Bölümler 11Şu an: {6.BÖLÜM}~HAYATIMIZ İÇİN VERDİĞİMİZ KARARLAR BİLİNMEZLİK OLUŞTURUR MU? BİLİNMEZLİK İÇİNDE YÜZÜLÜR MÜ?
- 1 {GİRİŞ}136 kelime
- 2 {1.BÖLÜM}~HER ŞEYİN BİR BAŞLANGICI VARDIR~3.506 kelime
- 3 {2.BÖLÜM} ~ HER YAŞANILANIN BİR NEDENİ VARDIR~1.856 kelime
- 4 {3.BÖLÜM} ~KARŞILAŞMALARIN TESADÜFÜ~6.087 kelime
- 5 {4.BÖLÜM} ~YANLIŞ ANLAŞILMANIN İÇİNDEKİ GELECEK~6.127 kelime
- 6 {5.BÖLÜM}~SADECE YAŞAMAK MI GEREKİR? YAŞARKEN, YAŞAMAYI VE HAYATI ÖĞRENMEK GEREKMEZ Mİ?~4.247 kelime
- 7 {6.BÖLÜM}~HAYATIMIZ İÇİN VERDİĞİMİZ KARARLAR BİLİNMEZLİK OLUŞTURUR MU? BİLİNMEZLİK İÇİNDE YÜZÜLÜR MÜ?5.451 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 {7.BÖLÜM}~UMUDA TUTUNARAK YAŞAMAK~4.553 kelime
- 9 {8.BÖLÜM}~HAYATA OLAN BAKIŞ AÇISI~8.070 kelime
- 10 {9.BÖLÜM}~ÜZÜNTÜNÜN KIRIKLIĞI~7.443 kelime
- 11 {10.BÖLÜM}~HAYATIN GERÇEKLERİ~6.000 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~ Hayatımız bir bilinmezlik içindedir. Verdiğimiz kararlar bile bilinmezlik için. Bilinmezlikte yüzüp gidiyorduk. Belki de her bir bilinmemezlikte bilinir bir yaşam vardır. ~
---------------------
𝘉𝘦𝘴 𝘩𝘢𝘧𝘵𝘢 𝘴𝘰𝘯𝘳𝘢...
********************
Beş hafta geçmişti. Bugün kınam vardı. Kına ve düğün İstanbul'da olacaktı. Kınamdan bir gün sonra düğünüm vardı. Bu beş hafta içinde Polatla o kadar az görüşüp yazışmıştık ki. Sadece düğün ve kına salonu seçmeye gitmiştik bir hafta önce. Üç hafta öncede bindallı ve Polat için takım elbise bakmıştık. İlk Polat'a takım elbise bakmıştık ve o aldıktan sonra işim var diyerek gitmişti. Bindallımı kızlarla seçmiştik. Gelinliğimi ise Yakut ve Mercan sayesinde çabucak hayalimde ki gibi dikmiştim. Aşırı güzel olmuştu gelinliğim. Birde düğünden sonra after parti benzeri bir şeyler yapalım demişti Yakut. Onun içinde kısa gelinlik seçmiştim. Şuan gercekten de evleniyor gibiydik ama hepsinin bir oyun olduğunu biliyorduk.
Annemler, Buketler bir kaç hafta önce gelmişlerdi. Akrabalar ise iki üç gün düğün için gelmişlerdi. Burda olan evlerinde veya otel de kalıyorlardı.
"Ya ben çok heyecanlıyım sence normal mi? Sonuçta sevmediğim kişiyle evleniyorum ona rağmen heyecanlıyım" Dedim Buket ve Ebruya dönerek. Neredeyse yirmi dakikadır kına salonunda ki odanın aynasından nasıl olmuşum diye kendime bakıyordum.
"Canım benim gayet normal. Hem birde magazinciler orada olacak belki bundan dolayı da bir heyecan vardır yanı bilmiyorum" Dedi Buket. Aslında magazinciler tek düğünde olacaktı ama Emily Hanımın isteği üzere kına da olacaklardı.
"Evet Buket haklı. Hem tadını çıkar. Sonuçta yarın öbür gün ne olacağını bilemeyiz. Belki seversiniz birbirinizi. " Dedi Ebru. İçimi rahatlatmaya çalıştıkları için böyle diyorlardı ama daha da artıyordu heyecanım. Birde içime nedenini bilmediğim bir korku yerleşmişti. Umarım kötü bir şey olmaz.
Kına da iki tane kıyafet giyecektim. Şuan üstümde kırmızı renkte,gelinliğe benzer bir elbise vardı. Omuzu, sırtı ve kol kısmı açıktı. Sağ bacağında ise derince yırtmaç vardı.Bindallımı ise kına yakılırken giyecektim sadece. O da normal bindallıydı sadece göbek kısmı açıktı ve gögüs dekoltesi vardı. Şuan giydiğim kına yakılırken hariç kına boyunca üstümde kalacaktı. Çünkü ikisi arasında çok kararsız kalmıştım. Mercan ise bana böyle bir fikir sunmuştu.
Odanın kapısı açıldığında Mert ve Yakut içeri girmişti.
Tam Yakut bir şey diyecekken Mert " Ya lütfen nedime olayım bende Melra. Ablam izin vermiyor erkek nedime mi olur diye" Dediğinde Mert şaşkın gözlerle ona bakıyordum. Yakut Mert'e göz devirmişti. Kızlar ise gülmeye başlamıştı.Mert onlara ters ters bakarken Yakut" Şuna birisi anlatsın ben artık anlatamıyorum dilimde tüy bitti. Başımın etini yiyor"dedi.
" Ya ne var bunda abla. Altı üstü kına tepsini tutcam" Dediğinde Buket hemen" Hayır ben tutucam o tepsiyi." Dedi. Mert ise ona tüm bedeniyle dönüp yaklaşırken " Hayır ben tutmak istiyorum. Çok merak ediyorum. Ömrüm boyunca hiç nedimelik yapmadım. Hem eğlenceli bir kına olur böyle komik falan" Dediğinde Bukette ona doğru adım atıp"Bende her gün nedimelik yapıyordum ya. Bana bak tek bir kız kuzenim, can dostum evleniyor onun kına tepsisini ben tutucam" Dediğinde Ebru ile ben sessizce onları izliyorduk. Ebru gülmemek için zor duruyordu tabi. Hangisi konuşursa gözlerimizi ona çeviriyorduk. Yakut ise Mert'e bıkmış gözlerle bakıyordu.
" Nolcak ya tutsam tepsiyi. Hem sırayla tutsak olmuyor mu? Benimde biricik, can dostum olan abim evleniyor" Diyerek Buket'e doğru bir adım daha attı Mert. Onun son dediği ile hepimiz baya kahkaha atmıştık. Acaba Polat duysa ne tepki verirdi." Hayır efendim öyle olmuyor. Ben tutucam işte ne diye ısrar ediyorsun" Demişti Buket.
