8. bölüm · ~𝙷𝙰𝚈𝙰𝚃𝙸𝙽 𝙼𝙾𝙳𝙰𝚂𝙸~
{7.BÖLÜM}~UMUDA TUTUNARAK YAŞAMAK~
~Hayatta hep bir umuda tutunarak yaşarız. Çünkü o küçük umut bile bizi mutlu eder. Ya umuda tutunarak yaşıyacaz ya da umudun tükendiğinde acı çekicez. Hangisi daha zor bence ikiside zor. ~
---------------------------
Sonunda eşyalarımı yerleştirmem bitmişti. Dört saattir aşırı yorulmuştum. Saate baktığım da daha yeni üçe geldiğini gördüm. Yinede hızlı halletmiştim.
Saat dokuzda kalkıp bir saat sonra kahvaltı yapmıştık. On bir buçuk gibi eşyalarım gelmişti ve anca yerleştirmiştim. Çiçekleri ve notları ise ne yapacağımı bilmiyordum. Şimdilik oda da olan büyük çekmeceye koymuştum. Belki daha sonra başka yere koyardım. En son dün düğünde çiçek gelmişti acaba bugün gelecek miydi.
Odadan çıkıp evin merdiveninden indikten sonra mutfakta Polat'ı gördüm. Uyanamadığı için yemeğe gelmemişti. Demekki anca uyanmıştı. Yanına gidip "Günaydın gerçi öğlen oldu. O zaman tünaydın" Demiştim. Hala uykulu şekildeydi. Gözlerini tam açamamıştı. Saçları ise dağınıktı. Adamın uykulu hali bile yakışıklıydı. " Sana da tünaydın Zerina. Evde ki diğer üyeler nerde." Dediğinde dolabın yukarsında ki tencereye uzanırken dar gelen tişöründe kol kasları belli olmuştu. Baya iyi formunu koruyordu. Bende yapıyordum ama arada çok üşendiğim için devam etmiyordum. Düzene sokmam lazımdı.
"Yakut, Mahir ve Mercan yaklaşan düğünleri için bir şeyler bakmaya çıktılar. Bana da dediler gel diye ama eşyalarımı yerleştirmem lazımdı. Mert ise müzik dersi varmış ona gitti" Dediğimde ayakta durmayıp mutfaktaki ahşap masaya ilerleyip sandalyeyi çekip oturcaktım ki bar taburelerinden olduğu için otururken bir tık zorluk çekiyordum.
Hafif bir gülme sesi duyduğumda Polat'tan geldiğini fark ettim. Oturamadım diye bana gülüyordu. Çokta kısa değildim aslında ama oturamamıştım işte. Bu sandalyelere oturmadı çok zor
"Neden gülüyorsun. Oturamamış olamaz mıyım? Bak oturdu-" Dediğimde galiba kıçım acımıştı. Yere çakılmıştım çünkü. Yeni rezilliklere yelken açıyordum. Gülme sesi duyduğumda kafamı kaldırıp Polat'a baktım. Bana doğru geliyordu ve hala gülmeye devam ediyordu. İlk defa bu kadar güldüğünü görmüştüm. "Tabi gördüm oturmanı ama sandalyeye değil yere" Dediğinde göz devirdim. Yanıma kadar geldin madem insan kalkmama yardım eder. Zorbalamak için gelmişti.
Elini bana doğru uzattığında eline tip tip bakıp kendim ayağı kalktım. Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmıştı. Dudak kenarında ve çenesindeki ufak benler belli olmuştu.
"Ben gidiyorum sana iyi gülmeler" Dedim. Eğer evlilik böyle geçerse bence sıkıntı yok. Umarım böyle geçerdi. "Nereye gidiyorsun. Tamam gel gülmeyecem" Ona emin olamamış şekilde baksamda canım sıkılmasın diye durmuştum. "Şey tekrar oturabilcen mi o sandalyeye yoksa başka getireyim mi" Dediğinde ona kaşlarımı çatarak bakıp" Tekrar gidiyorum ben" Dediğimde hemen " Tamam tamam gel bir şey demiyeceğim " Dediğinde hala inanmamıştım. Zorbalama konusunda abim bir, Buket iki, Polat ise üçtü.
İnanmam için" Valla bir şey demiyeceğim. Zaten şimdi kendime yemek yapacağım " Dediğinde bir şey demeden o az önce oturamadığım bar taburesine güç bela dikkat ederek oturmayı başarmıştım. Polat ise ben oturana kadar beni izlemişti.
Elinde ki domatesi doğrarken " Yavuz ve elif nerde" Kolumdaki bileklikle oynarken "Bilmiyorum. Galiba odasındalar yemekten sonra görmedim onları" Dediğinde başını sallamıştı.
Biberleri ince ince doğrarken menemen yaptığını anlatmıştım. Yemek yapmasına şaşırmamıştım çünkü Yakut bir ara Polat'ın yemek kursuna gittiğini söylemişti ama üniversite zamanlarında gittiğini söylemişti. O zamandan sonra gitmemiş sadece ara ara evde canı isterse veya zorundaysa yapıyormuş.
"Yemek yapmakla aran iyi galiba" arkasını tam dönmeden yan bir bakış atarak."Yani öylede denilebilir. Önceden daha çok ilgileniyordum yemek yapmakla" Demişti. "Peki neden şimdi pek ilgilenmiyorsun" Dediğimde kapıda bir ses duydum. Elif gelmişti. Bize bakıp bir duraksadı sonra buzdolabından soğuk suyu aldı. Dolaptanda bardak alıp suya doldurdu. Sonra tekrar bize baktı. Gözleri kızarmış gibiydi. Daha doğrusu ağlamış gibi. Hemen başını eğip çıkmıştı.
Ne olduğunu çok merak ediyordum. Neden hiç kimseyle muhattap olmadığınıda merak ediyordum. Polat'a sorabilirdim sonuçta o biliyodur. "Neden böyle" anlamamış şekilde bana bakıp yumurtayı kırıyordu. "Elif diyorum. Hiç konuşkan değil ve sanki Yavuzla da araları pek iyi değil gibi" Dediğimde derin bir nefes aldı. Düşünceli gibiydi.
