3. bölüm / 6
Asilerin TahtıAsiler
Bölümler 6Şu an: Asiler
- 1 Kaçış planı3.047 kelime
- 2 Yüzleşme2.766 kelime
- 3 Asiler2.134 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yıldızlar2.136 kelime
- 5 Evlilik?3.239 kelime
- 6 Hırsız3.089 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıldızların parıltısı yeter mi bir odayı aydınlatmaya? Siz bilmiyor olabilirsiniz. Ama kömür karası gözlerinden yaşlar süzülürken titreyen çocuk biliyordu yetmediğini. Belki odayı aydınlatmıyordu ama küçük çocuğun hayallerine bir ışık tutuyordu parıldayan yıldızlar.
Dış görünüşüyle Kömür Krallığı'ndan olduğunu belli eden çocuk, göz yaşları yüzünden acımaya başlayan gözlerini ovuşturmak için elini havaya kaldırmaya çalıştı ama onu bileklerindeki zincirler durdurmuştu.
Çocuk daha da çaresiz hissetti o an. Titrek bir nefes aldı soğuktan morarmış olan dudaklarından. Yetimhanede çalışanlara göre çocuğun bu soğuk odada, kilitli olan demir kapının arkasında tek kalmasının bir sebebi vardı tabi. Ama çocuk için özgür olmaya çalışması bu odaya zincirlenmesi için bir sebep değildi. Hiçbir ceza onu durduramayacaktı. Çocuk burada kalmaya katlanamıyordu artık. Bu nedenle ne olursa olsun her gün kaçmayı deneyecekti. Belki bir gün yıldızların ışık olduğu bu hayali gerçekleşirdi?
~~~~~~~~~~
Victor gözlerini karşısındaki kadından ayırdı ve herkes gibi okun geldiği yöne baktı. Oku atan, kendisi gibi Marsel'in de tahmin ettiği kişiydi. Bulut Krallığı'nın ortanca oğlu Eiran Dennis. Eiran'ın gelmesiyle garip bir hava oluşurken Ember, Eiran'ı tanımadığı için kaşlarını çatarak kim olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Eiran boğazını temizledi ve konuşmaya başladı. "Size kimse Bulut Krallığı sınırlarına öylece giremeyeceğinizi söylemedi mi?" Eiran'ın sinirli ifadesi ve bıkkın sesi garip ortamı bozarken Victor bakışlarını Marsel'e çevirdi.
Marsel ve Devrim'in varis oldukları gizli olduğu için halktan insanlar gibi Eiran'ın sözleri altında ezilmeleri gerekiyordu. Çünkü halktan insanlar soylulara karşı sessiz kalmalı, onların laflarını yutmalı ve saygısızlık yapmamalıydı. Victor'un yüzünde bir sırıtma oluşurken bu düşünce ona gittikçe daha çok keyif vermiş ve yüksek sesle gülmesine neden olmuştu.
Victor'un sesiyle şimdi tüm bakışlar onun üzerindeydi. Victor üzerindeki bakışlar umrunda değilmiş gibi sakince gülmeyi bıraktı ve Eiran'a baktı. "Kusura bakmayın Prens'im. Sınırlara girdiğimizin farkında değildik. Bulut karallığı bölgesini şimdi terk edeceğiz." Eiran bulunduğu kalıptan sıkıldığı için konuyu daha fazla uzatmak istemedi.
Victor ve çetesinin gitmesine izin verirken Marsel ve diğerlerine döndü. "Sizin bahaneniz nedir?" Ember hala ne olduğunu kavrayamadığı için Marsel'e dönerken Devrim yutkundu.
Marsel, Eiran'ın kraliyet kurallarını sevmediğini ve bir prens olmak istemediğini biliyordu. Kuracağı çete için insanlar toplaması gerektiğinden Eiran ile konuşabileceğini düşündü ve bir teklifte bulundu. "Sarayınızda bizi ağırlamayı kabul ederseniz sizinle önemli bir konu hakkında konuşmayı düşünüyoruz." Eiran kafasını yana eğdi ve biraz düşündü. "Neden ne olduğu belirsiz insanları sarayıma sokayım?" Marsel veliaht prens olduğunu Eiran'a çeteye katılırsa söyleyecekti ama erken söylemekten zarar gelmeyeceğini düşünerek onay almak için Devrim'e baktı.
