14. bölüm · AŞKŞİFA - YARI TEXTİNG

13. ŞİFA

Ada. F.

Kitapçılarda hep aynı koku vardır. Eski sayfalar, hafif toz, ders çalışan öğrencilerin içtikleri kahvelerin kokuları...

Şuan bulunduğumuz kitap rafının önü de aynen bu kokuların birleşimiydi.

Bugün bu kokuya bir şey daha karıştı.

Heyecan.

Başımı kaldırdığımda onu gördüm. Karşımda duruyordu. Elinde gördüğüm şeyle gözlerim şaşkınlıkla açıldı.

Hasiktir...

Elinde bir kitap buketi vardı.

Kahverengimsi tonlarda bir kağıda sarılmış birkaç kitap, kitapların aralarındaki boşluklarda minik, beyaz kuru papatyalar, kitapların köşe kenar kısımlarında ise mavi süs kelebekler vardı.

Benim her zaman hayalimdi bir çiçek, bir kelebek, bir kitap buketi.

Bu hayalimden Yaren'e bahsetmiştim bir keresinde. Serhat'ın normalde haberi yoktu. Muhtemelen Yaren söylemişti ama bir önemi yoktu.

O bana kelebekli çiçek detaylı bir kitap buketi hediye ediyordu.

Bundan daha güzel birşey olamazdı.

“Motorcu…” dedim kısık bir sesle. “Gerçekten mi?”

Gülümsedi. İçtenlikle, aşıkmış gibi...

Hayır, düzeltiyorum.

Bana meftunmuş gibi...

“Gerçekten,” dedi. “Çünkü sen rastgele biri değilsin.”

Kalbim… saçma bir şekilde yumuşadı.
Yaklaştı ve aramızdaki mesafeyi yalnızca bir adıma indirdi.

“Nehir,” dedi adımı yavaşça. Adımı bu kadar sakin söylemesi içimi titretti. “Senin yanında… ilk defa birşeylerden kaçmak istemiyorum.”

Birşeylerden kastı gerçeklerdi. Bunu gözlerinden okuyabiliyordum.

Boğazım düğümlendi. Serhat gerçeklerden kaçmayı bilen biriydi. Sessizce uzaklaşmayı, içine kapanmayı, kendini saklamayı çok iyi biliyordu.

Serhat kendini açmadığı sürece onu asla anlayamazdınız.

Ve Serhat kendini kolay kolay herkese açmazdı.

Ama şimdi gözlerimin içine bakıyordu, saklanmadan.

“Ben seni düzeltmem,” dedi. “Yaralarını silemem. Hiçbir yara silinmez, izleri kalır. Ama onları gördüğüm halde yanından gitmem. Yaralarını silemem ama unutturmaya çalışırım."

İşte şimdi kalbim gerçekten teslim oldu.

Ailem, geçmişim, korkularım… hepsi bir an sustu.

Çünkü biri ilk defa yaralarımı temizlemek istercesine bana bakıyordu. Beni yaramla yargılamadan...

“Elimdeki not…” dedim fısıldayarak. “Ciddi misin? Aşkın şifasını bulabilir miyiz?"

“Hayatımda ilk defa bu kadar ciddiyim.”
Gözlerim doldu ama ağlamadım. Bu bir acı anı değildi.

Bu… güzel bir andı.

“Peki,” dedim yavaşça. “Beni yarı yolda bırakmayacağına söz veriyor musun?”

Hiç tereddüt etmedi.

“Yanında yürümeye söz veriyorum.”

Büyük laflar değildi belki de.. Ama gerçekti.

Elini uzattı. Parmaklarım onunkilere değdiği anda içimde bir sıcaklık yayıldı. Yakıcı değildi bu defa. Sakin, güvenliydi. Sığınmak istediğim bir liman gibiydi.

Elimi tuttuğunda başparmağı hafifçe elimi okşadı. O kadar küçük bir hareketti ki… ama kalbim o an tamamen ona doğru döndü.

Bir insan bir insanın en ufacık bir hareketine bile düşer miydi, erir miydi?

Aşıksa evet...

Aklıma dünki öpüşmemiz geldi bir an sebepsizce. Kalbim hızlanmaya başladı. Yutkundum ve utancımı bastırmaya çalıştım.

“Sergavat…” dedim hafifçe gülümseyerek. “Bu kitap buketini saklayacağım. Çünkü...”

“Çünkü?”

“Çünkü bir gün korkarsam eğer... Aklıma senin bu mektup tarzı notun, çıkma teklifin ve ince düşünceli hediyen gelecek. Sen geleceksin. Ve ben senin düşüncenle sakinleşeceğim.”

Gözleri yumuşadı.

“Korktuğun an elini sol göğsünün üstüne, kalbine koy. Daima senin kalbinde atıyor olacağım, daima benim kalbimde atıyor olacaksın. Daima, senin yanında olacağım.” dedi.

