6. bölüm / 6
Asilerin TahtıHırsız
Bölümler 6Şu an: Hırsız
- 1 Kaçış planı3.047 kelime
- 2 Yüzleşme2.766 kelime
- 3 Asiler2.134 kelime
- 4 Yıldızlar2.136 kelime
- 5 Evlilik?3.239 kelime
- 6 Hırsız3.089 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Niye bu kadar sıcak?" Eiran'ın şikayet eden tonuna Sasha ters ters baktı. "Neden acaba? Kömür Krallığı'nda olduğumuz için olabilir mi?" Eiran gözlerini devirdi.
Kömür Krallığı'nın siyah ve sıcak toprakları vardı. Topraklar oldukça verimsiz olduğu için yürüdükleri arazide tek bir bitki bile yoktu
"Güneşte var alttan üsten yanıyoruz." Marsel kıkırdadı Eiran'ın cümlelerine. Ardel ile buluşmak için sabahın erken bir saatinde yola çıkmışlardı. Evliliğe hazırlanan bir çiftin dışarı çıkmasına tabi kimse bir şey dememişti
Sasha'nın babası ise odaklandığı hedef her neyse ulaşmak gözünü kör etmişti. Sasha ve Eiran yan yana durup, onu öldürme planı yapsa harika bir çift oldular diyecekti.
Biraz sonra Sasha gördüğü kulübe ile gülümsedi. Bir an arkasına baktı "geldik işte, mızmızlanmayı bırak" Erian sonunda ulaşmanın verdiği mutluluk ve getirdiği heyecanla Sasha'ya ilerdi.
Marsel'de onları takip ederken, muhafız kıyafetlerini bir an önce çıkarmak istiyordu. Üzerinde bir gün kalacağını düşündüğü kıyafetler ile üçüncü günüydü.
Haliyle pis hissediyordu. Zaten yaklaşık iki haftadır yıkanamamıştı. Önce Gece Krallığı daha sonra Bulut Krallığı ve şimdi Kömür Krallığında çete ile uğraşırken kendine bakmayı unutmuştu.
İç çekti ve kulubenin Sasha tarafından, üç kere tıklatılan kapısının açılmasını bekledi. Kapı açıldığında karşısında gördüğü kişiyle gözleri kocaman oldu. Sasha arkadaşının isminin Ardel olduğunu söylediğinde, Marsel'in aklına gelmişti ama ihtimal vermemişti.
Eiran'da, Ardel'i tanımış olmalıdıki şüpheyle dudaklarını araladı "Odun Krallığı Prens'i?" Ardel kapıyı açtığında karşısında sadece Sasha'yı bekliyordu. Karşısında gördüğü ikili kadar o da şaşkındı. Bir açıklama için Sasha'ya baktı.
"Açıklayacağım. Birileri görmeden içeri geçelim" Sasha onay isteyen bakışlarını yöneltti Ardel'e. Yıllardır süren arkadaşlıklarına olan inancı, Ardel'in onları içeri alacağını söylüyordu.
Eiran, cevap alamadığı soru ve Sasha'nın tavrıyla karşısındaki adamın prens olduğundan emin olmuştu. İçeri geçtiklerinde Marsel ve Eiran yan yana otururken, Sasha Ardel in oturduğu koltuğun yanındaki tekli koltuğa oturarak, üçlünün ortasına oturmuş oldu.
Cümlelerini kafasında tarttı ve ondan açıklama bekleyen arkadaşına dönerek şuana kadar yaşanan her şeyi anlattı. Daha sonra Eiran ve Marsel'e baktı. "Ve evet o Odun Krallığı Prens'i Ardel Layten"
Ardel, derin bir nefes aldı. "Aslında çete işleriyle işim olmaz. Ben kulübede iyiyim ama Sasha'yı tek başına gönderemem" Eiran gözlerini devirdi
"Kulübende daha ne kadar saklanabilirsin? Baban seni en yakın zamanda bulur. Üstelik yeme içme için çarşıya da gitmen gerekiyor." Ardel, Eiran'a alayla ve siniri bozulmuş bir şekilde baktı. Özel hayatı kimseyi ilgilendirmiyordu.
