.

Sade yulaf yemeyi sevmiyordu. Tadının buğday gibi olduğundan yakınıyordu. Bu yüzden çikolatalı almıştım.

Elimdeki paketleri arabaya koydum. Sonra abur cubur reyonuna yürüdüm.

Akşam yemekten sonra sufle veya browni yapmayı düşünüyordum. Bu yüzden parmaklarımın ucunda yükselerek reyonun üst kısmından 3 paket kalıp çikolata aldım.

Pasta malzemeleri reyonuna geldiğimde kabartma tozu, vanilya ve pudra şekeri aldım.

Elimdeki paketler çoğalınca arabaya koydum.

Gözlerim kakao reyonunu aradı. Bulamayınca kaşlarımı çattım.

Kesin gözümün önündeydi ama ben görmüyordum.

"Ne arıyorsun?" Diye sordu Serhat.

"Kakao paketlerini görebiliyor musun?" Diye sordum ona dönerek.

"Orada." Diyerek işaret parmağıyla üst rafı işaret etti.

Parmaklarımın ucunda yükselerek bir paket almaya çalıştım ama yapamadım.

Şansımı deneme amaçlı birkez daha yükseldiğimde arkamdan damarlı bir el, almaya çalıştığım kakao paketini aldı.

Şaşkınca kafamı çevirdiğimde görmeyi beklediğim şey Serhat ile burun buruna gelmemiz değildi.

Kesinlikle değildi.

"Niye can çekişiyorsun? Söylesene bana!" Diye sitem ederek çekildiğinde parmaklarımın ucunda yükselmeyi bırakacaktım ki dengemi kaybedip geriye doğru sendeledim.

Tam düşeceğim sırada belime dolanan damarlı kolları buna engel oldu.

Hint dizisi mi çekiyoz bu ne romantiklik amk.

Güzel anlarımın katilisin iç ses...

Ben belimdeki ellerinin şokuyla onun gözlerine, o ise incinmemden korkar gibi bana endişeyle bakıyordu.

Gözleri dudaklarıma kaydığında istemsizce bende onunkilere bakarak yutkundum.

"Püü, gençlerde edep kalmamış! Yazık!" Diyen bir teyzeyi duyduğumuzda elektrik çarpmışçasına birbirimizden ayrıldık.

"Teyze!" Dedim telaşla. "Düşündüğün gibi bir şey yok! Düşüyordum, kurtard-"

"Tam olarak düşündüğün gibi teyzecim ve bu sizi hiç ilgilendirmez! Başkalarının edeplerini sorgulayacak en son insan bile değilsiniz!" Diye sertçe çıkıştı Serhat.

Ben Serhat'a hayretle bakarken teyze cıkcıklayarak "Terbiyesiz!" Dedi ve bizim olduğumuz reyondan uzaklaştı.

Serhat bana baktığında yutkunarak gözlerimi kaçırdım.

Az önce ne yaşandı amk

O elindeki paketi arabaya koyarken
"O nasıl kol, o nasıl el, o nasıl ses anasını satayım..." Diye mırıldandım.

Duymadı.

Duymasın zaten amk ego yığını iki saat kendini överdi

Sövmesene iç ses.

Ayrıca takıldığın şeyi sikeyim o kadar şey yaşandı tek takıldığın şey bu mu aq

Derin bir nefes aldım ve içimden sabır çekerek tekrar abur cubur reyonuna geldim.

Kendime vişneli, Yaren ve Serhat'a çikolatalı popkek aldım. Onları da arabaya attıktan sonra durdum.

Gözüme büyük marketin en sevdiğim yeri takılmıştı.

Kitap bölümü...

"İflas ettiririm dediğin bu mu güzelim?" Diye sordu Serhat alayla aldığım ürün sayısını kastederek.

Ona sinsi bir bakış attım.

"Bu daha başlangıçtı. İflas ettirmemi istemiyorsan şimdiden söyle yoksa sonucuna karışmam." Dedim.

"Ettir dedim, Karadeniz gözlü. İflas ettir beni."

"Eyvallah, benden günah gitti." Diyerek kitap bölümüne ilerledim.

Öncelik olarak Kardeşimin Koruyucusu ve Çalıkuşu adlı romanları aldım elime.

Sonrasında okumak istediğim birkaç Wattpad romanını aldım.

Yaren'e ayıp olmasın diye onun da okumayı en çok istediği Bu Defa Prenses Kendini Kurtarıyor adlı şiir kitabını ve Baba adlı romanı aldım.

