10. bölüm · AŞK GEÇER Mİ?

10. BÖLÜM : ACI HABER

Melodi Duru

🌼Merhabalar🏵️

🎊 Keyifli okumalar dilerim🎉
____________________________________________________

İzledim. Önümde yanan evin kül oluşunu izledim. O an içimdeki kor olan o yanan ateşti sanki benim içimmiş gibi hissettim ama asla ama asla soğumuyordu içim.

Bu onlar için bir başlangıçtı asıl bundan sonra benden korkmalılardı. İntikamımı hayır hayır intikamımızı alacaktım. Sadece bu yanan ev bu bir intikamın başlangıcıydı.
O Savaşı mahvedecektim . Kendime verdiğim sözü tutacağım...
Ben aklımdan neler yapacağımı neden yaptığımı unutmamak için düşünürken
etrafa komşular ne ara doluşmuştu hiç farkında bile değildim. İçlerinden orta yaşta bir teyze yanıma gelip "iyi misin kızım birşey olmadı ya sana "dedi. Bende yok teyzeciğim bir şey olmadı bana iyiyim ben dedim
oda "iyi iyi kızım iyiki bir yerine birşey olmamış ya nasıl çıktı bu yangın ev kül oldu gitti bizde itfaiyeyi çağırdık içeride başka kimse yok demi güzel kızım" dedi

bende yok teyze yangının nasıl çıktığını bilmiyorum ve içeride kimse yok" dedim
ama o an içimden Savaşın içerde olmasını o kadar çok istemiştim ki ama o içeride bile değildi. Teyze de bir anda" bana mı dedim kızım" dedi bende "dışımdan mı konuşmuşum ya" dedim farketmemişim teyze de anlamadığına göre fısıldayarak konuşmuştum demekki o kadar dalgındım ki aklımdan söylemek istediğimi az kalsın dışarı söyleyecektim neyse teyzeye doğru bakarak konuşmama devam ettim "yok teyze sana demedim." Dedim. Ardından

"tamam kızın birşeye ihtiyacın olursa ev şurada gelirsin olur mu kışın dışarda kalma emi soğuk olur ya" deyip göstermişti evinin yerini
bende" tamam teyzem birşeye ihtiyacım olursa gelirim " dedim yoksa gitmeye niyeti yok gibiydi. Teyze benden cevabını aldığında ağır adımlarla diğer komşular gibi gitmişti o da bense önümde kül olan ve hala yanan eve bakıyordum. Önümdeki kül olan ev nerdeyse benim içimin dışarıya yansıması gibiydi ama tek birşey vardı o da içimdeki yanan ateşin hiç sönmeyecekmiş gibiydi...

Aradan geçen yarım saatin ardından nihayet kendime gelebildim. Gözyaşım durmuyordu istemsizce akıyorlardı. Ardından hızlı bir refleksle gözyaşımı silip dimdik bir şekilde ayağa kalktım . Çantamı sıkıca tutup demir kapıyı açıp çıktım . Biraz yürüdüm . Yarım saatin ardındanbyürürken uzaktan taksi geldiğini gördüm ve taksiyi durdum . Taksinin kapısını açıp bindim taksiye binince direk" ceza evine sürün lütfen" dedim. Taksici de "tamam abla" deyip taksiyi sürmeye başladı. Taksici dediğim konuma giderken bende ikinci planıma geçecektim. Gidip Savaşla artık yüzleşecektim. Çantamdan telefonumu çıkarıp Fatihi aradım dördüncü çalışında açtı telefonu . İçimden hiç açmasaydın Fatih dedim.Sonra ise dışımdan "Fatih hemen beni Savaşla görüştür" dedim Fatih ise şaşırmış bir şekilde başta kekeleyecek oldu ama sonradan düzelterek "tamam" diyebilmişti sadece . Şaşırmakta haklı çünkü beni cezaevine götürmeye çalışırlarken kaza geçirmiştim şimdi de kendi ayağımla cezaevine onunla yüzleşmeye gidiyordum. Bir saatin sonunda ceza evine gelmiştim. Ben bunları düşünürken taksi bir anda durunca geldiğimizi farketmişti. Ne ara gelmiştik.Hemen kendime gelip taksiciye parayı uzattım. Parayı verdikten sonra aşağı inip kapıyı kapattım. Rüzgar yüzüme doğru esiyordu. Bir anda bir ürperme gelmişti soğuktan dolayı. Soğuk beni iyice kendime getirmişti. Yürüdüm ve tam karşıma baktığımda Fatih beni bekliyordu.

