5. bölüm / 7
Abim GörmesinTesadüf diye bir şey yoktur
Bölümler 7Şu an: Tesadüf diye bir şey yoktur
- 1 Karakter tanıtımı119 kelime
- 2 Çat kapı496 kelime
- 3 Değişik552 kelime
- 4 Mesaj707 kelime
- 5 Tesadüf diye bir şey yoktur780 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Merak877 kelime
- 7 Şüpe674 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kütüphanenin kapısına doğru yürürken motorun sesi giderek daha da belirginleşti.
Uraz dışarıda, motorunun yanında bekliyordu.
Kaskını çıkarmış, bir elinde telefonunu tutuyordu. Beni görünce kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Geç kaldın.”
“Daha yeni çıktım.”
"Olabilir, sana beş dakikaya burdayım dedim.”
“Sen gerçekten beş dakika mı saydın?”
“Saydım.”
“İşsiz misin?”
“Mezun oldum. Arada böyle şeylerle uğraşıyorum.”
Gözlerimi devirdim.
“ doğru söyle,Göktuğ mu söyledi?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Peki neden geldin?”
Uraz omuzlarını silkti.
“Yakındaydım.”
“Sen ne zamandan beri kütüphanenin yakınında oluyorsun?”
“Bugünden beri.”
“Çok mantıklı.”
“Teşekkür ederim.”
Tam cevap verecekken arkamdan biri seslendi.
“Bakar mısın!”
Döndüğümde kütüphanede beni savunan kızı gördüm.
Elinde defteri ve çantası vardı. Kütüphaneden çıkmış, hızlı adımlarla bize doğru geliyordu.
“Bir saniye.”
Yanımıza geldiğinde önce bana, sonra Uraz'a baktı.
“Az önce içeride bıraktığın şeyi…”
Çantasını açıp kulaklığımı çıkardı.
“Bunu masada unutmuşsun.”
Kulaklığı aldım.
“Ben bunu nasıl fark etmedim?”
“Çünkü on dakikadır aynı cümleye bakıyordun.”
Uraz hafifçe güldü.
“Sen kimsin?”
Uraz bir an durdu.
“Gökçe'nin arkadaşı.”
" ...abimin arkadaşı" diye ekledim tane tane.
O kızın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Uraz.”
“Asel.”
Demek Nehir'in bahsettiği kız buydu hiçte Nehir'in anlattığı gibi değildi.İkisi kısa bir şekilde başlarını tam Asel gidecekken göz ucuyla Uraz'a baktı.
“Sen Gökçe'yi bırakacak mısın?”
“Tamam. O zaman ben kaçayım.”
Sonra bana eğilip alçak sesle konuştu.
“Bu arada o çocukla bir daha yalnız kalma.”
“Yiğit'i mi diyorsun?”
“Evet.”
“Neden?”
Asel omuz silkti.
“Bilmiyorum. Sadece sevmedim."
“Az önce bir çocuğu tek bakışınla yargıladın.”
“ Sezgi.”
Gülmeye başladım.
“Tamam, Sezgi Hanım.”
Asel gözlerini devirdi.
“Yarın görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Asel uzaklaşırken Uraz bana baktı.
“Arkadaşın mı?”
“Yeni tanıştık.”
“İyi biri gibi.”
“Bence de.”
“Az önce sana Yiğit'le yalnız kalma dedi.”
“Evet.”
“Dinle.”
“Sen de mi?”
“Evet.”
“Bugün herkes bana ne yapacağımı söylüyor.”
“Ben sana ne yapacağını söylemiyorum.”
“Ne yapıyorsun?Bence veriyorsun.”
“Aradaki fark?Ben daha güzel söylüyorum.”
“Hiç sanmıyorum.”
Uraz hafifçe güldü.
Sonra motoruna doğru yürüdü.
“Bin.”
Kaskı bana uzattı.
Kaska baktım.
Sonra ona.
“Benim mi?”
“Hayır, duvara verecektim.”
“Çok komiksin.”
“Biliyorum.”
Kaskı aldım.
“Göktuğ bunu görürse…”
“Göktuğ zaten biliyor.”
“Ne?”
“Beni tanıyor.”
“Bu hiç rahatlatıcı bir bilgi değil.”
“Merak etme. Seni eve sağlam götüreceğim.”
“Ben de onu umuyorum.”
Motorun yanına geçtim.
Tam o sırada telefonum titredi.
Nehir:
Gittin mi?
Mesajına baktım.
:
Evet Uraz bırakacak.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
Nehir:
Tamamm yarın anlatırsın.
Telefonu cebime koydum.
Uraz bana baktı.
