•ep2

Vaveyla Yazarı: a 🩰

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: •ep2

Dipte oturmuş, eli çenesinin altında dün gece yaşadıklarını düşünüyordu Deniz. Teoman olduğunu öğrendiği kişi neden onu görüyor gibi bakmıştı, görse tepki verirdi herhalde. Dün geceden sonra baş ağrısı daha çok artmıştı. Lena'ya bile bahsetmemişti bu durumdan. Kütüphaneye gitmek için hareket ettiğinde aklına ay ışığında parlayan sarı saçlar geldi. İpek gibi görünüyorlardı suyun altında, keşke onlara dokunmuş olabilseydi.
Kütüphane dedikleri yer bir yer altı mağarasıydı, içeriye adımladıkça ışık perileri kanat çırpıyor ve yolunu aydınlatıyordu.
"Pixie merhaba, acaba insanları araştırabileceğim bir kitap var mı?" Pixie en yaşlı perimizdi, köyümüzün en bilge kişisiydi. Annem beni ona emanet ettiği için her şeyimle ilgilenirdi. Gözlüğünün üzerinden bana bakıp gülümsedi.
"Arka odada, sakın kimseye görünme biliyorsun ki bu yasak." kafa salladım ve gizli odaya geçtim.
Rafların arasında gezinirken başıma yine ani bir sancı girdi. Benim neyim vardı? Pixie'ye bunu mutlaka sormalıydım. Aradığım kitabı bulunca alıp köşedeki yosunluğa oturdum. İnsanların hayatını öğrenmeye bu kadar hevesli olmamın altında ne yattığını bilmiyordum.

•••

Okul gezisinin ikinci günüydü nihayet yarın sabah buradan gidecektik. Suya daldığım zaman sanki farklı bir boyuta geçiş yapmış gibi hissetmiştim. Gece fazla soğuktu ve bu yüzden beyin donması yaşıyordum kesinlikle ama duyduğum mırıltıdan emindim. Dibe batarken gördüğüm parıltıyı da kesinlikle görmüştüm, tıpkı rüyamdaki gibi bir parıltıydı ona emindim ya da giderek kafayı yiyordum.

"Aloo Teoman kime diyoruz ya koptun yine?" dedi Kutay koluma vurarak.
"Ne oldu Kuti?"
"Sıla diyorum, kız ilgini çekebilmek için baskerboldan bahsediyor."
"Ee?" dedim ona dönüp omuz silkerek.
"Eesi konuşsana kızla, ne bekliyorsun?"
"Kuti yorma, bana ne Sıla'dan. Bu akşam erken yatacağım." diyerek kalktım ve çadırıma girdim.
Tek kolumu kafamın altına koyup bir süre çadırın tavanını izledim, kurtarıcımın bana kurduğu cümle neydi?

"ışığım senin yolun olsun, bana gel. beni bul."

Kafayı yiyecektim, göle girmem ve parıltı görmem tesadüf müydü yoksa gerçekten kurtarıcım bir ışık hüzmesi miydi? Yok, yok ben iyice deliriyordum. Böyle bir şey gerçek olamazdı, gözlerimi kapatıp ağır nefesler alarak uykuya daldım.

•••

Kitabın kapağını kapattım ve yosunların üzerine daha çok uzandım. Adının Teoman olduğunu öğrendiğim insanı zihnimden atamıyordum. Beni görmüş olsa bu akşam yine gelirdi, belki de insanlara görünmeyi o kadar çok istemiştim ki sadece bir yanılsamadan ibaretti yaşadığım. Ayaklarımı sağa sola sallarken bedenim giderek gevşedi ve uykuya daldım.

Zihnimin derinliklerinde karanlıkta ayakta dikiliyordum, etrafıma bakındım ama hiçbir şey yoktu. Ucu bucağı olmayan bir karanlığın içerisinde öylece bekliyordum.
Başlarda sinyale benzeyen ses yükseldi ve uğultuya dönüştü. Ellerimi kulaklarıma götürüp sesin etkisinin azalmasını bekledim ama giderek arttı. Pixie'nin asasını yere vurduğu zaman çıkan o kalın, tok ses ritmik şekilde kulaklarımda, zihnimde ve bedenimde çınlıyordu. Etrafıma bakarken ileride minik bir ışık gördüm, oraya doğru koşarken karanlık ortam değişiyordu. Çıplak ayaklarımın altında hissettiğim otlara baktım, şaşkınlıkla koşmaya devam ediyordum. Etrafımı saran yeşil ağaçlar, rengarenk çiçeklerin arasında koşarken kuş cıvıltıları duyuyordum.
Suda değildim peki ben neredeydim? Yeryüzünde miydim? Birden durdum, ayaklarımın altında ezilen çimene baktım, sonra ayaklarıma, ellerime, üzerimdeki beyaz elbiseye baktım. İnsan mıydım şu an bu hissettiğim insani bir his miydi? Kafamı kaldırıp karşıma baktığımda yüzünde şaşkın bir ifadeyle beni izleyen Teoman'ı gördüm. Üzerindeki beyaz takım elbise ile benim giymiş olduğum elbise birbirine uyuyordu.
Beni görüyor muydu? Bana yaklaşmak ister gibi adım attığında irademi kontrol edemeyip o ne yapıyorsa aynısını yaparken bulmuştum kendimi. Aramızdaki mesafe azalırken durdu, aynada ki yansıması gibi bende durdum. Sağ elini havaya kaldırıp bana doğru uzattı, düşünmeden aynısını yaptım.
İşaret parmaklarımız birbirine değmek için can atarken aramızda görünmez bir duvar olduğunu yeni keşfettim. Dünyalarımız ayrıydı ve beni görmesi rüya bile olsa imaksızdı. O halde neden buradaydım? Aramızdaki görünmez kalkana parmağımı değdirdim, bir şey olmadı. Parmağını parmağıma değdirdiği an o saydam paravan aniden paramparça oldu. Benim olduğum taraf sular altında kalırken bedenim ondan uzağa savruldu. Son gördüğüm bir eliyle bana uzanmaya çalışırken 'ışığım' diye seslenmesiydi.