7. bölüm · 13 Haziran
6
6. Bölüm — Ailenin Gölgesinde
Sibel, Yavuz’un gönderdiği mesajı tekrar tekrar okuyordu.“Sana söylemem gereken önemli bir şey var.”Basit bir cümleydi.Ama Sibel’in zihninde onlarca ihtimal doğurmuştu.Yavuz neden böyle bir şey söylemişti?İstanbul’a geldiğinde ne anlatacaktı?Sibel, telefonu masanın üzerine bıraktı ve derin bir nefes aldı.Tam o sırada ablası Özlem odaya girdi.“Sibel, ne düşünüyorsun böyle?”Sibel irkildi.“Hiç… bir şey düşünmüyorum.”Özlem gülümsedi.“Sen böyle ‘hiçbir şey’ dediğinde kesin bir şey vardır.”Sibel cevap vermedi.Özlem onun yanına oturdu.“Yavuz mu?”Sibel’in yüzündeki ifade değişti.Özlem bunu görünce gülümsedi.“Anladım.”“Ne anladın?”“Hiçbir şey söylemene gerek yok.”Sibel başını eğdi.Özlem, kardeşinin yüzündeki heyecanı görüyordu. Fakat onun kadar sevincini de endişesini de biliyordu.“Mutlu musun?” diye sordu.Sibel birkaç saniye düşündü.“Evet.”“Peki korkuyor musun?”Bu kez Sibel hemen cevap verdi.“Evet.”Özlem kardeşinin elini tuttu.“Bazen insan sevdiği şeyi kaybetmekten korktuğu için mutlu olmaktan bile çekinir.”Sibel ablasına baktı.“Ya her şey düşündüğüm gibi olmazsa?”Özlem hafifçe gülümsedi.“Bunu zaman gösterecek. Ama ne olursa olsun, kendini kaybetme.”Bu söz Sibel’in aklında kaldı.Evde yalnız değillerdi.Özgür de Sibel’in son günlerdeki değişikliğini fark etmişti.Kardeşler arasında bazı şeyler söylenmeden anlaşılırdı.Özgür, Sibel’in telefonuna sık sık baktığını görünce takılmadan edemedi.“Telefonu biraz bırak artık.”Sibel gülümsedi.“Sen kendi telefonuna bak.”“Ben bakıyorum zaten.”“Belli.”İkisi de güldü.Fakat Sibel’in aklının başka yerde olduğunu Özgür de anlamıştı.Yavuz’un adı geçmese bile…Bazı isimler konuşulmadan da evin içinde dolaşır.O akşam İstanbul’daki aileden de haberler geldi.Kuzenleri Baran, İrem, Helin ve Dilan bir araya gelmişti.Sibel de onların yanına gitti.Kalabalığın içinde kendisini biraz daha iyi hissediyordu.İrem, Sibel’in yüzüne bakıp:“Sen bugün çok dalgınsın,” dedi.Sibel gülümsedi.“Yorgunum.”Helin hemen araya girdi:“Yorgunluktan mı, başka bir şeyden mi?”Dilan güldü.Baran ise uzaktan onları izleyerek:“Bırakın kızı rahat,” dedi.Sibel başını salladı.“İyi ki varsınız.”O an gerçekten de kendisini şanslı hissetti.Ailesi ve kuzenleri onun hayatının önemli bir parçasıydı.Fakat Sibel’in içinde kimseye anlatmadığı başka bir dünya vardı.O dünyanın merkezinde ise Yavuz bulunuyordu.Akşam ilerledikçe aile büyükleri de bir araya geldi.Amcası Ali ve yengesi Gül de oradaydı.Sohbet sırasında herkes günlük hayatından bahsediyordu.Sibel sessizce onları dinliyordu.Bir ara Gül, Sibel’e baktı.“Senin aklın başka yerde.”Sibel gülümsedi.“Yok yenge.”Gül onun yüzüne dikkatle baktı.“Bazen insanın yüzü, dilinden önce konuşur.”Sibel ne diyeceğini bilemedi.Tam o sırada telefonu titredi.Ekranda Yavuz’un adı vardı.“İstanbul’a geldim.”Sibel’in kalbi hızlandı.Yavuz gelmişti.Ama henüz kimse onunla ilgili hiçbir şey bilmiyordu.Sibel telefonu kapattı.Bir süre sonra Yavuz’dan ikinci mesaj geldi:“Yarın görüşebilir miyiz?”Sibel ekrana baktı.Sonra kısa bir cevap yazdı:“Evet.”Telefonu kapattığında içindeki heyecan artık gizlenemeyecek kadar büyümüştü.O gece Sibel uzun süre uyuyamadı.Özlem’in söyledikleri aklına geldi.Özgür’ün şakaları…Kuzenleri…Ali amcası ve Gül yengesi…Hepsi hayatının bir parçasıydı.Ama yarın, hayatında başka bir sayfa açılabilirdi.Yavuz’la yüz yüze konuşacaktı.Yavuz’un ne söyleyeceğini bilmiyordu.Belki güzel bir haberdi.Belki zor bir konuşma…Belki de hayatlarının yönünü değiştirecek bir karar.Sibel gözlerini kapattı.Kalbi tek bir cümleyi tekrar ediyordu:“Yarın her şeyi öğreneceğim.”Fakat bilmediği bir şey vardı.Yavuz’un İstanbul’a gelişi sadece bir buluşma değildi.Onun da kendi içinde sakladığı bir sır vardı.Ve o sır, Sibel’in hiç beklemediği bir anda ortaya çıkacaktı.
