11. bölüm · AŞK GEÇER Mİ?
11. BÖLÜM : HÜCRE
Merhabalar 🎉
Keyifli ve iyi okumalar dilerim...💐
Söz söylenmez üstüne
Seni vicdanın affetsin
Benden af bekleme
Şarkı : Merve Özbey :VİCDANIN AFFETSİN
💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔💔
Arkamdan yükselen ses cezaevi müdürünün sesiydi. yanında dört gardiyan daha vardı müdür dediki ; "yakalayıp atın şunu hücreye" dedi. Müdürün yanında gelen gardiyanlar geldi hepsi birden beni tutmaya çalıştı tutamayınca sopayla vurmaya başladılar , ayağıma vurup yere dizlerimin üstüne çökmüştüm hemen yakalayıp yere yatırıp ters kelepçe takıp kaldırdılar iki gardiyan koluma girdi dahala diretmekte ısrarlıydım ama etrafımda çok gardiyan vardı hareket ettigim anda sopa vurmaya başlıyorlar ve beni çekeiştirerek hücre denilen karanlık yataklı bi odaya götürüyorlardı.Ben diretmekte kararlıydım.Herşeyi ögrenmem lazım dı ama o kadar çok sopa yememe rağmen pes etmeyip gitmeyi düşünüyordum , bi an dıştan diyordum ki gitmemem lazım fatihle konuşmam beni burdan çıkarıp güneşe götürmesini söylemem lazım ve daha detaylı öğrenmem gerek kim buna cürret edebilirdi onu bulup haddini bildirmem lazımdı böyle duramazdım ...yanımdaki iki gardiyanı ittim tekrar içeri gitmeye yeltendim bu sefer etrafımdaki gardiyanlar daha sert vurmaya başladı yere düşmüş ve onlar vurmaya devam ediyordu benim ise hala aklım güneşteydi o iyi miydi ?
Hani derler ya bayılma dercesine halim kalmayana kadar sopa yemiştim.Yürüyecek takaatim dahi yoktu iki gardiyan kolumdan tutup sürüklercesine hücreye doğru götürdüler .Kapıyı açıp ellerimi çözmeden yere yatırır bi vaziyette bıraktılar tam ellerimi çözücekken ceza evi müdürü;"bırakın biraz böyle kalsında aklı başına gelir belki hemde anlar adam öldürüp bunun cezasız kalmıyacağını ve devletin memuruna yumruk atılmayacağını öğrenmesi gerek. " dedi.Ve dışarı çıkıp kapıyı kapattılar odanın içi kapkaranlık sadece havalandırma dan sızan bi ışık vardı oda belli belirsiz gibiydi. Etrafa bakındım ve sonra olduğum yerden ayaklarımı hafif karnıma doğru çekmeye çalıştım canım acıdı. Ama bu acı Güneşi düşünmem için bir sebep değildi. bi taraftan öksürerek ayağımı çektim, güneşi düşündüm ,güneşin yüzü gözümün önüne geldi sonra bi ses kulaklarımda çınladı sanki beynimi ele geçirmiş gibi bu ses birkaç kez tekrar ediyordu aklımdan "neden bana yalan söyledin Savaş sen yalan söylemeseydin belki de .... "diyor kesiliyordu cümlesi bende zorlanarak belki ne Güneş dedim dışımdan belki ne?
Şuan bu durumda olmazmıydık? Yoksa benim yüzümden ölümün eşiğinden dönmezmiydin? Ne Güneş dedim kendi kendimle konuşarak ardından gözümden yaş düşmeye başlamıştı farketmedim bile. Fısıldayarak ben seni sevdim Güneş senden vazgeçmek benim için ölüm gibiydi o yüzden yalan söyledim böyle olacağını bilemedim ben seni korurum sandımm ,affet beni Güneşim hayatım ben sözümü tutamadım dedim.Sonra sesimi yükseltmeye çalışarak affet beni Güneşim ,affet beni dedim.Artık dayanamayarak ağlamaya başladım ağzımda sadece tek kelimeyle ağlıyordum"affet beni affet "diyordum. Sonra gözümü kapattım ve sorgulamadan hiç bir düşünmeden o karanlık dipsiz kuyuya bıraktım kendimi...
Etrafta loş bir ışık vardı içeriye süzülmüştü oradan anlamıştım sabah olduğunu. Olduğum yerde hafif bir kıpırdandım keşke kıpırdanmasaymışım her yerim hem ağrıyor hemde acıyordu. Ağzımdaki kurumuş kan ve yara bile sızlıyordu . Dün hissetmemiştim vurmalarından müteveellit ama dünkü vurmalarının etkisini daha yeni yeni hissediyordum.
Halsizdim. Gözlerimi dahi zor açıyordum.Ne düşünecek halim ne de kafa yoracak mecalim bile yoktu. Ne yapacağımı bilmiyorum Şu an sadece Güneş vardı aklımın her köşesinde ve kuytusunda . İnşallah yaralanmamıştır ve çok ciddi birşeyi yoktur.Eğer olduysa bu hapisten çıkar çıkmaz Serhatla güneşe bu kazayı yaptıranlardan ve araca taramalarının hrsabını soracaktım bunu aklımın bir köşesine kayıt edip Güneş nasıldı? Soramıyorum da Fatihte gelemişti normalde gelirdi . Şuan Güneşin hastaneden iyileşip çıkıp buraya gelip benimle konuşmasını ve beni affetmesi için onunla konuşacaktım .Aynı zamanda iyileşmesini ciddi bir şeyi yoktur sadece iyi olmasını başka birşey istemiyorum. Benimle konuşmasını istedim sadece .Her ne olursa olsun beni dinlemesini...
