AMFİDE CİNAYET kitap kapağı

8. bölüm / 9

AMFİDE CİNAYET

SİLAH VE ÇIĞLIK SESLERİ

Vaveyla Yazarı: Belinsu Uslu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: SİLAH VE ÇIĞLIK SESLERİ

Yaklaşık üç dakikadır hepsi birbirine bakıyordu, tek fark içeri girmişlerdi ve kapıyı da kapatmışlardı. Demir ikisinden de bir açıklama bekliyordu. Salonun ortasında volta atıyordu ama ikisi de anlaşmışlar gibi tek kelime etmiyordu. Demir en sonunda dayanamadı. “Konuşacak mısınız bugün? Kaçarınız yok artık benden. Anlatın şimdi neyden bahsettiğinizi.” Biraz bekledi ama yine konuşmadılar. Sustular, evin içinde ölüm sessizliği vardı. Demir oflayarak tekrardan konuşmaya başladı. “O zaman ben soracağım siz cevap vereceksiniz. Eylül senin evinde silah mı var?” Eylül kafasını kaldırdı ve başını evet anlamında salladı. Demir elleriyle yüzünü ovuşturdu. “Nerde peki? Ya madem böyle bir şey var ya bana neden söylemiyorsun?” Eylül’e yaklaştı, ellerini kızın yüzüne koydu, burnunun ucundan öptü. “Eylül’üm, korkuyorum. Hayır olacaklardan değil, ilişkimizden korkuyorum. Güven yok, bağ yok, saygı yok yani hiçbir şey kalmadı. Boğdun beni sırlarınla. Bir kez olsun seni yargılamadım geçmişin yüzünden, senin suçun yoktu ama artık var. Evinde silah var, bu adam biliyor ve ben bilmiyorum. Ulan ben senin sevgilinim ya. Bu kadar uzak olamazsın benden, bu kadar…” Gözleri dolmaya başladı, ihanete uğramış gibi hissediyordu. “Eylül, silah neden sende ve nerde bana anlat şimdi yoksa her şeyi bitiririm. Kendim de biterim ama ihaneti affetmem, bu kadar sır dolu bir ilişki yaşayamam ben.” Eylül suskunluğunu korumaya devam etti, onun da gözleri dolmaya başlamıştı. Demir bekledi, silahı getirmesini veya hikayesini anlatmayı bekledi ama Eylül yapmadı. Demir ellerini kızın yüzünden çekti, gözleri dolu bir şekilde kızın yüzüne baktı. “Eylül, ben gidiyorum. Seni bu evde bırakamam ama olmuyor. Ya şimdi ya da hiç. Saklamak istiyorsan eyvallah ama ben yokum. Ben ayrılmak istemiyorum ama olmu-“ Sözleri, Eren’in keskin sesiyle bıçak gibi kesildi. “Kızın üstüne gitme lan, olayın onunla alakası yok. Bak Demir-“ Demir birden arkasına döndü ve iki büyük adımla Eren’in yanında bitti. Yakasına yapıştı ve sinirli bir şekilde “Sana ne lan. Sana ne ben sevgilimle konuşuyorum. Sana da sıra gelecek ama birazdan. Kimsin lan sen, bu kızın neyisin beni aldattığı sevgilisi falan mısın lan sen?” dedi. Eylül’ün gözünden yaşlar gelmeye başladı, Demir’in son cümlesinden sonra şok olmuştu. Eren kendini Demir’den kurtardı. Derin ve kısa nefesler almaya başladı ve birkaç adım ondan uzaklaştı. “O silah benim. Şimdi sana gerçekleri anlatacağım, ben anlatıcam. Öğrenince beni bir daha görmek istemeyeceksin zaten. Eylül silahımı getir, almıycam senden sadece Demir görsün istiyorum.” Eylül başta kımıldamadı ama sonra Demir’in cümleleri beyninde yankılanınca odasına gitti ve dolabının en alt rafının arka kısmında sakladığı silahı getirdi. Simsiyah bir kutunun içinde kırmızı bir bir bez parçasının üstünde duruyordu. Klasik siyah bir silahtı ve üzerinde “Eren Kılıçarslan” yazıyordu. Demir gözlerini silahtan ayırmıyordu. Bakışlarını kaldırmadan “Olayı ne bu silahın?” diye sordu. Demir kafasını kaldırdı ve Eylül’e baktı. Eylül anlatmak istemiyormuş gibi ona bakıyordu ama gerçeği de bilmesi gerekiyordu. Demir Eren’e döndü, anlat der gibi bir bakış attı ona. Eren durdu, ikisinin de bir süre suratına baktı. Kalbi paramparça bir haldeydi, utançtan kızarmıştı ve beyninde olay anı canlanıyordu. Beynini