6. bölüm · 13 Haziran
5
5. Bölüm — Bir Sevdanın İlk Günleri
İstanbul’dan ayrıldığı gün Yavuz’un aklında tek bir şey vardı:Sibel.Diyarbakır’a dönüş yolu her zamankinden daha uzun geliyordu. Yol boyunca telefonunu birkaç kez eline aldı. Sibel’den gelecek bir mesajı bekliyordu.Sonunda telefon ekranı aydınlandı.Sibel:
“Vardığında haber ver.”Yavuz mesajı okudu ve gülümsedi.Kısa bir cümleydi.Ama bazı cümleler, söylendiğinden çok daha fazlasını anlatır.Yavuz cevap verdi:“Merak etme. Varınca seni ararım.”Sibel telefonu elinde tutarak uzun süre ekrana baktı.Artık aralarında farklı bir bağ vardı.Henüz adına ne koyacaklarını tam olarak bilmiyorlardı. Fakat ikisi de bunun sıradan bir yakınlık olmadığını hissediyordu.Günler geçtikçe konuşmaları arttı.Sabahları birbirlerine mesaj atıyor, gün içinde fırsat buldukça konuşuyor, geceleri ise bazen saatlerce telefonda kalıyorlardı.Sibel, Yavuz’un sesini duymaya alışıyordu.Yavuz da Sibel’in gününün nasıl geçtiğini merak etmeye başlamıştı.Bazen konuşacak önemli hiçbir şeyleri olmuyordu.Ama yine de telefonu kapatmak istemiyorlardı.Çünkü aşkın ilk zamanlarında insanın ihtiyacı olan şey çoğu zaman konuşmak değil, sevdiği kişinin orada olduğunu bilmektir.Bir akşam Sibel, Yavuz’a bir soru sordu:“Beni ilk ne zaman farklı görmeye başladın?”Yavuz bir süre sustu.“Bilmiyorum,” dedi.“Hiç mi?”“Belki biliyorum da söylemeye çekiniyorum.”Sibel gülümsedi.“Ben söyledim ama.”“Sen benden daha cesursun.”Sibel bu sözün ardından sustu.Yavuz devam etti:“Sen bana o gece mesaj attığında çok şaşırdım. Ama sonra düşündüm. Aslında bazı şeylerin farkına varmaya başlamışım.”“Neyin?”“Senin hayatımda ne kadar önemli olduğunun.”Sibel’in yüzünde bir tebessüm oluştu.Belki de beklediği cevap tam olarak buydu.Fakat sevdanın güzel günleri kadar, zor günleri de vardı.Aralarındaki mesafe zaman zaman ikisini de yoruyordu.Sibel İstanbul’daydı.Yavuz Diyarbakır’da.Birbirlerini görmek istediklerinde aralarında yüzlerce kilometre vardı.Bazen Sibel, Yavuz’un İstanbul’a ne zaman geleceğini merak ediyordu.Bazen Yavuz, işlerinin yoğunluğundan dolayı yeterince konuşamadığı için kendisini suçlu hissediyordu.Küçük kırgınlıklar oluşuyor, ardından yine konuşarak çözülüyordu.Çünkü ikisi de birbirini kaybetmek istemiyordu.Bir gece Yavuz telefonda sessizleşti.Sibel bunu fark etti.“Ne oldu?”“Bir şey yok.”“Var.”Yavuz gülümsedi.“Sen beni artık iyi tanıyorsun.”“Tanımaya çalışıyorum.”Yavuz birkaç saniye sustu.Sonra:“Bazen bu kadar uzakta olmak zor geliyor.”Sibel’in sesi yumuşadı.“Bana da.”“Keşke aynı şehirde olsaydık.”“Belki bir gün oluruz.”Yavuz cevap vermedi.Ama o cümleyi uzun süre düşündü.Belki bir gün…Bazen bir ilişkinin geleceği, büyük sözlerle değil, küçük umutlarla kurulur.Aradan haftalar geçti.Yavuz yine İstanbul’a gelmek için hazırlık yapmaya başladı.Bu kez Sibel’in içinde farklı bir heyecan vardı.Artık onu bekleyen yalnızca bir tanıdık değildi.Kalbinin bağlandığı insan geliyordu.Fakat Sibel’in bilmediği bir şey vardı.Yavuz bu kez İstanbul’a yalnızca birkaç gün geçirmek için gelmeyecekti.Kafasında bir karar vardı.Ve bu karar, Sibel’in hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olacaktı.Yavuz yola çıktığında telefonunu eline aldı ve Sibel’e tek bir mesaj gönderdi:“Sana söylemem gereken önemli bir şey var.”Sibel mesajı gördü.Kalbi hızla atmaya başladı.Ekrana uzun süre baktı.Aklından tek bir soru geçti:“Ne söyleyecek?”Cevap ise İstanbul’da, Yavuz’un gelişini bekliyordu.
