Abim Görmesin kitap kapağı

4. bölüm / 7

Abim Görmesin

Mesaj

Vaveyla Yazarı: noVi 💙

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Mesaj

“Ne bakıyorsun?”
Uraz'ın sesiyle kendime geldim.
“Hiç.”
“Kapıya bakıyorsun.”
“Kapıya bakmak suç mu?”
“Bilmiyorum. Göktuğ'a sor.”
Göktuğ hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
Ona döndüm.
“Sen neden her şeye karışıyorsun?”
“Çünkü abinim.”
“Bu bir cevap değil.”
“Benim için yeterli.”
Gözlerimi devirdim.
“Bazen gerçekten çok yorucusun.”
“Ben de seni çok seviyorum.”
“Ben seni sevdiğimi söylemedim.”
“İçinden söyledin.”
“Hayır.”
“Belli etmiyorsun.”
Uraz araya girdi.
“İkiniz yine başladınız.”
Göktuğ ona baktı.
“Sen karışma.”
“Ben burada oturuyorum sadece.”
“Senin sadece oturman bile olay.”
Uraz başını koltuğun arkasına yasladı.
“Bu evde huzur yok.”
“Sen gidince gelir.”
“gidemiyorum.”
“Biliyorum.”
Bazen gerçekten birbirlerinden nefret ediyormuş gibi davranıyorlardı.
Ama ikisini de tanıyordum.
Göktuğ'un Uraz'a kızması başka, başına bir şey geldiğinde ilk onu araması başkaydı.
Tam film açılacakken telefonum çaldı.
Ekranda Nehir yazıyordu.
Açtım.
“Efendim?”
“Yarın ilk ders kaçta?”
“Sekiz.”
“Sekiz mi?”
“Evet.”
“Ben gelmiyorum.”
“Ne?”
“Uyuyacağım.”
“Nehir, dersimiz var.”
“Biliyorum.”
“Devamsızlıktan kalırsın.”
“Gökçe, hayatımda ilk defa bir dersi kaçıracağım diye üzülürsem beni durdur.”
“Tamam. Yarın seni derse sürükleyeceğim.”
“Arkadaşlığımız burada bitti kızım! Ay neyse öptüm.”
Telefonu kapattı.
Ben birkaç saniye ekrana baktım.
Göktuğ kaşını kaldırdı.
“Neymiş?”
“Nehir yarın okula gelmeyecekmiş.”
“Niye?”
“Uyuyacakmış.”
Uraz başını salladı.
“Saygı duyuyorum.”
“Sen mezun oldun, konuşma.”
“Mezun olmak insanın uyuma hakkını elinden almıyor.”
“Sen zaten bütün gün uyuyorsun.”
“Ben çalışıyorum.”
“Ne zaman?”
“Uyumadığım zaman.”
istemeden güldüm.
Sonra aklıma bir şey geldi.
“Bu arada yarın ders çıkışı kütüphaneye gideceğim.”
Göktuğ hemen sordu.
“Kimle?”
“Göktuğ…”
“ Göktuğ değil abi Normal bir soru soruyorum.”
“Ben de normal cevap vereceğim...tek başıma!”
“Tamam.”
Şaşırdım.
“Bu kadar mı?”
“Evet.”
“Bir şey demeyecek misin?”
“Ne diyeyim?”
“Bilmiyorum. Saat kaçta döneceksin, eve nasıl geleceksin…”
Göktuğ omuz silkti.
“Artık büyüdün.”
Bir an sustum.
Sonra Uraz'a baktım.
Uraz'ın yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
“Ne?”
“Hiç.”
“Gülüyorsun.”
“Göktuğ'un bunu söylemesi komik geldi.”
“Niye?”
“Çünkü seni ilk kez kendi ayaklarının üzerinde durabilen biri olarak kabul etti.”
Göktuğ ona baktı.
“Ben bunu yıllardır kabul ediyorum.”
Uraz'ın gülümsemesi biraz küçüldü.
“Belli.”
Sesinde kısa bir değişiklik olmuştu.
Ama hemen geçti.
Ben fark etmemiş gibi yaptım.

