•ep5

Vaveyla Yazarı: a 🩰

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: •ep5

Rüyalar sonrası Teoman Deniz'in varlığına inanmak için bulabildiği her kaynaktan araştırma yapıyordu. Perilerle ilgili yazılmış bir sürü kitap vardı ve kötü yanı da buydu. Hangisi doğru hangisi yanlış bilmiyordu. Öğrenebilmesinin yolu var mıydı onu da bilmiyordu, bildiği tek şey onu tekrar görmek istediğiydi. Bunu nasıl yapacağını aslında biliyordu, göle gitmesi yeterli olurdu.

"Ben çıkıyorum." dedi evden çıkmadan önce bağırarak.
Annesi hemen karşılık verdi,
"Teoman nereye, bugün Simge Hanım ile görüşmen var."
"Üff tamam geç kalmam, biraz dolaşacağım sadece. Kendim gelirim."
Şoför ile gitse biliyordu ki anında annesi bilecekti nereye gittiğini, bu yüzden önce merkeze yürüyecek ardından taksiye binecekti. İçindeki heyecana anlam veremiyordu ama bu hissi ilk defa yaşadığı için ayrıca mutluydu.

Taksi onu kamp alanının girişinde bıraktığında ödemesini yaptı ve iskeleye doğru adımladı. Kalbi kulaklatında atıyordu, çağırsa onu duyar mıydı acaba Deniz kızı? Muhtemelen cevap hayırdı. Peki geldiğini nasıl bildirecekti? Aklına pek parlak olmasa bile bir fikir geldi, üzerindekileri çıkarıp hemen sağ köşeye katlayıp bıraktı.
Eğer Deniz gerçekse onu zaten bulurdu.

•••

Gün normal seyrinde ilerliyordu. Lena ile birlikte yüzüp birbirlerine şakalar yapıyorlardı. Lena bu sene artık başka bir periyle aile olmak istediğinden bahsediyordu.
"Çok erken değil mi?" dedi Deniz, arkadaşının etrafında dönerek.
"Hayır, hem sıra sana gelecek. Sahi kimseyle görüşmüyor musun?" bir süre durdu, ardından kafasını sağa dola olacak şekilde salladı.
O sırada suda bir hareketlilik oldu.
"Hissettin mi sende?" dedi Deniz arkadaşına dönerek, Lena kafasını hayır anlamında salladı. Deniz hislerini dinleyerek yüzeye doğru yüzerken Lena'ya eliyle gelmesini işaret etti.
"Nereye gidiyoruz?"
"Bilmiyorum ama gitmem gerekiyor gibi hissediyorum."
iki kız yanyana yüzerken Deniz suda savrulan sarı saçları gördü. Yüzündeki gülümseme Lena'nın dikkatinden kaçmamıştı.
"Sen neye gülüyorsun öyle?"
Deniz anında surat ifadesini toparladı,
"Gülmedim." dedi ama sesi bile gülüyor gibi çıkmıştı.
Lena heyecanla kendi etrafında döndü.
"Yoksa biri mi var? Aşık mı oldun Deniz?! Kim, kim o hangi soydan geliyor?"
"Ssh, yok öyle bir şey. Sadece bir insanmış suya giren baksana!" dedi işaret parmağıyla Teoman'ı gösterirken.
Lena göz devirdi.
"Of bende sevinmiştim!"
Teoman onu görebiliyor muydu şu an acaba, gerçi görse yanına gelirdi herhalde. Lena'ya baktı önce Deniz, sonrasında onu pek umursamadan Teoman'ın yanına yüzdü. Geride bıraktığı arkadaşı onu şaşkınlıkla izliyordu.
Deniz sadece çocukların yanına giderdi, ne yapacağını bilemeden izlemeye başladı.


Teoman yüzeye çıkıp derin bir nefes alıp tekrar daldı.
Gündüz göl daha güzeldi, o tanıdık parıltıyı görünce gülmeden edemedi. Deniz gerçekti, ne kadar inanması güçte olsa bir periyle gölde dateleşiyordu.

Deniz Lena'nın varlığını unutmuştu, Teoman ona doğru yüzerken ilk defa göl içinde varlığını hissediyordu. Deniz içindeki o tatlı heyecanla Teoman'ın yanına varmıştı.
"Deniz, ne yapıyorsun?" dedi Lena ama Deniz arkadaşını duymazdan geldi. Elini ileriye doğru uzattığında Teoman'ın gördüğü parıltı giderek azalıyordu. Refleks olarak yine rüyalarda buluştukları gibi elini ona uzatırken buldu kendini Teoman.
Parmaklarını birbirine değdiği an parıltı tamamen yok oldu. Şu an gerçekten karşısında duruyordu, onu görebiliyordu. Deniz gerçekten vardı ve şu anda ona gülümsüyordu. Elinden tuttuğu gibi yüzeye doğru peşinde sürükledi çünkü nefesi tükenmişti.
Su yüzeyine çıktığında derin bir nefes aldı Teoman, Deniz ise ciğerlerindeki acıyla yüzünü buruşturdu. Bir an kendini tutamadı Teoman, yanaklarına yerleştirdiği iki eliyle Deniz'in yüzünü kaldırıp ona bakarken konuştu.

