AMFİDE CİNAYET kitap kapağı

3. bölüm / 9

AMFİDE CİNAYET

İKİNCİ CİNAYET

Vaveyla Yazarı: Belinsu Uslu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: İKİNCİ CİNAYET

Geçmiş bazen çok acımasız olan başrol karakter gibidir. Peşini bırakmaz ama onsuz da hayatın tadı olmaz. Kurtulmak istersin ama bazen de sımsıkı sarılmak. Vereceğin kararlarda büyük rol oynayabilir, yardımcı olabilir ya da işleri daha da karmaşık hale sokabilir. Yani kısacası insanı çukura da sokabilir, o çukurun çıkış yolunda olabilir.
Saat 20.02, Eylül’ün evinde toplanmaya sözleşmiş beş kişi de salondaydı. Eren elinde market poşetiyle kalorifere sırtını yaslamış, ayakta duruyordu. Eylül çalışma masasının sandalyesini çekip oturmuş, diğeri de koltuğa sıkışmış bir şekilde derin sessizliği dinliyordu. Demir ölüm sessizliğini bozmaya karar verdi.
“Şimdi böyle oturursak bir şey konuşamadan vedalaşacağız, o yüzden ben duruma el atıyorum. Tamam, biz bize kaldık ve birbirimizin desteğine ihtiyacımız var. Eren, var mı bir önerin ya da bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey?”
Eren umutsuz bir şekilde başını kaldırdı, salondaki kimsede umut yoktu, çaresizce bakıyorlardı ona.
“Delil bulacağız bir şekilde, bizim orada olmadığımızın ve katilin kim olabileceğinin delili. Cinayet işlendiği esnada okuldaki tüm güvenlik kameraları devre dışı kalmış. Biri planlamış bunu belli ama kim?” Eylül sinirli bir şekilde ayağa kalktı, Eren’in verdiği cevaptan tatmin olmamıştı.
“Sen dalga geçiyorsun galiba. O dediklerini biz de biliyoruz, bize bunun yöntemi lazım yöntemi. Aptal yerine koyma bizi. Sırf arkadaşlarım için senle ortak olmayı kabul ettim, her an vazgeçebilirim.” Eylül bunları söylerken Eren’in üstüne doğru yürümeye başlamıştı, tam tekrardan bir şey söyleyecekken Demir Eren’in önüne geçti ve Eylül’ü belinden tutup Eren’den uzaklaştırdı. Tekrar bir ölüm sessizliği oluştuğunda bunu bozan kişi yine Demir’di.
“Birbirinizi sevmediğinizi biliyorum ama-“
Eylül sinirleri bozulmuş bir şekilde kahkaha attı, Eren’e bakarak “Sevmiyor değilim canım, nefret ediyorum kendisinden. O kısım yanlış anlaşılmasın lütfen.”
Demir derin bir iç çekti ve Eylül’ün dediklerini umursamadan konuşmasına devam etti.
“Herkes o anda neredeyse ona dair bir kanıt bulacak. Ayrıca düşünün bunu kim yapmış olabilir? Alp’in yakınlarından biri biziz, yani sohbetimiz pek yok ama tanıyoruz sonuçta. Şüpheliler biziz ona göre.”
Kimsenin aklına bir isim gelmiyordu, yine evi ölüm sessizliği kapladı. Kimse yerinden kımıldamıyordu. Gizem merakına yenik düşerek Demir’e yaklaştı. “Aralarında ne var da birbirlerinden nefret ediyorlar? Madem aynı çukurdayız, biz de bilelim bence.” Gizem Demir’in konuşmasını bekledi ama Demir konuşamadı, bu Eylül’ün sırrıydı o nedenle de kimseye söyleyemezdi. “Önemli bir şey değil aslında. Boşverin bir ara oturur anlatırız.” diyerek geçiştirdi. Odaki herkes bu nefretin önemli bir şeyden kaynaklandığını biliyordu, sadece dile getiremiyorlardı. O gün bir sonuca varamadılar, delil bulmaya ve üç gün sonra aynı saatte aynı yerde buluşmaya söz verdiler. Hepsi tek tek Eylül’ün evinden ayrıldı. Demir yine sona kalmıştı, gidesi yoktu aslında ama Eylül durumu anlamıştı ve gitmesini, kendi başının çaresine bakabileceğini söyleyince mecbur gitmek zorunda kaldı. Gitmeden kapının önünde kıza sarıldı uzun uzun, yanağından ve boynundan öptükten sonra vedalaşıp oradan ayrıldı.
