1. bölüm / 21
AŞKŞİFA - YARI TEXTİNG1. ŞİFA
Bölümler 21Şu an: 1. ŞİFA
- 1 1. ŞİFA1.259 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. ŞİFA1.281 kelime
- 3 3. ŞİFA | TEXTİNG1.179 kelime
- 4 4. ŞİFA1.914 kelime
- 5 5. ŞİFA2.254 kelime
- 6 6. ŞİFA2.821 kelime
- 7 7. ŞİFA | TEXTİNG511 kelime
- 8 8. ŞİFA1.953 kelime
- 9 9. ŞİFA1.561 kelime
- 10 |DUYURU|74 kelime
- 11 10. ŞİFA1.592 kelime
- 12 11. ŞİFA1.489 kelime
- 13 12. ŞİFA1.785 kelime
- 14 13. ŞİFA1.350 kelime
- 15 14. ŞİFA1.236 kelime
- 16 15. ŞİFA2.376 kelime
- 17 16. ŞİFA2.070 kelime
- 18 17. ŞİFA2.993 kelime
- 19 18. ŞİFA4.675 kelime
- 20 19. Bölüm7.274 kelime
- 21 20. ŞİFA2.439 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Görsel temsili Nehir'dir, Nehir'in modeli değil. Hayalinde canlanmayanlar böyle düşünebilir, ama kendi hayalinizdekiyle de devam edebilirsiniz, keyifli okumalar)
"İnsanların hiçbir şey yokken benden uzak durması kötü bir his, Karadeniz gözlü..."
S.U.
1. ŞİFA
SERHAT ULUSOY:
Ölüm.
Şuan ki durumumu özetleyen tek kelime buydu. Ölüyordum.
Hayatımda ikinci defa böyle bir krizin eşiğindeydim. Fakat bu kriz, ilkine göre daha çok can yakıyordu. Sanki ölecekmişim gibi hissettiriyordu.
En son hatırladığım şey evimde, kız kardeşim yanımdayken madde krizine girmiş olduğum.
Bedenim uyuşmuş, ellerim titremişti. Kardeşim bir şeyler söylüyordu ama sesi boğuk geliyor, hiçbir kelime anlaşılmıyordu.
Ve şu an hastanedeydik. Kardeşim pürdikkat doktoru dinliyordu.
"Söylediğim gibi, bu gibi durumlara karşı daima tetikte olmalı ve soğukkanlılığımızı korumalıyız. Sizi tanıdığım bir psikiyatriste yönlendireceğim. Geçmiş olsun." Diyerek odadan çıkmıştı konuşan 40'lı yaşlardaki adam doktor.
Gözlerimi devirmiştim çünkü kardeşim Yaren'in birkaç yıl önceki ilk krizimde bana dediklerini hatırlamıştım.
"Bir daha böyle bir durum yaşarsak ilk işim sana psikiyatrist ayarlamak olacak abi!"
Şimdi ise karşımda ağlamanın etkisinden çıkmış ama kızaran gözleri ve çatık kaşlarıyla bana ters ters bakıyordu.
"Ne var?" Dedim sakince.
"O psikiyatriste gideceğiz ve o illetten kurtulacaksın." Dediğinde geçiştirmek ister gibi başımı salladım ve bakışlarımı kaçırdım.
Kardeşim dediği şeyde haklıydı. Beni kaybetmek istemiyordu.
Yıllar önce, anne ve babamı kaybetmeden önce bazı arkadaş dediğim insanlar tarafından bu yasaklı maddeyi kullanmaya başlamıştım. Birden bire ailemi kaybettiğim zaman da öğrenmiştim ki onlar da bu madde yüzünden ölmüşlerdi.
Uyuşturucu.
Kardeşim iyileşmemi ve sonumun onlar gibi olmamasını istiyordu.
Çünkü birbirimizden başka kimsemiz yoktu.
Kardeşim şu an lise 3. Sınıfa, ben hukuk son sınıfa gidiyordum.
Ve muhtemelen madde kullandığım için avukat olamayacaktım. Bunu bilmiyordum.
Tek bildiğim şey, kullandığım maddenin beni öldürüyor olduğuydu.
Dışarıdan bakılınca fiziki olarak madde kullanıyor gibi görünmüyordum. Düzenli spor ve beslenme bunun cabasıydı.
Ama psikolojik olarak, gerçekten de bir psikiyatriste görünmem gerekiyordu.
Yaren, 11. Sınıfa gidiyor ve hatta bazı akrabalarımızla sık olmasa bile genelde görüşüyordu. Benim aksime.
Ben akrabalarla bağımı koparalı uzun zaman oluyordu. 4 yıl.
Bana birşey olsa Yaren'in yanında olacak insanlar vardı.
Şahsen yaşamayı isteyecek bir sebebim birtek o vardı ve onun emin ellerde olacağından emindim.
