13. bölüm · 13 Haziran
12
12. Bölüm — Kırılan Sessizlik
Yüzleşmenin üzerinden birkaç gün geçmişti.Sibel ile Yavuz yeniden konuşmaya başlamışlardı. Fakat ikisi de biliyordu ki yaşananlar bir anda unutulmayacaktı.Güven bir kez sarsıldığında, yeniden kurulması zaman alırdı.Sibel artık arkadaşının söylediklerini hemen kabul etmiyordu.Bir şey duyduğunda önce düşünüyordu.“Bunu Yavuz’a sormalıyım.”Bu, ilişkilerinde küçük ama önemli bir değişiklikti.Bir akşam Sibel’in telefonu çaldı.Arayan arkadaşıydı.“Konuşmamız lazım,” dedi.Sibel’in içi yine huzursuz oldu.“Ne hakkında?”“Yavuz hakkında.”Sibel birkaç saniye sustu.“Yine mi?”“Bu kez farklı.”Sibel derin bir nefes aldı.“Ne söyleyeceksen açıkça söyle.”Arkadaşı bir süre sessiz kaldı.“Ben onunla ilgili bazı şeyleri senden önce öğrendim.”Sibel’in kalbi hızlandı.“Ne öğrendin?”“Bunu telefonda anlatmak istemiyorum.”Sibel’in sabrı tükenmeye başlamıştı.“Artık imalarla konuşma. Eğer bildiğin bir şey varsa söyle.”Karşı taraf sustu.Sonra:“Yavuz’un sana anlatmadığı bir şey var.”Sibel’in yüzü bir anda değişti.“Ne?”“Bunu kendisine sor.”Telefon kapandı.Sibel uzun süre olduğu yerde kaldı.Bir yandan arkadaşına kızıyordu.Diğer yandan içine yeniden şüphe düşmüştü.Fakat bu kez farklı davranacaktı.Yavuz’u aradı.Telefon birkaç kez çaldı.Yavuz açtı.“Efendim Sibel?”Sibel doğrudan sordu:“Benden sakladığın bir şey var mı?”Yavuz sessiz kaldı.Bu sessizlik Sibel’in kalbini sıkıştırdı.“Yavuz?”“Hayır demek kolay olurdu.”Sibel’in gözleri doldu.“Yani var mı?”Yavuz derin bir nefes aldı.“Var.”Sibel’in dünyası bir anda sessizleşti.“Ne?”“Bunu telefonda anlatmak istemiyorum.”Sibel’in sesi titredi.“Yine mi?”“Beni dinle.”“Hayır Yavuz. Artık beklemek istemiyorum.”Yavuz sustu.Sibel devam etti:“Ben seninle ilgili her şeyi başkasından öğrenmek istemiyorum.”“Öğrenmeyeceksin.”“Öyleyse anlat.”Uzun bir sessizlik oldu.Sonunda Yavuz:“Yarın İstanbul’da olacağım,” dedi.Sibel gözlerini kapattı.“Tamam.”“Yüz yüze konuşacağız.”“Tamam.”Telefon kapandı.Ertesi gün Sibel sabahın erken saatlerinde uyandı.Aklında yalnızca Yavuz’un söyleyeceği şey vardı.Özlem onun yüzündeki endişeyi fark etti.“Bir şey mi oldu?”Sibel başını salladı.“Yavuz’la konuşacağım.”Özlem bir süre kardeşine baktı.“Ne olursa olsun, önce gerçeği dinle.”Sibel başını salladı.“Bu kez öyle yapacağım.”Yavuz İstanbul’a geldiğinde doğrudan Sibel’in yanına gitti.İkisi karşı karşıya oturdu.Bu kez hiçbirinin söyleyecek sözleri kolay değildi.Yavuz uzun süre sustu.Sonra Sibel’in gözlerinin içine baktı.“Bunu sana daha önce anlatmalıydım.”Sibel sessizce bekledi.“Peki neden anlatmadın?”Yavuz başını eğdi.“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”Sibel’in gözleri doldu.“Beni kaybetmemek için benden gerçeği saklamak… sence doğru muydu?”Yavuz cevap veremedi.Sibel’in gözlerinden yaşlar süzüldü.“Ben senden mükemmel olmanı istemedim.”Yavuz ona baktı.“Sadece dürüst olmanı istedim.”Yavuz derin bir nefes aldı.“Biliyorum.”Sonra konuşmaya başladı.Ve Sibel, Yavuz’un ağzından duyduğu gerçek karşısında ne diyeceğini bilemedi.Çünkü mesele sandığından çok daha farklıydı.Bu sır, yalnızca Yavuz’un geçmişiyle ilgili değildi.Sibel’in kendi ailesine kadar uzanan bir hikâyenin ilk parçasıydı.O an ikisi de bilmiyordu.Fakat bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