~

Ertesi sabah üniversiteye yetişmek için evden çıktığımda Nehir kapının önünde beni bekliyordu.
“Sen derse gelmeyecektin?”
“Plan değişti.”
“Nasıl?”
“Uyandım.”
“Bu kadar mı?”
“Evet.”
“Senin hayatını anlamaya çalışmaktan yoruldum.”
“Ben de.”
Birlikte yürümeye başladık.
Nehir bir anda koluma girdi.
"Ben sana ne anlatacağım hani mesaj gelmişti ya."
"Evet?"
"yeni bir kız gelmiş Yiğit mesaj attı."
"Ee?"
"Asel"dedi sıkılmış bir sesle.
"Noldu?"
"Ne biliyim... sarışın falan tavırları erkek meraklısı gibi." Sesiz kaldım
“Bu arada dün Buse'yi gördüm.”
“Ee?”
“Biraz…”
Durdu.
“Ne?”
“Boş ver.”
“Hayır, söyle.”
“Belki yanlış anlamışımdır.”
“Neyi?”
“Bana biraz garip geldi.”
“Buse mi?”
“Evet.”
Gülümsedim.
“Sen herkesi garip buluyorsun.”
“Hayır. Sadece gözlem yapıyorum.”
“Geçen hafta apartmandaki kedinin bize komplo kurduğunu söyledin.”
“O farklı.”
“Nesi farklı?”
“Kedi beni sevmiyor.”
“Belki sen kediyi sevmiyorsundur.”
“Gökçe, lütfen ciddi ol.”
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
Tam üniversitenin girişine geldiğimizde telefonum titredi.
Buse:
Bugün Uraz'la görüşeceğim dönüşte uğrayabilirim
Mesajı okudum.
Nehir telefonuma baktı.
“Buse mi?”
“Evet.”
“İyi mi?”
“Bilmiyorum.”
“Neden?”
“Son zamanlarda biraz tuhaf.”
Nehir bana baktı.
“Ben de onu diyecektim.”
Bu kez ikimiz de sustuk.
Çünkü aynı şeyi düşünüyorduk
Ders çıkışında Nehir eve gideceğini söyle bende planına uyup kütüphaneye gittim.
Boş görünen bir masaya geçip
defterimi,bilgisayarımı ve kulaklığımı taktım.
Beş dakika sonra yanıma birinin oturduğunu hissettim.
“Gökçe.” başımı döndürdüğümde Yiğit'i gördüm"
“Efendim?”
“Sen çalışmıyorsun.”
“Çalışıyorum?”
“On dakikadır aynı cümleye bakıyorsun.”
“sen niye beni izliyorsun?”
“belki boşuma gidiyordur...neyse akşam müsait misin?” olduğum yerde bir kaç saniye boyunca yüzüne baktım. Tam o sırada telefonum titredi.
Uraz:kütüphanedesin değil mi?
Bir süre mesaja bakıp Cevapladım.
:evet?
Uraz:peki ben gelip alacağım
:neden Göktuğ mu söyledi?
Uraz: Hayır ben söyledim en fazla beş dakikaya ordayım" yazmama fırsat dahi vermemişti.
Yiğit'in haşa orda olduğu aklıma geldi ve sorusunu Cevapladım.
“yani... hayır pek değilim”
“Niye?”dedi set bir tavırla.
"Ne Niye? Sana hesap verecek halim yok."
"Y-"
"Rahat mı bıraksan kızı." dedi arkamdan bir ses.
"Sanane.”
“Rahatsız olduğu belli değil mi anası mısın babası mı?bide hesap soruyorsun.”
"Neden dinliyorsun sen?"
"Tek ben değil herkes dinliyor bağırarak konuşan bir insan var benim karşımda."
"Sen..." diye tısladı dişlerinin arasından Yiğit.
Dayanamayıp araya girdim.
"Yiğit tek beni değil herkesi rahatsız ediyorsun burası kütüphane." İkimizin baskısına dayanamayan Yiğit ayağa kalktı. Kapıdan çıkacakken kütüpahanenin kapısından motor sesi duyuldu.
Uraz.
Hemen yanımdaki kıza döndüm.
"Teşekkür ederim yarın seni bulurum."dedin ve cevap vermesine fırsat tanımdan hızlı adımlarla Kapıya doğru yürüdüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 8beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.