Akrabalarımla her ne kadar görüşmüyor olsam bile Yaren'e olan ilgileri Yaren'in yalnız olmadığının kanıtıydı.
"Geçiştirme beni abi! Seni kaybetmek istemiyorum!" Benim gibi olan yeşil gözlerine baktım.
"Psikiyatriste gitsem ne değişecek Yaren?" Diye sordum. "Şunun şurasında ne kadar ömrüm kaldı?"
"Tedavi olduğun zaman ömrünün süresi Allah'a kalmış abi!" Dedi sitemle.
Bıkkınca bir nefes verdim. "Bu konuyu sonra konuşalım." Dedim sedyeden kalkarken. "Hadi, eve geçelim."
Birlikte hastane odasından çıkarken zihnimde o kızın gözleri belirdi birden.
Nehir.
4 yıl önce, kendisi de benim gibi üniversite için Pamuklu Mahallesine taşınmıştı.
Deli dolu, neşeli bir kızdı. Abisiyle birlikte yaşıyordu. Sarıya dönük ama açık kumral renginde saçları ve mavi gözleri vardı.
Karadeniz gibiydi gözleri, memleket gibi.
Ona genellikle Karadeniz Gözlü diye hitap ederdim.
Bir keresinde bana sebebini sormuştu. Bende 'Çünkü senin gözlerin memleketimin denizi gibi.' demiştim.
Mahallede tek konuştuğum kız hatta ve hatta insan o olabilirdi. Nadiren de olsa...
Fakat bugün ki krizimde anlamışım ki gerçekten tedavi olmam gerekiyordu.
Çünkü ben aşkı bulmuştum. Kaybetmeye niyetim yoktu.
Bulduğum ilk ve son aşkım için yaşayacaktım.
Tabii, onun da yardımıyla....
✨️
NEHİR YILDIRIM:
"Nehir!" Diye seslenen yengemin yanına mutfağa gittim.
"Efendim yengoş?"
"Ekmek alır mısın canım?" Dediğinde başımı salladım. "Para fortmanto dolabının içinde. Hadi bir koşu gidip alıver. Abin çok yorulmuş."
Hızlıca parayı alarak evden çıktım.
Evet, kıyafet değişirmemiştim. Üzerimde beyaz tişört ve siyah eşofman vardı. Saçımdaki dağınık topuz ile de tam liseli ergenlere benzemiştim lakin umursamadım.
Ben Nehir. 22 yaşında, tıp öğrencisiyim. 4 yıldır Pamuklu Mahallesinde abim ve yengem ile yaşıyorum.
Mahalledeki fırına doğru yürürken birden mahallenin en sessiz adamı Serhat'ı gördüm. Motorunda, kardeşiyle birlikteydi. Motor fırının önünde durduğunda adımlarımı hızlandırdım.
"Merhaba Nehir Abla." Dedi Yaren motordan inip kaskını çıkarırken. Gülümsedim.
"Merhaba Yaren." Abisine döndüm. Benimle yaşıttı. "Naber motorcu?"
Kaskını çıkarıp bana ifadesiz bir bakış attı.
"İyi diyelim iyi olalım, Nehir." Söylediği şeye Yaren ile aynı anda gülmüştük.
Her zamanki haliydi.
Serhat benimle aynı yıl bu mahalleye taşınmıştı. Sebeplerimiz hemen hemen aynıydı, üniversite okumak.
Ben genelde sessiz sakin ama sohbeti saran ortamda deli dolu olan bir kızdım. Serhat ise her ortamda canı sıkılan, hiç konuşmayan sessiz bir tipti.
Aslında senelerdir neden böyle biri olduğunu sorguluyordum. Çünkü herkese karşı soğuktu. Kendisine bile.
"Sende mi ekmek alacaksın Nehir Abla?" Başımı salladım. "E sen ver parayı ben ikimize de alayım hemen." Mantıklı geldiği için onay verip parayı verdim.
Yaren fırına girdiğinde abisi konuştu.
"Senden naber Karadeniz gözlü?" Dedi. Kullandığı hitapla ne olduğunu bilmediğim bir his belirdi içimde.
Bana yalnız kaldığımız anlar hep böyle hitap ederdi. Nedenini sorduğumda ise hep aynı cevabı verirdi.
Çünkü senin gözlerin memleketimin denizi gibi.
"İyi diyelim iyi olalım motorcu." Dedim gülerek. Sonra kaşlarım merakla havalandı. "Hayret hatrımı sordun. Normalde pek konuşmazsın..."
"Belki de artık konuşmaya karar vermişimdir."
"Vay," dedim şaşkınlıkla. "Harbi mi?"
"Cık," dedi. "Şaka yaptım. Hala özümdeyim evelallah." Gözlerimi devirdim.
"Belli." Dediğimde Yaren geldi ve elindeki poşeti ve para üstünü uzattı.
