Bölümler 7Şu an: MAGAZİN
- 1 ÖNSÖZ184 kelime
- 2 AŞK2.161 kelime
- 3 MEZARLIK1.413 kelime
- 4 FOTOĞRAFLAR1.344 kelime
- 5 MAGAZİN1.376 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 KIRMIZI1.467 kelime
- 7 TAKİP1.533 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-CHAPTER 4-
Yeni bir sabaha uyanmanın mahmurluğuyla yatağından yavaşça doğruldu Asya. Ellerini gözlerine götürüp esneyerek ayılmaya çalıştı. Başucunda, yerde duran telefonunu eline aldı. Hızla sosyal medyaya girdi. Stalker modunu açmıştı yine. Bu, artık her sabah yaptığı bir rutin hâline gelmişti.
Girdiğinde gördüğü manzara Asya'yı dehşete düşürmüştü. Hızla yataktan doğrulup gözlerini birkaç kez kapatıp açtı. Doğru mu görüyordu?
Rüzgar ve Ceyda'nın sarıldıkları fotoğraflar bir magazin sayfası tarafından paylaşılmıştı.
Yasak aşk skandalı!
İş adamı Rüzgar Baykan, İstinye taraflarında bulunan bir kadının evinden çıkarken görüntülendi. İkilinin sarmaş dolaş hâlleri, yasak aşk iddialarını güçlendirdi.
Nasıl olmuştu bu? Bunu Asya yapmamıştı. O hâlde kimdi? Leyla, kendi kendini patlatacak kadar gözü dönmüş bir kadın olabilir miydi artık? Leyla, bunu ilk evlendiğinden beri biliyor ve buna göz yumuyordu. Neden böyle bir şey yapsındı ki?
O hâlde bunu yapan kimdi?
Hızla Leyla'nın hesabına girdi. Uzunca bir yazı paylaşmıştı.
Eşim ve ailemiz hakkında yapılan karalamalar ve asılsız iddialar gerçeği yansıtmamakla beraber, bu yalan haberi çıkaranlar hakkında gerekli tüm yasal süreci başlatacağımı belirtmek isterim. Hanımefendi, yakından tanıdığım bir aile dostumuzdur. O gece arkadaşımla hasret giderdik. Eşim beni almaya gelmişti. Çıkmadan önce de arkadaşımız olması gerekçesiyle eşimle sarılıp vedalaştılar. Farklı bir durum kesinlikle bulunmamaktadır.
Leyla'nın yazdıkları gerçeği kesinlikle yansıtmıyordu. Peki, neden yalan söylemişti? Neden gerçeği itiraf etmemişti?
Hızla Rüzgar'ın hesabına girdi. Hiçbir paylaşım yoktu. Reklam ve açıklama görevini yine Leyla üstlenmişti.
Asya yatağından kalktı ve elinde sıkıca tuttuğu telefonla magazin sayfasında yazanları tekrar tekrar okudu. Ekran görüntüleri aldı. Odasında volta atarak okumaya devam ederken aniden gelen uyarı bildirimiyle mıh gibi çakıldı olduğu yere.
Sayfa bulunamadı!
Haberi kaldırmışlardı.
Asya'nın yüzünde sinsice bir gülümseme belirdi. Telefonun ekranını kapatıp tam karşısındaki kapalı perdeye baktı. Hızla ona doğru gidip perdeyi açtı. Ardından camı açarak temiz havayı derince içine çekti.
“Bugün keyifli başladı.”
Sert sesi fısıltı gibi çıktı. Kendi kendine mırıldandı. Aslında böyle olmasından memnundu ama içten içe bunu kendi yapmadığı için garip bir huzursuzluk hissediyordu. Camdan ayrılıp hızla alt kata indi. Dün bıraktığı trençkotuna ve çantasına baktı. Oda dağınık görünüyordu. Dağınıklığa tahammülü yoktu.
Önce açık mutfağa geçti. Kahve makinesinin altına bir fincan koyup düğmesine bastı. Hızla gidip çantasından sigara paketini çıkardı ve mutfak tezgâhının üzerine attı.
Sonra trençkotunu da alıp çantasıyla birlikte üst kata, odasına çıktı. Eşyalarını yerlerine özenle yerleştirdi. Ardından tekrar aşağı indi ve kahve makinesinin altındaki fincanı alıp bir yudum içti. Tezgâha yaslandı. Arkası dönükken paketinden bir dal sigara çıkardı. Hızla yakıp derin bir nefes çekti ve dumanı sinsi bir sırıtışla geri üfledi.
Bunu Rüzgar'a kimin yaptığını bilmiyordu ama biri onun intikamını elinden almaya çalışıyordu. Rüzgar'a bunu yalnızca Asya yapabilirdi. Bir başkası ona dokunmamalıydı. Bunu yapanı hızla öğrenmeli, diye düşünüyordu.
Gözlerini tavana dikti; düşünüyordu.