Devrim, Marsel'in aklından geçenleri tahmin edebiliyordu, ancak yıllardır gizli tutulan veliahtlar olduklarını söylediklerinde Eiran büyük ihtimalle inanmayacaktı. Söylediklerini kanıtlayacak bir şeyde yoktu bu nedenle Devrim, Marsel'e onay vermeden Eiran'a döndü. Her zamanki gibi düz ve saygılı sesiyle "konuşacağımız konu burada konuşmaya uygun olmadığı için sarayınızda konuşmak daha uygun olur Prens'im. Konunun önemi sadece sizin duymanızı gerektirecek kadar büyük" diyerek kendini açıklamıştı. Uzun süren sessizliğin ardından Eiran başını onaylar anlamda salladı ve onu takip etmelerini söyleyerek saraya ilerlemeye başladı.
Eiran söylenti çıkmaması için saraya giden yolu biraz uzatmış halkın uğramadığı ormanlık alanlardan geçmişti. Saraya ulaştıklarında hızla çalışma odasına girdi ve arkasından odaya giren üçlüyle kapıyı kapattı. Üçlü bir koltuğa sıkışmışken Eiran onların karşısındaki koltuğa oturdu. Ember azarlanan bir çocukmuş gibi otururken başına ne geleceğini bilmediği için gergindi. Devrim ağrıyan göğsünden, giydiği katı muhafız kıyafetinin izin verdiği kadarıyla derin bir nefes almaya çalıştı ve gözlerini bulundukları odada gezdirdi.
Odanın duvarları yeşile boyanmışken eşyaların hepsi kahve tonlarındaydı. Oturdukları koltuğun biraz arkasında duran çalışma masasının üzerindeki toz birikintisi masanın uzun süredir kullanılmadığını belli ederken. Devrim odadaki toz sebebiyle birkaç kez öksürdü.
Marsel, Devrim'in öksürdüğünü duyduğunda kısa bir an onu kontrol ederek iyi olduğunu anladığında Eiran'a döndü. Eiran, Devrim'in öksürüğüyle odanın ne kadar tozlu olduğunu hatırladığı için özür diler bir ifadeyle üçlüye baktı. "Kusura bakmayın odayı pek kullanmıyoruz" Ember, Eiran'ın sözlerinin hemen ardından kısık sesle "belli tozdan öleceğiz şimdi" dediğinde söylediklerinin duyulmayacağını düşünmüştü ama odadaki sessizlikten dolayı düşündüğü gibi olmamıştı.
Devrim asıl konuya dönmek ve Ember'ın sözlerini unutturmak için hızla konuşmaya başladı. "Eiran asıl konuya dönelim." Eiran Devrim'in saygı sözcüklerini ve eklerini bırakmasıyla kaşlarını çatarak ona baktı ama lafını bölmedi.
Devrim nasıl açıklayacağını, Eiran'ı nasıl inandıracağını bilemiyordu. Derin bir nefes aldı ve karşısındaki meraklı bedeni daha fazla bekletmeden konuştu. "Belki bize inanmazsın. Ancak unutma senin karallığında ve senin sarayındayız. Yalan söylemek bize yalnızca ölüm getirir." Muhafız kıyafeti yüzünden nefesi daraldığı için acıyla derin bir nefes aldı ve biraz öksürdü.
Eiran, Devrim'in zor durumda olduğunu zaten ilk gördüğünde anlamıştı bu nedenle onun nefeslenmesine izin verdikten sonra onu dikkatle dinlemeye devam etti. "Yıllardır saklı olan veliaht prensler biziz." Marsel ve kendisini işaret etti sakince.
Eiran'ın zaten çatık olan kaşları daha da çatılmış, bedeni gerilmişti. Ancak ani tepki vermedi. Konuşmaya devam eden Devrim'i dinlerken aynı zamanda söylediklerini değerlendirdi. "En başta söylediklerimi unutmadın değil mi? Yalanın bize faydası olmaz. Bir çete kurduğumuz için yüzlerimizi açığa çıkarmadık." Odada bir süre derin bir sessizlik oldu. Bu sürede Eiran söylenilenleri düşünmüş, hafızasında Devrim'in cümlelerine kanıtlar aramıştı.
Ember'ın gerginlikten tırnak etlerini kanattığını fark eden Marsel, nazikçe ve Ember'ı daha da tedirgin etmemeye özen göstererek elini onun ellerine sardı. Dokunuşunu hisseden Ember'ın bakışları odaklandığı yerden hızla Marsel'e çıkarken Marsel şefkatle gülümsedi ve Ember'ın içine güven tohumları serpti. Ember'ın stresten hızlanan nefesleri normale dönmüş, yüzünde bir gülümseme oluşmuştu. Fark etmedi ama Marsel'e güvenmeye başlamıştı.
