14. bölüm / 20
ASKERIN DOKTORUBölüm 14
Bölümler 20Şu an: Bölüm 14
- 1 Bölüm 1202 kelime
- 2 Bölüm 2207 kelime
- 3 Bölüm 3268 kelime
- 4 Bölüm 4212 kelime
- 5 Bölüm 5242 kelime
- 6 Bölüm 6356 kelime
- 7 Bölüm 7359 kelime
- 8 Bölüm 8307 kelime
- 9 Bölüm 9375 kelime
- 10 Bölüm 10251 kelime
- 11 Bölüm 11308 kelime
- 12 Bölüm 12275 kelime
- 13 Bölüm 13279 kelime
- 14 Bölüm 14351 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Bölüm 15254 kelime
- 16 Bölüm 16229 kelime
- 17 Bölüm 17319 kelime
- 18 Bölüm 18298 kelime
- 19 Bölüm 19408 kelime
- 20 Bölüm 20 finall560 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Üç gün...
Taner'in gideceğini öğrendiğimden beri zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Revirde işimi yapıyor, hastalarla ilgileniyor, dosyaları düzenliyordum. Ama aklımın bir köşesinde hep aynı düşünce vardı.
Üç gün sonra yine gidecek.
Ve bu kez ona veda etmek istemiyordum.
Akşam olduğunda masamı toplarken cebimdeki kâğıdı hissettim. Taner'in verdiği küçük not hâlâ açılmamıştı.
Tam çıkarıp bakacaktım ki kapı açıldı.
Taner.
— Beni mi bekliyordun?
— Hayır.
— Yalan söylüyorsun.
— Nereden biliyorsun?
— Çünkü ben de seni bekliyordum.
Gülümsedim.
— Ne istiyorsun?
— Bir kahve.
— Yine mi?
— Bu kez bahanem hazır.
— Neymiş?
— Seninle konuşmak.
İki kahve hazırlayıp pencerenin önüne geçtik.
Bir süre dışarıyı izledik.
Sonra Taner sessizliği bozdu.
— Yarın gidiyorum.
— Biliyorum.
— Korkuyor musun?
Başımı eğdim.
— Evet.
— Ben de.
Şaşkınlıkla ona baktım.
— Sen mi korkuyorsun?
— Her asker korkar. Sadece herkes belli etmez.
Bu cevabı beklemiyordum.
Taner devam etti:
— Ama bazen korktuğunu kabul etmek, daha cesur olmanı sağlar.
Elimdeki bardağa baktım.
— Peki ya ben?
— Sen neden korkuyorsun?
Cevap vermeden önce uzun süre düşündüm.
— Seni kaybetmekten.
Taner sustu.
Bu kez hiçbir şaka yapmadı.
Sadece başını hafifçe salladı.
— O zaman ben de sana bir söz vereyim.
— Yine söz mü?
— Son kez.
Bana baktı.
— Döndüğümde o kâğıdı aç.
Cebimdeki notu çıkardım.
— Şimdi açamaz mıyım?
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü içindekileri yüz yüze söylemek istiyorum.
Kalbim hızlandı.
— Peki ya dönmezsen?
Taner birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
— O zaman o kâğıtta cevabın olacak.
Birbirimize baktık.
İlk kez, söyleyemediğimiz şeylerin ikimiz için de ne kadar önemli olduğunu anladım.
Ertesi sabah onu uğurlamak için dışarı çıktığımda hava kapalıydı.
Taner aracın yanında duruyordu.
— Hazır mısın? diye sordum.
— Değilim.
— İlk defa dürüst oldun.
Gülümsedi.
Sonra ciddileşti.
— Derya...
— Efendim?
— Beni bekleme demeyeceğim.
— Zaten bekleyeceğim.
Taner başını eğip gülümsedi.
— O zaman dönmek için bir sebebim daha var.
Araca bindi.
Ben orada kaldım.
Araç uzaklaşırken elimdeki küçük kâğıda baktım.
Bu kez onu açmadım.
Çünkü içimde garip bir umut vardı.
Taner dönecekti.
Ama hikâyemizin bundan sonraki kısmı, ikimizin de tahmin ettiğinden çok daha farklı olacaktı.
Bölüm etkileşimi