"Sağol Yaren."
"Lafı bile olmaz." Motora binip kaskını taktı. Vedalaşıp arkamı dönecekken Serhat'ın sesini duydum.
"Nehir."
"Efendim?"
"Akşama oku Whatsapp'ı, gör sevdiğin edebiyatı." Dediğinde kaşlarımı çattım.
Dayı ne diyon?
"Efendim?" Dediğimde cevap vermedi ve gaza basarak yanımdan uzakalştı. Giden motorun arkasından bakakaldım.
Ne demek istemişti? Mesaj falan mı yazacaktı? Ayrıca Whatsapp ile edebiyat ne alakaydı?
Kullanacağı cümlenin anlamsızlığını s....
Kafam karışık bir şekilde eve geldiğimde yengeme sofrayı hazırlamasında yardım ettim. Abimle birlikte hep beraber yemek yedikten sonra sofrayı toplarladık ve onlar salonda otururken ben kendi odama geçtim.
Bu aralar yoğun derece staja gittiğim için erken uyumak zorunda kalıyordum. Bu yüzden erkenden odama çekiliyordum.
Yatağıma oturup telefonumu elime aldım ve bildirimleri kontrol ettim.
053******* numaralı kişiden 2 yeni mesaj.
Kaşlarımı çatarak mesaja tıkladım.
053*******: Neden bilmiyorum, çekiyor beni gözleri,
053*******: Öyle bir bakıyor ki, sanki 'sev' der gibi...
Kim olduğuna dair tahminlerim vardı. Çünkü hem numara tanıdıktı, hem de Serhat adlı şahısın söylediği anlamsız cümleyle bağlantılıydı.
Siz: Kimsiniz?
053*******: Motorcu.
Siz: Hangi motorcu?
053*******: Kaç tane motorcu tanıyorsun lan?
053*******: Benim ben, Serhat.
Siz: Sergavat?
Siz: Sen bana yazar mıydın ya?
'053*******' numaralı kişiyi 'Motorcu' olarak kaydettiniz.
Motorcu: Gavat falan ayıp oldu be Karadeniz Gozlü.
Siz: Ya bir git Serhat ya
Siz: Ne boka yazdın bana?
Siz: Hani geçen 'İnsanların benden uzak durması daha iyi' diyordun
Siz: Şimdi ne durduk yere yazıyorsun?
Gerçekten de geçen gün öyle demişti.
Yaren'in ısrarları uzerine bir kafede buluşmuştuk ve o da gelmişti. Ona neden başka insanlarla takılmadığını sorduğumda bu cevabı vermişti.
Motorcu: Evet öyle dedim.
Motorcu: Ama o cümlenin ardında başka şeyler de saklıydı.
Motorcu: Bazı cümleler dudaktan dökülmez. Kalpten geçer.
Motorcu: Ve seninle bir sırrımı paylaşayım mı?
Motorcu: Benim amacım insanların beni anlaması, anlamak istemesi ve bunun için çabalaması.
Siz: Nasıl yani? Seni anlayan yok mu?
Motorcu: Yok.
Siz: İnsanlardan uzak durursan seni nasıl anlayacaklar Motorcu?
Motorcu: Yanılıyorsun Karadeniz gözlü.
Motorcu: İnsanlardan uzak duran ben değilim.
Motorcu: Durduk yere olmayan dedikodular çıkarıp benden uzak duran, insanlar.
Motorcu: Ve ne var, biliyor musun?
Motorcu: İnsanların hiçbir şey yokken benden uzak durması kötü bir his, Karadeniz Gözlü.
Motorcu: Kimseyle arkadaş olamamak, kendini eve kapatmak zorunda kalmak... Bunun nasıl bir his olduğunu bilir misin?
Diyememiştim ki "En iyi ben bilirim." diye...
Motorcu: Peki senden birşey istesem benim için yapabilir misin?
Siz: Neymiş o?
Motorcu: Beni anlar mısın, Nehir?
Siz: Ne?
Motorcu: Kimseye, psikiyatristlere bile anlatmadıklarımı, anlatamadıklarımı anlatsam sana, beni dinler misin? Anlar mısın beni?
Siz: Böyle bir şeyi neden benden istiyorsun?
Motorcu: Çünkü etrafımda senden başka temiz yürekli ve empati kurabilen bir insan yok.
Motorcu: Sanırım seni korkuttum Karadeniz Gözlü. Dilersen tekrar, daha kibar sorayım.
Motorcu: Rica etsem benimle dert ortağı olur musun Karadeniz Gözlü Nehir?
Çevrimiçi.
Yazıyor....
Çevrimiçi.
Yazıyor....
Siz: Olurum, Motorcu Serhat.
Selamlarrr! İlk bölümümüzle yayındayız🫶 Umarım beğenmişsinizdir, sonraki bölümde görüşmek üzere❤️
Bölüm etkileşimi