"Beni düşünmek sana kalmadı. Ayrıca babamla sorunum olduğundan nasıl bu kadar eminsin?" Eiran, bıkkın bir nefes verdi. "Seninle özel hayatın hakkında tartışmayacağım. Ayrıca çeteye katılma durumunda birbirimizin canı birbirimize emanet olacak. Tartışmak yersiz olur"
Marsel kafasını salladı sadece. Çete üyelerini doğru seçtiğini düşündü. Çeteye katılabilecek herkesi almıyordu aslında çeteye. Eiran söylediklerinde haklıydı ve Ardel de tartışmayı uzatmamıştı. Bu yüzden doğru insanlardı işte. Çete sadece savaşmak için değildi Marsel'e göre. Yalnız hisseden insanların oluşturduğu aileydi ve Marsel şuana kadar ailesi için doğru insanlar seçmişti.
Ardel'in çeteye katılacağı kesinleştiğinde Marsel planı ona da anlattı. Plan hakkında biraz daha konuştuklarında oluşan sessizlikle beraber artık bu konudan sıkılmış olan Marsel meraklı sesiyle konuştu. "Nasıl tanıştınız?"
Sasha gülümsedi ve Ardel henüz ağzını bile açamadan konuşmaya başladı. "Çocukken Krallıklarımızz ittifak halindeydi. Bizde birbirimizi çok görürdük, daha sonra babalarımız görüşmemizi yasakladı ama o zamanlar neden olduğuna anlam veremediğimiz için krallık meselesi yerine arkadaşlığımızı seçtik. Bu kulübe çocukluğumuzda bulduğumuz bir kulübe. Gizli buluşmalarımızı burada yapardık. Daha sonra Ardel babasıyla-"
Ardel boğazını temizleyerek susturdu Sasha'yı. "Bu konu hakkında konuşmayalım" Ardel'in isteğine kimse karşı çıkmadı. Konuşmak istemiyorsa onu zorlayacak halleri yoktu. Hazır hissettiğinde zaten anlatırdı.
~~~~~~~~~~~~~~~
Bulut Krallığı'nda sabah karmaşa ile başlamıştı. Bulut Krallığı Kraliçe'si sarayda çığlıklar atıyor, çalınan bileziği yüzünde Ember'ı suçluyordu. Ember ise odadan hiç çıkmadığını söylüyordu ki haklıydı. Yemek ve tuvalet için zaten çıkmıyorlardı. Ember sadece hava almak için bahçeye çıkıyordu, o da Dorcas'ın kapıya diktiği muhafızlarla beraber sadece bir hayale dönüşmüştü.
Bir ihtiyaçları olduğunda muhafızlara söylüyor, muhafızlar Ophelia'ya söylüyor ve Ophelia da odaya gidiyordu. Yaşadıkları tutsak hayatına bir şey diyemiyorlardi çünkü olay çıkartırlarsa çete tehlikeye girerdi. Babası henüz onların kimliğini sorgulamayordu, dikkat çekmemek en iyisiydi.
Ama Kraliçe yüzünde dikkat çekmeme planı iptal olmuştu çünkü bağırışlar yüzünden herkes onları izliyordu. Devrim ise sâhir meyvesi yüzünden derin bir uykudaydı.
Ophelia, Devrim'in daha rahat uyuması için babasının Köpük Krallığı'ndan getirttiği ve özenle sakladığı meyveyi gizlice almıştı.
Bağırışları duyan Ophelia koşar adımlarla annesi ve Ember'a ilerledi. Araya girerek bağırdı "anne yeter!" Sonunda sesler kesildiğinde Ember'a döndü. "Senden annem adına çok özür dilerim. Daha fazla bu saçma olayla uğraşma, ben halledeceğim." Ember bir süre Ophelia'ya baktı. Kızı daha fazla zor durumda bırakmamak için annesine son kez sert bir bakış atarak odaya ilerlerdi.
Ophelia, annesine dönerek bağırdım "sen ne yaptığını sanıyorsun? Arkadaşıma bu şekilde bir iftira atamazsın!" Annesi kaşlarını çattı."Bana karşımı geliyorsun? Tanımadığımız insanları eve soktunuz, kimse laf etmedi ancak bir hırsızlığa göz yummayacağım!"
