AMFİDE CİNAYET kitap kapağı

6. bölüm / 9

AMFİDE CİNAYET

NEFRET VE AŞK

Vaveyla Yazarı: Belinsu Uslu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: NEFRET VE AŞK

Eren’in evinde ölüm sessizliği vardı. Günlerdir konuşmayan ekip, toplanınca da konuşamıyordu çünkü kimsenin diyebilecek bir lafı yoktu. Eren kahvesini kafaya dikmeye başladı, birkaç büyük yudum almıştı ki biri bardağı elinden aldı. Alan kişi Demir’di, bardağı aldı ve kenara koydu. Eren anlamsız bakışlarla ona bakıyordu. Demir kendinden emin bir şekilde “Sarhoş olmak istiyorsan kahve değil tekila shot falan atman lazım ama şu an değil. Kafein komasına da girmeden şu konuyu bir halledelim, sen günün devamında istediğin haltı yersin.” diye azarladı. Diğerleri de ona hak verdi. Demir sessizliği bozma görevini yine üstlenerek söze girdi. “Korkunun ecele faydası olmadığını anladık galiba. Katil kim onu da bilmiyoruz, sıradaki kurban kim onu da bilmiyoruz. Yalnız haftaya mahkeme var. İlk duruşmada karar çıkmaz büyük ihtimalle ama en azından üstümüzden şüphelerimizi biraz olsun çekebiliriz. Elimizde kamera kayıtları var giriş çıkış saatlerimizin ama olay esnasında okulun çoğu yerinde kameralar kapatılmış kısa süreli. Bu nedenle tam aklanamayacak kimse. Ayrıca Eren Alp’le çok yakın arkadaş ve çoğu sırrını da biliyor. Büyük ihtimalle birtakım tartışmalarınız olmuştur, bunları sizi tanıyan insanlar sorguda bahsetmişlerdir. Esas sıkıntımız bizim avukatımız yok. Bir avukat tutmamız lazım. Bir haftada bunu halletmezsek patlarız.”
Eren oflamaya başlayarak elleriyle yüzünü ovuşturdu. “Siz yine bu işten sıyrılırsınız ama ben her şekilde patladım. Ölenlerin çoğunu tanıyorum, Alp’le son konuşan da benim. Son dönemde birkaç kavgamız da olmuştu kesin onlar da…” Hepsi Eren’in bu haline çok üzülmüştü, moralini düzeltmek için ne söyleyeceklerini bilmediklerinden bir şey diyemediler. Eylül beklenmedik bir hamleyle ayağa kalktı ve yüzünü kapatan Eren’in yanına geldi. Demir de onları seyrediyordu. “Olayın senle alakası yok, ona bakılırsa amfiye ilk biz geldik, mesaj da bana geldi. Esas ben sıçtım o zaman bu mantıkla. Mahkeme geçsin yani umarım iyi geçer. Ama evet, avukatımız kim olacak?”
Bu defa Gamze araya girdi. “Benim aklımda biri var ama birinizin bunu kabul etmeyeceğini biliyorum. Acaba Emir hocaya sorsak bize yardım edebilir mi? Sonuçta-“
Emir sinirle kafasını kaldırdı. “Sonuçta Eren’in abisi di mi? Eren söyler, yalvarır bir şekilde abisini ayarlar. Zaten çok iyi anlaşıyoruz biz de abimle. Neden geri çevirsin ki ben kardeşiyim sonuçta! Kardeşini kurtarmaya hangi abi koşa koşa gelmez ki.” Eren sinirden gülerek konuşuyordu. Demir Eren ve abisinin ilişkisini biliyordu, bir gün sarhoş aklıyla da herkese aralarının kötü olduğunu söylemişti ama Demir dahil kimse nedenini bilmiyordu. Demir Eren’i sakinleştirmek istercesine omzuna elini koydu. Eren’in abisiyle konuşmak istemediğini biliyordu ama Emir hocanın evine de tek başına gidemezdi. Eren ile beraber gitmeyi teklif etti ona, hem Eren’i yalnız ve savunmasız bırakmazdı hem de hocanın teklifi kabul etmesi daha kolay olurdu. Erem mecbur kabul etmek zorunda kaldı.