susturamıyordu, çığlıklar atılıyor, silah patlama sesi defalarca beyninde yankılanıyordu. Gözlerini yumdu, beynini susturmaya çalıştı. İç sesi onun pişmanlığını dile getiriyordu. Gözleri kızarmaya başlamıştı. Birden kafasını kaldırdı, silah kutunun içinde Eylül’ün ellerindeydi. Ani bir hareketle silahı kutudan aldı ve kalbinin ortasına yerleştirdi. Eylül ve Demir şoka uğramıştı, Eylül heyecandan kutuyu yere düşürmüştü, Demir’in ise başından kaynar sular dökülmüş haldeydi. Eren namlunun ucunu göğsüne bastırıyordu. Ağlamaklı bir haldeydi. Demir ne olduğunu anlamamıştı, Eylül ise arkada korkmuş bir halde duruyordu. Eren titreyen sesiyle gerçekleri ortaya dökmeye başladı. “Bu silah benim silahım. Ama neden Eylül’de biliyor musun? Benim avukat olmamı engellesin diye. Çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi avukat olmak. Onca sene uğraştım fakülteyi kazanmak için kazandım da. Ama babam ben avukat olmamayayım diye her şeyi yaptı. Ben mutlu olmayayım diye her şeyimi aldı elimden. Lanet olsun her şeyimi aldı lan şerefsiz.” Sesi giderek kısılıyordu ve namlu göğsüne daha çok batıyordu. “Çocukluğumu aldı elimden, beni kötü biri yapmaya çalıştı. Sen bilmiyorsun Demir, bilmiyorsun bir caninin kanını taşımak nasıl bir his. Kendimden nefret ettim, defalarca kestim kendimi sırf o adamın kanı aksın da öleyim diye. Mafyaydı oğlum benim babam, önüne geleni acımasızca öldürten pislik herifin tekiydi. Katildi lan, seri katil hem de. Üç kuruş para için çevresindekileri satardı o. Sattı da, öldürdü de, hayallerimi de yıktı benim. Abim onun her istediğini yaptı, o da ona muhteşem bir hayat verdi. Ben ne yaptım, savaş açtım ona. Yanında değil karşısında durdum. En büyük amacım; iyi bir avukat olup onun ve abimin hapse girmesini sağlamaktı, öldürdükleri her canın bedelini ödetmekti tek istediğim.” Eylül’ün akan gözyaşları Eren anlattıkça artıyordu. Üçünün de gözleri kıpkırmızıydı. Demir yaklaşıp silahı almak istiyordu ama Eren buna izin vermiyordu. Çok yaklaşırsa Eren silahı patlatabilirdi, bu bir yıkım olurdu onlar için. “Sonra bir şeyler oldu, şu an önemli değil ben annem ve abimle başka bir yere gittim. Orada bir hayat kurduk kendimize ama babam biliyordu orda olduğumuzu. Ben ve annem babamla görüşmüyordum, sadece abim onunla iş birliği yapıyordu. Avukat oldu sonra, bütün kirli işlerinin üstünü örttü. Babam onu sağ kolu yapınca tabi ben de annemle kalakaldım. Bu sırada hukuk fakültesini kazandım ben, babam da öğrenmiş bunu. Abim söyledi büyük ihtimalle, annemle yaşadığımız eve geldi adamlarıyla. Beni ve annemi eşek sudan gelinceye kadar dövdü. Kolumu kırdı lan, benim babam kendi öz evladı hukuk kazandı diye onun kolunu kırdı! Annemi de mahvetti. Sonra da doktorunu çağırdı, hastaneye de gitmemize izin vermedi. Zorla çıkardı bizi kaldığımız evden kendi malikanesine getirdi. Kapattı odaya, bu sırada okul başladı tabi ama gidemedim ben, çıkamadım o odadan. Hapsetti lan beni oraya! Bir gün annemle plan kurduk, polis çağırdık eve. Babam ve adamları polislerle ilgilenirken biz de annemle pencereden atlayıp kaçtık o siktiğimin yerinden. Her yerde bizi aradılar tabi, okula gidememedim yine beni orda bulur diye. Teyzemin bir evi vardı, şimdi benim kaldığım ev işte. Oraya taşındık, babam o zaman bilmiyordu orayı. Birkaç hafta sonra, markete gitmiştim ben. Eve döndüm, annem yok. Aradım lan bütün evi yok, kayıp.” Eren ağlamaya başladı, gözünden seri halinde yaşlar akıyordu, derin ve kısa nefesler alıyor ve silahı göğsüne