Eiran gözlerini üçlüde gezdirdi ve en sonunda bakışları Devrim'de durdu "bunu neden özellikle benimle konuşmak istediniz?" Bu soruyla beraber Marsel Devrim'in görevini üstlendi ve ona rahatlaması için biraz daha zaman verdi.
"Dört elementin kralını devirmek için bir çete kuruyoruz. Prens kalıbından, bu sürekli olan tartışma ortamından, yapılan haksızlıklarından ve daha bir çoğundan seninde bıktığını biliyorum. Eiran çetemize katılırsan arzuların gerçekleşecek. Biz hepimiz belirli amaçlar için bu çetedeyiz ve ortak amacımız hepimizin hayallerine engel olan baş kralı devirmek"
Eiran kendisine sunulan teklifi birkaç saniye düşündü. Marsel söylediklerinde haklıydı, Eiran içinde onlara katılmak için yanıp tutuşan bir tarafını fark etti. Uzunca bir süre düşünürken karşısındaki üçlüde kendi düşüncelerinde kaybolmuştu.
Ember, Marsel'in elini daha sıkı tutarken Eiran yanıp tutuşan kısmında bir kıvılcım oluşturdu "teklifinizi kabul ediyorum. Buradan sonra ne yapacağımıza beraber karar vereceğiz ama önce bana şuana kadar neler olduğunu anlatın" Marsel teklifinin er yada geç kabul edileceğini biliyordu. Yüzünde bir gülümsemeyle çetenin dördüncü üyesine yaşananları anlatmaya başladı.
~~~~~~~~~~~~~~
Hava kararmaya başlamış ve akşam yemeği saati yaklaşmışken dörtlü hararetli bir şekilde çete ve bundan sonra yapacakları hakkında konuşuyordu. Başta sessiz ve çekingen olan Ember bile yerinde duramamış aklına gelen şeylerden bahsederek konuşmaya katılmıştı.
Dörtlünun konuşmasını bölen şey tıklanan kapı olduğunda hepsi kapıya dönmüştü. Kapının ardındaki Eiran'ın kız kardeşi Ophelia, nazik sesiyle dörtlünün merakını söndürmüş, kapının ardında kim olduğunu açık etmişti. "Abicim benim Ophelia. Akşam yemeği vakti geldiği için sana haber vermek istedim. Daha sonra babam kızıyor biliyorsun" Eiran yüksek bir sesle akşam yemeğine gideceğine dair bir şeyler söylerken kapının ardındaki ayak sesleri Ophelia'nın gittiğini anlamalarını sağladı
Eiran ayaklandı ve diğerlerine baktı. "Odadan çıkmayın. Akşam yemeğinden sonra size gizlice yemek getiririm. Şuan aileme kimliklerinizle ilgili bir şeyler uydurmaya uğraşmayalım" üçlü onu onayladığında Eiran odadan çıktı ve ardından kapıyı kapatarak hiç hoşlanmadığı Prens kalıbına döndü.
Çocukluğunda onu neşelendiren ancak artık hiç sevmediği yemek masasına ilerlerken sıkıntılı bir iç çekti.
Eiran masaya oturdugunda masa tamamlanmıştı. Masanın tamamlandığını gören hizmetliler hızla tabakları yerleştirmeye başladı. Yemek sorunsuz geçmişti ancak Eiran ara sıra göz göze geldiği babasının ondan bir açıklama beklediğini ama yemek masasında konuyu açmadığını hissediyordu. Eiran'ın babası sarayındaki misafirlerden haberdardı ama şimdilik sustu. Oğlunun açıklamasını duymadan önce konu hakkında konuşmadı. Eiran'da bu konuyu konuşmak için fazla yorgundu. Ayrıca konuyla alakalı oturmayan şeylerde vardı kafasında.
Bu nedenle Eiran sessizce herkesin yemeğini bitirmesini bekledi. Babası oğlundan açıklama gelmeyeceğini anladığında masadan kalktı ve çalışma masasına ilerlemeden önce ailesine mesafeli bir iyi akşamlar diledi.
Eiran, babasından sonra sabırsızlıkla beklediği masadan kalkma hakkını hevesle kullanarak anında masadan kalktı ve kraliyet üyelerinin genelde sadece kadınlarının nadiren uğradığı mutfağa yöneldi.