Düşüncelerimden kapının gürültülü sesiyle sıyrıldım. Gardiyan içeri girip " Görüşmen var o yüzden şuanlık buradan çıkıyorsun makam geri buraya geleceksin şimdi seni görüşme odasına götüreceğim "
Bende kim geldi acaba diye düşündüm aklımdan ve "kim geldi" dedim sordum gardiyana Gardiyan ise "Avukatın" deyip sert çıkıştı. Normalde kimse bana böyle davranamaz ama devletin memuruna da saygımız var diye ses çıkartmadım. Ardından diğer gardiyanı çağırdı o da geldi ve beni yerden kaldırıp hücreden çıkarttılar. Fatih acaba gardiyana yumruk attığımı mı öğrendi yada olay çıkardığımı diye düşündüm . Herneyse gidince öğrenirim. Şizaten her yanım ağrıyordu onu kadifa yoramazdım.
Yavaş adımlarla ama bir o kadarda hızlı yürüyerek görüşme odasına ilerledik.
Kapının önünde durunca gardiyan kapıyı açıp geç içeri dedi bende ağır adımlarla ama sağ bacağım ağrı bir acıdığı aynı zamanda ağrıdığı için sarsak adımla yürüyordum. İçeri girdiğimde karşımda bir adet Fatih ve Karımı yani Güneşi görmeyi beklemiyordum. Daha doğrusu ikisini aynı anda beklemiyordum. Güneş başta şaşırmış bir yüz ifadesiyle bana bakmıştı ama eski yüz ifadesine yani donuk bir yüz ifadesine bürünmüştü . Soğuk ve mesafeliydi...
16. 12. 2024 Pazartesi( gününden devam)
Güneşin Anlatımından:
Görüşme odasına girmiştik ve şuan Fatihle birlikte Savaşı bekliyorduk.
Neden bu kadar uzun sürmüştü. Tam Fatihe neden hala gelmediklerini soracakken kapı gürültülü bir şekilde açılmıştı ve içeriye girmeden kapı ağzından gardiyanın sesini duyduk geç içeri demişti.
Gardiyanın demesiyle tam karşımda ağzı yüzü gözü yara bere içinde üstü başı hırpalanmış elleri arkadan kelepçeli bir Savaş Çakırbeyli görmeyi beklemiyordum doğrusu . Şaşırmıştım ne olmuştu hiç bir fikrim yoktu ama haketmişti de açıkcası . Hemen şaşırmış yüz ifademi silip yerine soğuk olan yüz ifademi takındım.Çünkü onu ne kadar çok sevsemde yaptıklarını unutamıyodum.
Savaş şaşırmıştı. Doğrusu beni bekliyordu fakat gelmeyeceğimi de çok iyi biliyordu kendisi . O yüzdendi bu şaşkın ifadesi .
Karşımda yara bere olan yüzüne baktığımda içim acımış gibi oldu ama sonra o duygumu yoksaydım çünkü ben bir söz vermiştim ve onu tutmalıydım. Savaş şaşkın ifadesini hala atamamış bir şekilde masaya doğru gelip karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Ardından Fatih bir anda ayağa kalkıp :" ben gideyim siz konuşun "deyip görüşme odasından çıktı.
Savaş: Güneş nasılsın iyi misin? diyerek elimi tutmayaya çalıştı fakat ben hemen elimi çektim , ve şöyle dedim '; benim gelmemi istemedin mi sen ne söyliyeceksen söyle işte karşındayım... dedim . Oda hemen özür dilerim ben böyle olsun istemedim bilmiyorum kim böyle bişeye caseret etti ama sana söz veriyorum güneş onu bulucam hesabını sorucam.dedi
GÜNEŞ: Söz veriyosun anladım dedim yutkunarak, ne yapıcaksın peki gidip onları vuracak mısın ha yok özür dileyin mi diyeceksin, git ve onlara şöyle de özür dileyin ordaki insanlardan biri vurulabilirdi özür dileyin de tekrar ve o arabanın içinde olanlar ölebilirdi özür dileyin de öldürdüğünüz kişiler için de tamam mı özür dilesinler sende onlara bi daha inan olur mu? Söyle savaş eğer o arabadan sağ çıkmasak ya da çıkmasam karşına gelse yada yakalasan senden özür dileseler sen de affeder miydin?
SAVAŞ: Güneş yapma böyle lütfen ben gerçekten
derken lafını kestim ve söyleyeceklerimi söyledim ;sen gerçekten ne pişman mısın evet pişmansındır kesin demi güneşe nasıl yakalandım nasıl böyle dikkatsiz davrandım diye demi oh ne güzel hiçbirşeyin farkında da değil Güneş zaten demi Savaş ?...
~BÖLÜM SONU~
-Sizce bir daha ki bölümde neler olacak ?🥀🌪️💔
Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayınız...💐