Dudakları açılıp kapandı. Tam o sırada mutfağa Yavuz girmişti. Sinirli gibiydi. İkimizde gözlerini gezdirmişti. Polat'a dönüp
"Bir şey konuşmamız lazım" Demişti. Polat'ta
"Tamam konuşalım " Demişti. Yavuz'un bana baktığını gördüm. Belli ki özel bir konuydu."Ben çıkayım isterseniz. Siz konuşun "
Mutfaktan çıkıp salona geçtim. Salon beyaz ve borda tercih edilmişti ama borda renginin fazla ağırlıklı olmaması hoş bir hava katmıştı.
Biraz telefonda Buket ve annemle yazıştıktan sonra bilinmeyen kişinin dm kutusuna girmiştim.
𝘚𝘰𝘯 𝘨𝘰𝘳𝘶𝘭𝘮𝘦 𝘣𝘶𝘨𝘶𝘯 15:23
Yedi dakika önce aktifmiş. Demekki bilerek yazmıyordu.
Mutfaktan biraz yüksek sesler gelmeye başlayınca kafamı kaldırdım. Ne dediklerini anlamaya çalıştım ama fazla da yüksek değildi sesleri. Kavga değilde birbirlerine biraz bağırıyorlar gibiydi. Acaba mevzu neydi.
-------------------------
Artık canım sıkılmaya başlamıştı. Polat ve Yavuz evden sinirli bir şekilde çıkmışlardı. Ne olduğunu merak etmiştim.Bir saat oldu hala gelmediler. Elif ise hala odasındaydı. Canım sıkılıyordu.
Telefonu elime alıp Ebruyu arıyacaktım. En azından vakit geçerdi. Rehberden tam ismine basacaktım ki kapı çaldı.
Polatların geldiğini düşünüp kalkıp kapıyı açtım. Açtığımda ise kargocunun elinde çiçek vardı. Yine çiçek gelmişti. Burayı nerden bulmuştu. Nasıl öğreniyordu bu kadar çabuk hayatım hakkındakileri. Kargocuya teşekkür edip içeriye geçtim. Telefonumu koltuktan alıp hemen yukarı çıkmaya başladım.
Yukarıya çıkarken merdivenden inen Elif'i gördüm. Duraksadı. Elimde olan çiçeğe anlam verememiş şekilde bakıyordu. Daha sonra geçmem için yol verdiğinde hiç konuşmadan yanından geçmiştim. O da aşağıya inmeye devam etmişti. Onunla bir ara konuşacaktım ama bir türlü fırsat bulamıyordum. Zaten o da pek konuşmak ister gibi değildi.
Odaya geldiğimde çiçek yine altın çiçekti. Notta ise benim de farkında olduğum bir şey yazıyordu.
𝘚𝘦𝘯𝘪 𝘴𝘦𝘷𝘪𝘺𝘰𝘳𝘶𝘮...
Bunu biri görse sevgilimden geldiğimi düşünürdü. Belkide Elif öyle düşündü. Ne kadar Polatla birbirimizi severek evlenmesede bilmeye hakkı var gibi geliyordu bana. Yani söylemezsem benim içim rahat etmiyecekti.
Çiçeği diğer çiçeklerin olduğu çekmeceye koyup odadan çıktım. Çıktığım anda kapımın önünde Polat belirtilmişti. Ne ara gelmişti bu adam eve.
"Hadi hazırlan gidiyoruz." Dediğinde nereye gideceğimizi merak etmiştim. "Nereye gidiyoruz ve kimle gidiyoruz. " Odasına doğru yürürken " Yakutlar dışarda yemek yiyelim dedi bizi bekliyorlar oraya gidicez" Demişti. Tam odadan içeri gireceği an" Nasıl bir yer orası. Yani ortamı nasıl ona göre giyinecektimde"dedim. Bana doğru arkasını döndüğünde " Küçük bir balık, et restoranı gibi bir yeri gösteriyordu konum. Öyle şatafatlı bir yer değil yani. Zaten ne giysen sana yakışıyor bence" Demişti.
Ettiği iltifat ile ellerimi önümde birleştirdim. Mutlu olmuştum. Nazik ve kibar birisiydi. Eminim karşısında ki başka birisi olsa bile derdi. "Teşekkür ederim. O zaman ben hazırlanayım. " Dediğimde başını sallayarak odasına girdiğinde bende geri odama girdim.
Üstüme beyaz bir badi, altıma siyah fırfırlı etek giymiştim. Saçlarımı ise başlamıştım. Ayağıma da vazgeçilmezim olan topuklu ayakkabı giymiştim. Hafif pembe tonlarıda makyaj yaptığımda çantamıda alıp odadan çıktım.
Merdivene ilerlerken Polatta yanıma doğru ilerlemeye başladı. Beyaz salaş gömlek, altına da çok bol olmayan siyah pantolon giymişti. Yine aynı olmuştuk. Bu nedense beni mutlu ediyordu. "Beyefendi bugün bir tarz olmuşsunuz sanki" Demiştim. Bana bakıp göz kırparak"Her zamanki halim. Sizde fena sayılmazsınız" Demişti. "Fena sayılmazsını derken" Merdivenlerden ikimizde yan yana inerken"Yani güzel olmuşşunuz" Demişti.
Şuan flört gibi davranıyorduk. Böyle konuşunca içim bir tuhaf oluyordu. Yani umut doluyor gibiydim. Çözemedim ama bu evlilik göründüğü kadar kolay geçmeyecek gibiydi. Öyle hissediyordum. Zaten düğünden dolayı işlerimi aksatmıştım.
Gülümseyerek " Teşekkür ederim. Benimde her zaman ki halim" Dedim. Aşağı inmiştik."Aynen öyle" Dedi ve tekrar göz kırptı.
