8. bölüm · 13 Haziran
7
7. Bölüm — Söylenmeyenler
Ertesi sabah Sibel gözlerini açtığında ilk düşündüğü şey Yavuz oldu.Telefonunu eline aldı.Saat henüz erkendi.Ekranda yeni bir mesaj yoktu.Sibel telefonu yatağın kenarına bıraktı ama birkaç saniye sonra yeniden aldı.Kendi kendine gülümsedi.“Bugün görüşeceğiz,” diye düşündü.Bu düşünce bile kalbinin hızlanmasına yetiyordu.Mutfağa geçtiğinde Özlem kahvaltı hazırlıyordu.Özlem kardeşine baktı.“Bugün bir yere mi gideceksin?”Sibel bir an durdu.“Evet.”“Yavuz’la mı?”Sibel cevap vermedi.Özlem gülümsedi.“Cevap vermemene gerek yok.”Sibel sandalyesine oturdu.“Çok belli oluyor mu?”“Bana karşı mı?”Özlem güldü.“Çok.”Sibel başını eğdi.“Bugün ne söyleyeceğini bilmiyorum.”Özlem bir süre sustu.“Sen ne söylemek istiyorsun?”Sibel düşündü.“Onun yanında olmak istediğimi.”“Öyleyse gerisini zamana bırak.”Bu söz Sibel’in içini biraz olsun rahatlattı.Öğleye doğru Yavuz’dan mesaj geldi.“Saat üçte buluşabilir miyiz?”Sibel hemen cevap verdi.“Olur.”Mesajı gönderdikten sonra uzun süre ekrana baktı.Üç…Saat üçe daha çok vardı.Ama beklemek kolay değildi.Sibel hazırlanırken ne giyeceğine bile karar vermekte zorlandı. Birkaç kez kıyafet değiştirdi. Sonunda sade bir kıyafet seçti.Aynada kendisine baktı.Kalbi yine hızlı atıyordu.“Bu sadece bir konuşma,” dedi kendi kendine.Ama bunun sadece bir konuşma olmadığını biliyordu.Saat üç olduğunda Sibel buluşacakları yere geldi.Yavuz henüz gelmemişti.Sibel etrafına baktı.Dakikalar geçti.Sonunda uzaktan Yavuz’u gördü.Yavuz yaklaştıkça Sibel’in heyecanı arttı.Karşı karşıya geldiklerinde birkaç saniye birbirlerine baktılar.“Merhaba,” dedi Yavuz.“Merhaba.”“Beklettim mi?”“Hayır.”Birlikte yürümeye başladılar.İlk dakikalarda ikisi de fazla konuşmadı.Sonunda Yavuz durdu.“Sibel.”“Efendim?”“Seninle konuşmak istediğim çok şey var.”Sibel’in kalbi yeniden hızlandı.“Dinliyorum.”Yavuz derin bir nefes aldı.“Sen bana o gece duygularını söylediğinde… çok düşündüm.”Sibel sessizce onu dinliyordu.“Başta ne diyeceğimi bilemedim.”“Biliyorum.”“Ama sonra şunu fark ettim.”Yavuz bir an sustu.“Sen benim için sıradan biri değilsin.”Sibel’in gözleri doldu.Yavuz devam etti:“Bunu söylemek kolay değil. Çünkü aramızda sadece ikimizin meselesi olmayan şeyler de var.”Sibel onun ne demek istediğini anlamaya çalıştı.“Aile mi?”Yavuz başını salladı.“Evet. Aile.”İkisi de sustu.Çünkü ikisi de aynı gerçeği biliyordu.Onların hikâyesi yalnızca iki kişinin vereceği bir karardan ibaret değildi.Aileler vardı.Geçmiş vardı.Gelecek vardı.Ve bütün bunların arasında yeni filizlenen bir sevda vardı.Yavuz bir süre sonra Sibel’e baktı.“Ben senden kaçmak istemiyorum.”Sibel’in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.“Ben de senden hiçbir şey istemiyorum,” dedi. “Sadece bana karşı dürüst ol.”Yavuz başını eğdi.“Dürüst olacağım.”Sonra Sibel’in gözlerinin içine baktı.“Ben de sana karşı boş değilim.”Sibel’in kalbi sanki bir an durmuştu.Bu cümleyi duymayı günlerdir bekliyordu.Ama Yavuz henüz bitirmemişti.“Fakat önümüzde kolay bir yol olmayabilir.”Sibel gözlerini sildi.“Kolay olmasını beklemiyorum.”Yavuz şaşırdı.“Ne bekliyorsun?”Sibel hafifçe gülümsedi.“Gerçek olmasını.”Yavuz’un yüzünde ilk kez rahatlamış bir ifade belirdi.İkisi de o an bir karar vermişti.Bu sevdayı hemen bir sonuca bağlamayacaklardı.Önce birbirlerini gerçekten tanıyacaklardı.Akşam olduğunda Sibel eve döndü.Özlem onu kapıda karşıladı.Sibel’in yüzüne baktı.“Konuşmuşsunuz.”Sibel gülümsedi.“Evet.”“Peki?”Sibel birkaç saniye sustu.Sonra:“Bana karşı boş olmadığını söyledi.”Özlem kardeşine sarıldı.“Mutlu musun?”Sibel gözlerini kapattı.“Çok.”O gece Sibel uzun zamandır ilk kez huzurlu uyudu.Ama Yavuz aynı huzurla uyuyamıyordu.Çünkü Sibel’e söylemediği bir şey daha vardı.Yavuz’un geçmişinde, kimsenin bilmediği bir mesele vardı.Ve bu mesele, onların sevgisini sınayabilecek kadar büyüktü.Sibel henüz hiçbir şey bilmiyordu.
