6. bölüm / 7
Abim GörmesinMerak
Bölümler 7Şu an: Merak
- 1 Karakter tanıtımı119 kelime
- 2 Çat kapı496 kelime
- 3 Değişik552 kelime
- 4 Mesaj707 kelime
- 5 Tesadüf diye bir şey yoktur780 kelime
- 6 Merak877 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Şüpe674 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ders boyunca telefonuma bir daha mesaj gelmedi.
Açıkçası bunun iyi bir şey olduğunu düşünmeye çalışıyordum.
Çünkü Uraz'ın attığı tek cümle bile kafamı gereksiz yere meşgul etmeye yetiyordu.
Buseyle konuşmam lazım.
Ne olmuştu?
Buse bir şey mi yapmıştı?
Yoksa Uraz mı bir şey söylemişti?
Belki de ikisi de sadece tartışmıştı.
Telefonumu masanın üzerine bıraktım.
Yanımdaki Nehir bana baktı.
“Ne düşünüyorsun?”
“Hiç.”
“Sen ‘hiç’ dediğinde kesin bir şey düşünüyorsun.”
“Uraz'ın Buse'yle konuşması gerektiğini söylediğini düşünüyorum.”
Nehir birkaç saniye yüzüme baktı.
“Ben de bunu düşünüyordum.”
“Sen her şeyi nasıl bu kadar hızlı düşünüyorsun?”
“Ben zekiyim.”
“Tabii.”
“İtiraz etme.”
“Etmiyorum zaten.”
Ders bittiğinde çantamı topladım. Tam ayağa kalkacaktım ki Asel kapının yanında belirdi.
“Gidiyor muyuz?”
Nehir hemen araya girdi.
“Ben açlıktan ölüyorum.”
Asel ona baktı.
“Daha ders yeni bitti.”
“Benim bünyem farklı.”
“Anladım.”
Nehir kaşlarını kaldırdı.
“Bu ‘anladım’ biraz küçümseyici geldi.”
Asel gayet sakin bir şekilde çantasını omzuna taktı.
“Öyle demedim.”
“Yüz ifaden öyle dedi.”
“Yüzümün tercümanı mısın?”
Nehir birkaç saniye sustu.
Sonra bana dönüp fısıldadı.
“Bence bana laf soktu.”
Asel bunu duymuş olacak ki başını bize çevirdi.
“Duymadığımı mı sandın?”
Nehir hiç bozulmadan gülümsedi.
“Hayır.”
“Güzel.”
“Sen hep böyle misin?”
“Aslında bugün sakinim.”
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
Nehir bana döndü.
“Sen niye gülüyorsun?”
“Hiç.”
Asel araya girdi.
“Onun ‘hiç’i de seninki gibi.”
Nehir gözlerini kıstı.
“Sen benimle çok hızlı samimi oldun.”
“Sen de benimle çok hızlı tartışmaya başladın.”
“Doğru.”
Üçümüz birlikte okuldan çıktık.
Yakındaki kafeye doğru yürürken Nehir bir anda bana döndü.
“Bu arada dün Uraz'la motorla gittiniz, değil mi?”
“Evet de sen bunu nerden biliyorsun.”
“yiğit söyledi,seni biri almaya gelmiş motorla seni alacak Göktuğ olamaz ya... nasıldı?”Yiğit ismini duyunca yerimden kıpırdandım.
“Motor işte.”
“Gökçe.”
“Ne?”
“Biraz ayrıntı.”
“Ne anlatayım?”
Asel güldü.
“Bence Nehir motoru değil, Uraz'ı soruyor.”
Nehir bir an sustu.
“Ben sadece merak ettim.”
“Tabii.”
“Ne demek tabii?”
“Hiçbir şey.”
Nehir bana baktı.
“Bence siz ikiniz çok iyi anlaşıyorsunuz.”
“Kim?”
“Sen ve Uraz.”
Öyle bir baktım ki Nehir kahkaha attı.
“Ne?”
“Biz birbirimize tahammül ediyoruz.”
Asel başını salladı.
“Bence de.”
“Sen nereden biliyorsun?”
“Dün gördüm.”
“Ne gördün?”
“Beş dakika içinde üç kere tartıştınız.”
Nehir güldü.
“Tam da onu diyorum.”
Ben iç çektim.
“Uraz zaten herkese öyle davranıyor.”
Asel omuz silkti.
“Urazı pek tanımam ama kasıtlı yapıyor bence.”
Bir an sustum.
“Yok artık.”
Nehir hemen araya girdi.
“Ben de onu diyecektim.”
“İkiniz de saçmalıyorsunuz.”
Asel gülümsedi.
“Olabilir.”
~
Kafeye oturduğumuzda Nehir siparişleri verirken ben telefonumu çıkardım.
Hâlâ Uraz'dan mesaj yoktu.
Ekranı kapattım.
Asel bunu fark etmiş olacak ki sordu.
“Bir şey mi bekliyorsun?”
“Hayır.”
Nehir hemen araya girdi.
“Uraz'dan haber bekliyor.”
“Asla. Sadece Buse'yle ilişkilerinde sorunlar var ve merak ediyorum. ”
Asel gülümseyerek bana baktı.