Mert ile Buket'in anlamsız tarışması hala devam ederken " Ay yeter susun. Valla bakın zaten gerginim heyecandan elim ayağıma dolaşmış birde sizin tartışmanızı çekemem" Dedim. Benim yüksek sesimle ikiside bana dönmüştü ve ardından " Ve Mertcim kına tepsimi Buket tutacak ama sende nedime olabilirsin tek onu tutan nedime olmuyor. Onun arkasından elinle mum tutarak gelebilirsin" Dediğimde Mert oflayarak"Tamam tamam en azından bu da iyi" Demişti. Yakut ise sonunda bu tartışmanın çözüldüğüne sevinmiş bir hali vardı. Galiba Mert onu baya darlamıştı. Ebru ise sadece gülerek izlemişti bizi.
----------------------------------
Şuan herkes oyun havasıyla beraber oynuyordu. Kınaya erkekler kına yakılacağı zaman gelecekti. Tabii Mert hariç. Şuan o da oyun havası oynuyordu. Ben ise bu evliliğin ne ile sonuçlanacağını düşünüyordum. Eğer bu evlilik kariyerimiz için işe yaramazsa boş yere evlilikle uğraşmış olacaktık. Ne kadar sahte evlilik olsa da içimden bir ses bu evlilikte üzüleceksin diyordu. Ne kadar sevmeden evlensekte canın acıyacak diyordu. Neden böyle hissediyorum bilmiyorum. Bu bilinmezlikte yüzüyordum ama tek değil Polat ile beraber. İkimizinde hayatı değişmişti. İkimizde ya tehlikeli ya da acı verici sularda yüzüyorduk. Birimiz tehlikede birimiz acı çeken olacaktık.
Annemin yanıma gelip " Hadi kızım kına yakılacak diğer elbiseni giy" Demesiyle uzun düşüncelerimden uzaklaştım. Neredeyse artık herkes yerlerine oturmuştu." Kızım hadi nereye daldın herkes seni bekliyor. Magazinciler çekmek için kapıda bekliyor " Diyerek kolumu dürttü ve ardından" Hayır yani ne diye magazinci çağırıyorsunuz onuda anlamış değilim neyse hadi kızım kalk artık" Dedi. Ah anne bir bilsen neden magazinciler var. Bu evliliğin sahte olduğunu bir şey illaki belli edecekti. İşte o zaman olacak şeylerden de korkuyordum. Evlilikte ne olacağından da korkuyordum. İçimdeki endişe gitmiyordu ve gitmeyecek gibiydi de.
Yukarı kızlarla beraber çıkıp odaya girdik. Diğer elbiseyi yani bindallıyı Buketin yardımıyla giymiştim. Tekradan Ebru yüzüme hafif makyaj geçerken kendime aynadan bakıyordum.
"Bence Polat seni görünce düşüp bayılacak" Dediğinde yüzümü Bukete çevirdim. Yine patavatsız şekilde konuşmaya başlamıştı. Göz devirip " Kesin öyle olacaktır. Ya da dur hatta aşık falan olup aşkını itiraf edicek dimi Buket" Dediğimde Buket hafif sırıtarak omuz silkti. Sanki sahte evlilik yapmıyoruz gibi davranıyordu. Belki beni rahatlatmak amacıyla yapıyordu ama hiç de öyle olmuyordu tam tersi oluyordu.
"Bak bakalım makyajına. Bence oldu" Dediğinde Ebru ona dönüp düzelttiği makyajım için teşekkür ettim. Annem odaya gelip hadi geliyorlarmış inin dediğinde odadan çıkmıştık.
Gerginlikten düşüp bayılacaktım. Ben gerçekten evlenmiş olsaydım şuan hastanedeyim herhalde.
"Sakin ol. Gerçekten bir evlilik değil. Magazinciler kına yakılırken gelecek o zaman severek evlenmiş rolü yapacaksın o kadar. Birde düğün zamanı yapacaksın. Gerilme bu kadar" Diyen Mercanla ona tebessüm ettim."İşte öyle olmuyor. Denemeye çalışıyorum ama nafile" Dediğimde Mercan yapacak bir şey yok şekilde omuz silkti.
Mert'in sesiyle ona döndüğümüzde " Ya ne zaman ineceğiz aşağıya" Dediğinde bende daha fazla heyecanlı olduğunu anladım. Yakut bıkmışlıkla nefes vererek" Birazdan inicez işte sabret. Çoçuk gibisin aynı Mert" Dediğinde Mert'te hemen " Zaten çoçuğum abla. Daha yeni 18 oldum" Dedi. Yakut dik dik Mert'e bakarak" Ufalda cebime gir" Dedi.
Organizasyon şefinin artık aşağı inebilirsiniz demesiyle Olivia yengemde lavabodan geldiğinde nedimeler arkama dizilerek aşağıya iniyorduk. Nedimeler Mercan, Yakut, Ebru, Buket , Olivia yengem ve Mertti.
Müzik eşliğinde aşağı inerken elimden geldiği kadar gerginliğimi gizlemeye çalışıyordum. Gelen magazinciler fotoğraf çekerken elimden geldiğince de gülümsüyordum.
Aşağıya büyük alkışlar eşliğinde indiğimizde ben yerime geçip oturmuştum. Nedimeler ise benim etrafımda çalan şarkı eşliğinde dönüyordu. Daha doğrusu Mert zıplayarak dönüyordu ve aşırı komik duruyordu. Yakut sürekli uyaran gözlerle bakıyordu.
Şarkı değişip davul sesi yaklaşınca Polat'ın geldiğini gördüm. Onu çeken magazincilere o da hafif tebessüm ediyordu. Kına çıkışında yüksek ihtimalle soru yağmuruna tutulacaktık.
Polat daha da yaklaştığında saçlarını jöle eşliğinde havaya kaldırmıştı. Giydiği siyah takım ise onu tamamlamıştı. Siyah gömleğinin iki üç düğmesi açıktı. Taktığı zincirli kolye ve tamda belli olmasada dövmesi gözüküyordu. Onun ne dövmesi olduğunu şimdiden merak etmiştim. Yanıma gelip oturduğunda daha da yakışıklı olduğunu tekrar fark ettim. Sıktığı parfüm ise güzel kokuyordu.
Onunda beni süzdüğünü fark etmiştim. Gözleri boynumda ki verdiği kolyede takılı kaldı. Evet kolye üstümde ki elbiseye uymuyordu ama takmak istemiştim. Ona benzer bir kaç takı daha takmıştım. Bana bakarak hafifte olsa tebessüm etmişti. Bende ona tebessüm ettim ve tam o sırada yakınımıza kadar giren kameradan flaş yüzümüze yansıdı. Birbirimize bakıp tebessüm ettiğimiz anı çekmişlerdi. Artık tüm basınlarda bu fotoğrafı görecektik. Bence gayette gerçekten evlendiğimize herkes anlayacaktı. Belkide o yüzden gülmüştü bana. Bilemiyordum artık.