Evet, filmini izlemişti. Şimdi de kitabını okuyacaktı.

Önümü göremiyordum. Resmen kitap dağı oluşmuştu önümde.

Dengemi sağlayamayıp sendelediğimde Serhat gülerek elimdeki kitapları aldı ve arabaya koydu dikkatlice.

"Daha alacak mısın?" Diye sordu keyifle.

"Hayır." Dedim kısaca. "Bunlar yeterli. "

Acaba bencilce miydi bu kadar şey almam?

Lan kendisi dedi ne istiyorsan al boynum kıldan ince diye, ne diye bencilce olsun mal!

Diyen iç sesime hak verdim.

Sonuçta o demişti, değil mi?

"İyi ödeyelim hadi."

"Sen kendine ya da Yaren'e birşey almayacak mısın?"

"Gerek yok evde ihtiyacımız olan şeyler var zaten. Sen motora bin geliyorum ben."

"Peki." Dedim kasaya geldiğimizde ve marketten çıkarak motora bindim.

Düşüncelere daldım.

Tuhaftı...

Bana olan hisleri, bana olan davranışı, bana hissettirdikleri...

Hayatımda ilk defa bir erkek, bana kitap alıyordu.

Her ne kadar benim isteğimle olsa bile...

Olsun, alıyor mu alıyor.

Belki aynı hisleri ona bende beslerdim.

Kim bilir? Belki beslemeye başlamışımdır...

Fakat tek bir sıkıntı vardı.

Bağımlı olması...

Evet, bırakmak için çabaladığı gözlerinden okunuyordu.

Hatta psikolog randevusu yarındı. Bana söz vermişti. Gidecekti.

Tedavisi bitmediği sürece ona aynı hisleri beslemeye başlasam bile, biz olamazdık.

Olsak bile geçmişteki Nehir, bana hakkını haram ederdi.

Gerçi, tıp okuduğum için şu an bile ediyor gibiydi.

Sen tıp mı okuyorsun? Dedi içimdeki 15 yaşındaki Nehir.

Evet. Diyor yalnızca şimdi ki ben.

Ama söz vermiştin, oyuncu olacaktın! Diye kırgınlıkla sitem etti 15 yaşındaki Nehir.

Denedim ama olamadım, affet.

Oysa ki yetenek değildi sorun.

Yanlış duyumlarla yanlış seçimdi...

Düşüncelerimden Serhat'ın gelmesiyle ayrıldım.

Motorun arkasındaki kutuya poşetleri koydu.

Bana baktı.

"Alıştın mı motora?"

"Biraz."

Motora bindi.

"Şimdi öncekinden daha hızlı gideceğiz. O yüzden sıkı tutun, tamam mı?"

"Tamam." Dediğimde motoru çalıştırdı.

Kollarımı beline sıkıca dolandığımda ise sürmeye başladı.

Cidden, bu kez hızlı sürüyordu.

Umarım panik atak krizi geçirmem...

✨️

Eve gelmiş, poşetleri yerleştiriyorduk.

"Yulafı da mı kendine aldın?" Diye sordu bana dönerek.

"Hayır." Dedim ona bakarak. "Sana aldım."

"Bana mı?" Diye sordu şaşkınca.

"Evet." Elimdeki sütü buzdolabına koyup ona yaklaştım. "Bak, fiziğin çok güzel ama bir erkeğe göre yeterli değil. Evet, kasların var, ama bedenin yine de zayıf. Bu, bırakmaya çalıştığın illet yüzünden böyle. Bu yüzden, sıkı bir yemek yeme programı hazırlatacağım sana tanıdığım diyetisyen arkadaşıma. Ve sen, sadece kasların yüzünden değil, yediğin sağlıklı besinler sayesinde de gayet güzel fizikli bir adam olacaksın."

Bir süre bana baktı.

"Şu an sarılmak geliyor içimden." Diye mırıldandı elledi iki yanında yumruk olurken.

Bu hali tatlı geldiği için dayanamadım ve ona sarıldım. Anında beni sarmaladı.

"Nasıl bir şeysin sen?" Dediğinde kaşlarımı çatarak ona baktım alttan.

"Ben 'şey' miyim? Aşk olsun..."

Güldü.

"Aşk oldu zaten güzelim de bana oldu. Sana daha olmadı..."