Yavuz ve Elif çoktan inmişlerdi. Yavuz"Hazırsanız gidelim" Demişti. Polat başını sallayıp kapıya ilerlerken bende arkasından ilerlemeye başladım.
Arabaya geldiğimiz de öne ben ve Polat oturmuştuk. Arkaya Yavuz ve Elif oturmuştu ama en köşe kısımlara oturmuşlardı. Kaşlarımı çatarak onlara baktım. Bence severek evlenmemiş gibilerdi veya aralarında büyük bir kavga geçmişti.
Araba yolculuğu sessiz bir şekilde devam ediyordu.
Polat'a döndüğümde camdan tek kolunu uzatmış diğer koluyla araba sürüyordu. Saçları rüzgardan dolayı dağılıyordu ve bu onu karizmatik yapıyordu. Gelen rüzgarla benimde bağlı olan saçlarım sürekli önüme geliyordu. Dakika başı düzeltmekten bıkmıştım.
Yine geldiğinde hafif mırıltı şeklinde " Yeter valla sürekli düzeltmekten bıktım. Hayır birde bağlı olduğu halde geliyor. Bağlı olmasa herhalde yüzüm gözükmiyecek"dedim. Glosum falan ful saçıma yapıştı.
Rüzgarın azaldığını hissedince Polat'ın sırıtarak camı kapattığını gördüm. Düşüncesi benimde sırıtmama sebep olmuştu.
Camdan dışarı baktığımda Polat'ın bana baktığını hissediyordum. Yavaşça ona döndüğümde beni süzdüğünü gördüm. Bakışlarımı ondan çekerek geri yolu devam ettim.
Araba yavaşladığında Polat arabayı çok güzel manzarası olan bir lokantanın önüne park ediyordu.
Arabadan indiğimde burası biraz tepede kaldığı için esiyordu ve biraz üşümeme sebep oldu. Neyse zaten içeride duracaktık. Polat'ta indiğinde hep beraber lokantaya giden küçük, ahşap merdivenlerden inmeye başladık. Yavuz ve Elif öndeydi. Ben ve Polat arkadaydık. Tabi topukluyla bu merdivenleri inmek bir tık zorlayıcıydı." İstersen yardım edeyim inmene" Polat'a bakmak için durup geri dönerek" Yok zaten bir kaç basamak kaldı. Sağol yinede" Dedim ama umarım bunu dedikten sonra sabun gibi yere yapışmam. Sabahta aynısı olmuştu çünkü.
Elimle bir yandan önüme gelen saçı düzeltiyordum. Bir yandan uçuşan eteğimi tutuyordum. Bir yandan da düşmeden yürümeye çalışıyordum. Help diye bağırcam şimdi yoksa yere çakılcam. Keşke Polat'ın teklifini kabul etseydim.
Sonunda merdiveni indiğimizde manzarayı arkalarına alarak fotoğraf çekinen Yakut ve Mercan'ı gördüm.
"İstersen sende çekin" Demişti Polat. Aslında isterdim ama rüzgar hala eteğimi ve saçımı uçuruyordu. Böyle güzel çıkmazdım." İsterdim ama malesef görüyorsun bu halde pek çekinemem ve güzel çıkamam" Bir bana bakıp bir de uçuşan eteğime bakıp kaşlarını hafif çattı. Dediklerimi doğru bulmuş olmalı ki eliyle lokantanın kapısını açıp benim geçmem için yol verdi.
İçeri girdiğimizde kendimi düzeltip Polat'ın peşinden masaya ilerdim. Masaya geçip oturduğumda tek Mert'in burada olmadığını fark ettim. Belki gelirdi sonradan.
"Yakut ile Mercan nerde? " Diye soran Mahir'e Polat başıyla dışarıyı işaret ederek " Fotoğraf çekiniyorlar " Demişti. Mahir gözlerini hafif kısarak bıkkınlıkla" Hala mı çekiniyorlar. İki saatten beri anlamadım gitti ya" Demişti.
Masada biraz sessizlik olmuştu. Yavuz "Mert nerede? " Diyerek benim merak ettiğim soruyu sormuştu. Mahir omuz silkerek" Bilmiyorum. Gelcem dedi ama daha gelmedi." Polat" Arayın bir şunu neredeymiş. Umarım yine başına bir işler açmamıştır" Dedi.
Yavuz telefonunu cebinden çıkartmıştı. "Tamam arıyorum" O sırada Mercan ve Yakut içeri girmişlerdi."Hoşgeldiniz" Demişti ikisi aynı anda. Bizde hoşbulduk dediğimizde yerlerine oturdular.
"Ailecek yemek yiyelim diye düşündüm. Nasıl yapmışım sizce" Demişti Yakut. Derin bir nefes almıştım. Ne kadar bu aileden sayılırdım ki. Sahte evlilikti sonuçta. Yavuz isteksiz bir şekilde" İyi düşünmüşsün" Demişti.
Elif, Polat ve ben düşünceliydik. Polatla ikimizinde bu evliliği düşündüğü bariz belliydi. Polat boş bir şekilde camdan dışarı bakıyordu.Elif ise bence Yavuz ile olan evliliğini düşünüyordu. Gözlerinin dolduğunu fark ettim ama eliyle hemen fark ettirmeden sildi. Yani fark ettirmeden sildiğini düşündü ama ben görmüştüm. Tekrar önüme döndüğümde Polatla göz göze geldim. Dikkatlice bakıyordu. Uzun uzun bakıyordu. Bende ondan gözlerimi hiç çekmeyerek bakıyordum. Farklı şartlar altında tanışsaydık nasıl olurdu acaba diye düşündüm. Polat'ın gözleri çok güzel bakıyordu insana. Güzel severdi bence. Polat'ın seveceği kişi çok şanslıydı.
"Selam millet. Bir kaç saattir yoktum özlemişsinizdir." Diyen Mert ile Polat'tan gözlerimi çekerek ona döndüm. Mahir "Yo hiçte özlemedik. Aksine kafa dinledik." Demişti eliyle garsonu çağırırken. Mert yerine otururken " Şuan sana çok kırıldım Mahir abicim" Dediğinde Mahir göz devirmişti.