Önüme dönecekken Polat'ın kulağıma eğildiğini fark ettim. Kalbim ağzımda mı atıyordu ne. " Çok güzel olmuşsun Zerina" Dediğinde ona yavaşça dönerek" Sende çok yakışıklı olmuşsun Polat" Demiştim. Neden sürekli bana iltifat edıyordu ki. Kafamı karıştırıyordu. O an ilk defa bu kadar yakın olduğumuzu fark ettim. Nefesini yüzümün her yerinde hissediyordum. Kaşları az da olsa kalındı. Burnu yüzüne yakışır şekildeydi. Keskin çene hatlarına yani yüz hatlarına sahipti. Zaten gözlerine bir şey dememe gerek yoktu. En çok gözlerini beğeniyordum Polat'ın.Polat yüzümün her santimine bakıyordu. Biraz dudaklarımda gözleri oylandığında yutkundu. Utanmıştım o an ve yine tam o sırada bir flaş daha patlamıştı. Dakika başı bizi böyle çekecekler miydi?Polat flaşın patlamasıyla hemen geri çekildiğinde geri tekrar önüme döndüm.
Buket kına yakılması için yere çömeldiğinde Mertte hemen arkasına çökmüştü. Polat'ı görünce biraz kafasını eğmişti. Polat'a baktığımda Mert'e şaşkın ve kızar şekilde bakıyordu. Polat " Lan senin bu halin ne" Dediğinde Mert etrafta gözlerini gezdirdi.
"Sana diyorum hiç bakma başka yere. Bu hal ne oğlum. " Dediğinde yan tarafında olan Yakut" Kaç kere dedim dinlemedi abi. Yok neymiş efendim nedime olacakmışta mışmış" Dedi. Polat tekrar Mert'e döndüğünde" Ben akşam göstercem ona nedimeliği. Hayır bu çoçuk başımıza iş açmasa iyi bari ama gerçi başımıza işte açıyor." Diye söylenmeye devam etti. Mert" Abi çocuk falan ayıp oluyor herkesin içinde" Dediğinde Yakut şaşkın şekilde Mert'e dönüp" Ayıp mı oluyor. Yukarda kendine çoçuk diyen kimdi acaba." Demişti.
O an kardeşim olsun isterdim. Evet öz olmasada bir abim vardı ama bir kardeşim olmasını isterdim. Gerçi çok küçükken kardeşim vardı iki tane ama ölmüşlerdi. O olayı, yaşadıklarımı hatırlamak bile istemiyordum. Bebek çığlığı hala kulağımda yankılanırken gözlerimi sıkıca yumup ellerimi yumruk yaptığımın farkında bile değildim.
Elime bir el değince gözlerimi açıp elimi serbest bırakmıştım. Polat'ın yengesi elime kına sürmek için kına almıştı. Bende sürmesi için iki elimide iyice ona uzatıp kınayı sürmesine izin vermiştim.
Polat'ın nefesini tekrar kulağımda hissederken" Ne o ağlamayacak mısın" Demişti. Anlamamış şekilde ona dönerken"Pardon ne ağlaması" Dediğimde sırıtarak" Hani evleniyoruz ya kınan yakılıyor. Genelde böyle anda her kadın ağlıyor diye biliyorum ben" Demişti. Yüzümü biraz ona yaklaştırarak" Ya öyle mi? Ama ben o kadınlardan değilim çünkü sahte bir evlilik bu. Severek evlenseydim ağlardım belki" Dediğimde yüzü kasılmıştı. Benden biraz uzaklaşıp oturuşunu dikleştirmişti. Ne dedim ki şimdi ben. Olanı söyledim. Hayır yani kızacak ne var. O da nişanda da söylemişti bunları. Neyse.
------------------------------
Sabah Buket'in benim üstüme su döküp uyandırmasıyla uyanmıştım. Nasıl harika ama. Hanımefendi bir kova su dökmüştü ve annem ikimizede kızıp yerleri sildirmişti. Benim ne suçum vardı ki. Birde düğünüm vardı bugün. Çok relaxtım şuan anlatamam yani.
Şimdi ise Buket gelinliğimin sırt kısmında olan ipleri bağlıyordu. Ha pardon düğüm atıyordu. Neymiş âdet böylemiş. Damat çıkarırken zorlanacakmış. Sanki gerçekten evleniyordukta gelinliği çıkartması kaldı. Tövbe Allah'ım ya. Ne âlem bir kız bu.
"Ya yeter Buket sanki gerçekten evleniyoruzda Polatta gelinliği çıkartcak. Bırak artık şunu" Dedim. " Ya olsun ne olcak. Millet kankasına yapıyor bende sana yapıyorum işte bozma. Daha ayakkabının altına ismimi yazıcam aşko." Dediğinde göz devirdim. Neden sanki gerçekten evleniyorum gibi antin kuntin işler ile uğraşıyordu.
Düğün baya kalabalık olacaktı. Kına da çok da olmasa da baya insan vardı ama düğünde baya kişiler olacaktı. Ünlü isimlerde olacağı için magazinciler gün boyu duracaklardı. Kınada ne güzel sadece kına yakılırken gelmişlerdi.
Aynadan kendime bakıyordum. Göğüs kısmı ful açıktı. Sırtında bağlama yeri vardı. Gelinlik çok abartılı olmasada kabarıktı. Kırık beyaz kumaş tercih etmiştim dikerken. Göğüs kısmında küçük taşlar ve güller vardı . Bu gelinliğin belli bir kısmına kadar devam ediyordu. Belli bir kısmından sonra düz bir şekilde devam ediyordu. Duvağı ise çok uzun olamayacak şekilde kesmiştim. Gelinliğim tam hayalimde ki gibiydi. Ama düğünüm öyle değildi. Ne kadar dışardan öyle görünsede değildi.
Annemler odaya girdiğinde abim elinde kırmızı kuşak ve kırmızı duvak ile gelmişlerdi. Sahte bir evlilik olduğu için kına ve düğünde çoğu âdeti yapmamıştık ama çok dikkat çekmesin diye gerekli olan âdetleri yapıyorduk sadece.
Abim karşımda durup kuşağı bağlıyordu. Oda baya sessizdi. Annem ve babama baktığımda annemin gözleri dolmuştu. Babam ise onu kendine çekmiş sarılarak bana bakıyorlardı.
Abim duvağı örtmeden önce" Seni kimsenin üzmesine izin verme. Ne kadar sevdiğin kişi olasada kendini ezdirme. Bir şey olduğunda beni arayabilirsin. Seni çok seviyorum pamuk prensesim." Dediğinde abim alnımdan öpüp duvağı örtmüştü. O an içime ağlama dürttüsü geldi ve abime sarıldım. Daha sonra ağlayan anne ve babama sarıldım.
"Hadi hadi benide ağlatacaksınız şimdi. Aşağıya inelim de fazla beklemesinler" Demişti Buket'in babası yani Erkan amcam. Onlarada sarıldığımda sıra babaanneme gelmişti. Kınamda vardı evet ama yanıma gelmemişti bile. Zaten böylesi daha iyi olmuştu. Onun ise sadece elini öpmüştüm. Babaannem ise sadece öyle bakıp" Sağolasın" Demişti. Kına da sadece Hakan'ın eşi vardı. Hakan yoktu ama şimdi düğünde olacaktı. Bir aksilik çıkarmasından korkuyordum. Kim bilir ne şeytanlıklar dönüyordu aklında.