biraz daha sert bastırıyordu. “Ben odalara bakarken arkamdan iki adam çıktı, tuttu beni ellerimi ve gözlerimi bağladılar, bir arabaya bindirdiler ve boş bir araziye gittik biz. Babam annemi kaçırmış meğerse, beni de hayatımın en zor zamanını yaşatmak için getirmiş oraya. Arabadan indim, gözlerimi açtılar. Karşımda elleri bağlı halde iki adamın arasında çırpınan biri ve onun da karşısında babamla sağ kolu olan adamlardan biri vardı. Annem sandım ilk onu, sonra yanına doğru gidince başkası olduğunu anladım. Eylül’dü o elleri bağlı kız. Babam Eylül’ü kaçırmış, okulda bulmuş, tutmuş getirmiş karşıma.” Eren kontrolünü gittikçe kaybediyordu, elleri titremeye başlamıştı. “Demir, bir gün bana gelmiştin ya dertleşmeye. Orda hani demiştin iki yıl önce Eylül kaçırılmıştı diye. Ben ordaydım işte, kaçıran da benim babamdı. Sana söyleyemedim ama bendim o. Acının sorumlusu benim.” Demir duyduklarına inanmak istemiyor gibiydi. Soğuk soğuk terlemeye başlamıştı, beyni bulanmaya başladı, yaşadıkları bir bir gözünün önünden geçiyordu bir film şeridi gibi. O gün hepsi için büyük bir travmaydı. Eren titrek sesiyle anlatmaya devam etti. “Babamın yanına geldim, Eylül çırpınıyordu kurtulmak için. Şok olmuştum, ne yaptığını çözmeye çalıştım. Annemi aradım, yoktu, nerdeydi bilmiyordum. Sonra ellerimi çözdü yanındaki adam, bir eliyle kolumu tuttu ve arabadakilere bir işaret verdi. Eylül bu sırada hala yalvarıyordu, çırpınıyordu kaçmak için. Arabadan bu siyah kutuyu getirdiler, getiren adam açtı, içinde de bu silah vardı. Babam bana silah yaptırmıştı, hayallerimi yıkmak için hediye almıştı bana lan. Tam ben annemi soracaktım ki beni dizlerimin üzerine çöktürdüler. Babam dedi ki ‘Annen elimde, ya Eylül’ü şimdi bu silahla öldürürsün ya da ben anneni öldürürüm.’ Bakmayın lan bana öyle, annemdi namlunun diğer ucunda olan, annemdi lan!” Eren’in sadece elleri değil tüm vücudu titemeye başladı, Demir gözyaşları tutamıyordu. Eren birkaç kere burnunu çekti. “Mecbur kaldım lan, Eylül özür dilerim mecburdum. Annem bu hayatta beni seven tek kişiydi onu kaybedemezdim. Ayağa kalktım, silahı kutudan aldım, ellerim titreye titreye kilidini açtım. Doğrulttum kıza, hedef de alamıyordum titremekten. Babam bir yandan bana bağırıyordu süren daralıyor diye. Gözümü yumdum, Eylül’ün bağrışlarını hiçe saydım annem için ve tetiğe bastım. Karnına isabet etti kurşun, bir anda kanlar içinde dizlerinin üstüne düştü gözümün önünde. Babam tekrar bağırmaya başladı, öldür onu dedi bana. Anneni öldürüm onu öldürmezsen dedi. Üçten geriye saymaya başladı, eğer üç saniye içinde öldürmezsem annem ölecekti. Gözümü tekrar yumup bir kere daha bastım tetiğe, bu defa da omzuna geldi. Yere düştü, kanlar içinde-“ Eylül tamam diye bağırarak sözünü kesti, o da titriyordu, geçmişindeki bir travmayı dinlemek onu mahvetmişti. Demir ise duydukları karşısında ne diyeceğini bilmiyordu, Eren haklı mıydı haksız mıydı bilmiyordu. Eren silahı göğsünden uzaklaştırdı. “Demir, bu silah sevgilini öldürmem için elime verilen bir silah, ben beceremedim ama sen o gün Eylül’ü o halde bulduysan benim yüzümden oldu. Eylül’ün telefonundan seni arayan kişi babamdı. Beni arabaya bindirip malikaneye kapattılar sonra, Eylül öldü sandım ben. Okula gelip görünce öğrendim ölmediğini.” Eren silahı tekrar kaldırdı, göğsünün tam ortasına namlunun ucunu denk getirdi ve kildini açtı. Demir ve Eylül oldukları yerde hopladılar, Demir Eren’e yaklaştı. Eren ise yavaşça geri geri gitmeye başladı bunu görünce. “Demir sakın, ben