Asilerin Tahtı kitap kapağı

5. bölüm / 6

Asilerin Tahtı

Evlilik?

Vaveyla Yazarı: _ ♡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Evlilik?

Ophelia ellerinde geniş tepsiyi tutarken bir prenses için uygun gözükmüyordu ama dert değildi. Kendini bir kalıba beğendirmesi gerekmiyordu, bunu istemiyordu. Tepsi ağır olduğu için ayağıyla kapıya vurdu birkaç kez.

Daha sonra neşeyle konuştu. "Size kahvaltı getirdim."
Kapıyı şaşırtıcı olmayacak şekilde en ufak sese uyanan Devrim açmıştı. Devrim'in dağınık saçlarına kıkırdayan Ophelia, gözlerini biraz daha aşağı kaydırdığında Devrim'in çıplak üst vücudunu görmeyi beklemiyordu. Gülüşü solarken gözlerini kaçırdı hızla.

Devrim'in beynindeki uyku sisi dağıldığında, Ophelia'nın elindeki tepsiyi almayı ve kızı içeri davet etmeyi akıl edebildi. Ophelia biraz utanarak içeri girdi ve kapıyı kapattı. Arkasını döndüğünde, Devrim tepsiyi masaya koymuş yemeye başlamıştı bile.

Ophelia, Ember'ın uyuduğu koltuğa ilerlerken Devrim'e bakmadı ama sözünün ona olduğu belliydi. "Ember'ı beklemen gerekmez mi?" Devrim ağzına attığı pepritahı çiğnerken Ophelia'ya baktı ve umursamaz bir tavırla omuzlarını silkti. Çiğnediği pepritaha odaklanmıştı.

Pepritah, sadece Bulut Krallığı'nda yetişen tatlı bir meyveydi. Yiyen kişinin odağının artmasını ve yaralarının hızlı iyileşmesini sağlıyordu. Zaten Ophelia, Devrim'in yaraları için pepritahı özellikle hazırlamıştı.

Ophelia, en sonunda Ember'ı uyandırdığında Ember gözlerini ovuşturarak uyuşuk hareketlerle masaya ilerlerken söyleniyor, Devrim'in ne kadar vefasız bir dost olduğundan bahsediyordu.

Kömür Krallığı'nda ise her şey normal görünüyordu. Eiran sabahın erken saatindeki toplantıya hazırlanmış, ardından Marsel ile toplantı odasına ilerlemişti. Yanına gelen babasına saygıyla selam vererek başını eğdi ve onun hemen ardından toplantı salonuna girdi.

Kömür Kral'ı masanın baş köşesinde otururken Bulut Kral'ı karşına oturmuştu. Eiran babasının çaprazındaki sandalyeye oturdu ve başını Kömür Kral'ına doğru çevirdiğinde gördüğü kişiyle duraksadı.

Sasha, Eiran'ın yaptığı gibi babasının çaprazında oturuyordu. Eiran kafasını Marsel'e çevirdiğinde, Marsel önce onun ifadesine daha sonra çaprazına baktı. Onunda şaşkınlığı, muhafız maskesinin altında görünen tek şey olan mavilerinden okunurken, Eiran ciddi ifadesine dönmeye çalıştı.

Kadınlar, Kraliçe ya da Prenses olduğu fark etmeksizin toplantı odasında bulunamazdı. Ancak Sasha şuan bu kurala uymuyordu. Eiran sebebini düşünürken etrafı inceledi. İki kralın yüz ifadesine baktı. O sırada Sasha'nın babası söze girdi "dün gece için kusura bakmayın. Sizi sarayımda ağırlamak benim için mutluluk. Umarım rahat bir gece geçirdiniz."

Eiran'ın babası aynı sahte saygıyla birkaç iltifat ederken Eiran onu dinlemedi. Seçenekleri değerlendirdi kafasında. Bir anlaşma olacağı kesindi ama Sasha'yla alakalı nasıl bir anlaşma olabilirdi?

Dorcas yerine Eiran'ın burada olması tesadüf ya da toplantının önemi yüzünden değildi. Burada olması planlı bir amaç içindi. Babasından duydukları onda büyük bir şaşkınlık ve sinir yaratırken düşüncelerinde haklı olduğunu da kanıtlamıştı.