Ceyda yapmış olabilir miydi? Düşündüğünde, aile dostu olmaları onun işine gelmiş olabilirdi.
Başka kim yapmış olabilirdi?
Hızla telefonunu eline alıp daha önce aldığı ekran görüntüsüne baktı. Haber kaynağını kontrol etti.
Şok Magazin Sitesi
Eren Tütüncü
“Ahmak!”
Asya içinden geçirdiği bu sözle başını hafifçe salladı. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiş gibiydi. Hızla magazin şirketinin adresine baktı. Kendisine yakın bir konumdaydı. Başını onaylarcasına salladı. Bakışlarında sinir, öfke ve nefret vardı.
Ekranı kapatıp sigarasından bir nefes daha aldı. Bitirmiş olduğu kahve fincanının içine sigarasının izmaritini attı.
Merdivenlerden çıkıp üst kata geldi. Dolabının başına geçerek giyeceklerini aldı. Hızla kıyafetlerini giydi, makyajını yaptı ve saçlarını düzeltti. Topuklu ayakkabılarını ayağına geçirip çantasını aldı. Ardından hızla aşağı inerek evinden çıktı ve kapısını kilitledi.
Binadan ayrılırken güvenliğe başıyla selam verdi. Aynı karşılığı aldığı güvenlikten bakışlarını hızla çekti, önüne dönüp arabasının kilidini açtı ve yerine oturdu.
Çantasından güneş gözlüklerini çıkarıp hiçbir duygu barındırmayan gözlerini gizlemek istercesine taktı.
Arabasını çalıştırıp magazin şirketinin bulunduğu konuma doğru sürmeye başladı.
Işıklara geldiğinde kırmızı ışığı görünce yavaşladı Asya. Durduğu sırada arkadan gelen bir aracın çarpmasıyla anlık olarak öne doğru savruldu. Emniyet kemeri sarsıntının etkisini biraz olsun azaltmıştı.
Dikiz aynasından arka camın ötesinde duran araca baktı. Yüzü hâlâ ifadesiz ve ruhsuzdu.
Hızla kemerini açıp kapıyı araladı ve arabasından yavaşça indi. Gözlüğünü yüzüne iyice yerleştirdi. Başını hafifçe savurarak saçlarını düzeltti. Ona çarpan siyah spor aracın içinden inen kişiyi görünce şok oldu ama ruhsuz ifadesini koruyarak olduğu yerde durdu.
“Kusura bakmayın, hanımefendi. Geçmiş olsun.”
Adam, Alp'ten başkası değildi. Sesi son derece düz, net ve soğuktu. En az Asya'nın sesi kadar cansızdı. Cümlesini söylerken güneş gözlüklerşni gözünden çıkarmıştı. Alp siyah saçlı, esmer, uzun boylu, iri yapılı, yaışıklı ve karizmatik bir adamdı. Asya ilk kez onu bu kadar yakından görüyordu.
Asya Alp'in arabadan inip ona söylediği cümle ile eksik parçaları kafasında oturtmuştu. Kafasında çakan şimşekler olayı çözmesine yetmişti. Artık anlamıştı.
Dudakları alayla hafifçe kıvrıldı. Sonra tekrar ruhsuz ve duygusuz ifadesini takındı.
Alp en ince detaylara kadar düşünen ve oyun oynamayı seven bir adam. Asya'nın bu ruhsuz ifadesinin ortasında kıvrılan dudaklarına baktı. Gözlerinde güneş gözlüğü, üzerinde siyah deri trençkotu ve ayağında topuklu ayakkabılarıyla Rüzgar'ın pek işinin olmayacağı ama mezarlıkta ne konuştuklarını ve kim olduğunu da merak ettiren bir kadın vardı karşısında.
“Önemli değil. Geçmiş olsun.”
Asya'nın duygudan uzak, dümdüz sesi Alp'in dişlerini sıkmasına sebep oldu. Beklediği tepki bu değildi. Asya, titreyen ellerinin fark edilmemesi için onları cebine soktu. Arabasına baktı. Tamponunda ufak bir göçük vardı.
Alp'e son kez bakıp arabasına ilerledi ve bindi. Aynadan emniyet kemerini takarken hâlâ orada öylece duran ve kendisini izleyen Alp'e baktı. Alp, duygusuzca Asya'nın arabasına bakıyordu.
Bu kadın Alp'i tanıyordu. Üstelik takındığı tavır, “Seni iyi tanıyorum,” der gibiydi. Nereden tanıdığı kısmı Alp'te şüpheliydi yoksa bu da Rüzgar'ın artıklarından biri miydi? Ya da Rüzgarzede?
Asya hızla aracını yeniden çalıştırdı. Korna çalan insanları daha fazla bekletmeden arabasını ilerletti. Alp'in onu takip ettiğini ve bir şekilde Rüzgar'la bağlantısı olduğunu anlamıştı. Sinsice gülümsedi.
“Demek sendin o magazinci.”