bu silahla sevgilini vurdum öldürmeye çalıştım lan onu! Annem için onu harcadım lan ben. Haa sor bir annem nerde diye. Babam annemi ben Eylül’ü vurmadan bir saat önce öldürmüş zaten.” Sinirleri bozulmuştu, gülmeye başladı. “Ben kızı boşuna vurdum, boşuna ölümle burun buruna getirdim yani. Bunun cezasını çekicektim zaten bir gün. Bu silahı da ona ben gönderdim. Üzerimde sadece benim parmak izim var. Eylül silahla birlikte polise gidip beni ihbar edecekti, ben de suçumu kabul edecektim. Avukat olmak benim için hep hayal olarak kalacaktı, babam onu çoktan yıkmıştı. Şimdi sakın gelme, ben bu vicdan azabıyla senin yüzüne bakamam Demir. Eylül’ünkine zaten bakamıyorum. O benden nefret ediyor ama ben sadece onunla yüzleşmek için bahane arıyordum, bulmuş oldum. Yola bensiz devam edin. Ben sevgilinin katiliyim Demir, ben-“ Eren gözlerini yummuş bir şekilde tetiğe basmaya hazırlanırken Demir lafını böldü. “Bir şey sorucam önce. Annenin öldüğünü bilseydin ve kendi canınla tehdit edilseydin ne yapardın?” Eren şaşırmıştı, Demir ona kızmamıştı belki de intihar etmesini istemiyordu. Dürüstçe cevabını verdi. “Babama doğrulturdum silahı, Eylül’ü bırakmasını söylerdim önce, sonra da annemi öldürdü diye ona sıkardım, onun adamları da benim işimi bitirdi.” Demir bu esnada yavaş adımlarla Eren’e yaklaşıyordu, taktiği işe yaramıştı ama Eren bunu fark etmişti kısa bir süre sonra. Silahı göğsüne bastırdı. “Demir ne yapmaya çalıştığını biliyorum, salak değilim.” Demir de ona sakince cevap verdi. “Eylül’ü kurtaracaktın yani, tamam bu benim için yeter. Sana öfkeliyim çünkü sevgilimi öldürmeye çalıştın ama işin ucunda annen vardı. Şimdi şöyle yapıyoruz…” Demir birden Eren’in savunmasız bir anını yakaladı ve silahın ucunu aşağı doğrulttu. Eylül korkuyla onları izliyor, bırakın silahı diye bağırıyordu. İkisinin de silahı bırakmaya niyeti yoktu. Eren “Bırak silahı, kilidi açık patlıycak şimdi.” dedi. Demir de silaha sıkıca sarılmış bir şekilde zorlanarak “Sen bırak lan o zaman, ben bırakırsam kafana sıkarsın sen.” dedi. Eren Demir’in ellerine tırnaklarını batırıyordu ellerini çeksin diye bir yandan da ona bağırıyordu. “Bırak da kafama sıkayım lan, sen az önce dediklerimi dinlemedin herhalde.” Demir acıyla inledi, Eren’in tırnakları canını yakıyordu. “Eren, şu tırnakları bir kes öncelikle. Sonra da şu silahı bırak çünkü artık bu silahta benim de parmak izim var.” Eren bu sözden sonra silahı bıraktı ve silah Demir’in elinde kaldı. Demir hemen kilidini kapattı ve yerdeki kutunun içindeki bezi eline alıp dikkatlice her yerini sildi böylece silahın üzerindeki parmak izleri de gitmiş oldu. Eylül derin bir oh çekti ve Demir silahı kutuya geri koyar koymaz boynuna sarıldı. Demir de Eylül’e sıkıca sarıldı, saçlarından ve boynundan öptü. Ardından Eren’e döndü ve “Bu konu burda kapanmadı, bir ara tekrar yüzleşeceğiz ama şuan gitmemiz gerek. Eylül bir süre benim evde kalacak, ailemle arası iyi değil, daha o problemi çözeceğim. Silah da ben de kalacak, ikiniz de yerini bilmeyeceksiniz. Eren şimdi evine git ve dinlen. Sakın bak saçma sapan bir şey yapayım deme. Bak sakın. Olaylar rayına oturunca bir vakit konuşacağım seninle.” dedi. Eren mahvolmuş bir haldeydi, baktı böyle olmayacak Eren’i evine bırakmaya karar verdi. Eylül valizine koyacağı son şeyleri de toparlardı ve üçü birden evden çıktı. Önce Eren’i evine bıraktılar, daha sonra da Demir’in evine doğru yol aldılar. Bir olay da orada patlayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18