Gamze Yiğit’e döndü, hala koltukta sessizce oturmuş onları izliyordu. Kaş göz hareketi yaptı sanki bir şey de dermiş gibi. Yiğit de ayağa kalktı, üstünü düzeltti ve konuşmaya başladı. “Benim bir fikrim yok o yüzden ben sizi dinlemeyi tercih ettim. Bence kısıtlı zamanda tercih edilebilecek ve en güvenilir kişi Emir hoca. Yarı yolda bırakacağını düşünmüyorum. Biraz da olayların içinden biri sonuçta, şimdi başka birine anlatsak inanmama ihtimali bile var yani. Ama Demir’e katılmıyorum ben. Deliller bizi aklamaz hatta belki etki bile etmeyebilir. İsterseniz hocayla konuşmaya bende gelirim sizinle. Çok kalabalık olmaya gerek yok bence ama siz bilirsiniz.” Demir olur anlamında başını salladı. Eylül iki elini birbirine vurarak “O zaman anlaştık, büyük ihtimalle mahkemeye kadar görüşemeyiz. Siz de Emir hocayı ziyaret edersiniz. Dağılabilir miyiz artık?” dedi. Eren bugünkü konuşmadan tatmin olmamış gibiydi. Eylül’e bakarak “Çık git istiyorsan. Emir hocayla konuşuruz biz, yabana atmayı seversin ya sen beni. Zorla da tutmuyorum burda kimseyi. Ben gelmezsin diye bile düşünmüştüm aslında.” dedi. Eylül şok olmuştu ama aynı zamanda da sinirlenmeye başlamıştı. “Ne istiyorsan lan benden? Emir hocayla ben mi konuşayım? Konuşurum ama evet sen konuş istiyorum. Belki belki aranı düzeltirsin abinle. Hah, gerçi pek zannetmiyorum. Hayır yani… Ne diyeyim istiyorsun anlamıyorum ki ben.” Eren’in zıplamaya başlayan sinirleri iyice başına vurmuştu. Kimseye özellikle de Eylül’e tahammülü kalmamıştı. “Senden istediğim tek bir şey var şu an da. Çıkıp gitmeni istiyorum. Avukatını merak etme, hallederiz bir şekilde ama mahkemeye kadar görmek istemiyorum seni. Bak saygımın ve sabrımın son damlalarındayım. Acımam sana, ne duyman gerekiyorsa onu duyarsın.” Demir, Eylül ve Eren’in arasına girmeye ve kavgayı sonlandırmaya çalışıyordu. İkisi de duracak gibi değillerdi. Eren laf atınca Eylül de bunun altında kalmadı. “Desene lan ne duymamı istiyorsun. Desene ya ne içinde tutuyorsun.”
Demir Eren’i susturmaya çalışıyordu çünkü ne diyeceğini az çok tahmin ediyordu ama Eren Demir’in elinden kurtuldu ve Eylül’e olan nefretinin bir kısmını o gün kustu. “Söyliyeyim hemen. Manyaksın kızım sen. Yalnız değilsin belki benim gibi ama manyaksın. Delirmişsin hatta senin hukuk kazanman bile mucize. Kimsenin kurban olmasını istemiyorum ama senin için kılımı kıpırdatmam. Diğerlerini kurtarmak için elimden geleni yaparım bu saatten sonra ama senin için asla. Hak etmiyorsun, yaşamayı da hak etmiyorsun. Senin dünyaya olan nefretini ben çekmek zorunda değilim!” Eren Eylül’ün üstüne yürüdükçe Demir onu geriye çekmeye çalışıyordu. Eylül’ün gözleri bile dolmamıştı ama çantasını omzuna geçirdi ve kapıya doğru ilerledi. Kapıyı açıp gitmeden salona döndü. “Dünyaya olan öfkemi yansıtıyorum sana çünkü sen hak ediyorsun. Kimse bilmiyor ama sen bana o kadar çok şey borçlusun ki. Ve ve sen beni yargılayacak en son insan bile değilsin. Dedin ya kılımı kıpırdatmam diye Eren, şüphen olmasın; biliyorum çünkü beni umursamayacağını. Ben o hatayı bir kere yaptım, bir daha aynı hatayı asla yapmam. Ama şunu bil ki, birini harcamam gerekirse bir saniye bile düşünmeden ilk seni harcarım. Bunu da bil ve yola öyle devam et!”
Eylül kapıyı çarparak çıktı, Demir de peşinden koltuktan montunu alıp tek kelime etmeden Eylül’ün peşinden çıktı. Eren sinirli bir şekilde duvara yaslanmış yere bakıyordu. Gizem ve Yiğit ne olduğunu anlamamış bir şekilde Eren’le vedalaşıp evlerine doğru gittiler.