Çiçek gönderen kişi ve mesaj atan kişi hala ortalarda yoktu. Merak ediyordum. Evlenirsem çiçek yollamaya devam mı edecekti acaba. Veya peşimi bırakacak mıydı ki.
Düşünceler ile abimin koluna girip aşağıya inmiştim.
Polat arabaya yaslanmış bir şekilde duruyordu. Diğer herkes ise kendi arabalarının önünde bekliyordu. Abim Polat'a yaklaşarak"Kardeşim önce Allah'a sonra da sana emanet" Dedi. Polat ise elimi tutmadan önce" Merak etmeyin ama Zerina bir emanet veya eşya değil. Benim hayatıma giren bir lütuf " Dediğinde elimi tutmuştu. Ona şaşkınlıkla bakıyordum.Şuan ne diyeceğimi bilmiyordum. Niye öyle bir şey deme gereği duymuştu ki. Elimi tutarak gelin arabasına doğru gelmiştik. Kına da görmediğim Yavuz ve eşi Elif Düğün arabasının içindelerdi. Anlaşılan arabayı Yavuz sürecekti. Polat kapıyı açtığında onun yardım etmesiyle beraber arabaya binmiştim. Polat'ta arabanın arkasından dolaşıp yanıma binmişti.
Araba giderken Polat " Orda abine dediklerim blöf içindi yani insansınlar diyeydi. Umarım kızmamışsındır. Öylesinde dedim içimden gelerek değil. Rahatsız olmamışsındır umarım."Dediğinde nedense içime bir burukluk gelmişti. Aslına bakılırsa kızmak yerine sevinmiştim ama şimdi ise kırılmıştım. Neden kırılıyordum ki. Sevmiyorduk işte. Sahte evlilikti. Umarım bu evlilik sürecinde ona bağlanmam. Eğer bağlanırsam işte o zaman acım başlardı. Şuan neden böyle hissediyordum bilmiyordum. Ne hayatıma ne olduğunu biliyordum ne de hislerime ne olduğunu biliyordum. Öylece ne olacağını bekleyip göreceketim.
Zorda olsa tebessüm ederek " Yok sorun değil. Sen doğru olanı yaptın. Hem daha çok inandırıcı olmuştur öyle" Dediğimde o da kafasını sallayarak camını açtı. Konvoy eşliğinde yola çıkmıştık. Abime kurduğu cümle dolaşıyordu beynimde. Bir yanım mutlu olurken bir yanım blöf için yaptığından dolayı nedensizce üzülüyordu. Umarım bu kafa karıştırıcı hislerden kurtulurdum.
Önümde duran Yavuz ve Elif'e baktığımda bindiğimizden beri tek kelime konuşmamalarına ve hala soğuk olmalarına anlam verememiştim.
Güzel kızdı aslıda. Siyah ve kıvırcık saçları ensisinin hizasındaydı yani çenesindeydi. Bugün düğün için saçlarını düzleştirmişti. Bu ona farklı hava katmış gibiydi.
"Yavuz yakma o sigarayı aslanım" Dediğinde ona döndüm. " Neden ki abi. Bir şey mi oldu" Dedi Yavuz. " Evet Zerina'nın astımı var. Rahatsız oluyor bu kokulardan" Dediğinde yüzümde büyük bir gülümseme oluştu. Kendisi dikkat ettiği gibi çevresindekilere de ettiriyordu. Bu düşüncesi kalbimi ısıtmıştı. Yavuz"Tamamdır abi" Demişti. Sigarayı geri kutusuna koyup ardından kafasını hafif bana döndürüp "Kusura bakma bilmiyordum."Dedi."Sorun yok." Dedim yüzümden gitmeyen gülümsemeyle.
Polat'a döndüğümde onunda düşünceli şekilde camdan baktığını gördüm. O da bu evliliği düşünüyordu. Nasıl olacağını ,ne sonuçlar doğuracağını.
Artık daha fazla düşünmemek adına ön camdan yolu izlemeye başladım. O sıra Elif'in Yavuz'a baktığını fark ettim. Daha çok onu inceler gibiydi. Aralarında bir şey olmuştu ama ne. Bu kadar uzun süre çözülmeyecek ne olabilirdi ki. Gerçi yaşamadan bilemezdik. Şuan hangimiz neyi biliyorduk ki.
------------------------
Gelin için olan oda da kızlar ile oturuyordum. Daha doğrusu kızların hepsi isimlerini ayakkabımın altına yazıyorlardı.
Birazdan düğün başlayacaktı ama iki saat kalem aramışlardı şimdi ise anca isimlerini yazıyordu.
Odanın kapısı açıldığında Mert girmişti ve hemen kızların yanına gidip" Hadi benimde ismimi yazın" Dediğinde Yakut yine ters ters Mert'e bakarak" Ya sen manyak mısın? Ne diye böyle şeylere özeniyorsun" Demişti. Düğün boyunca bu atışma devam edecek gibiydi." Ne var bunda abla. Hayır benim ismim yazılsa bir yerinizden bir şey mi eksilir" Demişti. Mercan uyarır şekilde" Mert" Demişti. Mert'te" Yenge ama" Dediğinde Buket " Of iyi tamam yazalım şunun isminide yoksa susmayacak " Dedi. Mert kaşlarını çatarak" Şu mu ayıp oluyor ama" Dediğinde Yakut bıkkınlıkla"Nedense hep sana ayıp oluyor Mert" Demişti.
Mert bana dönüp " Melra yenge duyuyor musun? Bana ne diyorlar bir şey de şunlara" Demişti. Yok ben sağırdım duymuyordum ve yenge mi demişti o. Nedense hoşuma gitmişti. Tuhaf hissetmiştim. "Bir şey" Dediğimde Mert bana mal mısın dercesine bakarken kızlar gülmüştü. " Ne kadar etkileyici oldu yenge ya anlatamam şuan" Dediğinde Olivia yengem odaya girip yanıma oturdu. Öylesine havadan sudan konuşurken Buket"Heh oldu. Al canım giyebilirsin ayakkabını" Demişti ve ayakkabıyı önüme koymuştu. Koskoca gelinlik ile zor bela çıkardığım ayakkabıyı giyecektim. Hımm bir düşüneyim düğünün iki saati bununla uğraşırdık. Ne kadar da zeki kuzenim vardi.
"Canım benim koskoca gelinlikle o ayakkabıyı nasıl giyeyim. Sihir yolu ile falan mı giyeyim. Aldığın gibi giydir onu canım" Dediğimde Mert on santim topuğu olan ayakkabıya değişik şekilde bakıyordu. " He doğru. Tamam o zaman ayağı kalk, kızlara tutunup ayağını kaldır giydireyim" Dediğinde öyle yapmıştım. O gelinliğimin içine girerek topuklu ayakkabıyı giydirmeye çalışıyordu. Geri gelinlikten kafasını çıkarıp " Burası karanlık bir bok gördüğüm yok ki. Sindirella masalına döndü iş." Dediğinde Olivia yengem ona telefonun fenerini yakıp vermişti. Tekrar eğilip gelinliğin altına girdiğinde odanın kapısı tekrar açılmıştı.