“Bence de bekliyorsun.”
“Teşekkür ederim.” dedim alaycı bir tonla.
“Rica ederim.”
Nehir masaya eğildi.
“Ben bir şey söyleyeyim mi?”
“Hayır.”
“Söyleyeceğim.”
“Tabii ki.”
“Uraz sana karşı biraz fazla ilgili.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“İlgili mi?”
“Evet.”
Asel pipetini karıştırırken konuştu.
“Bence sadece korumacı en azından şimdilik sevgilisi var sonuçta.”
Nehir başını yana eğdi.
“Sen Uraz'ı savunuyorsun.”
“Aslında kimseyi savunmuyorum.”
“Savunuyorsun.”
“Asıl sen Gökçe'yi fazla sorguluyorsun.”
Nehir gülümsedi.
“Çünkü merak ediyorum.”
Asel de gülümsedi.
“Ben de.”
İkisine birden baktım.
“Bir dakika. Konu benim hayatım mı, sizin tartışmanız mı?”
Nehir:
“İkisi de.”
Asel:
“Kesinlikle ikincisi.”
Kahkaha attım.
İlk kez üçümüzün gerçekten arkadaş olabileceğini düşündüm.
Ama içimde bir yerde hâlâ Uraz'ın mesajı vardı.
Ve neden cevap vermediğini düşünmeden edemiyordum.
~
Akşam eve geldiğimde ev her zamankinden sessizdi.
Ayakkabılarımı çıkarıp salona geçtim.
Göktuğ koltuğa uzanmış, telefonuyla uğraşıyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
“Geç kaldın.”
“Daha saat sekiz.”
“Ben seni altıda bekliyordum.”
“Niye?”
“Bilmiyorum.”
“Senin de çok boş vaktin var.”
“Ben mezun oldum. Uraz gibi.”
"Ay anladım mezun oldun iki gündür söyleyip duruyorsun"
Tam çantamı bırakacakken kapı çaldı.
Göktuğ yerinden kalkmadan:
“Gökçe, açar mısın?”
“Ben mi?”
“Evet.” Ayaklarımı yerden sürüye süreye
Kapıya gidip açtım.
Karşımda Uraz vardı.
Üzerinde koyu renk bir sweatshirt, siyah pantolon vardı. Saçları hafif dağılmıştı.
“Selam.”
“Sen?”
“Ben.”
“Bunu fark ettim.”
Uraz kaşını kaldırdı.
“Girebilir miyim?”
“Burası senin evin değil.”
“Biliyorum.”
“Eee?”
“Göktuğ çağırdı.”
Arkamdan Göktuğ'un sesi geldi.
“Ben çağırmadım.”
Uraz başını içeri uzattı.
“Çağırmadın mı?”dedi yapmacık bir şaşkınlıkla.
“Hayır.”
Uraz bana döndü.
“Demek kendi isteğimle gelmişim.”
“Harika.”
Yanımdan geçip içeri girdi.
“Ne yaptın?”
“Hiçbir şey.”
“Buse?”
Bir an yüzündeki ifade değişti.
Ama hemen toparladı.
“Konuşacağız.”
“Konuşmadınız mı?”
“Konuşacağız dedim.”
“Tamam.”
“Sen neden bu kadar merak ediyorsun?”
“Merak etmiyorum.”
“İyi.”
“Zaten etsem sana sormam.”
Uraz güldü.
“Çok zekisin.”
“Biliyorum.”
Göktuğ ikimize baktı.
“Daha eve geleli iki dakika oldu, başladınız mı?”
Ben ve Uraz aynı anda:
“Ben başlamadım.”
Birbirimize baktık.
Göktuğ başını iki yana salladı.
“İkinizden biri bir gün normal konuşmayı denesin.”
Uraz koltuğa oturdu.
“Ben normalim.”
“Sen hiç normal değilsin.”
“Sağ ol.”
“Övgü değildi.”
“Ben öyle kabul ettim.”
Göktuğ mutfağa giderken Uraz bana baktı.
“Bu arada.”
“Ne?”
“Yarın dersin var mı?”
“Var.”
“Kaçta bitiyor?”
“Niye?”
“Bilmek istedim.”
“Senin de çok meraklı bir tarafın varmış.”
“Ben meraklı değilim.”
“Az önce bana meraklı dedin.”
“Ben sana meraklı dedim, kendime değil.”
“Bu nasıl mantık?”
“Gayet iyi mantık.”
Gözlerimi devirdim.
“Sen gerçekten çekilmezsin.”
Uraz hafifçe gülümsedi.
“Sen de.”
Sonra telefonunu cebinden çıkardı.
Bir süre ekrana baktı.
Yüzündeki gülümseme kayboldu.
Buse'den gelen bir mesaj olduğunu anlamam uzun sürmedi.
Ne yazdığını göremedim.
Uraz telefonu kilitledi.
Ben de başka tarafa baktım.
Ama bu kez içimdeki huzursuzluk geçmedi.
Bir şeylerin değiştiğini hissediyordum.
Sadece henüz ne olduğunu bilmiyordum.
Ve nedense Uraz'ın yüzündeki o kısa ifadeyi aklımdan çıkaramıyordum.
Bölüm etkileşimi