Fatih: Hoşgeldin Güneş

Hiçbirşey demeden direkt konuya girerek;

Güneş:Savaşla görüşmem için izin aldın mı?

Fatih:Evet aldım izni buyur içeri girelim .

Güneş:Tamam

İçeri görüşme yapacağımız odaya doğru ilerledik.

SAVAŞIN ANLATIMINDAN:

13.12. 2024 Cuma günüden;

Koğuştaki yatağıma uzağındıktan sonra aklıma bir sürü düşünce firar etmişti. Yine aynı sorular ve cevabını tahmin edemediğim bir sürü soru ve düşünceler.Hepsi nasıl diye bağırıyor. Sinirleniyordum bu düşüncelere.
Cevaplarını bilmediğim düşüncelerden nefret ediyorum. Güneş geldi aklıma . O zaten hiç aklımdan çıkmıyordu ki sürekli aklımda ne yapıyordu şuan mesela ?
Ardından aklıma buraya beni dinlemesi için Serhat'a Güneşi cezaevine getirmesini istemiştim ama şuan aklımdan Güneşle nasıl yüzleşeceğimi ve ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Buraya geldiğinde sorduğu sorulara ne cevap verecektim inanın hiç bir cevabım yoktu. Hiçbirşey söylemeyecektim ona sadece onu çok sevdiğimi ve o yüzden ona yalan söylediğimi söyleyecektim.Aslında Güneş bu cevabımla yetinmeyecekti.