İçeri Polat ve Mahir girdiğinde bize tuhaf gözlerle bakıyordu. " Napıyorsunuz siz öyle" Demişti Polat. Buket ayağıma ayakkabımı giydirip kalktığında Mert" Yengemin ayakkabısını altına isimlerimizi yazdırdıkta. Ondan dolayı tekrar ayakkabısını giyiyordu yengem. "Demişti. Polat ilk baş hafif şaşkın gözlerle baksada sonrada" İsimlerimizi derken. Sende mi yazdırdın" Dediğinde Mert yine gözlerini kaçırmıştı. Polat " Yarabbi sabır" Demişti. Mahir ise sırıtarak" Biliyor musun nedimelik sadece kına tepsisi tutmakla olmuyor. Birde gelinin topuklu ayakkabısını giyeceksin. "Demişti. Şakasına Mert'i korkutmak için demişti. Mert" Yok ne alaka. Şaka dimi. Ben vazgeçtim nedime olmaktan. Hem o kadar kız varken nedimelik benim neyime değil mi? " Dediğinde biz kızlar olarak gülmüştük. Polat ve Mahir sadece sırıtmışlardı.
Polat " E ama çoktan nedime oldun ki sen. Dün sana demişler ama sen olmak için kök söktürmüşşün beyefendi" Demişti. " Ya abi istemiyorum şuan nedime olmak. Bir şey yapsana. Top gibi topuklu mu giycem" Dediğinden Mahir elini Mercan'ın beline koyarken" Dün hiçte öyle olmadı ama"Demişti. Mert sadece göz devirmişti.
Yakut herkese bakarak" Hadi biz çıkalım. Abim ve Melra konuşup gelsin" Demişti. Herkes oda dan çıkarken Polatla baş başa kalmıştık.
Polat'ın gözünde hayranlık var gibiydi. Çok güzel bakıyordu bana ve ben öyle hissediyordum.Bu anın bitmesini istemedim. Bende ona baktığımda yine dünkü gibiydi ama sakallarını kesmişti. Yine gözleri onun verdiği boynumda ki kolyeye kaymıştı. O kolye boynumda olduğu sürece bakacağı kesindi. "Gözlerini alamıyorsun herhalde benden" Dediğimde yarım bir gülüşle" Seninde benden pek bir farkın yok sanırım" Demişti. Şakasına dediğimi biliyordu ve devam ettiriyordu. En sevdiğim insan tipi. Şaka mı anlamayıpta ciddi konuşma yapanlar benden uzakta dursa sevinirim. Şakaya bile ciddi cevap veren soğuk insanları anlamıyorum. Robotlardan önce onlar vardı bence.
" Bu arada yine çok güzel olmuşsun Zerina" Deyip cebinden büyük bir kutu çıkarmıştı. Tüm hareketlerini dikkatlice izliyordum.kutudan çıkardığı altın yüz görümlüğünü gördüm.
"Arkanı dön takayım" Demişti.
Arkamı döndüğümde yine saçlarımı ve duvağımı nazikçe tutup ön tarafıma bırakmıştı. Yine heyecan basıyordu bana. Kolyeyi bu sefer hızlıca takmıştı. Geri aynı şekilde saçımı ve duvağımı geri yerine aldığında ona döndüm.
"Sende yakışıklı olmuşsun Polat" Dediğimde "Eyvallah." Demişti. Kolunu uzattığında onun koluna girip odadan çıkmıştık. Baya gergindim. Boşta olan elimle tırnak etlerimi yüzüyordum. Polat yine elime bakınca kaşlarını çatmıştı.
"Hazır mısın Zerina" Dediğinde ona döndüm. Merdivene kadar gelmiştik. Herkes aşağıdaydı. " Neye hazır mıyım Polat" Dedim anlamamış şekilde. " Kukla gibi sahnede gercek olmayan bir oyunu oynamaya " Demişti. O da farkındaydı kukla gibi olduğumuzun. Bizi oynatan kişilerin istediği şekilde hayatımızı oynuyorduk ama sahte şekilde. Gerçek biz bu değildik.
"Bilmiyorum Polat. Değilim galiba" Dediğimde bana bakarak merdivenden bir adım atmıştı ve artık geri dönüşü yakın olmayan yola ilk adımımızı atmayı teklif etmişti. Bende ona uyup bir adım attım ve aşağıya inmeye başladık.
-----------------------
Hakim Bey'in sorduğu soru ile kukla gibi yaşamama benim vereceğim tek bir cevap kalmıştı.
Herkes bana bakıyordu. Vereceğim cevaba özellikle.
Ağzımı açıp kapattım. Gözlerimi yumup açtım. En fazla ne kadar kötü geçebilirdi ki bir kaç ay. Sahte evlilik yaptığım insanla en fazla ne yaşayabilirdim ki.
Yüksek bir sesle evet diye bağırmıştım. Salonda alkış sesleri kopmuştu. O an herkesle göz göze geldim. Yanımda ki Polat'a baktığımda bana durgun şekilde bakıyordu.Yakut'a baktığımda gözlerinde rahatlama görmüştüm. Kendi aileme baktığımda gözlerinde mutluluk vardı. Hakanla göz göze geldiğimde ise ateş fışkırıyordu. Saatli bomba gibiydi. Bir bokluklar yapacaktı ve korkum git gide artıyordu.
Hakim Bey'in nikahımızı kıymasıyla ayağı kalktık. Polat bana dönerek" Yine öpeceğim daha inandırıcı olsun diye" Dediğinde onaylar şekilde kafamı salladım ve gözlerimi kapattım. Artık alıştım sayılırdı. Hem ona hem de yaptıklarına.
Dudaklarından çıkan nefesi yüzümün aşağısana yaklaştığında gözlerimi açarak şaşkınlıkla ona baktım. O ise biraz daha eğilip burnuma tatlı bir öpücük kondurduğunda öylece donup kaldım. Bir an dudaklarımdan öpecek sandım. İşte o zaman ondan kopamazdım zaten bağlanıyor gibiydim iyice bağlanırdım. Bağlanmamam gerekti biliyorum. Bunun daha da ileriye gitmemesi adına kendimi durduracaktım ama Polat böyle yaptıkça ne yapacağımı bilmiyordum. Her anlamda boğuluyordum.
Daha sonra anlımdan da öptüğünde herkes bir kez daha bizi alkışlamıştı.
-------------------------
Takı merasimi sonunda bitmişti. Artık bedenim takıları kaldırmıyordu.
Odaya çıkıp hem takıları çıkartmak için hem de düğün sonunda after parti gibi bir şey olacağı için diğer kısa gelinliği giymiştim. Gelinliğin etek kısımları fırfılıydı ve kısaydı. Askılı ve göbeğine kadar uzanan dekoltesi vardı.
Birde Buket'in dediğine göre neymiş gelinliği Polat çıkarcakmışta. Ondan baya düğüm atıyormuşta. Sanki gerçekten evleniyordukta Polat'ta gelinliğin düğümlerini çözecekti. Ebru ile bizim canımız çıktı düğümleri sökerken.