Daha on dakika önce yaşadıkları ölüm sessizliği evi tekrar hakimiyeti altına aldı, bu sefer evde tek Eylül vardı, herkes gitmişti. Eylül ve yalnızlığı oluşturuyordu sesi. Koltuğa uzandı, canı hiçbir şey yapmak istemiyordu, o gün de sabahtan beri hiçbir şey yememişti ama bu sefer kendini aç da hissediyordu. Koltuktan kalktı, oflayarak buzdolabını açtı. Dolapta yiyebileceği pek bir şey yoktu; yoğurt, peynir, zeytin falan vardı. Onları da canı istemeyince çekmeceden bir tatlı kaşığı aldı, tezgahtaki çikolata kremasına uzandı, hoparlörden bir şarkı açıp koltuğa tekrar oturdu. Tam kaşığı çikolatalı mucizeye daldıracakken kapı çaldı. Bu sefer oflayarak kapıya doğru ilerledi, kapıyı açtı ama kimse yoktu. Aşağı eğilip baktığında bir poşet gördü, sıcaktı ve çok güzel kokuyordu. Üzerinde de “Afiyet olsun güzelim!” yazıyordu, Demir ona yemek almıştı ve kapısına bırakmıştı. Gülümseyerek içeri girdi ve poşeti açtı. Ayran ve tavuk dürümü görünce baya şaşırdı çünkü bu ikili de geçen akşamki yedikleri gibi moralleri bozuk olunca yediği yemeklerdendi. Sakin bir müzik eşliğinde yemeğini yedi ve çöplerini bile atmadan koltukta uyuyakaldı.
Demir Eylül’e dönerini bırakmış, kendi evine doğru arabasını sürüyordu. Evin garajına arabasını bıraktı ve doğruca üst kata, odasına çıkıp kapıyı kitledi. Ailesi dışarda çay içiyordu, oğullarının geldiğini duymadılar bile. Demir’in hayatı Eylül’ünkinden çok farklıydı. Ailesi zengindi, malikaneye yakın büyüklükte bir evde yaşıyorlardı. En iyi okullara gitmiş, iyi eğitimli biriydi. Anne ve babası da şehirde tanınmış ünlü avukatlardandı. Demir’in hukuk seçmesinde en büyük rolü de ebeveynleriydi zaten. Onlar gibi iyi bir avukat olmak istiyordu. Paragöz biri değildi, Eylül’e de hiç durumu kötü olan bir kız gözüyle bakmamıştı. Ailesi Eylül’ü istemiyordu, ilişkilerini onaylamıyordu çünkü Eylül geçmişi tehlikeli ve Demir’e hiç de uygun olmayan biriydi. Fakir olması da kızı reddetme nedenlerinden biriydi. Ancak tüm bunlara rağmen Demir Eylül’den vazgeçmemişti. Onu o olduğu için seviyordu, hep de sevecekti. Üzerine titriyor, birinin ona zarar verme ihtimali aklına geldikçe uyuyamıyordu. Eylül’ün tek sırdaşıydı, karanlık geçmişini bilen tek kişiydi. Eylül bi tek ona anlatabilmişti kendisiyle ilgili sırları, kendisini terk etmesini istemişti Demir’den ancak o bunu kabul etmemişti. İki seneye yakındır çıkıyorlardı, küçük tartışmalar dışında hiç kavga etmemişlerdi. Ancak ilişkilerinde tek bir sorun vardı, Eylül fazlasıyla soğuk biriydi. Bu da kimi zaman Demir’in sevgisinin karşılıksız kalmasına neden oluyordu ve Demir’in canını yakıyordu istemeden.
Demir yatağına uzandı ve boş boş tavanı izlemeye başladı. Birden Eylül’ü merak etti, telefonuna uzandı, numarasının üzerine bastı fakat Eylül açmadı çünkü uyuyordu. Uyuyor olma ihtimalini düşünmüştü ama yine de içi içini yiyordu. Defalarca arayınca en sonunda Eylül telefonu açtı, uykulu bir sesle iki çift laf etti, iyi olduğunu ve uyuyacağını belirtip telefonu kapattı. Demir rahatlamıştı ve yorgun düşmüş göz kapaklarını serbest bırakarak uyuyakaldı.
