2. bölüm / 6
aida day&night • teoden•ep1
Bölümler 6Şu an: •ep1
- 1 giriş479 kelime
- 2 •ep1973 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 •ep2604 kelime
- 4 •ep3905 kelime
- 5 •ep41.193 kelime
- 6 •ep51.000 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerini alarm sesiyle araladı Teoman, istemeye istemeye kalkıp çantasını hazırladı. Okulun kamp gezisine gitmek hiç istemiyordu ama mecburdu. İkizi Leyla kapısına tıklattığında cevap vermedi, birazdan Leyla kapıyı aralayıp kafasını içeri uzatacak yüzünde şirin gülümsemeyle günaydın diyecekti. Nitekim düşündüklerini birer birer gerçekleşti.
"Günaydıın, heyecanlı mısın?" dediğinde başından savmak için kafa salladı ve sırt çantasını koluna geçirdi.
"Hadi, gidelim." odasından çıkarken Leyla arkasından ofladı. Kahvaltı yapmadan özel araçlarına bindiler, okula gidene kadar çok konuşmamışlardı.
Servis okulun bahçesine park etmiş öğrenciler teker teker biniyordu. Kutay, Evren, Sıla, Barış hatta gıcık olduğu Aras bile çoktan binmişti. İçinde sıfır hevesle araca bindi, en arkaya doğru adımladı. Aras'ın yanı boştu, Barış neden peşinde dolandığı abisinin yanına oturmadı acaba diye içinden geçirdi Teoman. Çantasını yukarı yerleştirip en arka sıraya oturdu ve yol boyu gece gördüğü kabusu düşünüp durdu.
Nihayet kamp alanına vardıklarında bu gölün kenarına ilk defa geldiklerinden bahsediyorlardı. Rehber öğretmeninin yönlendirmesiyle çadırlar kuruldu ve kamp ateşi için ekipler halinde çalı çırpı toplama işi başladı. Teoman'ın zihni çok dağınıktı, uzunca bir süre gölü izledi. Nedenini bilmiyordu ama durgun suya bakarken zihnindeki ağırlık azalıyordu.
•••
Gölün içinde arkadaşlarıyla süzülüp duruyordu Deniz, bugün kütüphaneye uğramış ve baş ağrısıyla ilgili durumu araştırmıştı. Kayıtlara geçen herhangi br vaka yoktu çünkü periler insanlar gibi kırılgan değillerdi. Tabii ki hasta olabiliyorlardı ama bu sık sık başlarına gelmiyordu. Lena kahkahalarla süzülerek bir yunus misali su yüzeyine çıkıp suya geri daldı.
"Sıra sende Deniz hadi!" tereddütle kafasını hayır anlamında salladı Deniz, bu hareketi ilk denediğinde dokuz yaşındaydı ve insan havası yüzünden kulakları zarar görmüştü.
"Hayır, benim gitmem lazım belki küçük çocuklar gelmiştir. Onları izlemeyi çok seviyorum!" diyerek arkadaşından uzaklaştı.
Dediği yalan sayılmazdı, tüm gününü ailesiyle balık tutmaya gelen veya yüzmek için gölü tercih eden insanları izlemekle geçiriyordu. Favori ailesi uzun zamandır gelmiyordu ve bu onu ister istemez meraklandırıyordu. Kafasını su yüzeyinden yukarı çıkardığında aldığı ilk nefes onun canını yaktı. Birkaç derin nefes sonrası ciğerleri adepte oldu. Bugün gölün etrafı kalabalıktı. İnsanların çok olduğu yere doğru yaklaştı ve ne olup bittiğini anlamaya çalıştı. Bir sürü şey biliyordu ama insan doğasına dair bilmediği çok şey vardı. Mesela henüz hiçbirine temas edememişti, bunu büyük küçük demeden suya giren herkesle denemişti ama onu göremedikleri için hissedemiyorlardı da. Gözleri genç insanlara takıldı bir süre, gölün tam da onun olduğu kısmına bakan birini görünce bir an panikledi Deniz ama kimsenin onu göremeyeceğini bildiği için bu his kısa sürdü. Hızla suya geri girdi ve Lena'nın yanına yüzdü, yukarıda gördüklerini anlatmak için içi kıpır kıpırdı.
•••
Teoman sınıftaki grubuyla ateşin başında toplanmış tüm sene yaşadıkları anılardan bahseden arkadaşlarını dinliyordu. Leyla ve Aras'ın yanyana oturuyor olması dikkatinden kaçmamıştı ama bu duruma henüz laf etmemişti de. Bugün kendisinde çözemediği bir şey vardı. Ay ışığının vurduğu göl suyu parıl parlıyor, Teoman'ı adeta büyülüyordu. Gözleri yine suyun hafif rüzgarla dalgalanmasına takıldı, neydi bu gölü bu kadar izlemesinin sebebi? Kafasını sağa sola sallayıp arkadaşlarına döndü. Çenesiyle gölü işaret etti.