"Artık çocuklarında bilmeye hakkı var. Birliğimizi taçlandırdığımız evliliğin uzun sürmesini umuyorum." Eiran'ın bu sözler ardından ilk gözlerini buluşturduğu kişi evliliğinin söz konusu olduğu kızdı. Sasha'nın da şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Ancak gözlerinde farklı bir duygu daha yakaladı Eiran.

Hayal kırıklığı.

Kırgındı Sasha babasına, insanlara, annesine, içinde olduğu bu düzene ve en çokta kendisine. Çok kırgın ve sinirliydi ancak susabildi sadece. Başka ne yapacaktı veya ne yapabilirdi? Sadece herhangi bir insan gibi saygı görmesi bile zorken kime karşı gelebilirdi? Kendisine bile yenilmişti.

O kadar aşağılıktıki kendi gözünde başını bile kaldıramıyordu. Eiran ile kısa bakışmaları ardından hızla başını eğmişti tekrar. Kaldırması yasaktı. Erkeğin karşısında dik durması yasaktı.

Sasha'nın babası torun sevmek gibi zırvalıklardan bahsederken salonda bu durumdan memnun olan sadece iki kişi vardı.

Toplantı bitti ama etkileri geçmemişti. Eiran odasında bekliyordu. Babası onun ve Sasha'nın kaynaşması için bir gün daha burada kalmasını ve daha sonra Sasha'yı Bulut Krallığı'na getirmesini istemişti.

Eiran, Sasha nerede bilmiyordu ya da dışarıda ne olduğunu. Toplantı odasından bir hırs ve öfkeyle çıkmış odasında sayamadığı kadar çok kez dönüp durduğunda öfkesi biraz dinmişti.

Marsel, Bulut Kralı'nı Prens'in sadrazamı olarak onun adına uğurluyordu. Kral gittiğinde, bir an olsun beklenmedi ve Eiran'ın odasına ilerlemeye başladı. Sasha'nın üzerinde evlilik baskısı olduğunu tahmin ediyordu ama evleneceği kişinin Eiran olacağını hiç düşünmememişti.

Bilmedikleri ve tahmin etmedikleri bir plan vardı. Neden Dorcas değilde Eiran'dı evlenecek kişi? Aralarında ittifak kurmalarının amacı neydi? Bulut ve Kömür Krallığı, ne kendi elementlerinin lideriydi ne de daha önce ittifak kurmuşlardı. Ortak bir noktaları bile yoktu. Şimdi bu ittifakın amacı neydi?

Marsel'in aklındaki sorular Eiran'ın kafasında da dönüyordu. Marsel odaya ilerlerken Sasha'yı görebileceğini umarak etrafa bakındı ama Sasha'yı görmesi imkansızdı. Sasha hızla bir şeyler düşünmüştü ve sarayın arka bahçesinden gizlice çıkarak, özenle şekillendirilen çimlerin arkasındaki sık ağaçları bulunan ormana daldı.

Sasha, prenses kıyafetinin bunaltıcı korsesi yüzünden nefes nefese kalmışken eteğini elleriyle sıkıca tutmuştu. Marsel, Eiran'ın odasına daldığında ikiside şaşkındı. Haber kötü görünüyordu ama hem güç kazanmak hemde Sasha'yı çeteye davet etmek için uygun zaman onları bulmuştu. Marsel ve Eiran, Sasha'yla konuşmak için bir plan hazırlarken Sasha'nın planları bambaşkaydı.

Sasha, siyah ve sıcak toprak yığınları arasına gizlenmiş kulebiyi gördüğünde gülümsedi. Kulübeye ilerledi ve kapıyı çaldı birkaç kez. Kapıyı açan koyu tenli, dalgalı saçları kaşını kapatan yirmili yaşlardaki genç çocuk, Sasha'yı gördüğünde kaşlarını çattı. Şaşkınlığını sinirli görünen ifadesi değil, sesi belli ediyordu.