Tam Ebru ile aşağı ineceğimiz sıra Buket elinde çiçekle girdi. Biraz telaşlı sesiyle" Melra" Demişti. "Efendim ne oldu" Dedim. Sana çiçek gelmiş. Tabi bunu ilk Mahir görmüş. Polatla beraber çiçeğe bakmışlar ve notu okumuş Polat." Demişti. "Ee Buket sonra ne oldu. Ya zaten Polat görmüştü ki çiçek geldiğini anlatacaktım ben ona başka ne olmuş olabilir" Dediğimde. "Hakanla kavga ediyorlar"
Ebru ile aynı anda " Nee" Demiştik. "Neden. Ne alaka kavga ediyorlar" Dedim. "Ya zaten olay çiçeğin gelmesi değil olay kavga etmeleri. Hakan baya içmiş. Polat'ın yanına gelince baya saçmalamış. Hemde nasıl saçmalamış ama ne dediğini bilmiyorum. Yakut dedi Abim Melraya anlatsa daha iyi olur diye. Magazincileri uzaklaştırmaya çalışıyorlardı en son. "
Şuan Hakan'ın ne dediğini merak ediyordum. Umarım hakkımda saçma sapan şeyler uydurup söylememiştir. Zamanında yapmadığı şey değildi bu. Nefret ediyordum ondan. Ne zamam bırakacaktı yakamı.
Çiçeği alıp notu okuduğumda
'𝙷𝚊𝚢ı𝚛𝚕ı 𝚘𝚕𝚜𝚞𝚗 𝙼𝚎𝚕𝚛𝚊 𝚉𝚎𝚛𝚒𝚗𝚊...'
Yazıyordu. Çiçek olarak ise bu kez mavi ortanca çiçeği gelmişti.
𝘔𝘢𝘷𝘪 𝘰𝘳𝘵𝘢𝘯𝘤𝘢 𝘶𝘻𝘶𝘯𝘵𝘶 𝘷𝘦 𝘬𝘢𝘭𝘱 𝘬ı𝘳ı𝘬𝘭ı𝘨ı𝘯ı 𝘵𝘦𝘮𝘴𝘪𝘭 𝘦𝘥𝘦𝘳𝘥𝘪...
---------------------
Yeni evimde ki koltukta oturmuş öylecede duruyordum.
After party baya kısa sürmüştü. Ben tahmin etmiştim zaten Hakan'ın olay çıkaracağını.
Şuan Polat ve Mahir magazincilerle uğraşıyordu. Yavuz ve Elif odalarına çekilmişlerdi. Mert, ben, Yakut ve Mercan oturma odasında oturuyoduk.
Yakut'a dönüp" Ne demiş ki Hakan bu kadar kavga etmişler. "Demiştim. Hakan'ın yüzü baya kötüydü. Polat'ın ise kaşı kanıyordu ve burnundan kanlar geliyordu. Biraz daha kan görürsem kusacağım kesindi de neyse.
" Bilmiyorum bende orada değildim. Son anda geldim. Buket'e de sana söylemesi için gönderdim ve ne olduğunu ilk abimin sana anlatmasını daha mantıklı buldum." Dediğinde anladım şekilde kafamı sallamıştım.
Merdivenlerden inen Polat ve Mahir'i gördüm. Polat'ın gömleğinde biraz kan lekeleri vardı. Daha fazla dayanamayıp Polat'ın karşısında durup" Konuşabilir miyiz artık" Dediğimde onaylar şekilde başını sallayıp yukarıyı işaret etti başıyla.
Yukarıya çıkarken o da arkamdan geliyordu. Hangi oda olduğunu bilmediğim için duraksadım. Polat önüme geçip odanın kapısını açtığında peşinden gitmiştim.
Odanın cam kenarında olan yatağa doğru ilerleyip oturduğumda Polat kapıyı çekip yanıma geldi ve oturdu. Oda siyah ve gri renkteydi. İç karartıcı bir havası vardı odanın.
Ben ilk konuşmaya başlayacakken o " İlk öncelikle bu Hakan adında ki it neyin nesi. İkinci olarak bu ne bokluklar peşinde, neden böyle şeyler yapıyor. Nişanda da fark etmedim sanma. Adam da ki göz göz değil. Değişik tipi var. Bugünde fark ettim. Utanmasa daha neler diyecekti piç. O şerefsizi tekrar bulayım bak ne yapıyorum o zaman." Demişti tek solukta. Baya sinirleneceği ne olmuştu ki. Hakan'a dediklerinde ve yapacaklarında haklıydı. Karışmazdım orasına. Banane sonuçta. Hakan'dan kurtulayım yeter bana. Bıktım bu adamdan.
Koluna dokunup " Sakin ol önce. Ne dedi bu kadarda sinirlendin. Gerçi bende ki de sorumu o hep bir olay çıkarır. "Demiştim. Kolunu tuttuğum elime bakarken kafasını eğdiğinden dolayı hala kanayan kaşını gördüm. Kanayan kaşından akan kan ilk yanağına sonra çenesine daha sonra boğazına ve sonrada üstümde ki değiştirmediğim beyaz elbiseme akmıştı.
O akan damlanın elbiseme bulaşmasıyla kafasını kaldırdığında" Sorun yok. Yıkanır geçer de. Kaşın fena halde akıyor. Pansuman yapacak bir şey yok mu?" Diye sorduğumda
"Banyoda ki dolapların birisindeydi" Dediğinde odanın içindeki kapıya yürümeye başladım ama iki tane kapı vardı. Ona hangisi diye dönüp soracağım sıra "sağda ki" Diyerek ben sormadan cevaplamıştı.
Banyoda ki dolapları karıştırıp pansuman yapabileceğim eşyaları aramıştım. Beş dakika sonra bulduğum pansuman kutusuyla odaya girdiğimde üstüne siyah bir tişört giymiş ve oda da ki koltukta oturmuştu.
Yanına gidip oturduğumda kutudan pamuk ve tentürdiyot çıkardım ve pamuğa döktüm. Kan görmekten nefret ediyordum. Ondan dolayı hızlıca yapmaya çalıştım. Hızlıca yaptığımdan dolayı fazla bastırdığımın farkında bile değildim. Hafif inlediğinde elimi hemen çekip
"Pardon. Kan görmeyi sevmediğim için hızlıca yapmaya çalıştım. Kusura bakma" Dediğimde önemli değil derecesine başını sallamıştı. Artık kan akmayan burnunada da yine de pansuman yapıyordum. Ben bunları yaparken tek kelime bile etmeden beni izliyordu. Nereye hareket edersem oraya bakıyordu. Böyle bakması elimi ayağıma dolaştırıyırdu. Birde yine çok yakındık. Ona kapılmamam lazımdı.
Eşyaları kutuya koyup kullandığım pamuğu da elime alıp kalkacağım sırada kolumu tutup "Ver bana ben hallederim. Sen üstünü değiştir gel tekrardan konuşmamız gerek çünkü" Dediğinde Hakan olayını konuşacağımızı anladım. Bende tamam diyip elimdekileri ona verip ona bakarak odadan çıktım ama benim odam neresiydi ki.