Ophelia sinirle soludu, baş parmağını şakaklarına koyarak işaret parmağı ile alnını ovuşturdu. "Şu saçma fikrinden vazgeç. Odalarından bile çıkmıyorlar. Hapsettiniz insanları!"
"Birde sarayda dolaşmalarına izin mi verecektik? Kim oldukları ne oldukları belli değil. Nerden biliyorsun gece uyurken çıkıp almış olabilir?" Ophelia, annesiyle konuşurken bir duvarla konuşuyormuş gibi hissediyordu. Kendini Ember'a karşı o kadar mahçup hissediyorduki bir an önce gidip onunla konuşmak istiyordu. "Anne kes şunu! İnsanlara kafana göre iftira atamazsın. Çok güvendiğin oğluna söyle gerçek suçluyu bulsun. Sende gelip arkadaşımdan özür dileyeceksin."
Kraliçe, sinirle dudaklarını aralamıştı ama Ophelia konuşmasına izin vermedi. Etraflarında toplanan kalabalığa karşı konuşurken gözlerini annesinin gözlerinden ayırmadı "herkes duysun! Benim misafirlerime kimse saygısızlık yapmayacak. Egolarını tatmin etmek için bir taraflarını yaladığınız insanlarla aynı nezakette davranacaksınız. Sende oğluna söyle muhafızlarına söylesin onlar sadece misafirlerimi korumak için görevliler. Benim misafirlerim artık kafesteymiş gibi yaşamayacak. Eğer dediğimi yapmazsa ne olur çok iyi biliyorsun"
Ophelia son cümlesiyle sarstığı annesini arkasında bıraktı ve Eiran'ın çalışma odasına ilerledi. Muhafızları umursamadan kapıyı açtı. "Toparlanın odamın yanındaki misafir odalarında kalacaksınız. Bu rahatsız koltuklarda yatmanıza gerek yok artık."
Yeni uyanmış olan Devrim, Ophelia'nın sözlerine anlam veremiyordu. "Çok dikkat çekmez miyiz?" Ophelia sıkıntılı bir nefes verdi ve sakinleşmeye çalıştı. "Artık bunun önemi kalmadı. Ember açıklar sana" daha sonra yüzünde tekrar mahçup bir ifade oluştu.
"Ember, senden tekrar tekrar özür dilerim. Ne olur annemin kusuruna bakma. Senden özür dilemesini sağlayacağım." Ember bir şey söyleyemeden kapıyı kapattı ve odasına döndü ophelia, çünkü Ember'ın hayır, buna gerek yok, önemli değil gibi sözlerini duymak istemiyordu.Ne olursa olsun annesine özür diletecekti.
Abisi ve Marsel'in bir an önce dönmesi gerekiyordu çünkü Dorcas onları sorgulamaya başlamadan önce en fazla iki günleri vardı
~~~~~~~~~~~~~~
Ophelia'nın dilekleri kabul olmuş olmalıydı ki Eiran, Sasha ve Marsel Krallığa döndükten sonra Krallar konuşmuşlardı. Sasha'ya Bulut Krallığı'nı gezdirme bahanesiyle adeta Kömür Krallığı'ndan kaçıyorlardı. Tabi Ardel'de onları muhafız kılığında alt rütbeli muhafızların bulunduğu tekne ile takip edecekti.
Tekneler yola çıkmış ve tüm güvenlikler sağlanmıştı. Sasha ve Eiran dikkat çekmemek için aralarında sohbet ediyor, bazen Sasha hoş bir şekilde kıkırdıyor ve gözlerini kaçırıyordu.
Bulut Krallığı'nda ise Ophelia herkesi diken üstünde hissettiriyordu. Hizmetliler onun dediği gibi Devrim ve Ember'a özenle hizmet ediyor. Bir isteklerini iki etmiyorlardı.
Devrim ve Ember'ın da pek bir isteği yoktu zaten. Ophelia'nın şaşırdığı şey bunların hiçbiri değildi. Kral ve Dorcas, Ophelia'nın bu yaptıklarına tek bir söz bile söylemiyorlardı.