"Bu halin ne? Çok önemli bir olay olmadıkça yanıma gelme demiştim. Yerimi bel-" çocuğun sözünü Sasha çaresiz sesiyle böldü "Babam beni evlendirecek"

Derin bir sessizlik oldu. Sasha'nın karşısındaki çocuk oldukça şaşırmış olsa gerek bir süre konuşmadı. Sasha'nın yüzünü süzdü. Zihninde bir değerlendirme yaptıktan sonra sakin kalmaya özen göstererek kızı içeriye davet etti.

Sasha, küçük kulübede yeşil eski koltuğa oturdugunda nefes nefeseydi. Çocuk, elini çenesine koymuş hafif hafif kendini belli eden sakalıyla oynuyor bir yandan Sasha'nın söylediklerini anlamlandırmaya çalışıyordu.

En sonunda sessizliği bozarak kızın karşıdaki koltuğa oturdu. "Tam olarak anlat." Sasha yerdeki bakışlarını çocuğun kahve gözlerine dikti. Derin bir nefes aldı "Bulut Krallığı ile kurulan ittifak için babam beni evlendirmeye karar vermiş." Bıkkın sesinin ardından ani duygu değişimiyle sinirlendi bir anda "ben yeni öğreniyorum tabi! Kim bilir ne zamandır planlıyor"

Sasha sorudan ziyade sinirle homurdandığında. Çocuk kaşlarını çattı. "İyi de Dorcas şuan evlenemez?" Sasha bir anda patladı "o değil zaten! Eiran!" Sashan'nın cümlesinin hemen ardından çocuk sesini kontrol edemedi "ne? Bildiğimiz Eiran mı? İkinci Prens?"

Sasha yüzünü sıvazladı. "Of evet Ardel o! Onunda istemediği belli...ama babamlar karar vermiş! Tabi Kral'a kim itaatsizlik edebilir zaten!" Sasha sitem ederken Ardel onu dinlemiyordu. Yerdeki halıya odaklanmış sakallarıyla oynarken dalmıştı.

Eiran Prens olduğunu kabullenmiş miydi yani? Bu yaşına kadar saraydan kaçan ve kraliyet işlerinden olabildiğince uzak duran Eiran mı? Ardel hiç ihtimal vermedi buna. Belliki Sasha'nın babasının da asıl hedefi Eiran değildi. Sasha'nın babası işine yaramayan olaylardan uzak dururdu. Eiran'la evliliğin Sasha'yı casus yapmak olabileceğini düşündü Ardel.

Bu durumda Kömür Krallığı gözüken tarafta Bulut Krallığı ile ittifaktaydı ama gizlice hava elementinden başka bir Krallık ile ittifak içindeydi.

"Ya sen dinliyor musun beni? Ne yapacağım ben Ardel? Evlenmek istemiyorum" Ardel kızın üzgün sesine kayıtsız kalamadı. "Tamam ben düşünüyorum merak etme sen. Sen şimdi Krallığa dön"

Ardel, biraz düşündü daha sonra hızla konuşmaya devam etti "Eiran ile konuş biraz evlilik hakkında ne düşünüyor? Eğer o da istemiyorsa üçümüz beraber bir plan yaparız. Ne kadar çok insan o kadar iyi"

Sasha dudaklarını büzdü. Kararsız duruyordu ama Ardel'in güven veren ifadesi ve sesine yaslanmayı seçti. Ardel onu hiç yüz üstü bırakmamıştı.

Kısa süre sonra vedalaşarak çıktı kulübeden. Aklında bir çok düşünce ile önce çarşıya ordan saraya ilerledi.

Sasha saraya vardığında, odasına çekilmişti. Marsel ve Eiran, Sasha'nın geldiğini bilmeden Eiran için hazırlanan ve Sasha'nın odasının karşısındaki odada oturuyorlardı. Marsel kasvetli havayı bozmak için alayla "en azından oda guzel" Dedi. Daha sonra pencerelere ilerledi ve çok yaklaşmadan dışarı baktı "manzarasıda öyle" tepkisini görmek için Eiran'a baktı ancak Eiran tepki veremeyecek kadar düşüncelerine dalmıştı.

Aslında her zaman çok düşünen bir insandı ancak planlamadigi ve hayatını büyük ölçüde etkileyebilecek bir şey önüne sürüldüğünde paniklemişti.