Son söylediği şeyi her ne kadar fark ettirmemeye çalışsa bile kırgınca söyledi.

Ve bu, benim içime dokundu.

"Zamanla olacaktır belki, bilemeyiz." Dedim ayrılarak.

Onu umutlandırmak istemiyordum.

Eğer bu hisler büyümez ve öylece kalıyorsa bu sadece hayranlık demekti.

Ama büyüyorsa, o zaman belki aşk oluyordu...

"Haklısın..." diye mırıldandı.

Telefonumu çıkarıp saate baktım.

16.09.

"Biz bence yemek yapmaya başlayalım." Dedim. "Hem Yaren de gelir birazdan."

"Olur." Dedi. "Ne yapalım?"

Biraz düşündüm. "Bulgur pilavı yer misiniz?"

"3 tabak yerim desem?" Dediğinde güldüm.

"Bende aynıyım desem?" O da güldü.

Bizim açlık şaka mııı

"Paket zaten küçük. Yapalım tüm paketi o zaman." Başımla onayladığımda o, buzdolabından soğan ve domates çıkarıyordu.

Bende tencere alıyordum.

Kesme tahtasını tezgaha koyup elime bir bıçak aldığımda aniden elimden bıçağı almasıyla irkildim.

"Ne yapıyorsun?" Dedim şaşkınca ona bakarak.

"Bugün yemek benden." Dediğinde kaşlarımı çattım.

"İyi ama ben Yaren'e yemeği benim yapacağımı söylemiştim."

"İtiraz istemiyorum küçük hanım." Ofladım. Bu kez bana dönerek "Hiç oflama. Bu haldeyken iş yaptırmam sana."

Dediği şeyi anlamamıştım.

"Ne haldeymişim ben?" Diye sorarak üstümü süzdüm.

"Aysal dönemindesin güzelim. Muhtemelen karnındaki ağrı hala geçmedi ve sen kendini bitkin hissediyorsun. Bu yüzden rica ediyorum, ya salona git uzan ya da bir sandalye çek otur. Hadi benim Karadeniz Gözlü'm."

"Peki." Diye mırıldandım şaşkınlıkla ve salona gittim. Koltuğa uzandım.

Regl olduğumu elime karnımı atıp ağrı kesici içmemden anlamışı. Hatta tatlı istememden de. Bu yüzden markete gitmiştik ve ben tatlıdan çok indirime girmiş ve almak istediğim kitaplardan almıştım.

Evet, regl anımda bile kitap aşeriyorum.

Okumak için tabii. Kitabın içindeki hayali dünyaya dalmak, dış dünyadan kendimi alıkoymak için okuyordum.

Gözlerimi yorgunlukla kapattım. Markete gidip gelmek beni nedense yormuştu.

Ama regl dönemlerimde böyleydim. İki adım atsam yine yorulurdum. Bu saate kadar yorulmamama hayret etmiştim zaten.

Derin bir iç çektim ve uykunun beni içine çekmesine izin verdim...

✨️

Serhat Ulusoy:

Pilavın tuz, su ve yarım bulyonunu da koyduktan sonra kapağını kapatıp altını kıstım.

Ellerimi yıkadığımda titrediklerini fark ettim.

Muhtemelen yine kriz geçirmeye başlıyordum.

Doktor krizim için bana sakinleştirici ilaç yazmıştı.

Hızlıca odama gidip ilacımı aldım ve mutfağa gidip kendime bir bardak su doldurarak ilacı suyla birlikte içtim.

Sakinleşmek için derin derin nefes almaya başladım.

Siktiğimin illetinden harbi kurtulmam lazım.

Çabalıyordum.

Kendim için, kardeşim için, sevdam için.

Sakinleştikten sonra mutfaktan çıktım ve salona gittim.

Görmeyi beklediğim şey kesinlikle Nehir'in koltukta uyuması değildi.

Kafasını kırlente koymuş, cenin pozisyonunda mışıl mışıl uyuyordu.

"Güzelim benim." Diye mırıldandım.

Koltuğun önünde dizlerimin üstünde çöktüm ve onu izlemeye başladım.

Her ne kadar fark ettirmese bile onun da acıları vardı, hissediyordum.

Seven sevdiğinin çektiği acıyı hissedermiş.

Her ne acı çekiyorsa, kalbimin en derinliklerinde hissediyordum.

Anlatmasını istiyordum elbet ama zorla değil, kendi isteğiyle.

