10. bölüm · Aşk günlükleri
Bölüm: "Ben Kıskanmam Ki, Sadece Sınırımı Bilen İnsanları Severim!"
Eva & Marcus
Eva kollarını kavuşturmuş, Marcus’un yanında yürürken dudaklarını büzüyordu.
Marcus kaşlarını kaldırdı.
“Ne oldu şimdi? Ryu dedim diye mi surat yapıyorsun?”
Eva gözlerini devirdi. “Hayır canım, Ryu sadece gizemliymiş, bilmediğim tarafları varmış. Ben de yeni öğreniyorum demek ki!”
Marcus gülümsedi. “İyi o zaman, ben de kütüphaneye gidip gizemli olmaya çalışırım. Belki sen de beni fark edersin.”
Eva döndü, burnunu havaya dikti. “Senin tek gizemin pizza siparişinde bile karar verememen.”
Marcus başını eğip güldü. “Ama kalbim hep net: Eva margaritam.”
---
Victoria & Drake
Drake, motoruna yaslanmış Victoria’ya bakıyordu.
“Marcus’a sarılmak zorunda mıydın? Ne oldu, benim kaslar yetersiz mi geldi?”
Victoria gülümsedi. “Yok, senin kasların fazla kullanımdan dolayı yıpranmış olabilir. Değişiklik iyiydi.”
Drake gözlerini kıstı. “Sen fazla zekice konuşunca sinirim bozuluyor. Çünkü bir şey diyemiyorum.”
Victoria sırıttı. “Bence bu seni bana daha çok çekiyor.”
Drake yaklaştı. “Beni deli eden sensin, ama hâlâ gidip Marcus’a sarılmak mı? Motorumu kıskan o zaman!”
Victoria dudak büktü. “Sen motoruna sarıldığın kadar bana sarılsan, bu sorunu yaşamazdık.”
---
Akane & Kenjie
Akane sessizce yürüyordu, Kenjie gitarını sırtına asmış onu yakalamaya çalışıyordu.
“Ya ama sadece Sun-Yi’ye iltifat ettim, oyun öyleydi.”
Akane omuz silkti. “Aynen, oyunmuş. Şiir gibiymiş. Ben de son satırını yazayım o şiirin: Kenjie susar.”
Kenjie kahkaha attı. “Senin sinirli hâlin bile ritim tutuyor ya. Harbiden bana ilham oluyorsun.”
Akane durdu, başını çevirdi. “Beni ilham diye sevme, kız arkadaşın olarak sev.”
Kenjie ellerini kaldırdı. “Söz! Bundan sonra senin dışındakiler sadece figüran.”
Akane hafifçe güldü. “Hıh. En iyi figüran bile başrol olamaz, Kenjie. Bunu unutma.”
---
Sun-Yi & Ryu
Sun-Yi, kitaplarını sessizce çantasına yerleştirirken Ryu da yanı başındaydı.
“Victoria'nın enerjisi dikkat çekici” cümlesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
Ryu fısıldadı. “Yanlış anladın, sadece farklı bir şey söyledim. Ama gözüm hep sende, Sun-Yi.”
Sun-Yi başını eğdi. “Bazı cümleler gözden çok kalbi acıtıyor Ryu.”
Ryu biraz yaklaştı. “Ama sen sessizken bile en çok konuşan kişisin benim için. Başkasının sesi dikkatimi dağıtmaz.”
Sun-Yi iç çekti. “Bazen bir sessizlik bile ‘ben kırıldım’ der. Sen duymadın galiba.”
Ryu başını önüne eğdi. “O zaman… bundan sonra seni duymak için daha çok susarım.”