Demir Eylül’ün peşinden koşuyordu adeta çünkü Eylül çok hızlı yürüyordu. Yağmur atıştırmaya başlamıştı, hava soğuktu, ikisi de ıslanıyordu ve Eylül’ün üstünde mont olmadığı için üşüdüğü titremesinden belliydi. Demir en sonunda Eylül’e yetişti ve kolundan tutup onu kendine doğru çekti. Eylül başını Demir’in göğsüne yasladı, Demir de Eylül’e sımsıkı sarılıyordu. Islanmaları ikisinin de umrunda değildi, birkaç dakika boyunca tek kelime etmeden birbirlerine sarıldılar. Eylül kafasını kaldırıp Demir’e baktı, Demir de bakışlarını kıza çevirdi ve burnunun ucuna bir öpücük kondurdu. Yağmur hızlanmaya başlamıştı. Demir üzerine aldığı montu çıkartıp şemsiye işlevinde kullandı, bir koluyla montu tutuyor diğer koluyla da Eylül’e sarılıyordu. Birlikte arabaya vardıklarında Eylül yolcu koltuğuna oturdu, Demir de sürücü koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı ve hemen ısıtıcıyı açtı. Eylül hala titriyordu ve gözleri kıpkırmızıydı. Demir arabayı Eylül’ün evine doğru sürdü, sol eliyle direksiyonu çeviriyor sağ eliyle de Eylül’ün elini okşuyordu ve ısıtmaya çalışıyordu. Sessiz bir yolculuğun ardından kızı evine getirdi ve beraber eve girdiler. Eylül’ün evi her zamanki gibi sıcacıktı, cephesinden kaynaklanıyordu. Zaten kızın ısınma masraflarını ödeyecek gücü de yoktu hatta bazen faturalar konusunda Demir ona yardımcı oluyordu. Eylül koltuğa geçti ve battaniyeye sarıldı, Demir de yanına oturdu ve sevgilisine sarılarak onu ısıtmaya çalıştı. Sabahtan beri bir şeyler yememişlerdi, Eren’in ikram ettiği kahveyle duruyorlardı. Eylül’ün titremesi azalınca Demir mutfağa doğru ilerleyip yemek hazırlamayı düşündü ama dolapta yiyecek doğru düzgün bir şey yoktu. Koltukta oturan Eylül’e seslendi. “Kızım sen ne yedin bunca zaman? Evde hiçbir şey yok. Sipariş de etmemişsin belli.”
Eylül koltuktan battaniyeyle kalktı, Demir’in yanına geldi. Gerçekten de mutfak genel olarak bomboştu. “Makarna, kahvaltı, noodle falan yedim işte. Bitmiş tamam şimdi marketten sipariş ederim bir şeyler.” Telefonunu cebinden çıkardı ve bir market uygulamasına girdi. Tam adresini seçecekti ki Demir telefonu elinden aldı ve tezgaha koydu. Eylül ne olduğunu anlamamış bir şekilde bakarken Demir hafifçe eğilerek yüzünü Eylül’ün yüzüne yaklaştırdı. “Tamam bunu sonra halledersin. Şimdi döner yemek ister misin? Benim canım çekti de.” Eylül’ün sabahtan beri ki mutsuz surat ifadesi bir anda yumuşadı. Kafasını hafifçe sağa eğdi ve Demir’in dudaklarına kendi ıslak dudaklarını yapıştırdı. Birkaç saniye boyunca tutkuyla öptü sevgilisini. Demir de ona karşılık veriyor, dudaklarını onunkine iyice bastırıyordu. Geriye çekilip burunlarını birbirlerine değdirirken Eylül “Yerim.” dedi. Demir de cevabı beğenmiş olacak ki sırıtarak “Ben de seni yerim” diye cevapladı. Eylül bir anda gülmeye başladı ve Demir’den uzaklaştı. “Şapşirik sen bana döner yer misin diye sordun ya ona evet dedim.” Demir bir anda şoka uğradı, döneri tamamen aklından çıkarmıştı. Eliyle tamam işareti yaptı ve sevdikleri bir yerden döner sipariş verdi. Eylül’e ödetmemek için genelde yemekleri kendisi ödüyordu ama Eylül bu durumdan çok rahatsız olsa da Demir’i vazgeçiremiyordu.