"İyi misin deniz kızı?"
"H-havanız bizim için pek konforlu değil." gözlerini kaçırarak. Nedense bu durumu onun bilmesini pek istemiyordu. Teoman ellerini geri çekerken gülümsedi.
"Yani dalış tüpüyle mi geleceğim seni görmeye?" dedi şakayla. Deniz de güldü.
"Beni hadi rüyanda görebildin, şu an nasıl görebiliyorsun anlamıyorum." dedi samimi bir şekilde.
"Bilmiyorum, asıl sen beni nasıl görüyorsun?" dedi yüzeyle kalmak için ayaklarını ve ellerini hareket ettiriyordu. Deniz bu duruma gülmeden edemedi, insanlar gerçekten alt tabaka varlıklardı. Ellerini suyun üzerinde gezdirirken Teoman bir anda sanki bir hava bulutu üzerinde oturuyormuş gibi rahatlamıştı.

"Rahat olabilirsin, en azından şimdilik bir şey yapmana gerek yok."
"Bu çok inanılmaz bir şey Deniz, sen benim özel perim misin yani?" dedi Teoman gülerek.
"Bilmiyorum, henüz neden seninle görüştüğümü anlamadım. Ama çözeceğim."
Teoman Deniz'e doğru hareket etti, tek elini kızın beline koydu bir diğerini ise yanağına yerleştirdi.
"Eğer şimdi seni öpersem, ne olur?" dedi bir anda.
Deniz bunun cevabını bilmiyordu, daha önce hiç öpüşmemişti bir periyle bile yakınlaşmamıştı.
"Bunu da bilmiyorum." dedi sessizce.
"Denemeden bilemeyiz."
Teoman yavaşça karşısındaki perinin dudaklarına yaklaşırken Deniz inanılmaz derecede heyecanlı hissediyordu. Su altında olan bütün hareketler kulağına gümbür gümbür geliyordu ama en çokta kendi kalp atışlarını duyuyordu.
Teoman'ın burnunu Deniz'in burnuna sürttüğünde kesik bir nefes aldı Deniz. Tam birkaç milim karşısında duran biçimli pembe dudaklar aklını cezbediyordu ama hiçbir şey yapamazdı, şu an içinde bulundukları durum yanlış hissettiriyordu. Önce neden birbirlerini gördüklerini öğrenmeliydi.

"Teoman.." diye fısıldadı, oğlanın dünyası karşısındaki peri kızının iki dudağının arasında gibiydi, konuşamadı bile sadece hmhm diye yanıtladı.
"Bunu yapamayız." diyerek geri çekildi Deniz, kafa salladı Teoman ama beline sardığı eli geri çekmedi bir süre. İyi hissettiriyordu Deniz'ın bedeninin varlığı.
Sanki daha önce eksik olan parçasını bulmuş gibi geliyordu.
"Peki sana sarılabilir miyim?" dedi masumca.
Deniz kafa salladı, kollarını beline daha sıkı dolayan Teoman kafasını da kızın bıynuna gömmüştü. Sol yanağına değen gölün suyu ve Deniz'in boynunda burnuna dolan koku onu şu an büyülüyor bile olabilirdi. Bir derin nefes aldı, ardından tekrar soluklandı bu hisse bağımlı olacağını daha ilk dakikadan anladı Teoman. Gerekirse hergün buraya gelecekti ve deniz kızına sarılıp evine gidecekti. Bir kere duymuştu bu kokuyu, bir kere hissetmişti bu huzuru artık hep daha fazlasını isteyecekti.

••••

Lena Deniz'in yanına yüzüp kolundan tuttu,
"Seni görebiliyor mu? Beni de görüyor mu? Deniz sen ne işlere bulaştın?!" diye telaşla konuştu.
"Sessiz ol, her şeyi anlatacağım ama önce benim anlamam lazım." dedi Deniz arkadaşına dönüp.
"Bu yasak! Bunu Pixie'ye söylememiz lazım!"
"Lena! Sana anlatıcam diyorum beni dinlesene."
"Bu çok kötü şeylere yol açacak Deniz, ya sana ceza verirlerse?"
"Eğer susarsan kimse duymayacak ve ben de ceza almayacağım, şimdi odama gidelim sana her şeyi anlatayım tamam mı?" dedi Deniz tane tane.
Arkadaşı onun için endişelenirken onun aklındaki tek şey Teoman ona sarıldığı zaman bölük pörçük gördüğü imgelerdi. İçindeki kötü his giderek artarken sonunun nasıl olacağını merak ediyordu, bununla doğru orantıda Teoman'ı da arzuluyordu. En kısa sürede tekrar rüyada buluşmaları gerekecekti çünkü Deniz'in bir diğer merak ettiği şey o yumuşak, pembe dudaklardı.

------

buyurdunlar efendim yb😝
iyi okumalaaarrrr❤️