Garson siparişlerimizi aldığında Mercan kafasını Mahir'in omzuna yaslamış düğün hakkında konuşuyordu. Mert ise Yakut'u sinir ediyordu. Polat, Yavuz ve Elif telefona bakıyordu. Ben ise öyle boş boş etrafa bakıyordum. Telefonuma bildirim geldiğinde masanın üstünde ki telefona uzandım. Polat'ın da gelen bildirimle telefonuma baktığını sonra geri telefonuna döndüğünü fark ettim. Buket yazmıştı.
𝘉𝘶𝘬𝘦𝘵𝘪𝘮😻💖== Naber. Nasıl gidiyor evlilik. Balayına çıkmadınız mı?
𝘉𝘦𝘯==He aynen gerçekten evlendikte balayına çıkması kaldı.
𝘉𝘦𝘯== İyi gibiyim. Senden naber.
Diye yazdığımda geri telefonu masaya bıraktım. Tekrar bildirim geldiğinde Polat'ın kafasını kaldırıp tekrar baktığını gördüm. Telefona uzanıp aldığımda tekrar Buket yazmıştı.
𝘉𝘶𝘬𝘦𝘵𝘪𝘮😻💖==Biliyorum zaten şakasına diyorum. Sohbet makara olsun diye.
𝘉𝘶𝘬𝘦𝘵𝘪𝘮😻💖==Bende iyiyim.
𝘉𝘦𝘯==Annemler napıyor, nasıllar.
Tam sohbetten çıktıktan sonra telefonum kapandı. Sarjım bitmişti. Keşke evdeyken taksaydım. Arada sıkılınca bakardım. Neyse. Telefonumu çantama geri koyduğumda geri etrafa bakmaya başladım. Zaten birazdan yemek gelirdi.
----------------------------
Artık donmaya başlamıştım. Sonbahar olsada üşüyordum. Neden etek ve badi giydiysem. Hayır birde yanıma ceket de almıyordum.
Yemekten sonra biraz yürümek için restoranın yukarısında ki ormanlığa doğru gidiyorduk.
Mahir ve Mercan kol kola yürüyorlardı. Yakut, Mert, Yavuz ve Polat kardeş kardeşe anladığım kadarıyla eski anılarını konuşuyordu. Elif ve ben ise kendimiz onlardan biraz uzak şekilde yürüyorduk.
Elif'le konuşmak için yanına yaklaştım. Benim geldiğimi görünce ilk bir şaşırmıştı. Sonra geri bakışlarını çekti. "Nasılsın. Durgun gibi duruyorsun" Demiştim. Konuşmam onu tekrar şaşırtasada bana tekrar bakıp" Yani iyiyim. Sen nasılsın" Aslında kaba biri değildi. Sadece soğuktu. Üşüdüğüm için kollarımı göğsümün altında kentlemiştim. "Bende iyiyim. Alışmaya çalışıyorum." Demiştim. Beni süzüp eliyle omzundaki çantasını tuttuğunda" Üşüyorsun galiba" Demişti. Evet hatta buzdolabına dönüşecektim. Umarım hasta olmazdım."Evet soğukmuş keşke ceket alsaymışım"
Ellerim ile kollarımı sıvazladığımda" İstersen söyle Polat'a geri dönelim. Bende çünkü üşümeye başladım." Demişti. Başımı onaylar şekilde sallamıştım. Şuan çok fazla üşüdüğüm için hiç bir şeyi düşünemiyordum. Sıcak yatağımda yatmayı istiyordum.
Polat'a doğru ilerlediğimde koluna dokundum. Bana doğru döndüğünde " Ben üşümeye başladım. Elif'te aynı şekilde. Eve dönsek olur mu?" Dediğimde Yavuz Elif'e bakmıştı. Polat"Ceketin de yok dimi." Dediğinde başımı olumsuzca salladım. "Benimde yok yanımda ceketim olsa verirdim de. Arabaya kadar soğuğa dayanabilir misin? " Diye sordu. Sadece başımı salladım. Dişlerimde titriyordu.
Hep beraber geri arabaya bindiğimizde Yavuz ve Elif bizim arabadaydı. Kemerimi bağlayıp tekrar kollarımla kendimi sardığımda araba çalışmıştı. Polat bana bakıp klimayı açmıştı. Şuan klimayı açtı diye sevincek durumda değildim. Sadece eve gitmek istiyordum. Burnum akıyordu. Çantamda peçete olmadığı için silemiyordum.
Polat "Torpido da var peçete" Dediğinde hemen açıp almıştım. İlk baş arabada herkes varken burnumu silmeye utanmıştım ama akmaya devam ettiği için silmiştim.
Akan burnum ve titreyen bedenimle cama yaklaşıp kafamı koymuştum. Gözlerimi dinlendirmek için kapattığımda birisinin telefonuna arama gelmişti.
"Abi markete girmeliyiz eve almamız gereken şeyler var. Köşede bir market var oraya girdik şimdi sizde gelin" Diyen Yakut'un sesini duydum. Gözlerimi açacak halim yoktu. Polat"Tamam geliyoruz " Dediğinde iyice uyku bastırmıştı. Kapıların açılıp kapanma sesini duymuştum.
Tam uyumamış olsamda gözlerimi açıp etrafa baktım. Hala marketin önündeydik. Kolumda ki saate baktığımda markete geleli en fazla on veya on beş dakika geçmişti. Kollarımı açıp gerindiğimde dikiz aynasından kafasını cama yaslamış arkada telefona bakan Elif'i gördüm.
Konuşacak halde olmadığım için kafamı bende cama yaslayıp gözlerimi tekrar kapattım. Birden bire halsizlik çökmüştü üstüme. Umarım hasta olmam.
Kapı açıldığında Polat ve Yavuz arabaya bindi.
Polat arabayı çalıştırırken" Biraz daha iyi misiniz? Üşümeniz geçti mi?"diye sormuştu.