Ve ben o an anladım…

Şifa bazen büyük mucizeler değildir.
Bazen birinin sana, sanki gitmeyecekmiş gibi bakmasıdır.

Umarım hep yanımda olursun Serhat.

*****

Eve nasıl geldiğimi bile zor hatırlıyordum. Motorla değil, taksiyle gelmiştim çünkü üç kişi bir motora sığamazdık.

Üç kişi bir motora sığsanız hem trafikten men edilir, hem trafik cezasını sergavatın götüne sokmuş olurdunuz.

İç sesime göz devirip kapı zilini çaldım ve elimdeki kitap buketine baktım.

İnsan kitaplara bu kadar anlam yükler mi? Ya da kelebeklere? Çiçeklere?

Yüklüyormuş demek ki.

Kapı açıldığında karşımda yengemi gördüm. Bana gülümseyerek bakarken bakışları elime döndüğünde gözleri şaşkın bir ifadeye büründü.

“Elindeki ne Nehir?” dedi şaşkın şaşkın.

O an yüzümün yandığını hissettim.

Oğlum yüzüm harbici yandı lan. Aynaya baksam karşımda 'uçar diye fazla' sürdüğüm allıklı surat görürdüm kesin.

“Şey…” dedim. Gözümü kaçırdım. “Serhat bana almış…” dedim uzatmadan.

Yengemin yüzü bir anda aydınlandı.

Ama bir şey demeden arkasından abimin sesi geldi.

“Serhat mı?”

Yok bizim alt mahalleden İbo. Tövbe Ya Rabbim.

Abime baktım. Salon kapısının kenarına yaslanmış bize bakıyordu.

Sesinde sertlik yoktu. Beklediğimin aksine sadece meraklıydı.

“Sevgili misiniz?”

Boğazım kurudu. Yutkundum.

İlk defa abime böyle bir haber veriyordum. Başımı yavaşça salladım evet anlamında.

İçeri geçip kapıyı kapattığımda yengem elimi tuttu. “Çok sevindim canım,” dedi içtenlikle. “Hep mutlu olun inşallah.”

Gülümsedim. “Teşekkür ederim yenge…”

Sonra gözüm abime kaydı. Onun ne diyeceği daha önemliydi. Hep öyleydi.

Bana birkaç saniye baktı. Yüzünde kızgınlığa dair bir ifade aradım. Yoktu. Sadece düşünceli gibiydi.

“Serhat’ı seviyor musun?” diye sordu sakin bir sesle.

“Evet abicim,” dedim dürüstçe. Bu, Serhat'ı sevdiğimi dile getirdiğim ilk andı. “Onu seviyorum. O da beni seviyor.”

Bir an durdum. İçimdeki dürüstlük ağır bastı.

“Normalde daha erken sevgili olurduk… ama ben istemedim. Güvenmeden bir ilişki yapamam.” Son cümleyi daha kısık söyledim. Sonra aklıma o soru takıldı.

Kızar mıydı acaba? Ya da kızmış mıydı?

“Abicim…” dedim çekinerek. “Kızdın mı?”

Bir an sustu. Sonra güldü. O bildiğim, içimi rahatlatan gülüşüyle.

“Niye kızayım güzelim?” dedi yumuşak ses tonuyla. “Sen mutlu olduğun sürece ben de mutluyum.”

İçimdeki bütün gerginlik bir anda dağıldı. Mutlulukla gülümsedim ve elimdeli buketi yengeme vererek abimin yanına gidip sarıldım. O da sıkıca sardı beni.

Bazen insanın en büyük şifası ailesinin onayı oluyormuş.

Benim ailem abimdi.

Odama geçtiğimde hâlâ gülümsüyordum. Kitap buketini masama koydum.

Pijamalarımı giydim. Aynada kendime baktım. Yüzümde saçma bir sırıtış vardı. Durdurmaya çalıştım, olmadı. Dişlerimi fırçalarken bile gülümsüyordum.

“Saçmalama Nehir,” dedim kendi kendime. “Alt tarafı sevgili oldun.”

Ama öyle değildi. Bu farklıydı.

İlk defa biriyle sevgili olmuştum. Nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum.

Tek bildiğim kalbimin kıpır kıpır olması ve benim 32 diş sırıtma isteğimdi.

Yatağa uzandım. Uyumam gerekiyordu. Saat epey geç olmuştı. Sabah stajım vardı.

Sabahın 5'inde staja gidecektim. Mantıklı bir insan telefonu uyumadan yarım saat önce bırakırdı.

Ben mantıklı değildim galiba.

Telefonumu yatağımın yanındaki komodine koyacakken telefonum titredi. Mesaj gelmişti.

Motorcu: Doktor hanım uyudu mu?

Siz: Uyuyacaktı.

Motorcu: “-acaktı” geçmiş zaman.