Ophelia, kaşlarını çatmış düşünürken onun düşüncelerini bozan Ember'ın sesi olmuştu. "Bir şey mi oldu?" Ophelia, Devrim'e ilaçlarını ve sâhir meyvesini verdikten sonra Ember'ın odasına gelmişti. Ember, Ophelia'nın ona getirdiği elbiselere bakarken Ophelia yatakta oturmuş onu izliyordu. Yani düşüncelerine dalmadan önce izliyordu.
"Sadece babam ve Dorcas'ın hala sakin kalmasına şaşkınım" Ophelia'nın sözleriyle Ember elindeki elbiseyi yatağın ucuna bıraktı ve Ophelia'nın yanına oturdu.
Bir süredir kendiside bunu düşünüyordu. Aklında bir olasılık vardı ama Ophelia'ya söyleyebileceğinden emin değildi. Onun kırılmasını istemiyordu, ancak yinede söylemenin daha iyi olacağına karar verdi.
"Ophelia. Bence Dorcas ve Kral seni konuşacakları veya hesap soracakları rütbede görmüyor. Hesap sormak için Eiran'ı beklediklerini düşünüyorum." Ophelia'nın çatık kaşları düzeldi ve bir süre yere bakmaya başladı.
Ember, onun aklından ne geçtiği hakkında bir tahminde bulunamıyordu ve kırılmış olabileceği düşüncesi onu telaşlandırıyordu. "Kırılmadın değil mi?"
Ophelia, derin bir nefes alarak kendini toparladı ve gülümsedi. "Hayır kırılmadım. Haklısın, büyük ihtimalle beni şımarık bir kız çocuğu olarak görüyorlar."
"Bunu değiştireceğiz." Ophelia, Ember'ın cümlesi ve umut dolu gülümsemesine karşı elinde olmadan gülümsedi. "Evet. Değiştireceğiz" cümlesiyle beraber kafasını salladı Ophelia.
Dışarıdan gelen gürültüyle kızlar önce birbirine baktı, daha sonra hızla odadan çıkarak merdivenleri inmeye başladılar. Prens evleneceği kadınla beraber dönmüştü. Prens dönmüştü. Eiran ve Marsel dönmüştü.
Ophelia gülümsedi ve hızlı adımlarla abisine ilerleyerek sarıldı.Ophelia'nın gözleri Eiran'ın arkasındaki Sasha ile buluştuğunda önce gülümsemesi soldu. Daha sonra derin bir nefes alarak Eiran'dan ayrıldı ve Sasha'ya gülümsedi. "Hoş geldin"
Çeteden olmayanlar bunun saraya gelmesi adına bir hoş geldin olduğunu sanıyordu ama öyle değildi. Sasha buradaysa plan her şeye rağmen iyi sonuçlanmıştı.
Marsel, diğer muhafızlarla beraber depoya ilerlerken Kraliçe, Sasha'yı Ophelia'dan uzaklaştırmaya başlamıştı. Ardel'i hafifçe arkasına bakarak kontrol etti, daha sonra Ember'ın peşine takıldı.
Ember, onu kontrol etmeye çalışan muhafızlardan rahatsız olduğunu etrafında olan herkese belli ediyordu. Yani sahte muhafızlardan, sahte rahatsızlığını belli ediyordu. Çalışma odasına geldiklerinde Ember önce içeri girdi.
Eiran, annesinden kurtulana kadar muhafızlar kapıda beklediler. Eiran odaya girdiğinde muhafızları içeri çağırdı.
Ortada belli bir plan yoktu ama herkes çalışma odasında buluşmaları gerektiğini biliyordu. Ophelia, Devrim'i uyandırdığında odaya gitmeyen bir tek Sasha kalmıştı.
Sasha, sürekli etrafı fark ettirmeden kontrol ederken kraliçe ona durmadan bir şeyler anlatıyordu. Kadın anlatırken Sasha'ya o kadar dikkat etmiyorduki, Sasha'nın bir şekilde uzaklaşmak için çare arayan bakışlarını fark etmemişti.