Elif cevap vermezken ben ise omuzlarımı bilmiyorum dercesine kaldırıp" Bilmiyorum. Galiba hala aynı" Dediğimde aynaları kontrol edip" Yakut ıhlamur aldı. İçersin eve gidince" Dedi. Sadece gülümsedim ve tekrar yola dönüp seyretmeye başladım.
----------------------------
Hepimiz salonda oturmuş kimimiz kahve kimimiz ıhlamur içiyorduk. Tabi ben, Mert ve Yakut yerde oturmuştuk. Canımız öyle istemişti. Eve gelir gelmez ise üstüme kazak altıma ise eşofman giymiştim. Daha yeni yeni kesilmişti titremelerim.
"Bence kız aptallık ediyor" Demişti Mert. Televizyonda hiç izlemediğim bir film açılmıştı. İzleyen ise Mert ve Mahirdi. Diğerleri telefonlarına bakıyorlardı."Sen çok mu akıllı davranıyon sanki. Kızın görevi bu" Demişti Mahir.
Ihlamurumdan yudum alarak herkeste göz gezdirdim. Telefonum sarjda olduğu için bakamıyordum ve film ilgimi çekmediği için boş boş etrafa bakıyordum.
Akan burnumu yüz kere falan çekmişimdir. Silsemde hala akmaya devam ettiği için üşeniyordum.
Omuzlarımda biraz ağırlık hissetiğimde arkama baktığımda Polat omuzlarıma battaniye koymuştu. Polat koltuğa otururken
" Hayır üşüyorsun birde üstüne yerde oturuyorsun koltuğa geçsene" Dediğinde Yakut ve Mahir şaşkınlıkla Polat'a bakıyordu. Bende omuzlarıma battaniye koymasına şaşırmıştım.
Masadan ıhlamurumu alırken " Teşekkür ederim battaniye için" Diyip koltuğa Polat'ın yanına oturdum. Kıçım uyuşmuş yere oturmaktan.
Yine boş boş etrafa bakarken canım fazlasıyla sıkılıyordu. Polat'a döndüğümde elindeki telefondan reels izlediğini gördüm. Genelde ya futbol ya da araba videoları vardı. Arada komik videolar veya değişik içerik videoları çıkıyordu ama onlara çok bakmayıp geçiyordu.
Oturduğum yerden rahatlıkla gözüküyordu. Belki başkasının telefonuna böyle bakmam rahatsız ediciydi ve bana yapılsa benimde hoşuma gitmezdi ama şuan canım sıkılıyordu. Şarj kablomda sorun olduğu için telefonum yavaşça doluyordu.
Sürekli mesaj ve istek bildirimleri geliyordu. Hiç birine bakmadan bildirimleri yana kaydırarak siliyordu. Çoğuda kızlardandı hep. Bir kaçına kaşlarımı çatarak bakmıştım çünkü o kadar saçma şeyler yazmışlardı ki ben bile utanmıştım ama genellikle çoğu iltifat mesajları atıyordu. Yakışıklı adam sonuçta hayranı çok olur.
Bir kaç komik videoyu geçmeyip izlediğini fark ettim. Belki komiğine gidiyordu diye ama mimik bile oynatmıyordu ben ise sırıtıyordum. Gülersem anlaşılırdı bence telefonuna baktığım. Böyle sanki hiç anlaşılmıyordu. Neyse.
Biraz daha böyle izlemeye devam ettiğimizde makyaj yapan kadın videosunda durdu. Normalde bu tarz videoları geçiyordu Neden durduğunu anlamayarak telefona gözlerimi kısarak baktığımda telefonunu biraz daha bana yaklaştırmıştı. Galiba anlamıştı telefonuna baktığımı. Sonuçta izlemediği videoları izlemesinden belliydi.
Yakalanmanın verdiği utançla ona baktığımda bana sırıtırak bakıyordu. "Telefonuma izinsiz bakmayada başlanmış" Demişti. Telefona geri baktığımda " Yanlış anladın yani canım sıkıldı. İzlediğin videolarda ilgimi çekti ondan baktım. Yani başka bir amaçla bakmadım"
Telefonu ikimizin tam ortasında tutarak"Tamam beraber izleriz sıkıntı yok. Şakasına dedim zaten. Al makyaj videosu seversin" Dediğinde ona bakarak hafif gülümsedim. " Beraber hazırlanıyoruz tarzında videoları da severim " Dediğimde videoyu kaydırdı. "Ben anlamam öyle videolardan. Bakıp geçiyom çoğunu zaten"
Bir şey demeyip biraz daha baktım. Diğerlerinin garip bakışlarını üstümüzde hissediyordum ama bakmamıştım onlara. Zaten uykum gelmeye başlamıştı. Video izlediğim zaman hep böyle oluyordu.
Bir video karşımıza çıktığında uykulu gözlerimi açmıştım. Kadın bikiniyle değişik danslar yapıyordu. Tövbe estağfurullah. Polat hızlıca videoyu geçtiğinde ona doğru baktım ama tepkisizdi. Neden her videoda böyleydi. Geri önüme döndüğümde dans eden kediler çıkmıştı karşımıza. Çok tatlılardı. Kedileri çok seviyordum.
Aşağı kaydırdığında parmağını tutup geri o videoya geldim. Polat'ın bakışlarını üzerimde hissediyordum. Çok iyiydi edit. Koçari şarkısıyla kulaklık kulağında dans ediyorlardı.
Tekrar aşağı kaydırdığında aşırı komik yorum videoları çıkmıştı. Gülmeye başladığımda Polat'a o da gülüyor mu diye kafamı çevirdim çünkü çok komikti yani gülünecek bir videoydu. Polat'a baktığımda bana gözlerini kısmış gülümseyerek bakıyordu. Biraz fazla bakışınca utanarak gözlerimi tekrar videoya çevirdim.