Acaba hangi oda benim diye düşünürken Mert hemen yanıma gelip
"Hadi bakalım" Dediğinde anlamamıştım."Neye bakıcaz Mert anlamadım." Dediğimde ayağımda ki ayakkabıyı işaret edip" Neye olcak ayağındaki ayakkabıda yazan isimler silinmiş mi ona bakıcaz" Dediğinde gülerek " Tamam gel hadi bakalım" Dedim ve Mert'in odası olduğunu tahmin ettiğim yere doğru yürüdük. Odadan içeri girdiğimde oda biraz renkliydi. Her renkten vardı ve müzik aletleri ile doluydu oda. Anlaşılan müzik ile uğraşmayı seviyordu.
Oda da ki tekli koltuğa oturup ayakkabıyı çıkarıp ona verdiğimde gülen yüzü solmuştu. "Şaka mı bu ya. Ne demek tek benim ismim silinmemiş" Dediğinde elindeki ayakkabıyı alıp baktığımda Ebru'nun isminin komple silinmiş olduğunu gördüm. Kızların ise hafif silinmişti. Mert'in ise ismi hala duruyordu. Hafif gülerken Mert " Gülme ya. Bu zıkkım olası şeyi tekrar yapsak olmuyor mu? " Diye sorduğunda olumsuz anlamda başımı salladım. Mert ise oflamıştı.
"Mert benim odam nerde biliyor musun? " Diye sorduğumda " O da sorumu yenge kocanın odası neredeyse senin de odan orasıdır." Demişti sırıtıp göz kırparak. Ona göz devirdiğimde"Tamam tamam benim direkt karşı tarafımda ki oda diye hatırlıyorum." Dediğinde "Teşşekür ederim" Diyip elimde topuklu ayakkabı ile odadan çıkıp karşı odaya geçtim. Oda genelde krem rengi ve açık kahve tarzındaydı. Beğenmiştim. Güzeldi. En azından Polat'ın odası gibi boğuk değil ferahtı.
Odanın içinde iki kapı daha vardı tekte giyinme odasını bulup ordan pijama takımı almıştım. Kısa kollu, alt kısmı uzun, pembe ve kalpli bir pijamaydı. Direkt üstümdekinden kurtulup kirli sepetine attım. Banyoya geçip makyajımı da silmiştim. Dalgalı halde olan saçlarımı topuz yaptığımda banyodan çıkmıştım. Yarın yüksek ihtimalle eşyalarım gelecekti onları da yarın halledicektim.
Odadan çıkıp yan tarafımda ki Polat'ın odasına ilerlemiştim. Gerçektende evlenmiştik. Tabi Hakan'ın çıkardığı olay sayesinde bu bile aklımdan çıkmıştı.
Odanın kapısını tıklatıp içeri girdiğimde yatakta oturmuş telefonuna bakan Polat'ı gördüm. Kapının açılması ile bana doğru
Döndü ve elinde ki telefonu kapattıp komidine bıraktı.
İlk baş beni boydan boya süzdü ve oturmam için başı ile yan tarafını işaret etti.
Yanına ilerleyip oturduğumda " Sana bir şey soracağım bu Hakan'la geçmişte ne yaşadınız. Bana ilk önce bunu anlat" Dediğinde o ana geri hiç dönmek istemesemde geri dönmüştüm.
2 𝘺𝘪𝘭 𝘰𝘯𝘤𝘦...
•••••••••••••••••
"İstemiyorum zorla mı ya" Dediğimde babaannem " Ne demek istemem. İsteyecesindir dediysem isteyecesindir" Demişti Ve tokat atmıştı. Ağlayarak onlara bakıyordum. Hakan ise bana sırıtarak bakıyordu.
İstemiyordum onun gibi şerefsizi. Hem sevdiğim vardı benim. Daha ona açılacaktım. Evlenemezdim Hakanla. İstemiyordum.
Kemal amcam" İyi istemiyorsan isteyene kadar ceza çekeceksin" Dediğinde kolumdan tutup beni peşinde sürükledi. Ne zaman bitecekti bu işkence. Tam da mezun olup aileme bu güzel haberi vermeye gelmiştim ama asıl haberle ben karşılaşacağımı bilmiyordum.
Kemal amcama yapma etme diyordum beni dinlemiyordu ama. Beni konağın aşağısında bakliyatları sakladığımız depoya getirmişti. "Hayır amca lütfen yapma bunu" Dediğim de dinlemeyip karanlık bodruma beni fırlatmıştı ve kapıyı kitlemişti. itmesiyle beraber yere çok sert bir şekilde düşmüştüm. Canım acıyordu. Ayağı kalkıp kapıyı yumruklamaya, bağırmaya başladım. O kadar soğuktu ki şuan bile donmaya başlamıştım.
Annem ve babamın eve çabuk dönmesini bekliyordum. Beni kurtarsınlar diye ama nafile. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama bir veya iki gün geçtiği kesindi. Zaman algımı kaybetmiştim.Artık yere çökmüştüm ağır ağır kapanmaya başlayan gözlerimle içeri giren anne ve babama baktım.
Uyandığımda odamdaydım. Annem hemen yanıma gelip " İyi misin kızım" Demişti. Aşağıdan kavga ve gürültü sesi geliyordu.
" Biliyordunuz değil mi? Hakan ile beni evlendirmek istediklerini" Dediğimde annem başını öne eğmişti. Şuan hepsine o kadar kırgındım ki. Bu kırgınlık geçmeyecek gibiydi.
*************
İki gün geçmişti. Ben hala yatakta uzanıyordum ve titremelerim geçmemişti.
Güç bela yataktan kalkıp odadan çıktım. Aklıma hala olanlar geliyordu. Karanlıkta saçma sapan kafamda uydurduğum sülietler hala gözümde canlanıyordu. Hala o an ki bedenimde ki titremeyi hissediyordum. Dört gün kalmışım orda. Hala beni çıkarın burdan diyen yalvarışlarım kulağımdan gitmiyordu. Böcekler etrafımı sarmıştı. Midemin boş olmasına rağmen kusmuştum sürekli. Kustukça böcekler daha da artmaya başlamıştı. Açlığımı ,susuzluğumu anlatamıyordum bile.
Yavaşça aşağı indiğimde mutfakta Hakan'ı görmemle hemen geriye doğru kaçaçaktım ki kolumdan tutup kendine doğru çekti. "Ya benle evlenirsin Melra ya da evlenirsin" Dediğinde başımı olumsuzca sallayıp" Senle hiç bir zaman evlenmiyeceğim Hakan. İstediğini yap ama öyle bir şey olmayacak" Demiştim tiksinir şekilde. Bu dediğimle daha da sinirlenip saç köklerimden tutup çekmeye başladı. O an ki acıyla derince inledim. Çok canım acıyordu. Saçlarımın elinde kaldığına eminim.
" Evlenme o zaman bak bakalım sana ne yapıyorum " Dediğinde onu itmeye çalıştım ama nafile. Son olarak özel bölgesine vurduğumda iki büklüm olmuştu. Fırsattan istifade koşarak mutfaktan çıktım ama çıktığım gibi peşimden geldi ve beni tutup odaya soktu.