Sasha'nın gözü en sonunda uzaktaki onlara yaklaşan kurtarıcısına takıldı. Ophelia, Sasha'yı annesinden kurtarmak için hızlı adımlar ile yürüyordu. Hızlı yürürken eteğini tekmeleyen Ophelia'ya, Sasha tebessüm etti.
Yanlarına ulaştığında kibarca mırıldandı "merhaba" Ophelia annesine hiç bakmadan Sasha'ya selam verdi. Annesi, Ember'a iftira attığı için sinirleri hala bozuktu.
Ophelia, annesine dönerken bir yandan Sasha'nın kolunu tutarak ayağa kalması için mesaj verdi. "Annecim sen misafirimiz Sasha'ya iftira bulmadan önce ben götüreyim onu." Annesi, Ophelia'ya bir şey diyecek oldu, ancak eşi bu evliliğin çok önemli olduğunu söyleyip duruyordu.
Sasha'yı korkutmak istemediği için sadece sinirli bakışları ve sert nefesiyle saraya ilerleyen Ophelia ve Sashan'nın arkasında kaldı.
Saraya ilerlerken, Sasha derin bir nefes aldı. "Seninle habersiz ve istenmeyen evlilikten gelen gelin olarak tanışmak istemem. Dürüst bir şekilde tanışalım istiyorum. Sasha ben."
Ophelia, Sasha'dan beklemediği sözler yüzünden havalanan kaşlarıyla ona bakarak yürümeye devam ettiğinde, Sasha etrafa baktı ve fısıldadı Ophelia'ya doğru eğilerek
"Çeteye evlilik baskısından kurtulmak için katıldım" ophelia sırıttı. "Sadece bunun için mi?"
Ophelia'nın sözleriyle Sasha dudaklarını büzdü ve önüne dönerek, ayakları altında kalan beyaz taşlarla bakıştı. İkisininde adamları yavaşlamıştı.
"Sadece onun için değil tabi ama en güçlü sebep bu sanırım" Ophelia kafasını onaylar anlamda salladı ve mırıldandı "anladım" hemen sonra neşeli bir şekilde Sasha'ya döndü.
"Ben de Ophelia" Ophelia, Sasha'nın yaptığı gibi ona doğru eğildi ve fısıldadı "çeteye yönetici olabileceğimizi kanıtlamak istediğim için katıldım"
Sasha gülümsedi "Sadece bunun için mi?" Sasha'nın cümlesiyle Ophelia kıkırdadı, onaylar anlamda başını salladı. "Genel olarak adalet istiyoruz." Biraz duraksadılar, ardından neşeyle konuştu Ophelia.
"Ember diye bir kız daha var. Çok tatlı bir sağlıkçı bence iyi anlaşacaksınız" Sasha yalnızca "umarım" diyebildi. Yanlarına gelen muhafızlarla birlikte saraya girdiklerinde, çalışma odasına ilerlediler.
Ophelia, muhafızlara kapının önünde farklı bir muhafız grubunun bekleyeceğini söyleyerek uzaklaştırdı. Ardından çalışma odasına önce gitmesi için Sasha'ya baktı.
Odaya giren ikiliyle birlikte Devrim, Ophelia'ya baktı. "Gelmeniz niye bu kadar uzun sürdü?" Devrim, bir koltukta sırtını yastığa yaslamış ayaklarını uzatmışken, ayak ucunda Marsel oturuyordu.
Karşı koltukta Ember ve Eiran otururken, Ardel koltukların arasından odayı aydınlatan camın önündeki tahta masaya yaslanmıştı.
Sasha, odaya girdiğinde Ember ve Eiran'ın oturduğu koltuğun, Ardel tarafındaki ucuna oturdu. Ophelia'da Devrim'in odaya girdiklerinde ayaklarını çektiği yere oturmak için ilerledi. "Muhafızları uzaklaştırmak ve müstakbel gelinimizi aile üyelerinden uzaklaştırarak buraya getirmek zordu."
Ophelia, konuşması bittikten sonra Marsel'in sırtını ovaladı ve gülümsedi. "Sende hoş geldin" Marsel'de, kızın samimi tonuna karşılık, gülümseyerek teşekkür etti.
Herkes, Ardel ve Sasha'ya odaklanmıştı şimdi. Kimse tanışmak için bir hamle yapmadığında Ember konuştu. "Eee Sasha'yı bekliyordukda bu kim?"