"Oo çifte kumrular ne izliyorsunuzda neye gülümsüyorsunuz öyle karı koca" Demişti Mert sırıtarak. Polat yerinde dikleşerek"Sanane lan. Sen filmini izlesene" Dediğinde Yakut" Filmden daha çok siz dikkatimizi çektiniz" Dediğinde Mert onaylar şekilde kafasını sallayıp göz kırptı. Polat ağzının içinde bir şeyler geveleyip sabır çekerek" Birdiniz iki oldunuz başıma" Dediğinde Yakut ve Mert birbirine bakarak güldüler.
Polat ise kalkıp telefonu cebine koyarak merdivenlere ilerlemeye başladı. Ne güzel video izliyorum. Şimdi tekrar canım sıkılacak.
Oflayarak dizlerimle bağdaş kurdum. Köşedeki yastığı alıp dizlerime koymuştum. Dirseklerimide yastığa dikey koyup yanaklarımı avuçlarıma koymuştum.
"Sen niye gitmedin kocanın yanına" Diyen Mert ile ona döndüm. O sırada Mercan" Yeter uğraşmayın kızla" Dediğinde ona tebessüm ettim.
Mert bu seferde Yavuz'a sardığında Yavuz ile atışmaya başladılar. Komik,eğlenceli ve samimiydi bu çocuk ama bazende gerçekten de çok patavatsızdı.
Masaya uzanıp bardağımı alıp ıhlamurumu içmeye devam ettim. Üstümde ki battaniyeye sıkıca sarılırken Polat'ın bugün bana karşı olan ince düşüncesi mutlu etmişti. İçime umut doluyordu. Bu umut beni yaralamazdı umarım. Umuda kapılıp savrulmazdım umarım. Güzel ama acı verici bir umuttu.
----------------------------
Kahvaltı yapıyorduk. Polat hariç. Yine uyanmamıştı. Baya uykucuydu anlaşılan.
Zaten yemeğe Mert ve Elif'te gelmemişti. Mert sabah dışarı çıkmış. Elif ise aç olmadığını söylemiş ve gelmemişti.
Çayımı elime aldığımda kapı çalmıştı. "Ben açarım" Diyip masadan kalkıp kapıya yürüdüm. Umarım kargo değildir.
Kapıya yaklaştığımda sesler çoğalmaya başlamıştı. Anlaşılan başka birisiydi. Kapıyı açtığımda kapıda Polat'ın babası, amcaları ve bir tane amcasının eşi, babaannesi ve dedesi vardı. İlk gördüğüm an şaşırdım. Daha sonra kapıyı tam açıp köşeye çekilip " Hoşgeldiniz" Dedim ve ellerini öptüm. Hepsi hoşbulduk deyip içeri geçti.
Misafirler içeri geçerken Yakut yanıma gelip"Çabuk abimi uyandır hadi" Dediğinde başımı sallayıp yukarı çıkmaya başladım.
Elif'i merdivenin başında gördüm. "Günaydın" Demesiyle şaşırmıştım. İlk defa kendi isteğiyle konuşuyordu. "Günaydın" Dedim aynı şekilde. "Kim gelmiş" Yanına biraz daha yaklaşarak "Polat'ın babası ve akrabaları gelmiş" Dediğimde başını sallayarak "Anladım" Dedi. Ben Polat'ın odasına giderken o da aşağıya iniyordu.
Kapıya bir kaç kez tıklayıp içeri girdim. Odada yatak boştu. Uyanmıştı demek. Belki giyinme odasındadır diye oraya ilerlerken diğer kapıdan yani banyodan su sesleri gelmeye başlamıştı. Anlaşılan duş alıyordu. Su sesleri kesilirken ve adım sesleri gelirken hemen arkamı dönüp hızlıca gitmeye başladım. Tam o sırada kapının açıldığını ve Polat'ın " Burada ne arıyorsun " Diyen şaşırmış sesini duydum. Utandığım için ona dönmüyordum. Böyle klişelerde hep benim başıma gelmek zorunda mıydı?
"Babanlar falan gelmişti. Yakut abime söyle deyince odaya geldim. Uyuduğunu düşünüyordum. "Adım sesleri bana doğru yaklaşıyordu. " Neden arkanı dönmüyorsun " Sence neden acaba salak herif. Ya çıplaksan hani. "Zaten çıkıcam şimdi" Dediğimde adımları daha da yaklaşıp önüme geçtiğinde şaşkınlıkla ona baktım.
Çoktan giyinmişti. Benimle oyun oynamıştı. Zevkle sırıtıyordu. Pislik adam ya. Onu hafif köşeye itip kapıyı açıp çıktım. Birde utanmamdan zevk almıştı. Ona söverek aşağı indiğimde belimde bir kol hissettiğimde bir an düşeceğimi hissettim. Polat'ın koluydu. Neden belimi tutmuştu ki şimdi.
"Sonuçta gerçekten evlenmişiz gibi rol yaptık dimi karıcım. Devam ettirelim o zaman" Demişti. Ne karıcım mı? Rol de olsa şimdi düşüp kollarına bayılacaktım. Neden böyle hissediyordum. "An-anladım" Kekelemiştim. Harika. Hala sırıtmaya devam ediyordu. Belime hafif baskı uygulayarak yürümem için hafif ileri itmişti. Beraber içeri girdiğimizde Yakutlar bize tuhaf tuhaf bakıyordu.
Babaannesi bir anda ayağı kalkıp" Canım torunum benim "diyerek Polat'a sarıldı. Polat'ta sarılmak için elimden belini çektiğinde boşluğa düşmüş gibi oldum nedense. Yan tarafımda olan koltukta oturan yeni eve gelen Mert'in yanına oturduğumda Mert bana Polatla öyle geldiğimiz için kaş göz işareti yapıyordu. Mert'e göz devirip Polat'a baktığımda babaannesiyle oturmuş sohbet ediyordu.
Aklıma ilaçlarım geldiğinde kalktığımda herkes bana baktı. Utandım. Hiç bir şey demeden yukarı çıktığımda odama girdim ve komidinin çekmecesinden ilaçlarımı aldım. Rezil mi olmuştum. Neyse yapcak bir şey yok.