Eline aldığı tabaklara arta kalan yemeklerden olabildiğince bol koydu. Devrim'in yaralı olduğunu fark ettiği için yanına bir ağrı kesici alarak çalışma odasına ilerledi.
Kapıyı elindekiler yüzünden zar zor açtı ve odaya girdiğinde, ilk gördüğü şey olan tozlu çalışma masasını eliyle süpürerek tabakları üzerine koydu. Koltuğa doğru ilerlediğinde birbirlerine sarılmış uyuyan üçlüyle Eiran'ın yüzünde bir tebessüm oluştu. Daha sonra ellerini üçlünün kulaklarının yakınında birbirine çarptı ve irkilerek uyanmalarını sağladı.
Eiran kendilerine gelmeye çalışan çete arkadaşlarını izlerken fark etmeden gülümsemesi büyüdü. Ember ona ters ters bakarken neden gülümsediğini düşünüyor, bu da etrafa çatık kaşlarıyla bakmasını sağlıyordu.
Eiran, Ember ile göz göze geldiğinde mırıldandı "kaşlarını çatmaktan kırışıklıkların çıkacak" Ember hızla çatık olan kaşlarını düzeltti ve ona sırıtarak bakan Eiran'dan çekinerek bakışlarını yere sabitledi.
Marsel ve Devrim yemek için uyandırılacaklarını tahmin ettikleri için kendilerine geldikten sonra masaya ilerlemeye başladılar. Devrim bir anda Eiran tarafından kolundan tutularak durdurulduğunda, Eiran'ın çete hakkında soru soracağına düşünmüştü. Ancak hiç beklemediği şekilde Eiran gülümseyerek eline ağrı kesici tutuşturduktan sonra Devrim'in yanından geçerek Marsel'e ilerledi.
Eiran diğerleri yemek yerken çete hakkında düşünmeye başladı. Çete üyelerini arttırmak için aklına gelen isimleri düşündü. Açıkçası kraliyet işleriyle ilgilenmediği için aklına çeteye katılacak isim gelmiyordu.
Halktan insanlardan önce kraliyet ailesinden insanları çeteye almanın daha mantıklı olacağına kendi içinde uzun zaman önce karar vermişti. Marsel kendisinin kraliyet işlerini sevmediğini biliyorsa diğer kraliyetlerdeki insanlar hakkındada bir şeyler biliyor olabilirdi.
Marsel'e kraliyet aileleri hakkında bildiklerini sormadan önce yemeğini bitirmesini bekledi ve Marsel son lokmasını yuttuğunda merakla konuştu. "Benim hakkımda yaptığın gözlemleri diğer kraliyet aileleri içinde yaptın değil mi?" Marsel aniden gelen soruyla bakışlarını tabaktan ayırdı ve Eiran'a bakarak sakince başını onaylar anlamda salladı.
Eiran şimdi biraz daha rahatlamıştı. Sırtını rahatça oturduğu sandalyenin sırt kısmına yasladı. Devrim daha önce Ember'la da bu konu hakkında konuşmaya fırsatları olmadığını fark etti ve çatalını tabağa bırakarak başını kaldırıp Ember ve Eiran'a baktı. "Daha önce zaten bir çetede olduğumuz için araştırma ve gözlem yapmıştık. Tabi o zaman çeteye alma gibi bir amacımız yoktu ama çete için kime güvenebilecegimize dair bilgimiz var" Ember ağzındaki lokmayı çiğnerken anladığını belli etmek için kafasını salladı.
Eiran tepki veremeden önce Marsel konu açılmışken aklındakileri söylemek istedi "aslında çeteye katılması için senden önce kız kardeşin ile konuşacaktık." Duyduğu sözlerle Eiran'ın kaşları çatıldı. Kız kardeşinin nasıl bir amacı olabilirdi çeteye katılmak için? "Kız kardeşim mi?" Marsel, Eiran'ın şaşkın ifadesine sırıttı. Bunca yıl kız kardeşinin kraliyet yönetmek için ne kadar istekli olduğunu nasıl görmemişti anlamıyordu. "Ophelia'nın kraliyet yönetmek konusundaki isteğini hiç fark etmedin mi? Açıkçası onun amacı seninkinden çok daha güçlü. Onun çeteye katılacağı konusunda hiç şüphem yok." Eiran, Marsel'in sözleriyle Ophelia hakkında düşünmeye başladı. Birkaç anısı zihninde canlanırken Marsel'e hak verdi.
