24. bölüm · Aşk günlükleri
Bölüm – “Ateşin Altında Kalp Sözleri”
Gün batımı denizin üzerinden ağır ağır süzülüp gitmişti. Yıldızlar yavaş yavaş gökyüzünü sararken sahilde yakılan kamp ateşi, herkesin yüzünü sıcak bir turunculukla aydınlatıyordu. Dalga sesleri arkadan usulca gelirken, alevlerin çıtırtısı geceye tatlı bir fon oluşturuyordu.
Çiftler, ateşin etrafında battaniyelere sarılmış, birbirlerine biraz daha yakın oturmuştu. Gülüşmeler yavaşlamış, yerini yavaşça fısıldanan sözlere bırakmıştı.
---
Marcus ve Eva
Marcus, elinde bir marshmallow şişiyle Eva’ya döndü:
“Sana ilk baktığımda ne düşündüğümü hatırlıyor musun?”
Eva gülümsedi:
“‘Bu kız kesin başıma bela olacak’ mıydı?”
Marcus güldü, sonra ciddileşti:
“Hayır. ‘Onu bir gün kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapacağım,’ demiştim kendi kendime.”
Eva’nın gülümsemesi duraksadı. Gözleri dolu dolu ama mutluydu. Sessizce Marcus’un elini tuttu. Alevler ikisinin arasındaki sıcaklığı sanki yansıtır gibiydi.
---
Drake ve Victoria
Drake, sırt üstü uzanmış gökyüzüne bakarken Victoria başını onun göğsüne yaslamıştı.
Victoria mırıldandı:
“Yıldızlar ne kadar uzak… ama yine de parlıyorlar.”
Drake alçak sesle:
“Sen de öyle. Soğuk duruyorsun, mesafelisin… ama en çok sen ışıksın, Victoria.”
Victoria gözlerini kapattı.
“Bunu bir daha söylersen, bu gece ilk kez kendi isteğimle ağlayabilirim,” dedi fısıltıyla.
Drake, onun alnına bir öpücük kondurdu.
“Gerekirse her gün söylerim.”
---
Kenjie ve Akane
Kenjie gitarını usulca çalıyordu. Sessiz, yumuşak bir melodi... Akane, başını onun omzuna yaslamıştı.
Akane iç çekti:
“Bazen seni düşündüğümde müzik dinliyormuşum gibi hissediyorum.”
Kenjie başını eğdi:
“O zaman, sana sonsuza kadar bir şarkı olacağım.”
Akane hafifçe güldü.
“Çok romantiksin. Ama biraz da şımarıksın.”
Kenjie göz kırptı:
“İkisi bir arada daha eğlenceli.”
İkisi de birlikte gülmeye başladı. Gitarın sesi geceye karıştı.
---
Sun-Yi ve Ryu
Sun-Yi dizlerini kendine çekmiş, battaniyeye sarınmıştı. Ryu yanına sessizce oturdu. Bir süre hiçbir şey demedi. Yalnızca birlikte ateşi izlediler.
Sonra Ryu başını çevirip sordu:
“Seninle sessizliği paylaşmak… rahatsız edici değil. Güzel.”
Sun-Yi kaşlarını kaldırdı.
“Bu… bir iltifat mı?”
Ryu başını yavaşça eğdi:
“Senin yanında kelimelere gerek duymuyorum. Bu, her şeyden değerli.”
Sun-Yi’nin gözlerinde parıltı belirdi. Hafifçe Ryu’nun koluna yaslandı.
“O zaman bu sessizlik, en güzel şey olabilir.”
---
Kamp ateşi gece boyunca yandı. Aşkın sözleri, gülüşleri ve içten bakışları yıldızlara karıştı. O an, kimseye fazla bir şey söylemek gerekmedi.
Çünkü o gece, kalpler konuşuyordu.