Ardımdan kapı açılıp kapandığında Polat'ın gelmiş olduğunu gördüp. Yanıma kadar yavaş adımlarla geldi.
Bana ve birde elimde ki ilaca bakıp " O ne ilacı öyle" Dediğinde komidinin üstündeki su şişemi aldım. " Cildim için ilaçlar. Sivilce için falan yani" Dedim. " He anladım ve bir şey konuşacaktım." Dediğinde merakla ona bakıp
"Tamam konuşalım dinliyorum."
Yatağa oturduğunda " Babaannemler iki gün burda kalacaklarmış sonrada gideceklermiş. Yani Mardin'e döneceklermiş ondan dolayı burada kalcaklarmış. " Dediğinde ona hala bakmaya devam ettim. "Ve bundan dolayı aynı odada kalmamız lazım. Sonuçta bizi gerçekten evli sanıyorlar. Eşyalarını taşımana gerek yok benim odaya sığmadığı için buraya koyduk deriz." Dedi. Ben ise hiç tepki vermemiştim. Haklıydı ayrı odalarda kalırsak bir şeyler olduğunu fark ederlerdi. Mecbur aynı odada kalacaktık.
Elimde ki ilaçları içip " Tamam. Sıkıntı yok " Dediğimde o ayağı kalktı bende su şişemi geri yerine koydum. "Tamam o zaman gerekli eşyalarını benim odaya koy. Ben aşağıya iniyorum"
"Tamam" O kapıdan çıkınca gerekli bir kaç eşyamı alıp onun odasına girip koltuğun üstüne koydum. Daha sonra başka yere koyardım. Zaten iki gün kalacaktım bu odada. Oda baya dağınıktı. Yatak falanda öyleydi. Dağınıklığı çok seven birisi değildim. Etrafı toplu görmek isterdim ama bazen üşeniyordum ve hiç bir şey yapmıyordum. Bazende çok fazla gözüme dağınıklık batıyordu ve sinir oluyordum.
Yerdeki Polat'ın kıyafetlerini banyoda ki kirli sepetine attım. Daha sonra yatağı toplayıp odada çıktım. Fazlasıyla dağınık birsiydi anlaşılan. Salona girip Polat'ın yanına oturdum.
Otururmamla bana baktı sonra geri konuşmaya döndü. Annemlerde bir hafta sonra gidecekti. Onlar gitmeden onlarıda görmem gerekti. Polat'a derdim birazdan bu konuyu.
Bende bana sorulan sorularla sohbete dahil oldum. Zaten çok fazla konuşmadım.
-------------------------
Çoktan kahvaltı masasını toplamış şimdi ise yaptığım çayları getirip servis ediyorduk Mercan ile birlikte.
Çay tepsinini geri mutfağa koyup geri geldiğimde tekrar Polat'ın yanına oturdum.
"E çocuklar ne zaman balayına gideceksiniz" Diyen Gökhan amcasının eşi Feyza yengesinin sesiyle çay boğazımda durmuştu. Az az öksürürken Polat" İki hafta sonra veya bir hafta sonra gidicez. Zerinada ailesiyle görüşşün öyle. Onunda ailesi geri Adana'ya dönecekler. Gerçi daha Mahirlerin düğünü de var. Ne yaparız bilmiyorum. Yani daha karar vermedik hani belki bir ay sonra balayı niyetine tatile çıkarız. Tekrar bir düşünürüz bu konuyu." Demişti. Ben daha hiç bir şey demeden annemlere gideceğimizi kendi söylemişti. Bu haraketleri içimi ısıtıyordu. Ona kapılmamam gerekiyordu. Ayrıca biz balayına gerçekten gidecek miydik yoksa öylesine mi söyledi. Merak etmiştim şimdi. Zaten meraklı bir insandım. Gerçi balayına gitsek ne değişirdi ki gerçek evli değildik bir kere.
Yengesi kahverengi saçlarını geri iterken" He iyi canım o zaman" Demişti. Yengesi ve amcasının çoçukları olmamış. Bundan dolayı Feyza yengesinin üstüne kuma getirmeye çalışmışlar ama eşi böyle bir şeye izin vermemiş. Polatların ve Mahir'in annesi öldüğünde onlara sürekli Feyza yengeleri bakmış. Sadece annelerinin öldüğünü biliyordum ama neden olduğunu bilmiyordum. Hiç birinin babalarıyla arasıda iyi değildi. Ne olduğunu merak ediyordum.
"Zerina" Diyerek kulağıma fısıldayan Polat'a baktığımda " Efendim Polat " Dedim. "Ben şimdi yeni uyandım ya Zerina" Sabırla ne diyeceğini beklerken" Ee Polat "dedim."E haliyle yemekte yemedim Zerina." Dedi. Cümlenin sonunu ne zaman getirecekti acaba. Tekrardan "Ee Polat" Diyerek çayımdan bir yudum daha aldım. "Ee si ben açım Zerina" Dediğinde ona tuhaf tuhaf baktım. Ben ne yapabilirdim yani "Ne yapabilirim şimdi Polat" Saçlarını eliyle havaya kaldırıp" Benimle mutfağa gelsene" Dedi. " Neden ki. Ne güzel sohbet ediyordum" Dediğimde kınayarak bana baktı. "Kesin sohbet ediyorsundur. Yeni gelin gibi köşede sus pus oturuyon Zerina" Dediğinde göz devirdim. "Zaten yeni gelinim Polat"
Babaannesi "siz ne konuşursunuz öyle fısır fısır deyin hele bakalım. " Dediğinde Polat ayağı kalkarak" Ben daha yeni uyandığım için acıktımda Zerina ile mutfağa gidecektik."dedi. Ters ters ona baktığımda Polat'ın dedesi "Uykucu oğlan seni. Git doyurasın karnını" Dediğinde mecburen Polat'ın beni katmasıyla ayağı kalktım.