Dışarıdan çok sakin görünüyordu ama düşünceleri arasında olumlu hiçbir şey yoktu. Zihni hep en kötü ihtimaldeydi. Eiran'ın düşünceli halini görünce Marsel'inde yüzü düştü.

Yanına yatağa oturdu ve omzuna dokundu hafifçe "Eiran, bu durumun seni ne kadar yorduğunu biliyorum ama lütfen en kötü ihtimali düşünmeyi bırak. Bir plan yaptık ve istediğimiz gibi sonuçlanmaması için hiçbir sebep yok. Sabahtan beri en kötü ihtimali söylüyorsun ve bu benimde moralimi bozuyor. Takım arkadaşları olarak birbirimizi destekleyelim." Eiran bıkkın bir nefes verdi ve başını iki yana salladı.

İyi ihtimali düşünmeye çalışıyordu ama olmuyordu işte. Sasha'yla konuşamazsa? Sasha çeteyi babasına söylerse? Ne yapacaktı o zaman? Daha yeni tanıştığı ve ona iyi niyetle yaklaşan insanların ölümüne ya da dört duvar arasında yaşamını sürdürmesine sebep olmak istemiyordu.

Marsel omzunu okşarken Eiran gözlerini kapattı ve bir şekilde son verdi kötü düşüncelere, ancak konuşmazsa tekrar düşünmeye başlardı. "Başka bir şeyden bahsedelim o zaman. Devrim ile nasıl tanıştınız?"

Marsel, Eiran'ın sonunda biraz olsun gülümseyen suratıyla rahatladı. Devrim'in ismini duyduğunda gülümsedi ve neşeyle konuşmaya başladı. Bu anının onu her seferinde keyiflendirdiği çok belliydi. "Peki sasha dönene kadar sana bu anıyı anlatacağım. Eğitim aldığım bir gün çok sıkılmıştım ve bana ders veren müderriside hiç sevmiyordum. Çok sinir bozucu bir adamdı bu arada. Her zaman beni aşağılar ve ileride krallığın yok olmasına sebep olacağımı söylerdi" Eiran yüzünü buruşturdu.

Marsel'in konuşmasını bölmek istemedi ama tepkisinide gizlemeyi başaramadı "aptal müderris" Marsel' Eiran'ın tepkisine kıkırdadı ve anlatmaya devam etti.

"Zaten çok aptal bir adamdı. Bir gün yere attığım orendanın kabuğuna basarak düştüğünde çok gülmüştüm ama tabi onun için komik olmamıştı. Bacağı kırılmış ve kolu çatlamıştı" anlattıklarına Marsel ile beraber Eiran'da güldü. "Müderrise şaka yapacak cesareti nasıl bulduğuna şaşmamalı orenda yemişsin" Marsel, Eiran'ın alaylı cümlesiyle ciddi bir ifadeye büründü "hakediyordu"

Eiran, bir anda gördüğü ciddi ifadeyle ellerini iki yana salladı. Şaka bile olsa Marsel'in sinirli öfkesi korkutucuydu. "Şaka sadece. Sen orenda olmadanda çok güçlü ve cesaretlisin" Marsel korkan Eiran'a kıkırdadı ve anısına devam etti.

"Nerede kalmıştım...hatırladım. çok sıkıldığım için dersten kaçtım. Öylece koşarken fazla koşmuş olmalıyım, Bitki Krallığı bölgesine girmişim. En başında Bitki Krallığı bölgesinde olduğumu fark etmedim çünkü sihirli sarmaşık ortaya çıkmadı. O günde Demir Krallığı ile Bitki Krallığı toplantıdaymış. Devrim'de kaçarak ormanda yürümeye başlamış. Biz karşılaştığımızda, ben Devrim'den korktum bu yüzden kafasına vurdum ama o da baya güçsüzmüş hemen bayıldı." Eiran şaşkınlıkla gözlerini açtı Marsel'in alaylı cümlesine.

"Bayıldı mı?" Marsel onaylar anlamda başını salladı. Eiran'ın ifadeleri ona çok keyif veriyordu. "Bende daha çocuk olduğum için çok panik yaptım ve kaçmaya çalıştım ama sarmaşık beni yakaladı ve bacağımdan havaya kaldırdı."