"Bırak beni" Diye bağırdığım da kafasını olumsuzca sallayıp çenemi sıkıca tuttu ve yatağa oturttu.
Yatağın yanında ki komidini açtığında içinden makas çıkardı. O makasla ne yapacaktı? Beni mi kesecekti? Tüm korku bedenimi sarmıştı. Bir anda arkama geçip makasla bebekliğimden beri uzattığım ,sadece az da olsa kestiğim, kalçamın biraz altında biten saçlarımı kesmişti. İçimde ki acı ve nefret daha da büyüyordu.
Kıpırdanıp durmamla makas sürekli kafama batıyor bundan dolayıda canımı acıtıyordu. Beni bırakmıyordu. Bağırışlarımı duymamaları için eliyle ağzımı kapatmaya çalışıyordu. Kafamın ve saç derimin acısı çoğalmıştı. Tüm saçlarım kanlı şekilde yerdeydi. Yataktan itmişti beni yavaşça yere çökmüştüm. Sesim kısılmıştı artık.
Hala tehlikeli bir şekilde baktıktan sonra odadan çıkıp gitmişti. Ben ise öylece durdum. Kafamdan makastan yediğim darbelerden dolayı kanlar akıyordu. Up uzun olan saçlarım şimdi ise elimle oynayamacak kadar yoklardı. Artık gözlerim tekrar kapandı. Dayanmakta güçlük çekiyordum.
Bağıra bağıra ağlamıştım. O anı hiç unutmayacaktım. Yaşattıklarını zamanı gelince de yaşatacağım diye söz verdim kendime. Onlar yüzüne bir sürü travmam oluşmuştu. Tedavi almaktan bıkmıştım. Yaralanmaktan, acı çekmekten bıkmıştım.
**************
𝘎𝘶𝘯𝘶𝘮𝘶𝘻...
••••••••••••••••••
Polat anlattıklarımı şaşkınlıkla dinlemişti. Sadece Hakan'ın yaptığı kısımları anlatmıştım. Daha anlatamadığım başka olaylarda vardı. Sadece bu kadarını anlatabilmiştim.Uzun bir süre konuşmadık. Ağlamamak için zor duruyordum. Bir anda ayağı kalkıp"Ecdadını siktiğimin çoçuğunu bulup öldürecek raddeye getirip yalvartmazsam bana da Polat demesinler" Dediğinde hemen ayağı kalkıp önünde durdum" Dur hemen nereye gidiyorsun. Elini kana bulama onun için değmez gerçekten " Dediğimde " Evet onun için değmez ama senin için değer Zerina" Demişti.
" Lütfen otur Polat bir konuşalım. Ben gidipte onu öldür diye söylemedim. Evet sürünsün isterim ama böyle değil. Lütfen şuan başka bir olay çıkmasın kaldıracak durumda değilim" Dediğimde bana bakarak geri yerine oturdu.Direkt gidip kavga çıkaramazdık. Öyle olursa haklıyken haksız olan biz olacaktık. Önce bir plan yani başka bir yol bulmalıydık ama şuan düşüncek halde değildim. Yarın daha toparlanmış kafayla konuşmak istiyordum.
"Siz bu herifi şikayet etmediniz mi? " Diye sordu. Sesi baya gergin geliyordu. "Ettik. Ettik ama bir şekilde bir yıl yatıp çıktı. Tabii o zaman yeni İstanbul'a taşınmıştım. Gelip beni bulmasından çok korkuyordum." Dedim ve ardından" Sana ne dedi? Neden kavga ettiniz?" Dedim. "Boşver saçmaladı işte bir şeyler" Dedi ve bir kaç kez ısrar etmem sonucu anlatmaya başladı.
"Şerefini siktiğimin çocuğu, ilk baş nasıl evlenirsiniz işte benden asla kurtulamayacaksınız tarzı şeyler söyledi. Alkollü diye bir şey demedim. Daha sonra ise dedi ki ' biliyor musun biz Melra ile önceden beraberdik ve beraber olduk dedi. 'O an bana sinir gelmeye başladı yavaş yavaş. Tabi abin bunu duyar duymaz 'ne diyorsun lan sen kardeşim senden ölesiye nefret ediyor birde seninle mi beraber olcak' dediğinde Hakan'ın ne boktan herif olduğunu anladım." Dedi ve derin nefes aldı. O an Hakan'a içimden baya sövmüştüm. Namusuma laf etmişti. Haysiyetsiz.
" Daha sonra buna benzer şeyleri yine saçmaladı bende sözlü şekilde müdahale ettim ama baya kaşınmaya başladı. Senin ve benim hakkında saçma sapan şeyler söylemeye devam etti. Son dediği beni çıldırttı zaten ağzını yaya yaya 'Melra karım olamıyorsa o zaman Yakut bana kuma olarak gelecek' dedi o zaman bende şarteller attı bende onun ağzını yaya yaya dövdüm. Zaten o sıra bıçak çıkardı. Mahir ve abin de olaya dahil oldu. Abinin eline tekme atmasıyla bıçak yere düştü tabi. Mahir de Hakan'ı itince yere düştü sızdı kaldı." Dediğinde Hakan'ın yaptıklarına şaşırmıyordum.
Gözümden yaş gelirken titrek sesimle" İğrenç, pislik herifin teki işte. Benim hayatımı mahvettiği yetmiyormuş gibi başkalarınında ediyordu " Diyerek göz yaşımı sildim Polat Şuan pimi çekilmiş bomba gibiydi. Bana yaklaşıp bir şey diyeceği sıra ayağı kalkıp"Biraz yanlız kalsam olur mu? Dinlenmek istiyorum" Dediğimde araladığı dudaklarını birbirine bastırdı." İyi geceler Polat" Dedim ve ben kapıdan çıkarken " İyi geceler Zerina" Demişti.
𝘡𝘢𝘵𝘦𝘯 𝘢𝘤ı𝘯ı𝘯 𝘪𝘤𝘪𝘯𝘥𝘦𝘺𝘬𝘦𝘯 𝘵𝘦𝘬𝘳𝘢𝘳 𝘢𝘤ı𝘺𝘢 𝘢𝘵ı𝘭𝘮𝘢𝘬...
𝘖 𝘢𝘤ı𝘯ı𝘯 𝘱𝘦𝘴ı𝘯ı 𝘣ı𝘳𝘢𝘬𝘮𝘢𝘮𝘢𝘴ı...
𝘐𝘯𝘴𝘢𝘯𝘰𝘨𝘭𝘶 𝘢𝘤𝘵ı𝘨ı 𝘺𝘢𝘳𝘢𝘺𝘢 𝘵𝘶𝘻 𝘣𝘢𝘴𝘢𝘳𝘥ı...
𝘒𝘦𝘯𝘥𝘪𝘴𝘪 𝘥𝘦 𝘢𝘤ı 𝘤𝘦𝘬𝘮𝘦𝘴𝘪𝘯𝘦 𝘳𝘢𝘨𝘮𝘦𝘯 𝘯𝘦 𝘢𝘤ı𝘮𝘢𝘴ı𝘻𝘥ı 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘰𝘨𝘭𝘶...
Bölüm etkileşimi