Marsel, hızla Ember'a baktı ve uyarı tonuyla ismini mırıldandı. Daha sonra konuşmaya başladı "Ardel çetemizin üyelerinden biri artık." Ardel'e döndüğünde, Ardel gülümsedi
"Beni beklemediğinizi biliyorum. Banada sürpriz oldu. Şuan çok fazla konuşmak istemediğim bir konu nedeniyle Krallığımdan ayrıldım. Ama yaklaşık üç ay önce Odun Krallığı Prensi'ydim" herkes başını sallarken Ember yine kendini tutamadı.
"Niye katıldın çeteye?" Marsel uyarılarının hiçbir işe yaramadığını anladığında bıkkın bir nefes verdi. Ardel ise buna karşılık gülümsedi.
"Biraz Sasha yüzünden biraz da yöneticiyi yok etmek için. O adam şuan ki konumunu hak etmiyor" Ember kısaca anladım dedi ve başını salladı.
Ember, bir süre yeri incelerken odada yine bir sessizlik oldu. Ember bu kez Sasha'ya döndü. "Sen niye geldin çeteye? Evlenmemek için mi?" Sasha, Ember'ın sessizliğe dayanamamasına kıkırdadı.
"Temel sebep bu evet ama bende bir yerde Ardel ile aynı şeyi düşünüyorum. Adalet istiyorsak bu düzeni ve doğal olarak düzeni kuranı devirmeliyiz" Devrim, Sasha'nın cümlesinin hemen ardından konuştu
"Ember, herkesin neden burada olduğunu öğrendiğine göre bir plan yapmaya başlayabiliriz. Daha fazla öylece oturmak istemiyorum" Ember, Devrim' in sözlerine gözlerini devirdi.
"Sen düzgün yürümeyi becerene kadar konuşma bence" Devrim'de, Ember'ın sözlerine gözlerini devirirken odadakiler Ember'a hak vermişti.
"Zaten henüz bir plan yapamayız. Daha fazla bağlantıya ihtiyacımız var değil mi?" Onay için Marsel'e bakan Eiran'ı, Marsel kafasını sallayarak onayladı.
"Eiran haklı yeterince bağlantımız yok. Okyanus krallıklarından biriyle bağlantı kurmamız çok işimize yarardı."
Marsel'in cümleleriyle herkes okyanus krallıklarıyla nasıl bağlantı kurabileceklerini düşünmeye başlamıştı. Ardel, fikrini ortaya atan ilk kişi oldu. "Önce Yıldız Krallığı'yla bağlantı kurmamız işimizi kolaylaştırır. Yıllardır okyanusun en güçlü krallığı olan Yosun Krallığı ile ittifak halindeler"
"Yosun Krallığı'na ulaşmak, Yıldız Krallığı'ndan daha kolay olur. Kömür Krallığı'yla bir şekilde bağlantı kurduk ama Yıldız Krallığı'yla Bulut Krallığı'nın hiç ittifaki yok" Eiran'ın cümlelerini Ophelia devam ettirdi.
"Ve şuan kimliğini açıkça gösterebilecek üç kişiyiz." Sasha elini kaldırdı. "Beni sayma. Krallık bağlantılarını kullanarak ittifak sağlamamız babam tarafından yıllar önce yasaklandı."
Marsel'in derin nefesiyle herkes ona döndü. "Eiran, sen Sasha'yla yakın görün ve Yıldız Krallığı'yla bağlantıları iyice kontrol et. Ophelia sende, Yıldız Krallığı Prensesi'yle görüşmeye çalış." Ophelia ve Eiran kafasını onaylar anlamda salladığında, Eiran Sasha'ya baktı. Sasha'da onayladığında Eiran onay mırıltıları çıkardı.
Ember "Ayrıca burada daha fazla kalamayız. Kişi sayımızın artmasıyla beraber üzerimizde baskıda oluşmaya başladı" dediğinde Marsel kaşlarını çatarak Ember'a döndü.
"Yeni bir yere gitmemiz gerektiğini bende söyleyecektim ama ne baskısı?" Ophelia, Ember'ın konuşmasına izin vermeden tekrar zihninde net bir şekilde oluşan anlarlar sinirle Eiran'a döndü.