“Nehir mi?”
“Evet.”
“Ne istiyor?”
“Yarın anlatacakmışım.”
“Ne anlatacaksın?”
“bilmiyorum.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Güzel.”
“Sen neden sürekli 'emin misin' diyorsun?”
“Çünkü sen sürekli bir şeyleri sonradan fark ediyorsun.”
“Mesela?”
“Mesela…”
Bir an düşündü.
“Geçen ay telefonunu buzdolabında bulduğunda şaşırmıştın.”
“Telefonumu oraya ben koymadım.”
“Kim koydu?”
“Bilmiyorum.”
“İşte.”
“Uraz!”
Gülerek motoruna bindi. Kaskı takıp
Ben de arkasına geçtim. "Daha önce hiç motora bitmemiştir değil mi?"
"Yo"
"Peki..." Ellerimi nereye yerleştirmem gerektiğini anlamaya çalışırken Uraz omzunun arkasından bana baktı ve bileklerine tutum beline yerleştirdi.
" böyle tutarsan daha rahat edersin."dedi
"Peki..."dedim ve gevşek bir şekilde tuttum.
"O kadar gevşek tutarsan düşersin."
"Hiç bir şey olmaz."
"Pekala." Kaskının takıp motoru çalıştırdı.
Gaza Bir anda bastı ve rüzgar saçlarımla dans ediyordu.
"Gördün mü gerek varmış."dedi rüzgardan dolayı sesi zar zor seçiliyordu. Demesiyle Ellerimi beline daha sıkı başladığımı fark ettim.
"Otomatik" diye bağırdım rüzgardan dolayı.
"Öyle olsun"
~
“Gökçe.”
Başımı kaldırdım.
Nehir karşımda duruyordu.
“Ne?”
“Dün neden bana detaylı anlatmadın?”
“Neyi?”
“Uraz'ı.”
“Ne var Uraz'da?”
“Dün seni almaya gelmiş.”
“Evet.”
“Sonra?”
“Sonra eve gittim.”
“Bu kadar mı?”
“Evet.”
Nehir yüzünü buruşturdu.
“Sen çok sıkıcısın.”
“Ne anlatmamı bekliyorsun?”
“Bilmiyorum. Bir şeyler olmuş olsun.”
“Hayatım senin dizin değil.”
“Keşke olsaydı.”
Tam cevap verecekken Asel yanımıza geldi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Nehir ona baktı.
“Sen de mi buradasın?”
Asel kaşını kaldırdı.
“Evet?”
“Hiç.”
Nehir gülümsedi.
“Ben Nehir.”
“Asel.”
“Tanışmıştık.”
“Evet.”
İkisinin arasında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Sonra Asel bana döndü.
“Bugün ders çıkışı boş musun?”
“Sanırım.”
“Bir şeyler içelim mi?”
“Olur.”
Nehir hemen araya girdi.
“Ben de geleyim.”
Asel gülümsedi.
“Olur.” Asel'i sevmediğini düşünüyordum.
Nehir'in yüzündeki ifadeyi anlayamadım.
Ama Asel hiç umursamamış gibi çantasını düzeltti.
“Tamam. O zaman çıkışta görüşürüz.”
“Tamam.”
Asel uzaklaşınca Nehir bana döndü.
“Çok değişik kız.”
“Bence eğlenceli.”
Bir an sustu.
“Fazla özgüvenli.”
“Sen de değilsin sanki.”
“Ben farklıyım.”
“Nasıl?”
“Ben haklıyım.”
Gülmeye başladım.
“Tamam, sen haklısın.”
Nehir koluma girdi.
“Bunu öğrenmen uzun sürdü.”
Dersin başlamasına birkaç dakika kala telefonuma mesaj geldi.
Uraz:
Bugün geç geleceğim.
Ben:
Senin evin değil gerçi de bunu demenin anlamı olduğunu düşünmüyorum neyse tamam.
Bir süre sonra tekrar yazdı.
Uraz:
Buse'yle konuşmam lazım
Bu kez birkaç saniye ekrana baktım.
Ben:
Bir şey mi oldu?
Cevap gelmedi.
Telefonu masaya bıraktım.
Nedenini bilmiyordum ama içimde küçük bir huzursuzluk oluşmuştu.
Belki de gerçekten önemli bir şey değildi.
Belki de sadece aralarında küçük bir tartışma vardı.
Ama son birkaç gündür Buse'nin davranışlarını düşündükçe aynı soru aklıma geliyordu.
Neden her şey yolundaymış gibi davranıyordu?
Ve daha önemlisi...
Gerçekten her şey yolunda mıydı?
Bölüm etkileşimi
