1. bölüm / 6
aida day&night • teodengiriş
Bölümler 6Şu an: giriş
- 1 giriş479 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 •ep1973 kelime
- 3 •ep2604 kelime
- 4 •ep3905 kelime
- 5 •ep41.193 kelime
- 6 •ep51.000 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Boncuk boncuk terler alnını kaplarken uzunca bir süredir gördüğü kabuslar uykusunu bölüyor, tabiri caizse ona rahat vermiyordu. Ne kadar uyanmak istese bile gözlerini açıp üzerine çöken o karanlık enerjiden kendini kurtaramıyordu. Sonra aniden yine o sesi duydu.
sesim senin ışığın olsun, bana gel. beni bul.
Bir hışımla gözlerini açtı ve yatağında doğruldu Teoman. Terli alnını sildi, başucundaki dijital saate baktı, 03:25. Yine aynıydı, aylardır süren kovalamaca devam ediyordu ve o ilahsal ses yine onu uyandırıyordu. Kabusları başladığından beri hep yanında su bulundururdu, sol tarafına uzanıp bir bardak suyu içtikten sonra sırtını yatak başlığına yasladı. Derin bir nefes alıp gözlerini kapatıp rüyasını hatırlamaya çalıştı.
Peşindeki karanlık sis bulutu onu kilitlendiği dolapta bile bırakmıyor, bir çift el gibi boğazına sarılan karanlık nefesini kesiyordu. Boğulacağını hissettiği anda çok uzakta bir parıltı gözüne çarptı hemen ardından o ses kulaklarına ilişti ve karanlık sanki o sesten korkar gibi ellerini Teoman'ın boğazından çekip uzaklaşmıştı ardından kabustan uyanmıştı. Sesin tınısı o kadar melodik ve daha önce duymadığı bir tondu ki onu adeta mest ediyordu. Telefonuna uzanıp rüyasıyla ilgili araştırma yapmaya başladı, bulduğu sonuçlar genel geçer şeylerdi. Bazı siteler hayırlara vesile olduğunu, bazıları ise kötü şansın kırılacağını yazıyordu. Aradığı cevabı bulamayacağını zaten biliyordu ama yine de bakmak istemişti. İçinde sıkıntıyla telefonunu bıraktı, sabah okulun düzenlediği kamp gezisine katılacaktı bu yüzden uyumak zorundaydı.
•••
Geceleri hep yaptığı gibi karanlık suyun içerisinde süzülüyordu Deniz, fanilerin onu hiçbir zaman göremeyeceğini bildiği için rahattı. Perilerin olduğu boyutu görebilecek kadar üstün varlıklar değildi insanlar. Buna rağmen Deniz insanları seviyordu, genelde küçük çocuklar suya girdiği zaman onların etrafında olurdu.
Uzun yıllardır istediği tek bir şey vardı, insanların arasına karışıp bir günlüğüne bile olsa yeryüzünde vakit geçirmekti. Su perileri yüzyıllardır sadece kendi soylarından perilerle birleşip aile kuruyorlardı. Deniz'in anne ve babası maalesef yaşamıyordu. Onlardan geriye kalan sadece bu gölet vardı, buradan kopamıyordu. Gün içerisinde istediği su birikintisine gidebilirdi fakat geceleri hep bu göle geri döner sanki hala anne ve babasıyla birlikteymiş gibi hissederdi.
Deniz'in annesinden aldığı ve en sevdiği özelliği sadece saçları değildi. Bazı geceler kaçamak yapmasına yaradığı ve herkesten gizlediği kanatlarıydı. Gizleme sebebini annesi ona hiç daha önce anlatmamıştı, kanatlı su perileri elbette vardı ama Deniz'de olması beklenen ve gereken bir şey değildi. O sadece diğer periler gibi aşırı hızlı ve görünmezdi. Gölden başka yere o kanatlar sayesinde gidiyordu ama bunu kimse bilmiyordu. Bazı arkadaşlarının solungaçları, bazılarının pulları vardı. Henüz hiç sirenler ile karşılaşmamıştı çünkü tuzlu suya girdiği zaman canı yanıyordu. Gölde süzülürken başına ağrı girdi, bu normalde hiç olmazdı ama son aylarda başı sık sık ağrır olmuştu, bunu kadim kitaptan araştırmalıydı. Gözlerini sımsıkı kapatıp annesinin yüzünü anımsadı ve ona kurduğu cümleyi tekrarlayıp durdu.
"sesim senin ışığın olsun, bana gel. beni bul."
Deniz büyürken annesi ona her zorlandığı eğitimde bu cümleleri kurardı, baş ağrısı geçtiği zaman küçük evlerine girdi. Bu gece aksiyon olmadan bitmişti. Baş ağrısı için yarın ilk işi kütüphaneye gidip bunu neden yaşadığını araştırmak olacaktı. Şimdi ise yapacağı tek şey uyumaktı.