"Abi, annem Ember'a hırsız iftirası atarak bağırmaya başladı. Özür diletmeye çalıştım ama kabul etmiyor." Eiran'ı dudaklarından şaşkın bir "ne" nidası döküldü sadece.
Annesinden böyle bir adım beklemiyordu. Ophelia devam etti. "Üstelik Dorcas kapılarının önüne muhafız koyarak hava almak için bahçeye çıkmalarını bile yasakladı."
Eiran'ın kaşları daha fazla çatıldı. Şaşkınlığı geri plana atılırken siniri öne çıkmıştı. "Misafirlere nasıl bu şekilde davranabilirler? Konuşma-"
Eiran sinirle ayaklandığında herkes onu tutmak için hamle yapacaktı ama başarılı hamle Ember'dan geldi. Ember, Eiran'ın önünde durdu ve kollarını tuttu.
"Şuan dikkatleri üzerimize çekmeyelim. Oldukça fazla kişiyiz. Ophelia annenle konuştu zaten muhafızlar falanda yok kapımızda. Önce kalacak yer bulalım." Ember'ın sözlerini, Marsel destekledi.
"Evet. Kalacak yer bulana kadar sessiz kalalım. Ben yarına kadar bir yer düşünürüm zaten sende biz gittikten sonra konuş" Eiran sinirli bir nefesle yerine oturdu.
"Gittikten sonra konuşmanın ne anlamı var? Neyse hepinizin güvenliği daha önemli" bir süre herkes duraksadı. Hepsinin zihni karışıktı. Gelecek net değildi ama tekde değillerdi.
Devrim, dinlenmek için izin istediğinde Ember hepsinin dinlenmesi gerektiğini söyleyerek odalara dağılmalarını sağladı.
Ardel ve Marsel dikkat çekmemek için Devrim'in odasında kalmaya karar vermişken Sasha için özel bir oda, Eiran'ın odasının karşısındaki oda, çoktan hazırlanmıştı.
Herkes bir süre dinlediğinde Ember dayanamadı. Önce Ophelia'nın yanına gitti ve onu alarak Sasha'nın odasına vardı. Kapıyı nazikçe üç kez çaldı.
"Sasha, benim Ember müsait misin?" Sasha odasındaki aynalı masanın önüne geçmiş saçlarını tararken duyduğu kapı sesiyle irkildi ancak ardından gelen yumuşak sesle gülümsedi. Ayağa kalkarak kapıya ilerledi ve gülümseyerek kapıyı açtı.
"Ne hoş bir sürpriz. Bir problem yok değil mi?" Sashan'nın sorusu üzerine Ember olumsuz anlamda başını salladı. "İçeri gelebilir miyiz?" Ophelia, Ember ve Sasha'nın yakınlığını çok fazla kişinin görmesini istemediği için bir an önce odaya girmek istiyordu. Sabırsızlığı sesinede yansıdığı için Sasha hızla geri çekildi.
"Tabiki buyrun" kızlar Sasha'nın yatağına oturmuşken Sasha, yatağın karşındaki koltuğa oturdu. "Gruptaki kızlar olarak biraz tek kalalım istedim. Birde belki sen Kömür Krallığı'nda tam olarak neler olduğunu bize anlatırsın?"
Ophelia'da odaya neden geldiklerini Sasha'yla beraber öğreniyordu. O da merak ettiği için sesini çıkarmadı ve Sasha'ya baktı. Sasha, onaylar anlamda başını salladığında Ember tuttuğu nefesini rahatça verdi. Kimseyi rahatsız etmek istemiyordu
"Tabiki anlatırım. Çok bir şey olduğu söylenemez zaten Bulut Kral'ı ve bizimkiler Kömür Krallığı'na vardığında geceydi bu yüzden toplantı ertesi sabah oldu. Toplantıda evleneceğimizi öğrenince Eiran'ı konuşmak için çağırdım. Konuştuk sonra Ardel'in yanına gittik plan yaptık. Kısaca bu kadar"
Ophelia başını salladı "anladım. Tahminimdem kolay olmuş" Ember kaşlarını çattı. "Neden zor olsun?" Ophelia, Ember'a baktı ve Sasha'dan önce açıklamaya başladı. "Çünkü prenses sarayından evlilikten önce alınamaz. Evlendiği gün prensin sarayına gelebilir."