Eiran tekrar, Marsel'in sinirli öfkesini görmemek için gülmesini bastırmaya çalıştı. Dudağını kaşıyormuş gibi yaparak elini ağzıyla kapattı ancak kötü bakışlardan kurtulamadı. "Güleceksen gül" Marsel ensesini kaşıyarak yere baktığında Eiran keyifle kahkaha attı.

"Sonra ben beklemeye başladım. Sarmaşıkları kontrol saatinden birkaç dakika önce olması lazım Devrim uyandı. O beni ararken ben onun ifadesine karşı gülmemi tutamayıp güldüğüm için beni gördü ve saldırmaya çalışınca tabi sarmaşık onuda benim yanıma aldı" Eiran bu kez daha yüksekve keyifli bir kahkaha attı.

"Saldırmaya çalıştığına inanamıyorum." Marsel, Devrim'in aptallığına karşı bir iç çekti. "Sarmaşıkları kontrol etmek için muhafızlar gelene kadar bekledik. Bir süre sonra dayanamayıp konuşmaya başlamıştık zaten. İkimizde bulununca Demir Kral'ı, Devrim adına özür dilemek için saraya benimle birlikte geldi. Babamda özür diledi. Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama ittifak kurunca daha sık görüşmeye başladık"

Eiran kafasını onaylar anlamda salladı. "Tanışma hikayenizi böyle beklemiyordum." Sorunlarından uzaklaştıkları ve gülüştükleri bu kısa anı muhafız bozdu. Eiran içeri gelmesini söylediğinde, Marsel'de toparlanmış ve rolüne bürünmüştü.

"Efendim Prenses Sasha sizi bahçede beklediğini iletmemi istedi." Eiran kaşlarını çattı. Sasha kesinlikle evliliği istemediğini söyleyecekti. Toplantı odasındaki ve sonrasındaki hali Eiran ve Marsel'e bunu düşündürüyordu. Eiran, muhafıza çık emri verdiğinde kapı nazikçe kapandı.

"Sence ne hakkında konuşacak?" Eiran'ın sorusuna Marsel'de bir cevap bulamamıştı. Sasha bir kaçış planı için Eiran'dan laf almaya çalışacaktı ya da babasına boyun eğmeyi kabul etmişti ve evleneceği adımı biraz tanımak istiyordu. Kafasındaki seçeneklerden Eiran'a da bahsettiğinde. İkisi de birinci seçeneğe ihtimal vermişti.

Sasha, bazı konularda babasına boyun eğiyor olabilirdi ama tahminlerine göre uzun süredir üzerinde olan baskıya ve hayatına bu kadar karışılmasına boyun eğmezdi. Ayrıca toplantıdan uzun bir süre sonra konuşmaya karar vermesi de bu sırada bir plan yaptığını düşündürüyordu.

Eiran ve Marsel rollerine bürünerek odadan çıktılar. Uzun ve gösterişli merdivenlerden sonra ulaştıkları saray kapısından çıktıklarında Sasha karşılarındaydı. Görkemli çeşmenin yanında durmuş gözlerini kapatarak derin bir nefes aldığı havalanan göğsünden belli oluyordu. Eiran evlenmek istemiyordu ancak Sasha'nın güzelliği reddedilebilecek bir konu değildi.

Eiran tüm güzelliği ve narinliğiyle orada duran kıza ilerledi. Marsel'de hemen arkasından ilerliyordu. Sasha duyduğu adım sesleriyle gözünü açtı ve gozleri Eiran'ın gözleriyle buluştuğunda gülümsedi. "Tekrar merhaba. Bir anda çağırdığım için kusura bakma"

Eiran gülümsedi ve başını eğerek nazik bir selam verdi. "Ne kusuru bende seninle görüşmek istiyordum." Sasha'nın yüzünde bir şaşkınlık belirdi "öyle mi? İyi ki çağırmışım o halde" daha sonra kıkırdadı.

Eiran nazik bir jestle yürümeyi teklif ederken sadece ikisi vardı. Muhafızlar geride kaldığında, Marsel elleri arkasında kılıcı tuttu ve ilerleyen ikiliye baktı. Her şeyi unutup sadece ikisine odaklanıldığında güzel görünüyorlardı. Eiran Sasha'nın yanında oldukça beyaz görünürken Sasha, Kömür Krallığı'nı yansıtan koyu teninin zıtlığıyla Eiran'ı tamamliyordu sanki.

