•ep3

Vaveyla Yazarı: a 🩰

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: •ep3

Gözlerimi hızlıca aralayıp doğruldum.
Rüyama girmesine anlam veremiyordum, bana ışığım demesini ise hiç mantıklı bir zemine oturtamıyordum. Kitaplıktan çıkıp yüzeye doğru yüzdüm derin bir nefes alıp kafamı sudan çıkardım. İnsan doğasının havası ilk başta ciğerlerimi yaktığı için bir süre bekledim. Ardından sudan çıktım, hiçbirinin ruhu duymayacaktı nasıl olsa.

Islak adımlarım yere ürkekçe değerken tıpkı rüyamdaki gibi hissediyordum. Kısa çimenler ayak tabanımı huylandırıyordu. Bir süre olduğum yerde durup etrafımı izledim. Gözlerim her yerde onu arıyordu ama göremiyordum. Ben onu rüyamda gördüysem o da beni görmüş müydü? Biraz etrafta dolandım ama onu hiçbir yerde yoktu.

Güneş ışınları otobüs camından parlarken gözlerimi kıstım, biraz dikkatli bakınca otobüs camının arkasındaki sima gözüme tanıdık gelmişti.
Tek elini çenesinin altına koymuş öylece dışarıda bir noktaya bakıyordu. Baktığı yeri gözlerimle takip ettim, evime, yani göle bakıyordu. Aynı rüyayı görüp görmediğini nereden bilecektim, daha varlığımı bile bilmiyordu!
Önce göle baktım, sonra etrafta giderek azalan kalabalığa.. bir anlık cesaretle otobüse binmeye karar verdim. Hızlıca bedenlerin arasından geçip otobüsün dar koridoruna doğru adımladım. Neden bunu yaptığımı bilmiyordum ama rüyama girmesinin bir anlamı olmalıydı yoksa neden bunca yıl rüya görmeyen ben bir anda rüya görmüştüm?

"Teo bu sefer orada ben oturacağım!" diye seslendi biri. Sessizce, ki ses çıkarsam dahi kimse duymayacaktı, onları dinliyor ve gözlemliyordum. Teoman hiç oralı olmadı, gözlerini bile hareket ettirmeden gölü izliyordu.
"Bulaşmayın, sabahtan beri bi asabi." dedi sarışın bir kız.
"Her zamanki halleri işte, boşverin." dedi bir başka çocuk. Cümlesi biter birmez Teoman ona döndü, yüzünde anlam veremediğim bir sinirle çocuğa bakıyordu. Kaşlarım çatık bir şekilde onu inceliyordum, neye bu kadar sinirliydi?
Vücudunun kasıldığı görebiliyordum, aralarında ne geçmişti acaba?
"Gel göstereyim her zamanki halim mi değil mi?!"
"Teoman! Biraz sakin ol artık, ne oluyo sana ya?" dedi sarışın kız.
"Sus Leyla ya. Bıktım hep aynı cümleleri duymaktan."
"Bana bak doğru konuş, kırarım o ağzını!" dedi çekik gözlü olan, sonrasında olanlar çok ani gelişti.

Teoman çocuğa saldırınca araya girdiler ve ikisini güç bela birbirlerinden ayırıp otobüsten indirdiler. Bunlar olurken sanki bir gölgeymişim gibi Teoman'ın hep bir adım arkasındaydım. Öğretmenleri sıkıcı ama eğitici bir konuşma yaparken ben köşede oturan ve sakinleşmesi beklenen Teoman'ın hemen başında dikiliyordum. Saçlarına o kadar dokunmak istiyordum ki bu his beni çıldırtacaktı neredeyse. Neden ona bu kadar çekiliyordum, bir insanı bu kadar merak etmemin sebebi neydi?

"Teo, git özür dile Leyla'dan hadi."
"Kutay, kız kardeşimden istediğim zaman özür dilerim. Kafa açma." demek kız kardeşiydi, bu bilgi nedensizce içime su serpmişti. Sonuçta sevgilisi olan birini rüyamda görmek utanç verici olurdu.
"Hadi, gelmiyor musun?"
"Tch, babamlara derim beni alırlar. Biraz duracağım burada."
"İyi ama bu okul gezisiydi, sensiz gitmezler."
"Hallet bi şekilde Kuti, çantamı da at bana!"
Şaşkındım çünkü her istediğinin olmasını bir şekilde sağlıyordu. Okul otobüsü giderken o sırt çantasını yere attı ve hemen yanına bedenini yatırdı. Ben ise sadece ayakta dikilmiş onu izliyordum.