Ember kaşlarını çattı. Yıllarca Gece Krallığı'ndaydı ama çoğu kuralı bilmiyordu çünkü Gece Krallığı kendi dünyasında gibiydi. Soğuk, kuracı ve kimseyle iletişim kurmazlardı. Bu nedenle sosyal becerileri düşüktü, bu çalışanlardan net bir şekilde görülüyordu.
"Peki prens, prensesi görmek isterse?" Bu kez soruya cevap veren Sasha'ydı. "Bizim durumumuzda olduğu gibi prens, prensesin sarayında kalır." Sasha daha sonra Ophelia'ya döndü "bizde bu kadar kolay olmasını beklemiyorduk. Ama eminim bu evliliğin altında daha derin planlar var. babalarımız evlenmemiz için her şeyi yapacak kadar kör olmuşlar. Gözlerini hırs bürümüş"
Ember'ın konuya karşı bir ilgisi kalmadığı için başını yere eğdi ve ayaklarını sallamaya başladı. Yanında Ophelia ve Sasha babalarının planları hakkında düşünüyorlardı. Ember ayağa kalktı ve odanın balkonuna ilerledi. Demirlikleri tutarak gözlerini kapattı ve derin nefesler almaya başladı. Yüzünde oluşan gülümsemeyle başını indirdi, ancak bir anda kalbi hızlandı.
Tamamen siyah giyimli biri sarayın duvarlarının arkasından onu izliyordu ve Ember, onu gördüğünde saklanmıştı.
Ember, herhangi bir insan olabileceği düşüncesini zihninde baskın hale getirmeye çalışıyordu ama yabancının gözlerinde gördüğü şey Ember'ın bedenini ürkütmeye yetmişti. Nefesleri hızlanmış ve kalbi hızla atmaya başlamıştı.
Tesadüf olduğunu düşünerek odaya ilerledi. Ophelia, odaya dönen Ember'ım beyazlamış suratını gördüğünde kaşlarını çattı. "Ember bir sorun mu var?" Sasha ayağa kalkarak Ember'ın kolunu tuttu ve koltuğa oturmasına yardım etti.
"Bir sorun yok. Sanırım açlıktan başım döndü" odadaki herkes bir sorun olduğunu biliyordu ama Ember'ın şuan üzerine gitmek istemediler. Yalanına inanmayı tercih ettiler.
"Seni odana kadar götüreyim biraz dinlen" Ophelia'nın cümlesine Ember onaylayan mırıltılar çıkardı ve Sasha'ya veda ederek odalara dağıldılar. Ophelia hiç rahat hissetmiyordu ama Ember ısrar ettiği için onu tek bırakarak odasına gitti.
Ember, odasına girdiğinde uyumanın tek çare olduğunu düşünerek gözlerini kapattı. Ember uyurken diğerleride uyuyordu. Devrim'in ilaç yüzünden uykusu cok derin bir hale gelmişken yol yorgunu olan dörtlüde sonunda rahatça uyuyordu.
En geç uyuyan Ember olmasına rağmen ilk o uyandı. Hava kararmıştı ama belliki akşam yemeği vakti henüz gelmemişti. Prens, eşi ve prenses hala uyuyordu. Geri kalanıysa zaten yemege davetli değildi. Ember, odasından çıktı ve bahçeye ilerledi. Temiz havanın tadını çıkarırken, olanları düşündü.
Zihninde hala adamın bir tehdit olmadığına inanmaya çalışıyordu. Eğer inanırsa daha güvende hissedecekti. Ember düşüncelerinden sıyrılmayı başararak etrafa baktığında, saray kapısından çok uzaklaştığını ve bahçenin arka bölümüne yaklaştığını fark etti.
Sabah olanlar yüzünden nefesi hızlanırken hızla geri döndüğünde gördükleri karşısında attığı korku dolu çığlıkla saraydaki herkesin dikkatini çekmişti