"Var mısınız göle girmeye?" bir anda herkes susup ona baktı. Leyla anında kaşlarını çatmıştı.
"Saçmalama Teoman, gece gece ne iş alacağız başımıza?"
"Aynen, ben hayatta girmem. Kesin kurbağa falan vardır!" dedi Sıla göz devirerek.
Kutay bir süre düşündü ve elini dizine vurup ayağa kalktı.
"Hadi girelim! Bir defa yapacağız zaten ne olabilir ki?" Teoman aradığı desteği bulduğunda ayaklandı. Tek hamlede üzerindekini çıkarırken Leyla oflandı.
"Ya, bir kere de taşkınlık çıkarma Teo ya! Otur işte ne yapacaksın gölde?"
Elindeki tişörtü top haline getirip Leyla'nın suratına fırlattı.
"İçin ölmüş senin için. Bir dalıp çıkacağız korkma bu kadar. Hadi Kuti, başka gelecek var mı?" derken altındaki eşofmanla iskeleye yürüyordu. Evren peşlerinden gelirken Teoman eşofmanı çıkarıp gösterişli bir atlayışla gölün serin sularına kendini bıraktı. Suyun altına dalır dalmaz bedeni titredi. Tahmin ettiğünden soğuktu ama bu ona iyi gelmişti. Sadece ay ışığı yüzeye yakın yerleri aydınlattığı için kafasını sudan çıkarır çıkarmaz bağırdı.
"Var ya inanılmaz bir şeyi kaçırıyorsunuz!" Ezgi iskelede oturmuş ayaklarını suya uzatmış kanalı için video çekiyordu.
"Teoman hadi bir kere dalış yap." dedi gülerek.
"Bak bunu sayfana atıyorsun ve tıklanma rekoru kırıyorsun Ezgi'cim, hazır mısın?" diyerek iskeleye doğru yüzdü, kollarıyla kendini yukarı çekti ve balıklama dalarak kendini gölün derinliklerine bıraktı. Sessizce dibe doğru süzülerken daha önce duymadığı bir melodi kulaklarına ilişti. Gerçekten duyuyor muydu yoksa bu ses arkadaşlarından mı geliyordu emin olamadı.
•••
Deniz her gece yaptığı gibi karanlık suyun içerisinde şarkı mırıldanıyordu. Başka periler bazen eğlenmek için diğer perilere oyun oynayabiliyordu. Temkinli şekilde kollarını ileriye doğru salladı, aslında su içerisinde ilerlemek için bunu yapmasına gerek yoktu sadece ayaklarını çırpsa yeterli oluyordu ama o insani şeyler denemeyi seviyordu. Ağır ağır süzülen şeyin bir peri yada nesne olmadığını anladığında bir anlık duraksadı. İnsanlar için geç bir saatti yoksa bu bir intihar mıydı? Lena'yı çağırmayı düşündü ama arkadaşı gelse ne olacaktı ki? Başına giren ağrıyla kaşlarını çattı. Bu sefer neden sızlıyordu acaba?
Zaten görünmeyeceğini bildiği için bedene yaklaştı. Gözlerini kapatmış, suyun akışına bıraktığı kolları ve bacakları gövde hizasından daha yukarıdaydı, c harfini andırıyordu. Yüzü, daha önce hiç görmediği saflıkta duruyordu çocuğun. Bir etkisi olmayacağını biliyordu ama yine de parmakları çocuğa doğru uzandı, neden bilmiyordu ama ilk defa kalbi kulaklarında atıyordu. Parmağını tüy gibi yüzünde gezdirirken çocuk birden gözlerini açtı. Deniz korkudan geri çekilirken, çocuk sanki Deniz'i görebiliyormuş gibi doğrudan gözlerinin içine bakıyordu. Hareket etmedi, etse bile ne değişecekti ki? Bir el çocuğa uzanıp onu yukarıya doğru çekerken gözleri hala Deniz'in olduğu tarafa bakıyordu, uzaklaşmalarını izlerken elini kalbine koydu. Onu görmüş müydü? Dokunduğu zaman hissetmiş miydi? Bu sorular kafasını kurcalarken su yüzeyine yanaştı, iskelede konuşulanları duyuyordu ama su yüzeyine çıkmaya cesaret edemedi sonuçta çocuk doğrudan gözlerine bakıyordu.
"Teoman iyi misin oğlum neyi izliyordun öyle aşağıda karanlıkta?" adı Teoman mıydı çocuğun?
"Kime diyorum cevap versene?"
"Bir şey olduğu yok, neyi izleyebilirim Kutay, hadi gidelim."
Deniz adım sesleri uzaklaşırken kafasını sudan çıkardı, ara ara göle gönüp bakan Teoman'ı izledi ve rahatladığına dair derin bir nefes verdi. Hiçbir fani onları göremezdi, aşağıda olan şeyse tamamen tesadüftü. Hızlıca suya dalıp evine giderken bilmediği bir şey vardı; o da sandığı kadar görünmez olmadığıydı.