Eren, Eylül’den ayrıldıktan sonra tekrar ıssız sokaktan geçerek evine yürüyordu. Sokakta kedi bile yoktu bu sefer, gelen tek tük kedilerden birini zaten evine almıştı. Elindeki poşette de ona söz verdiği mamalar vardı. Evine girdi, kedi koltuğun üzerinde uyukluyordu, Eren aldığı mamayı kaseye dökünce kokuyu takip edip yemeğine kavuştu. Acıktığı belliydi halinden. Eren bir yandan severken bir yandan da bugünkü olaylardan bahsetti kediye. Kedi oralı bile olmamıştı, büyük bir zevkle yemeğini yiyordu. Eren de durumu komik bulduğundan gülmeye başladı. “Ulan zaten bütün gün yattın, akşam oldu hala uyumaya yer arıyorsun. Şimdi karnın tok olunca iyice mayışırsın sen bir de. Eren abin toplasın ortalığı valla temiz iş. Dünyaya kedi olarak gelmek varmış ya.” Eren kediye baktı, kedi yemeğini bitirmişti, kucağına alıp sevmeye başladı. Kedisini beslemişti ama kendisi sabah yediği poğaçayla duruyordu. Tost ekmeği çıkardı dolaptan, iki ekmeğin arasına salça sürdü ve büyükçe bir peynir dilimi koydu. Annesi çocukken mahalle maçlarından önce ona enerji versin diye bundan yapardı. Bu sandviç minik ama hayata pozitif bakan Eren’in sandviçiydi. Kimsenin bilmediği geçmişinden bir parçaydı.
Yiğit, Gizem’le birlikte evine doğru yürüyordu. Eylül’ün evine yakındı ikisin de evi. Gizem’in yolda uykusu gelmişti, zar zor yürüyordu. Bünyesi hassastı bu sebeple de son iki gündür yaşadığı şeyler ona ağır gelmişti. Yiğit, tek kulağına kulaklığını takmış, müzik dinleyerek yürüyordu. Gizem Yiğit’in kulağına uzandı, kulaklığı çekti ve kendi kulağına taktı. Yiğit tepki vermedi, aşağıya doğru daha doğrusu Gizem’e doğru baktı. Gizem ile aralarında çok fazla boy farkı yoktu ama yine de Yiğit daha uzundu kızdan. Gizem kısa bir süre sonra kulaklığı çıkarttı ve yüzünü ekşiterek Yiğit’e kafasını çevirdi.
“Müzik zevkini acilen ama gerçekten acilen değiştirmen lazım. Hayatımda bu kadar garip bir rap dinlememiştim. Ayrıca şu an bu durumda gerçekten rap dinleyebiliyor olmana şaşırıyorum.”
“Şekerim rastgele açıldı, ben de üşendim değiştirmeye. Bileydim senin de dinleyeceğini değiştirirdim zaten. Ayrıca bu neyin tribi yav akşam akşam.”
“Off ne tribi ya, hemen her kızın lafını trip atıyoya geçirin e mi. Gıcık ya, buldu beni gece gece.”
“Vallâhi Gizem gel şurdan yemek yiyelim de ayrılalım derdim de çok uykum var.”
“Bir dakika! Yiğit ve yemeği reddetmek. Hakaret sayarım, noldu üşüttün galiba. İyi misin oğlum?”
“Yorgunum ya, sabah da ders var zaten onu da anlamıyorum, bir de sen başlama.”
“Tamam tamam hadi sütünü iç yat.”
“Gizemm!”
Gizem kıkırdayarak yol ayrımından sağa döndü ve evinin sitesinin kapısından kartını okutup içeri girdi. Yiğit de soldan devam ederek evinin yolunu tuttu. Gün herkes için yorgun bitmişti. Hem mental hem fiziksel olarak.
Eylül sabahın yedisinde kalkmış, duşunu almış, makyaj yapıyordu. Makyajdan kastı kusurları kapatıp eyeliner çekmekti, zaten normalde de hiç sevmezdi makyajla uğraşmayı. Gizem ise tam tersi, bayılırdı makyaja, her gün makyajla gelirdi hatta kendini eksik hissederdi makyajsız. Eylül’ün çoğu makyaj malzemesini de Gizem almıştı zaten. Tam kapıdan çıkıp anahtarla kilitleyecekti ki karşısında Demir’i gördü. Arabasıyla ve dünkü kombiniyle evinin önünde onu bekliyordu. Gülümsedi, kapıyı kilitleyip sevgilisinin yanına gitti. Eylül bir anda beklenmedik bir hareket yaparak Demir’in boynuna atladı. Demir bile şaşırmıştı ama hoşuna gittiğinden o da karşılık verdi.