Çünkü biliyordum. Acını dile dökmek kolay değildi.

Bir süre onu izledikten sonra saati kontrol ettim.

18.02

Yaren hala gelmemişti.

Ayağa kalkacağım sırada Nehir'in kıpırdadığını gördüm ve durdum.

Nehir, gözlerini yavaş yavaş aralarken beni görmesiyle birden irkildi.

"Ay!" Dedi korkuyla sıçrayarak.

"Korma güzelim. Benim." Dedim ayağa kalkarak. O da koltukta doğruldu.

Elini kalbine koydu. "Bir anlık seni gördüğüm için korktum. Ne zebellak gibi dikiliyorsun başımda?" Diye sitem etti sakinleşirken.

"Özür dilerim. Yemek hazır da seni uyandırmak için gelmiştim."

Yalandı.

Yani hemek hazırdı, evet.

Ama amacım onu uyandırmak değildi.

"Anladım." Diye mırıldandı gözlerini kaşırken. "Yaren geldi mi?" Diye sorduğunda anahtar sesi ve kapının kapanma sesini duydum.

"Şimdi geldi." Dediğimde Yaren girdi salona.

"Ablaların en güzeli ve abilerin en yakışıklısı, ben geldim!" Diye neşeyle yanımıza geldi.

Önce benim yanağımı, sonra da Nehir'in yanağını öptü.

"Ben üstümü değiştirip geliyorum!" Diyerek salondan çıktı.

Nehir ayaklanarak "Bende masayı kurayım." Dedi. "Sen yemek hazırlamışsın, Yaren de yorgundur." Diye ekledi ve yanımdan geçip gitti.

Arkasından bakarken kaşlarımı çattım.

Muhtemelen marketteki temasımdan veya teyzeye çıkışmamdan rahatsız olmuş olmalıydı.

Aksi halde yüzüme bakması gerekirdi, değil mi?

O an aklıma ilaç kutumu tezgahın üstünde bıraktığım geldi. Hızlıca mutfağa yürüdüm.

Mutfağın kapısından girerken Nehir elinde tabaklarla sorgulayıcı bakış attı bana.

"Ne oldu?" Diye sordu.

"Bir eşyamı unutmuşum da onu alacaktım." Diye açıklama yaptım.

"Ha tamam. Niye soruyorsam, bana ne ki?" Diye mırıldanarak mutfaktan çıktı.

Sıkıntılı bir nefes vererek tezgahın üstündeki ilaç kutumu aldım ve şortmun cebine attım.

Umarım görmemişsindir Nehir....

"Abi, sofraya!" Diye seslenen Yaren ile mutfaktan çıktım ve salona gittim.

"Bugünlük tek çeşidimiz var. İdare edin." Dedim sofraya otururken.

"Bulgur pilavını kim yaptı?" Diye sordu Yaren.

"Abin yaptı." Diye yanıtladı Nehir, Yaren'in tabağına pilav doldururken.

Benim tabağımı da alıp doldurdu.

En son kendi tabağını doldururken "Başlayın siz, ben yavaşık biraz. Beklemeyin beni." Dediğinde Yaren beklemeden direkt yemeye koyuldu.

Bense onun başlamasını bekledim.

O da yemeye başladığında "Afiyet olsun." Diye mırıldandım ve yemeye başladım.

✨️

Cidden üçümüz de dolu dolu 3'er tabak bulgur pilavı yemiştik.

Sofrayı üçümüz beraber toplarken Yaren "Abi, randevun saat kaçta?"

"11.30. Ne oldu ki?"

"Ay erken saatmiş. Nehir Abla da gelsin seninle diyecektim ama erken gidecekmişsin." Dediğinde Nehir lafa atladı.

"Giderdim aslında, sorun olmazdı. Değil mi?" Dedi bana dönerek.

Başımla onayladım. "Evet bir sorun olmaz. Gelmek isterse gelsin." Dedim. İkisi de sessiz kaldı.

Salona geçtiğimizde televizyondan film açıp izlemeye başlamıştık. Nehir benim yanımda, Yaren karşı koltukta oturuyordu.

"Ya ben tatlı yapacaktım ama uykum var. Yarın yapsak olur mu?" Dedi Nehir, Yaren'e dönerek.

"Olur olur. Zaten o üç tabak pilavdan sonra mideme birşey gireceğini zannetmiyorum."

"Bende." Dedi gülerek ve önüne döndü. Sonra tekrardan Yaren'e döndü.