Marsel'in yüzünde kırık bir tebessüm oluşurken bu toprakların daha adaletli olmasını diledi. Bu ne ilk ne de son dileğiydi. Eiran sessiz bir kaç adımın ardından Sasha'ya bakamadan mırıldandı. "Evliliği istemiyorsun değil mi?"

Sasha, Eiran'ın evliliği isteyeceğini veya istemeyeceğini, üstü kapalı birkaç sinsi cümle söyleyeceğini ve daha birçok şey düşünmüştü ama kafasındaki hiçbir an böyle değildi. Bu kadar net ve samimi hissettirmiyordu.

Sasha, Eiran'ın yanlış anlamış olabileceğini düşündüğü için mahçup bir ifadeyle konuştu. "Çok belli ettim değil mi? Ama sakın senin yüzünden olduğunu düşünme!" Sasha, Eiran'a baktığında gördüğü hüzünlü ifadeyle paniğe kapıldı ve yürümeyi durdurarak tam anlamıyla Eiran'a döndü. Ellerini iki yanda salladı hızlıca.

"Gerçekten seninle alakalı değil. Seni uzun süredir tanımıyorum nasıl seninle alakalı olabilir? Yani bence kötü birisi değilsin ama evlenmekte istemem, yani seninle ilgili değil. Genel olarak herhangi biriyle-" nefessiz kalan kızın karşında Eıran gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. Panik halinde saçmalayan Sasha oldukça komik görünüyordu Eiran'ın gözünde. Eiran böldü onu "Sasha nefes al lütfen. Anladım seni, bende evlenmek istemiyorum. Bu durumdan nasıl çıkacağımızı düşünüyorum sadece"

Sasha nefes aldı ve paniği bir anda yok oldu "öyle mi?" Alnını kaşıdı ve yanakları kızardı biraz. "Şey...harika o zaman. Bende nasıl kurtulacağını düşünüyorum" Eiran başını çevirdi ve gülümsemesini gözünü kaşıyormuş gibi yaptığı eliyle gizledi.

Sasha'nın yanakları daha fazla kızarırken önüne döndü ve yavaş birkaç adım attığında Eiran'da ona katıldı. Sessiz yürüyüş Eiran'ın ciddi sesiyle bölündü. "Aslında bir planım var ama Sasha bunu ister misin bilmiyorum. Bu ciddi bir mesele karşına sadece babanı değil, pek çok büyük adamı ve belkide halktan bazı insanları alman gerecek."

Sasha kaşlarını çattı. Bu kadar ciddi ne olabilirdi? Açıkçası babası artık umrunda değildi. Bir o kadar halkı ve otoritesini iğrenç egosu ile sağlayan o adamlarıda önemsemiyordu. Herşeyi arkasında bırakıp özgürlüğü için savaşabilirdi ama bitkisini bırakmazdı Ardel'i. Ardel onun için ailesinden daha kıymetliydi hatta ailesi Ardel'di. Sasha derin bir nefes aldı ve omuzlarını gevşetti.

"Eiran ben herkesi karşıma almaya hazırım. Belki bir anlık öfkeden gibi geliyor bu sözlerim ama ben on beş yaşımdan beri özgürlüğüme ulaşmayı hayal ediyorum. Şuan özgürlüğüm için savaşa girmeye bile hazırım çünkü başka bir seçeneğim yok. Kısacası planın ne olursa olsun ben hazırım".

Eiran, Sasha'nın sözlerinin bir anlık öfke olduğunu düşünemedi çünkü kızın gözlerinde parlayan o şeyi gördü. Tarif edemiyordu ama içinden bir ses Sasha'ya bu teklifi yapması için bağırıyordu. Eiran'da zaten teklifi Sasha'ya yapmaya çok hazırdı. "O zaman doğrudan bir davetle başlayacağım. Benim ve birkaç arkadaşımın daha olduğu, herkesin adalet ve özgürlük için savaştığı çetemize katılmak ister misin?"