Çünkü Güneş inattı ve öğrenmek istediğini öğrenirdi ve bulmadan usanmadan istediği cevabı alana soru soracaktı ama ben susmayı tercih edecektim. Ona söyleyecek başka bir cevabım yoktu .Aslında vardı ama söylesem de Güneş beni anlamayacaktı. Onun için kendisi ne düşündüyse onun için gerçek oydu . Bana değil kendine inancaktı. Çünkü ben ona yalan söylemiştim. İnanmazdı bana.Aklımın bir köşesinde olan o soru yine aklıma geldi.
O soruyu da içimdeki kuşkuyu da görmezden gelmeye çalışıyordum ama belki en baştan beri bana ihanet ediyordu ya da gerçeği biliyordu.
Düşmanlarımın biriyle işbirliği yapıyor olabilir ya da polisle işbirliği yapıyor da olabilirdi.Ama ister aşkımdan deyin isterseniz de zaafımdan derseniz deyin ama ben buna inanmak istememek için kendimle zorluyor adeta kendimle savaşıyordum.
Ben eğer bunun gerçek olduğunu öğrenirsem ve buna inanırsam inanın ki kendimin bile ne yapacağını ben bile bilmiyordum. Öfkem çok büyük olurdu ve ortalığı ateşe veririm.
Kafam çok karışıktı . Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu ama uyuyamamıştım. Gözüme uyku girmiyor. Sanki sabah olmuyordu. Zaman yavaşlamıştı bir anda .Saatler durmuş gibiydi.
Serhat acaba Güneşi getirebilecek miydi? Zordu onu getirmesi ama gelirmiydi ? Seven insan sevdiğini bir kez olsun görmeye gelmez miydi? Suçlu olsa bile...
Yoksa bana olan aşkı da mı yalandı? diye düşünürken sabah olmuştu bile çoktan. Yavaş yavaş herkes uyanmıştı. Kahvaltı için çağırmışlardı ama gitmemiştim. Aklımdaki düşünceler son bulmadan hiçbirşey yiyemezdim. Koğuştakilerin kahvaltı etmeleri bitmişti. Aralarından bir genç çay getirmişti. "Al abi çay iç zaten birşey de yemedim "dedi. Bende "yok çay içmeyeceğim sağol "dedim. O da" tamam abi çay istersen seslenmen yeter "dedi ve gitti. O genç gittikten 5 dakika sonra kapı açılmıştı ve gardiyan "Savaş Çakırbeyli görüşmen var "dedi. Bende ayağa kalktım ve gardiyanın yanına gittim . Gardiyan koğuşun kapısını kapatıp görüş odasına doğru ilerledik. Görüş odasının önüne geldiğimizde gardiyan kapıyı açtı. İçeri girdiğimde Güneşi beklerken Fatihi görmemle şaşırmıştım. Normalde Güneşin orada olması gerekirdi.Yanlış görmüyordum. İyi de neden birşey mi olmuştu? Ben bu düşüncedeyken gardiyanın biri çıktı diğeri de dışarı kapının önünde durmuştu. Şaşırmış bir şekilde "Noldu Fatih senin ne işin var ben Güneşi bekliyordum."dedim Fatih ise konuşmaya başladı .
Fatih: Savaş önce bir sakin ol dedi ve ekledi. Abi bak sakin ol tekrar ediyorum sakin ol lütfen Şey ama şöyle ıııım nasıl söyleyeceğim . diye söylenirken Fatih.birşey vardı ve lafı ağzında geveleyip duruyordu.
"lan söyle artık geveleyip durma ağzında" dedim . Bir çırpıda söyledi söyleyeceklerini .
Fatih: Serhat Güneşi almaya gitmişti ya tam konuşup ikna etmeye çalışırken birkaç araba gelip silahla onları hedef alıp ateş etmeye başlamışlar .Serhat Güneşi alıp oradan kaçıp başka arabaya binip uzaklaşmışlar ama yoldayken de önlerini birkaç araba kesmiş tam sağa dönerken de önlerine kamyonet çıkmış Serhatta kamyonete çarpmamak için sola kırmış sola kırdığı gibi de ağaca çarpmışlar . Olaylar bu yönde şuanlık dedi.
Ne diyordu lan bu Fatih ? Nasıl ben onları boşuna mı yolladım lan yanlarına diye bunu sesli söylemiştim . Kafayı yiyecektim . Bir anda ayağa kalkıp bir sinirle Fatih in yanına gidip Fatih'in boğazına yapıştım ve şöyle dedim lan nasıl lan boşuna mı ordalardı hı ben boşuna mı emir verdim lan dikkatli olun diye ya Güneşe birşey olduysa birşey oldu mu lan güneşe söyle lan söylesene dedim. Ardından ekledim ; Bu kadar adam ne işe yarıyorsunuz ? Hı Tedbirli olmanız gerekirdi lan Ne bu tedbirsizlik ben yokum diye heleki Güneş in yanında o kadar söyledim söylemesem bile bunu biliyorsunuz lan o kadar adam nasıl koruyamazsınız boşa mı varsınız orada diye sinirle çıkıştım Fatih'e ne ara boğazına yapışmıştım ve ne ara gardiyanlarla güvenlikler bizi ayırmaya çalışıyordu farkında değildim . Fatihe baktığımda kıpkırmızı olmuştu yüzü. Gardiyan bir anda beni sarsarak çekip kenara aldı ve 3 tane 2 gardiyan ve 1 güvenlikçi kollarımdan tutuyorlardı .
Kavrayamadım olanları o an Sinirden gözüm dönmüştü . Fatih e su içirmişlerdi ve iyi olduğunu sormuşlardı ben bunları düşünürken.
Fatih'in sesini duydum
Fatih: lan oğlum benim ne suçum var bana niye çıkışıyorsun ve boğazıma yapışıyorsun manyak mısın ?oğlum sen dedi. Bende "Serhat neredeymiş? Nasıl koruyamamış lan karımı ?
Kafamdaki soruları ve ona en başta boğazıına yapışırken ki sorduğum soruların toplayıp bir daha sormuştum.
Sorduğum sırada gardiyanlar ve güvenlikçiler beni hemen odadan çıkarmaya çalıştılar. başta çıkarmamışlardı çünkü Fatihle ilgileniyorlardı.
Çıkarmaya çalışırlarken onları iki kolumla ikisini sarsıp ardından ittirip arkamı döndüm ve konuştum" ya bir durun bir dakika bir soru sordum cevabını alayım almam lazım "dedim ama dinlemediler. Ve beni görüş odasından çıkardılar . Bende bir sinirle ve öfke patlamasıyla zaten birine sataşacak kadar sinirliydim ve sağındaki gardiyana üst üste iki yumruk attım diğer gardiyan ve güvenlikçiler o gardiyanla ilgilenirken bende bir hışımla geri görüş odasına doğru gittim. Tam odaya girmeden" Fatih "diye bağırdım ve içeri girip direkt "Söylesene lan oğlum cevap ver "dedim. O sırada arkamdan 1 güvenlikçi 2 gardiyan birine yumruk atmıştım oyüzden sersemleyerek gelmişti buraya kadar yumruk attığım gardiyan konuşmaya başladı :
"Sen nasıl bir gardiyana yumruk atarsın heleki devlet memuruna diye bir anda arkadan gardiyanı çağırdı. Çağırdığı gardiyan geldi ve ellerime arkadan kelepçe takacakken bende "bırakın lan beni "diye bağırıyordum ve kollarımı bir o yana bir bu yana gelişi güzel sallıyordum ki kelepçe takmasınlar . O sırada kapının arkasından bir ses yükseldi....

~BÖLÜM SONU ~

-Sizce kim gelmiş olabilir? Tahminler?🤷

Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayınız.💐