"Biliyor musun, küçükken bir keresinde 5 tabak mantı yemişim ve fenalık geçirmişim. Hastaneye götürmüşler, serum yemişim. Ama yediğim serumun etkisiyle de yaşlı dedelere yavşamışım! Ay çok utanç verici ben bunu niye şimdi hatırladım ya?" Sonlara doğru elleriyle utançla yüzünü kapatırken Yaren kahkaha attı. Bende güldüm.

"Bir keresinde Yaren dişinden ameliyat olmuştu," diye söze girdiğimde "Abi hayır, anlatma!" Dedi Yaren telaşma. Sırıttım ve anlatmaya devam ettim. "15 yaşındaydı sanırım. Narkozluydu. Ama var ya, ne narkoz..."

"Ne yaptı?" Diye sordu Nehir merakla bana bakarak.

"Aldı eline telefonu, koydu kulağına. 'Michael, sevgilim ne zaman evleneceğiz?' dedi. Hemşireler, ben, şaşkınız. Hatta hemşirelerden biri güldü. Yaren 'Gülmeyin be!' Diye çığırdı. Sonra tekrar telefona doğru 'Mike sevgilim, gelirken kimliklerimizi getirir misin? Evlenirken ve Carlone soyadını alırken lazım olur!' Dedi ama biz yerlere yıkılıyoruz. Sonra o narkozun etkisinden çıktı, ona bunları ablattığımda ise 'Ben koskoca babanın oğlu Michael Carlone'a evlenme mi teklif ettim?!" Diye sordu dehşetle. Bu kez hemşireler yarıldı gülmekten."

Nehir kıkırdayarak gülmeye başladığında bende güldüm.

Ama benim güldüğümü gören Yaren sinsice bakarak 'şimdi görürsün sen' bakışları attı ve Nehir gülmeyi bitirdiğinde anlatmaya başladı.

"O ne ki? Abla sen bunun ne yaptını bilmiyorsun!"

"Ay ne yaptı?" Dedi Nehir pür dikkat heyecanla.

"Hiçbir şey." Dedim ama duyan olmadı.

İşte şimdi kızın karşısında karizmamız çizilecek...

"Bu var ya, sünnet olacağı zaman sünnetçinin ağzına önce tekme attı. 'Senin yüzünden çocuğum olmayacak!' diye. Sonra da ağzına işedi!"

"Onu nasıl becerdi ya?"

"Narkoz vermemişler, zavallı abimin gözünün önünde olmuş herşey!"

Nehir katıla katıla gülmeye başlarken Yaren'e en tehlikeli ters bakışımı attım.

Sonrasında kahkahalarla gülen sevdiğime.

Bir kadının gülüşü insana cennet gibi hissettirebilir miydi?

Bana hissettiriyordu.

Onun gülüşü, bana cennet. Onun bakışı, bana hayat. Onun sesi, bana en güzel müzik. Onun kokusu, bana oksijen...

Telefonum titredi sonra. Mesaj Yaren'dendi.

Çiçeğim: *fotoğraf*

Çiçeğim: Ne de güzel bakıyorsun gelecekteki yengeme;)

Fotoğrafı açtığımda Yaren'in az önce resmimizi çektiğini fark ettim.

Fotoğrafta Nehir karnını tutarak müptelası olduğum gülüşünü sergiliyor, bense ona hayran hayran, aşık aşık, derin duygularla bakıyordum.

Bu onunla çekildiğim ilk fotoğraftı.

Ve son olmayacaktı.

O an aklıma not ettim.

Yarın psikolog randevumdan sonra Nehir'i bizim eve bırakacak ve gidip bu fotoğrafımızı bastıracaktım.

Hem çerçevelettirmek için, hem cüzdanıma koymak için hem de telefon kılıfıma koymak için bastıracaktım.

Aynı zamanda telefon erkan duvar kağıdım da bu olacaktı.

Tabii, bunları şu anlık bilmese olurdu.

Çünkü biliyordum, bana babam gibi olmandan korkuyorum demişti.

Ve o cümlesinden sonra adım kadar emindim ki babası da bence benim gibi bağımlıydı.

Zamanla bana alışacak ve benim ona acılarımı anlattığım gibi o da bana anlatacaktı.

Bunu zaman gösterecekti.

Bakalım, zaman ikimizi silecek miydi yoksa tekrar tekrar çizecek mi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

97okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18