Sasha durdu ve Eiran'a baktı. Eiran bir çetedeydi, başka insanlarda vardı ve kendisini bu çeteye davet ediliyordu. Başını eğdi ve bir süre düşündü. Adalet ve özgürlüğe ulaşmayı o da istiyordu. Sadece kendisi değil arkadaşı içinde bunu çok istiyordu. O anda başını hızla kaldırdı."Eiran çeteye bir arkadaşımı alabilir miyiz? Buna uygun olduğuna eminim"

Eiran'ın kaşları havalandı. Bunu çok isterdi ama önce Marsel'le konuşmalıydı.Bu nedenle bu meseleyi daha sonraya bıraktı."buna tek başıma karar veremem. Artık çeteden olduğuna göre söyleyebilirim, burada başka bir arkadaşım daha var. Onunlada konuştuktan sonra arkadaşını çeteye alabiliriz belki."

Sasha kafasını onaylar anlamda salladı. Daha sonra Eiran'ın bir arkadaştan bahsettiğini fark etti. "Bekle bir arkadaşın daha mı? Onu buraya nasıl soktun?" Eiran kıkırdadı.

"Gece yarısı kimseye görünmeden odama gel. Arkadaşımın kim olduğunuda o zaman öğrenirsin. Yani yanlış anlama odama daha sonrası için bir plan yapmak amacıyla çağırıyorum" Sasha, Eiran'ın karın boşluğuna bir yumruk attığında Eiran dudaklarını birbirine bastırdı ve öne eğildi. "Başka bir şey için çağıramazdın zaten. Gece yarısı görüşürüz"

Sasha uzaklaşırken Eiran arkasından bakakaldı. Yavaşça doğrulurken acıyla mırıldandı. "Elide çok ağırmış" doğruluğunda boğazını temizledi ve üzerini düzelterek geldikleri yolu tek başına yürümeye başladı.