Alp'in böyle bir şeyle uğraşması onu şaşırtmıştı. Rüzgar'ı ortadan kaldırabilirdi ama bunu yapmamıştı. Sadece magazin basınına haber uçurmuştu. Ondan başka mantıklı bir seçenek yoktu elinde şuan. Zengin cici kızlar gibi dedikodu yaymıştı...
Asya, bunu Leyla'nın üzülmesini istemediği için mi yaptığını, Rüzgar'ı bu yüzden mi öldürmediğini düşündü. Mantıklı bir açıklama bulamamıştı. Zaten konu Alp olduğunda mantıklı bir açıklama bulmak pekte mümkün değildi.
Adam mantık dışı, hatta akıl dışı bir psikopattı. Sözde hastanede yatan deli Asya'ydı ama dışarıda olan hastalar ondan daha beter ve tehlikeliydi.
Asya bir yandan yola odaklanırken diğer yandan da Alp'in dikkatini çekmiş olmanın stresini yaşıyordu. Direksiyonu sıkıca kavradı. Dikiz aynasından arkasına baktı. Kimse yoktu. Paranoyaklaşmıştı ama kendini toparlmalıydı, korku ona hata yaptırırdı.
Hızla magazin şirketinin önüne gelip aracını park etti.
Güvenlik yanına yaklaştığında başıyla selam verdi.
“Eren Tütüncü'yle görüşmem gerek.”
Güvenlik, kadının bu net tavrı karşısında şaşırdı ve onu baştan aşağı süzdü.
“Randevunuz var mı?”
Dümdüz bir sesle sormuştu. Bakışları şüpheciydi.
“Yok. Rüzgar Baykan hakkında deyin, gelir.”
Güvenlik, Asya'nın sesindeki netlik ve tehdidi hissedince sanki önemli biriymiş gibi başını onaylarcasına salladı. Telsizinden anons etti, karşısındaki kişiyle görüşüp Asya'ya yaklaştı.
Asya, kollarını göğsünde birleştirmiş, gözlüğünün arkasındaki gözlerini güvenlikten ayırmadan bekliyordu.
Güvenlik önce duraksadı, ardından konuştu:
“Kafeteryaya geçin. İleride solda. Kendileri de geliyor.”
İlk kelimeleri duyar duymaz cümlenin sonunu beklemeden kafeteryaya doğru yürümeye başladı Asya.
Güvenliği geride bırakıp girdiği kafeteryada en ücra ve sessiz yer olan arka cam kenarına geçti. Masada gördüğü küllükten burada sigara içebileceğini anladı.
Önce sandalyeye rahatça oturdu. Ardından çantasından sigarasını çıkarıp bir dal aldı ve yaktı. Az önce Alp'le yaşadığı sözde karşılaşmayı düşündü. Derince bir nefes çekti ve dumanı aynı şekilde üfledi.
Alp'le karşı karşıya gelmesi iyi olmamıştı. Alp de kendisi gibi hasta biriydi. Takıntılı bir adamdı. Herkesin kendi kontrolü altında olmasını isteyen, istediği herkesi ve her şeyi parayla alabileceğini düşünen, insanlıktan uzak, vicdansız ve merhametsiz bir adamdı.
Asya, Alp'in onu nasıl bulduğunu düşünürken aklına dün yaşananlar ve mezarlık geldi. Alp onu kesinlikle orada görmüştü ya da Rüzgar'ı takip edenlerden biri haber uçurmuştu.
Asya sigarasını tutarken bakışlarını camdan dışarı çevirdi. Bir eliyle sigarasını tutarken diğer elinin başparmağını ağzına götürdü. Parmak kenarlarını yemiyordu ama dişlerini parmağına geçiriyordu.
Duruşunu düzeltti, dışarıya çevirdiği bakışlarını geri çekti ve gözlüğünü çıkarıp masaya koydu. Küllüğe silkelediği sigarasından hemen bir nefes daha aldı.
Kafeteryanın kapısından giren uzun boylu, zayıf, esmer adama baktı. Bu, aradığı adamdı. İşaret etmeden geriye yaslandı ve gözlerini ondan ayırmadan izlemeye başladı.
Adam kafeteryanın her yerini gözleriyle tararken Asya'nın düz, ifadesiz bakışlarıyla karşılaştı. Hızla ona doğru yürüdü. Yüzünde şaşkınlık vardı. Sanki Asya gibi birini beklemiyordu. Tavrı bunu açıkça belli ediyordu.
Hızla masaya gelip sandalyeyi çekti ve oturdu. Yüzünde merak vardı ama daha çok etkilenmiş gibiydi.
“Sizin gibi bir kadının dikkatini çekmek için ne yaptım acaba?”
Yüzünde Asya'ya göre mide bulandırıcı, flörtöz bir gülümseme vardı. Asya aynı ifadesiz yüzünü koruyarak adamı baştan aşağı süzdü.
Bu adamdan hoşlanmadığı belliydi.
Bölüm etkileşimi