Eren uykusunu alamamış bir şekilde uyanmıştı, hiç keyfi yoktu zaten Alp ile birlikte yaşama heyecanını da kaybetmişti. Üstüne bir şeyler geçirip otobüs durağına doğru yürümeye başladı, gün onun için çok kötü başlamıştı. Otobüs okulun önündeki durakta durunca kalabalığın arasından sıyrılıp otobüsten indi ve hızlı adımlarla amfiye doğru yürümeye başladı. Tam o sırada bir mesaj geldi telefonuna, mesaj Yiğit’ten gelmişti.
“Ders başlamadan kafeye gel, bir şey konuşacağız ve seni bekliyoruz.” Böyle bir mesaj beklemiyordu, şaşkın gözlerle yolunu kafeye doğru değiştirdi. Ardından Yiğit’ten bir mesaj daha geldi.
“Nerdesin olum, bir de görüldü atmış bana. İnsan tamam ya da yok gelmiycem falan yazar öküz herif.”
Normalde bu mesaja gülerdi ama o kadar keyfi yoktu ki gülemedi o gün. Mesajı cevaplamadan kafeye geldi ve yanlarına oturdu, hepsi orada onu bekliyordu. Demir yine kahve almıştı hepsine ama bu sefer masada dört değil beş kahve vardı. Demir fazla kahveyi Eren’e uzattı. İç der gibi bir bakış ve sonra konuşmaya başladı.
“Aramıza hoş geldin kardeşim, biliyorum Eylül’le sorunların var ama şu an o sorunları rafa kaldıracağız. Şu iş bir bitsin nefretinize kaldığınız yerden devam edersiniz. Herkes bizi suçluyor ve biz yapmadığımızı kanıtlayana kadar da böyle devam edecek her şey. Biz de normal hayatımıza devam edeceğiz. Kimseyle konuşmak yok, size laf atılırsa da cevap vermeyeceksiniz. Şimdi herkes o saatlerde ne yaptıy-“
Birden Demir’in konuşmasını bölen bir çığlık sesi duyuldu. Kafedeki herkes korkuyla ayağa kalktı, ne olduğunu anlayamadılar. Görevlilerden biri daldı kafeye, kimsenin kıpırdamaması gerektiğini söylediler. Korku ve heyecan artmıştı, en sonunda biri durumu öğrenmek için ne olduğunu sordu görevlilerden birine. Görevli beşlinin masasına dönerek acı haberi verdi. “Bir kişiyi daha kaybettik. Olay yeri yine amfi 3.” Herkes şoka girmişti ve görevlinin baktığı yere bakıyordu. Eren’in yine elleri titremeye başladı, Gizem sandalyeye geri oturdu, diğerleri ise kıpırdamıyordu sadece duruyorlardı. Demir’in canına tak etmişti, sandalyeyi ayağıyla itti. O şiddetle sandalye yere düştü, dikkatleri üstüne çekmişti ama dikkatler zaten hep onlardaydı. Sinirli bir şekilde insanlara bakarak “Suçlamak isteyen suçlasın bizi ama masumuz biz bundan da emin olun. Açın gözünüzü, size söylenen yalanlarla şüphelerle ilerlemeyin. Hepimiz aynı gemideyiz farkındaysanız. Alp de inanmamıştınız bari şu anda inanın. Biz yarım saattir burada oturuyoruz. Amfiler ise on dakika önce açıldı. Ha doğru Eren sonra geldi ama otobüs on beş dakika önce gelmiş oluyor yani o da en az on dakikadır burada. Şimdi derseniz ki yine siz yaptınız ya da yalan ifade verirseniz ki bu bir suçtur. Hukuk öğrencisi olarak biliyorsunuzdur bunu, ben de buradaki herkesten şüphelendiğimi söylerim çünkü herkes burda yarım saattir oturuyordu üstelik daha sonra gelenler de vardı. Ben kendimi ateşe atarım ama biri sevdiklerime de dokunursa o zaman ben de acımam.”
Herkes bu sözlerin üstüne sessizliğini koruyordu, Eren dayanamadı ve kimin öldürüldüğünü sordu. Görevli üzgün bir şekilde durumu açıkladı. “Serkan Kansu, karnından bıçaklamışlar ve masanın üzerine atmışlar. Kamera görüntüleri yine yok, katil kim bilmiyoruz. Onu görenleri sorgu için emniyete götürecekler ama bu sefer sizi de alabilirlermiş.”
Eren duydukları karşısında ikinci kere şoka uğradı, Serkan’ı tanıyordu. Beraber futbol maçına gittikleri, futbol oynadıkları arkadaşıydı. Alp’ten sonra sevdiği bir dostunu da kaybetmişti. O çukur onun için yavaş yavaş bir boşluğa dönüşmeye başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18