Mutfağa ilermeye başladık. Acaba ben ne yapacaktım. Herhalde o yemek yerken bende one enerjimle destek olacaktım.
"Sen açmısın?" Diye sorduğunda" Hayır yeni yedim ben" Diyerek yine şu lanet olası bar taburelerine ilerledim. "Dikkat et yine düşmeyesin" Dediğinde Polat'a ters ters baktım. Arada yakışıklığı kadarda sinir bozucu olabiliyordu.
"Övünmek gibi olmasın ama çok iyi et kavurma yaparım" Dediğinde " Uğraşabilecek misin şimdi" Diyip yine dikkat ederek tabureye oturdum. " Evet uğraşırım da sen neden sürekli topuklu giyiyorsun " Demişti. "Bilmiyorum hoşuma gidiyor. Ayrıyetten çoğu mankenime topukluyla nasıl yürüyeceklerinide ben gösterdiğim için alışkanlık olmalı ve gerçekten aç değilim sen kendine göre yap" Dediğimde onaylar şekilde başını salladı.
Hep merak ettiğim soruyu sordum" Polat bir mesleğin var mı? " Dediğimde bana döndü. "Yok Zerina. Neden? " Diyip geri önüne döndü. "Bilmem merak ettim. Sadece ağalık mı yapıyorsun. Bu bir meslek sayılmaz zaten de. Yakut sizin işiniz yani şirketiniz olduğunu söyledi. Ne üzerine o şirket" Biraz fazla
Soru sormuştum ama merak ettim. Biraz duraksayarak derin nefes alıp "Evet on altı yaşımda ağa oldum. Üniversiteye bile zor gönderdiler ama üniversitenin yarısında da aldılar beni. Zaten dedemden babama kalma şirket vardı onu bana devrettiler ordan para alıyorum" Demişte bu konunun açılmasına rahatsız olmuş şekilde. Okuyamamış olmasına üzülmüştüm. Acaba hangi üniversiteye gidiyordu. Hangi mesleği olmak istiyordu. Tam soracağım sıra Yakut içeri girmişti. Zaten Polat pek bu konuyu konuşmak istemiyor gibiydi.
"Bunaldım içerde be. Sürekli saçma sapan muhabbetler" Demişti. Polat'ın yanına yaklaşıp " O ne abi. Et kavurma mı? " Dediğinde Polat "Evet sen seversin. Et kavurma olsun bir yeriz o zaman" Dediğinde Yakut karşıma otururken"Tamam abi. Çabuk yap ama" Dediğinde ona dönüp " Tamam güzelim " Demişti. Gerçekten Yakut onun en değerlisiydi. Onun için her şeyi yapardı. Abimle bir an ben aklıma geldi. Yurt dışında yaşadığı için görüşemiyorduk fazla. Onu çok özlüyordum. Annemler gideceği zaman o da gidecekti. Uzun bir süre gelemez gibi yine. Sadece düğünüm için gelmişti.
Polat yaptığı yemeği masaya koyarken ekmek sepetinden ekmek aldı ve yanıma oturdu.
"Sende yesene. Bari tadına bak" Dediğinde ekmek koparıp eti aldığımda kendisi yemeyip dikkatlice bana bakıyordu. Acaba aşçı mı olmak istiyordu. Eti yediğimde gayette güzel olduğunu fark ettim. Gayette başarılıydı. İlk defa elinden bir şey yemiştim. "Beğendim. Gayette güzel. Ellerine sağlık" Dediğimde kendiside ete uzanıp " Teşekkür ederim. Afiyet olsun " Dedi. " Sağol" Deyip biraz bende etten Azıcık yemeğe devam ettim. İştahım açılmıştı tekrar. Zaten çok yemek yiyen birisi değildim ama nedense şuan yiyesim gelmişti.
Yemeğin bitmesine yakın Yakut" Ya işin sonunda birbirinizi seversiniz" Dediğinde elimdeki et havada kaldı. Neden bir anda böyle bir şey dedi ki. Elimdeki eti ağzıma koyduğumda Polat'ın azından çıkan sözler nedense umutlarımın kırılmasına neden olmuştu. " Öyle bir şey olmayacak Yakut. Evlilikte mutlu olalım diye birbirimizle anlaşmaya çalışıyoruz. Sahte evlilik diye birbirimizden nefret mi edelim. Arada böyle rol yapcaz o kadar. Sevmeyiz yani birbirmizi. Zaten sahte evlilik adı üstünde. Kısaca birbirimize kapılmamalıyız. Ben zaten hemen sevipte kapılacak bir tip değilim" Dediğinde İstemsizce üzülmüştüm ama neden. Neden üzülmüştüm. Biliyordum ki. Kapılmamam gerekliydi. Yakın durmamam gerekliydi. Yüzüm düşmüştü. Sevmemem gerekliydi. O da beni sevmeyeceğini ve bana kapılmayacağını söylemişti. Ağzımda ki lokmayı zar zor çiğneyip yutmuştum.
𝘏𝘦𝘳 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯 𝘶𝘮𝘶𝘥𝘢 𝘵𝘶𝘵𝘶𝘯𝘢𝘳𝘢𝘬 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘳...
𝘠𝘢 𝘣𝘶 𝘶𝘮𝘶𝘵 𝘰𝘯𝘢 𝘢𝘤ı 𝘷𝘦𝘳𝘪𝘳𝘴𝘦...
𝘠𝘢 𝘣𝘶 𝘶𝘮𝘶𝘥𝘢 𝘬𝘢𝘱ı𝘭𝘮𝘢𝘮𝘢𝘴ı 𝘨𝘦𝘳𝘦𝘬𝘪𝘳𝘴𝘦...
𝘒ı𝘳ı𝘭𝘢𝘯 𝘶𝘮𝘶𝘵 𝘬𝘢𝘭𝘱 𝘬ı𝘳ı𝘭𝘮𝘢𝘴ı𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘧𝘢𝘻𝘭𝘢 𝘢𝘤ı𝘵ı𝘳...