Eren onlar gittikten sonra ortalığı toparlamış, koltuğa uzanmış, boş boş televizyona bakıyordu. Hem çok sinirliydi hem de çok üzgündü. Sevdiklerini teker teker kaybetmesi bir yana onu sevmeye başlayanları da kaybediyordu. Çaresizliğin sarmaşıkları onu sarmıştı ve kurtulamıyordu. Eylül’e nefret kusuyordu ama haksızdı ve bunu kendi de biliyordu. Kafası o kadar karışıktı ki bazen sıradaki kurbanın kendi olmasını istiyordu. Yaşama sevinciyle dolu eski Eren kaybolmuş, yerine hiçbir yaşam belirtisi göstermeyen Eren gelmişti. Dört duvar arasında tıkılı kalmıştı ve kimsesi yoktu. Bu düşünceler beynini sürekli meşgul ediyordu hatta bazen düşünceler onu boğuyor ve kendini uykunun kollarına bırakıyordu. O gün de bu günlerden biriydi.
Eylül ve Demir akşamın ilerleyen saatlerde birbirlerine sarılmış halde dizi izliyorlardı. İki bölüm sonunda Demir ayaklandı, Eylül’ün yanağını okşayıp onu öptükten sonra mutfağa doğru ilerledi. Eylül koltukta dönerek onu izlemeye başladı, Demir ikisine çay yapacaktı. Eylül’ün poşet çay kutusunu açtı, içinden bir papatya bir de yeşil çay çıkarttı. Paketlerinden açıp poşetleri kupalara yerleştirdi ve kaynattığı suyu yavaşça çay poşetlerinin üzerine döktü. Eylül de gülümseyerek onu izliyordu bu esnada. Demir elinde çaylarla onun yanına geldi. Eylül kendi çayından bir yudum almasıyla direkt Demir’e döndü. “Bana niye papatya çayı yaptın? Kendine ama yeşil çay yapmışın. Beni uyutmak için mi yaptın hayırdır?” Demir hiçbir şey olmamış gibi çayından yudumluyordu, duymamazlıktan geldi. Eylül sinirlendikçe Demir daha çok gülümsüyordu. Eylül en sonunda pes edip diziyi açtı ve papatya çayından yudumlamaya başladı. Aradan saatler geçti, dizinin ilk sezonunu bitirmeye yakın Eylül’ün gözleri kapanıyordu, Demir bunu fark etmişti. Eylül yavaşça başını Demir’in omzuna yaslayarak uyuklamaya başladı. Demir televizyonu kapattı, Eylül’ü kucaklayıp yatağına yatırdı ve yanına oturup saçlarını okşamaya başladı. Eylül Demir’in tişörtünün yakasından tutup kendine doğru çekti ve dudaklarını onunkiyle buluşturdu. Demir uzunca bir süre Eylül’ün dudaklarını hissettikten sonra boynunu öpmeye başladı. Daha sonra kendini kızdan uzaklaştırıp yavaşça Eylül’ün yanına yattı. Yatak ufaktı, birbirlerine sarılarak ancak sığıyorlardı. Eylül gözleri yarı kapalı şekilde ona sarılan Demir’e baktı. Uykulu sesiyle “Gitme, bu gece yanımda yat. Sarılırsak sığarız bu yatağa.” dedi. Demir kızın saçlarından öptü. “Burdayım sevgilim, ayrıca gidemeyecek kadar sarhoşum.” Eylül şaşırmıştı ama papatya çayının etkisi iyice hissedilmeye başlıyordu. “İçki içmedik ki, nasıl sarhoş oldun şimdi?”
“Aşk sarhoşu ettin beni.”
“Haa.”
“Kız tepkin çok kısa oldu, ben tatmin olma-“ Eylül uyuyakalmıştı. Demir son kez saçlarından öptü ve onun duyamacağını bilerek “Burdan sağ çıkarsak söz veriyorum seninle daha iyi bir hayatımız olacak. Beraber bir eve çıkacağız, parayı hiç dert etmeyeceksin, hatta dert ettiğimiz tek şey derslerimiz olacak. Sevgiyi ertelemek insanı daha çok yıpratıyor sevgilim. Çektiğin onca acıyı sana unutturacağım. Hayallerimiz vardı ya hani bahsettiğimiz, hepsini gerçekleştirmeye başlayacağız. Sana hepsi için söz veriyorum eğer ikimiz de yolun sonunda yaşıyorsak.” dedi ve uykuya daldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18