Ophelia, Eiran'ın hatırladığı her anıda gerçekten isteğini açıkça belli ediyordu. Eiran kendini çok suçlu hissetmeye başlamıştı. Kız kardeşinin bu isteğini görmemesi için kör olması gerekiyordu insanın. İçindeki suçluluk duygusunu azaltan şey Ember'ın sözleri oldu.
"Kendini suçlamıyorsun değil mi? Asıl suçlu olan sen değilsin. Eğer kadınların kraliyet yönetemeyeceğine dair bir algı olmasaydı baban abin yerine Ophelia'yı seçebilirdi.Ophelia bu algıyı yıkamayacağını düşündüğü için sessizdir diye tahmin ediyorum. Sen fark etsende seni yalanlardı bence" Marsel, Ember'a hak verdiğine dair bir şeyler mırıldanırken Devrim konuşmadı. Ona göre Eiran kız kardeşinin arzusunu fark etmeliydi çünkü Devrim olsa anlardı.
Eiran azalmış olsada hala suçlu hissettiği için kardeşini çeteye almak istedi. Belki en başında fark etmemişti ama çetede ona destek olabilir ve arzusunu gerçekleştirebilirdi. Kendisine göre abisi zaten bu görevi hak etmiyordu. Birer yabancıdan farkları kalmamıştı zaten abisi miydi emin değildi. "Kız kardeşimle yarın çete hakkında konuşacağım. En azından bu konuda ona yardımcı olabilirim."
Devrim bu sözlerle gülümsemiş ve kafasını Eiran'ı cesaretlendirmek için onaylar anlamda sallamıştı. Marsel aklına gelenle hızlıca konuştu. "Yarın kömür Krallığı ile toplantınız var değil mi?" Eiran'ın gözleri Marsel'in sözleriyle genişledi "sen nereden biliyorsun?"
Marsel yerine cevap veren Devrim olmuştu "araştırma yaptığımızı söylemiştim." Eiran yutkundu ve kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Daha sonra Kömür Krallığı Prensesi Sasha aklına geldi. Onu çeteye alabilirler miydi? "Sasha'yı tanıyorsunuz değil mi? Yarın toplantıda onunla konuşabilirim belki çeteye katılır" Ember tanımadığı için bakışlarını Marsel ve Devrim'e çevirdi.
Devrim sızlamaya başlayan yaralarının sızısını geçirmek için Eiran'ın eline tutuşturdugu ağrı kesiciden içerken, Marsel Eiran'ın sözlerini düşündü "sasha'nın çeteye katılacağı konusunda şüpheliyim. Ailesine gerçekten çok bağlı. Ailesi yüzünden bizi reddedebilir"
Eiran'ın yüzü düşerken sıkıntılı bir nefes verdi. Gözlem konusunda çok iyi olmadığı için yarın sasha'yı gözlemleyerek adım atamazdı. Eiran yanlış bir düşünceye kapılıp çeteden bahsederse bu kötü olurdu. Çete gizli kalmalıydı.
Ancak Marsel'in gözlem yeteneği anladığı kadarıyla iyidi. Onu bir şekilde yanına almalıydı. Derin bir nefes alarak basit bir plan kurdu "Marsel seni vezirim olarak yanımda götürebilirim. Benimle gelip Sasha'yı gözlemlersin bende senin gözlerine göre Sasha ile konuşurum. Ember ve Devrim sizde biz yokken kız kardeşim ile çete hakkında konuşabilir misiniz? Ona çalışma odama gelmesini söylerim." Marsel planı onaylarken diğerleride kendilerine düşüne görevi kabul etmişlerdi .
Eiran gülümsedi "o zaman asilerin ilk planı hazır" Ember'ın kaşları çatılırken Marsel çeteye konulan ismi beğenmişti. Devrim isme gülümserken Ember'ın tepkisi kıkırdamasına sebep oldu. "Asiler mi?" Ember'ın kaşları her zamankinden biraz daha çatıktı."Beğenmedin mi?" Eiran gülümseyerek konuştuğunda Ember'ın çatık kaşları düzeldi ve biraz düşündü. "Beğendim" hepsi gülümsemiş ve çetenin isminin asiler olmasını onaylamıştı.
Uyumaları gereken süreye kadar Eiran çalışma odasından çıkmadı. Plan basitti ancak riskleri değerlendirmek gerekiyordu. Plan hakkında biraz daha konuşarak tehlikeler hakkında konuştuktan sonra yarın için dinlemeye karar verdiler. Asilerin ilk planı resmi olarak yarın başlayacaktı.