•••

Okul otobüsüne binmediğim için en azından bir süreliğine kafa dinleyecektim. Çantamı yere atıp bedenimi de hemen yanına attım. Güneşin kavurucu sıcağı tenimi ısıtırken dün gece gördüğüm rüyayı düşünüyordum.

Yine böyle çimenlerin arasında, üzerimde beyaz bir takımla birini veya bir şeyi bekliyordum. Sonra onu gördüm, net bir siması yoktu hatta hiçbir şeyi yoktu. Sadece beni kabuslarımdan kurtaran parıltı vardı.
Sanki gökyüzünde bulunan en parlak yıldız yeryüzüne inmişti ve ben bana gelmesini bekliyordum. Uzaktan çok küçük gibi duruyordu ama bana yaklaştıkca bir formu olduğu görmüştüm. Her yani ışıkla kaplı bir insan gibiydi. Bedenin şeklini hayal meyal hatırlıyorum çünkü o kadar parlaktı ki gözlerimi kısmadan ona bakamıyordum. Tam karşımda durduğunda elimi ona uzattım, aynı şekilde o da bana elini uzattı.

Parmağım o ışık hüzmesine değdiği an dünyam tepetaklak oldu. O, önünü alamadığım bir su dalgasına kapılırken tek yaptığım bilinçsizce ona Işığım diye bağırmak olmuştu ve sonra da uyanmıştım.

Derin bir nefes alıp gözlerimi açtım. Biri beni izliyor gibi hissettiğim için etrafıma bakındım ama kimse yoktu. Elimle saçlarımı karıştırdım ve oturur vaziyete geldim. Kimseyi görmüyordum ama öyle bir his vardı ki içimde, sanki bir şey beni izliyor gibi geliyordu.
"Deliriyorsun Teoman, sonunda deliriyorsun." dedim kendi kendime. Çantama uzandım, telefonumu alıp gördüğüm şeyleri araştırmaya başladım. Mantıklı hiçbir şey yoktu, sadece sayfanın en alt kısmında ufacık bir satırda yazan şey dikkatimi çekti.

Sizi koruyan meleğinizi bulmak ister misiniz?

Ne olabilir ki diyerek tıkladım. Beni yönlendirdikleri sayfa küçükken okuduğumuz masal kitapları gibiydi. Bir an ne yaptığımı sorgulayıp tuş kilidini kapattım. İyice saçma sapan şeylere sarıyordum, alt tatafı bir rüyaydı işte.

Gölde duyduğum melodi neydi o zaman?
Kafayı yemek üzere gibi hissediyordum. Derin bir nefes aldım, nefesimi verirken kendimi tekrar yere bıraktım. İki günlük kampta bile kafam beton gibi olmuştu. Gözlerim kapalı bir süre yattım ardından gökyüzüne baktım. Okuldakiler çoktan merkeze varmışlardır diye geçirdim içimden. Sonra onları düşündüm, hepsi kendi özellerinde mutluydu, benim aksime. Hepsinin sahip olduğu şeyler farklıydı en basitinden Aras'ın bile yüzü hep gülüyordu.
Ben neden böyle olamıyordum?
Babam beni sevmiyor diye miydi?
Yoksa sevilmeye layık olmadığım için miydi?
Telefonum titrerken ekrandaki annem yazısını gördüm oflayarak açtım.
"Efendim anne?"
"Okul otobüsüyle birlikte dönmemek ne demek? Neredesin çabuk konum atıyorsun alacağım seni!"
"Anne sakin ol, geliyorum ben merak etme, hadi öptüm." telefon kapatır kapatmaz sessize alıp kafamı yere koydum. Yüzümü sağa doğru çevirip boşluğu izledim. Bir parıltı görür gibi olduğumda kaşlarımı çatmıştım. Kafam kesin güneş geçmişti.
"Gerçekten var mısın yoksa ben kafayı mı yiyorum parıltı?" dedim boşluğu izlerken. Kendi kendime gülmeden edemedim.
"Eğer varsan seni yine rüyama bekliyorum, anlaştık mı?"
Bir an durup ne yaptığımı sorguladım kahkahamı tutamadım. Bir boşlukla sohbet ediyordum, yerimden kalkıp çantamı omzuma geçirdim göle uzun bir bakış atıp önüme döndüm ve oradan uzaklaştım.

*****

herkese selaamm, keyifli okumalar dilerimm🌸💛