Marsel'e, Sasha'nın çeteye katıldığından ve diğer arkadaşından bahsetmesi gerekiyordu. Devrim ve Marsel daha önce başka bir çetede oldukları için çoğu kişiyi araştırdıklarını söylemişlerdi.Yani Sasha'nın arkadaşını tanıyor olabilirlerdi. Eiran keşke adını sorsaydım diye geçirdi içinden ama paniğe gerek yoktu. Gece yarısı zaten görüşeceklerdi.

~~~~~~~~~~~~~

Gece yarısı Eiran, Marsel ve Sasha plan kurarken o sırada Bulut Krallığı'nda bir gerginlik vardı. Babasının yalnız dönmesiyle paniğe kapılan Ophelia henüz bunu atlatamadan annesinden abisinin evleneceğini duymuştu. Her şeyi tam olarak algıladığında çok sinirlenmişti

Zaten abisi ve Marsel için endişeli olması yetmiyormuş gibi şimdi birde abisine üzülüyordu. Eiran ne yapıyordu, ne hissediyordu, ilk tepkisi ne olmuştu? Hiç bilmiyordu Ophelia, bu hem öfkesini hemde endişesini arttırıyordu.

Tabiki hemen Devrim ve Ember'a haber vermek için odalarına gitmişti. Gece yarısı Kömür Krallığı'nda plan yapılırken aynı saatlerde Bulut Krallığı'nda asiler arasında gerginlik hakimdi

Devrim, Ophelia'nın getirdiği ilaçlı çorbanın tadını beğenmemiş olacakki yüzünü buruşturarak ve uzun aralıklarla yudumlar alırken Ember onun yanında oturmuştu. Devrim'in ilacı bitirmekten kaçmaması için gözlerini ona sabitlemişti ve uyarıyla bakıyordu.

Opheli ise karşı koltukta oturmuş kendisinden daha çok önemsenen parlak babetlerine bakıyor , ayaklarını birbirine ve dışa doğru sallıyordu.

Odanın dışında Eiran ve Sashan'nın evliliği kutlanırken oda ölüm haberi almış gibi yasdaydı. Aslında Sasha'yı istemiyor değillerdi. Gerginliğin sebebi Marsel ve Eiran için duydukları endişe ve Bulut Kralı'na karşı öfkeydi.

"Keşke Abimlerden haber alabileceğimiz bir araç olsaydı" Ophelia'nın mırıltısı odayı doldurduğunda bakışlar ona döndü. Devrim, Ophelia'nın tahmin ettiğinden daha fazla endişelendiğini fark etti.

Boğazını temizledi ve acıyan karnına karşı yüzünü kızların görmemesi için eğerek buruşturdu. Daha sonra Ophelia'ya baktı. "Bu kadar endişelenmene gerek yok. Plan istediğimiz gibi gitmemiş olabilir ama Marsel ve abinin bunu bir fırsata çevirdiklerini şüphe etmeden söyleyebilirim"

Ember başını salladı "kötüyü düşünmek şuan mantıklı değil. Evet onlardan haber alamıyoruz ama zaten evlilik Sasha'yla konuşma imkanlarını arttırıyor. Zaten abin yakında döner. Yani zarar görmeleri düşük bir ihtimal"

Ophelia sıkıntılı bir nefes verdi "haklısınız. Sadece babamın abimi habersiz evlendirmeye karar vermesine o kadar sinirlendimki mantıklı düşünemedim. Şimdi düşününce zarar görmeleri çok zor"

Devrim kaseden son yudumunu alırken kusmamaya çalışarak içti ve aklına gelenle gülümsedi "eminim buraya Sasha'yla birlikte dönerler"

Ember ve Ophelia'da gülümsedi. "Umarım" Ophelia mırıltısının hemen ardından Devrim'e baktı. "Yaraların nasıl oldu bu arada daha iyi hissediyor musun?" Devrim'den önce Ember konuşmaya başladı çünkü Devrim'in iyi olmasa bile iyiyim diyeceğini biliyordu.

"Yaraları daha az kanıyor ve kabuk bağlamaya başladılar. Ayrıca eskisine göre uykusunda daha az acıyla uyanıyor. Ama hala dinlenmesi lazım." Devrim gözlerini devirdikten sonra Ember'a sert bakışlar attı

"Bana sormuştu" diye mırıldandı ama kızlar onu umursamadılar. Çünkü ikiside biliyordu Devrim acıdan ölse bile iyiyim derdi. Ophelia zaten Devrim'e öylesine sormuştu. Ember cevap vermeseydi daha sonra dönüp ona soracaktı.

"Abimler dönene kadar dinlenir o zaman. Bu arada siz Gece Krallığı'ndan kaçmıştınız değil mi?" Devrim yumduğu gözlerini açtı. "Evet. Bir şey mi duydun?"

"Hmhm Gece Krallığı Prens'i her yere gizli muhafızlar yollamış diye duydum. Kraliyetlerede casus sokacakmış ama onu yapamaz büyük ihtimalle. Fark edilme tehlikesini almaz" Ember kaşlarını çattı. Fark edilirse en fazla ne olabilirdiki? Bu soruyu daha sonra sormak için aklına kazıdı ve ikiliyi dinlemeye devam etti.

Devrim kolunu eskisinden daha rahat kaldırarak kafasının arkasına koydu ve başını koltuğa yaslarken alayla sırıttı "arasın dursun. Bizi halk arasında bulamaz zaten"

Ophelia ve Ember, Devrim'in alaycı tavrına karşı birbirlerine baktıklarında Ember sorusu için tam sırası olduğunu düşündü."Neden kraliyetlere casus sokamasınlar? En fazla ne olabilir?"

"En iyi ihtimalle Gece Karallığı büyük bir cezaya tabi tutulur. Eğer ceza almazsa diğer kraliyetler isyan eder ve savaş çıkar" Devrim kısa bir mırıltıyla Ophelia'yı onaylarken Ember "korkunç" dedi sadece. Savaş ihtimali bile tüylerini diken diken ediyordu.

Savaşlardan nefret ediyordu. Savaş ne kazanan nede kaybedenin olduğu bir oyundu. Kazanan yoksa oyunun bir amacı olmazdı.

Devrim uyuklamaya başladığında Ophelia dinlemeleri için Ember ve Devrim'in yanından ayrıldı ve kendiside dinlenebilmek için odasına gitti.

Kömür krallığında da plan hazırdı. Ertesi gün çete için önemli olacaktı