Motorcu: Demek ki hasta ilacını içmediği için yakalandı.

Siz: Hasta sensin.

Motorcu: Suçumu öğrenebilir miyim?

Siz: Dikkat dağıtmak.

Siz:Yarın acildeki hastalara bakarken
seni düşünürsem sorumlusu sensin.

Motorcu: Ben hukuk okuyorum Nehir.
Önce delil sun.

Siz: Mesela şu an yazman.

Motorcu: Yazmayayım mı?

Çevrimiçi.

Yazıyor...

Siz: Yaz.

Motorcu: O zaman şikayetini geri çek.

Siz: Jskskskksksls

Siz: Seninle tartışmak yorucu.

Motorcu: Ama hoşuna gidiyor.

Siz: Biraz.

Motorcu: Biraz mı sence;)

Siz: Tamam baya.

Motorcu: Bugün çok güzeldin.

Siz: Her gün güzelim.

Motorcu: Biliyorum.

Motorcu: Ama bugün ayrı.

Siz: Nesi ayrıydı?

Motorcu: Çiçekli elbisen, elindeki kitap buketi

Motorcu: Ve her şeyi geçtim, suratındaki mutlu ifade var ya beni benden aldı

Motorcu: Senin mutlu olmanı görmek benim için bir ilaç, bir şifa gibi Nehir.

Motorcu: Bir de bir an yutkundun.

Motorcu: Sende mi dünü hatırladın?

Çevrimiçi.

Yazıyor...

Çevrimiçi.

Yazıyor...

Siz: Ya nadıl anlasım?

Siz: Utabcıbdan ebi sırtlicam şiödi

Motorcu: HSKSJSKKSKSKSKKSKS

Motorcu: Niye utanıyorsun ki güzelim?

Siz: Serhat.

Motorcu: Karadeniz gözlü'm?

Siz: Konuyu oraya getirme.

Motorcu: Getirmedim ki. Sadece sende mi hatırladın diye sordum.

Siz: Sen dün beni Esin ve
Yaren'in önünde öptüğünde
nefes almayı unutmuştum.

Motorcu: Ben de.

Siz: Bence bu konu hakkında daha fazla konuşmayalım.

Motorcu: Utandın mı:)

Siz: Haspam.

Siz: Sabahın 5'inde staj için kalkacağım.

Siz: Uykum geldi.

Motorcu: Doktor hanımı yormayalım o zaman.

Motorcu: Seni seviyorum Nehir.

Siz: Ben de seni seviyorum Serhat.

Motorcu: Adımı söylemen hoşuma gidiyor.

Siz: Şımartma kendini.

Motorcu: Şımarmıyorum.

Motorcu: Yarın hastaneden çıkınca arar mısın?

Motorcu: Seninle buluşmak istiyorum.

Siz: Olur, buluşalımm

Motorcu: Nehir

Siz: Efendim?

Motorcu: Yarın seni görünce

Motorcu: Tekrar öpmek isteyeceğim muhtemelen.

Siz: Denemek serbest.

Motorcu: Ciddi misin?

Siz: Çok uzatırsan iğne yaparım;)

Motorcu: Risk alıyorum o zaman:)

Siz: Ya salak hejdjsjjeksks

Siz: İyi geceler Motorcu

Motorcu: Sana da iyi geceler güzelim

Motorcu: Rüyanda ben olayım;)

Mesajına ok işaretli kalp emojisi atıp sohbetten çıktım. Telefonu göğsüme bastırdım.

Yarın onu görecektim. Ve bu düşünceyle gözlerim yavaşça kapandı..

Bölüm sonuuuu

Ay özleştik canlar😭 Uzun zamandır bölüm atamadım😔

Sebebiyse asla boş vakit bulamamam ve bölüm yazamamamdı, düşünün yani sosyal medyada bile aktif olamadım🤧

Bunun için özür dilerim, düzenli atmaya devam edeceğim demiştim ama şuanlık elimde taslak olan bölümler var, onları düzenlemek gerek. Bu yüzden ne zaman düzenli atmaya başlayacağım belli değil.

Sizlere bir sorum var. Kurgu normal birşekilde devam etsin mi?

Yani şöyle açıklayayım

Yavaştan esas olaylara girmeye başlayacağız. Yine ara ara böyle texting kısımlar olacak ama kurgu bir tık daha genişleyecek, biraz aksiyonlu olacak.

Size bir sorum var. Olaylara girdiğimde finale yaklaşmadan sezon finali yapsak ve sonrasında 2. Sezon olarak mı devam etsek yoksa kurgu olduğu gibi bölüm bölüm ilerlemeye devam mı etse?

Yorumlarınızı bekliyorum, dm den de yazabilirsiniz, Instagram hesabımı aşağıya bırakıyor ve sizleri öpüyorum🫶🏻

İnsta: ba1kopugu