Derinlik

Vaveyla Yazarı: 🇹🇷 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Derinlik

Bir haftadır Murat’ın vurulmasının yarattığı gölge Kışla’nın koridorlarında hâlâ soğuk bir iz bırakıyordu. Murat, geçici olarak orduevinin odalarında dinleniyordu; odanın kokusu sürekli değişen pansumanlarla, ilaçlarla ve steril sargılarla doluydu. Her gün, istisnasız, kapı aynı ritimde çalınıyordu: Ahu’nun adımları…

Ahu neredeyse nefes alır gibi Murat’ın yarasının bakımını rutine bağlamıştı. Çantasında bandaj, pansuman, antiseptik… Uğramadan geçirdiği tek bir gün yoktu. Kendinden çok Murat’ı düşünmek, kendi uykusunu bölmek, kendi enerjisini tüketmek pahasına yanına koşmak… Onun için normalleşmişti.

Murat ise günlerdir aynı endişeyi içinde büyütüyordu. Her pansumanda Ahu’nun yorgun ellerini, geceden kalma uykusuzluğunu, gözlerinin altında koyulaşan halkaları görüyordu. Yardımın artık bakım olmaktan çıkıp Ahu’nun kendini tüketmesine dönüştüğünü fark etmişti.

O gün, Ahu yine kapıdan girip her zamanki gibi malzemeleri masaya dizerken Murat bu kez susmadı.

“Ahu… Artık yeter. Kendine zarar veriyorsun. Böyle devam etmeni istemiyorum.”

Ahu olduğu yerde kaldı. Başını yavaşça kaldırdı. Kaşlarının arasında o tanıdık sert çizgi belirdi.

“Ne diyosun murat! Senin icin bisilee yapmaya çalışıyorum! Bide sen bunumu diyosun murat sus artık!”

Murat sesini sabit tutmaya çalıştı. “Her gün buradasın. Uykusuzsun. Kendini yoruyorsun. Ben iyiyim, Ahu. Gerçekten iyiyim. Bu kadarını yapmana gerek yok.”

Ahu’nun içindeki öfke bir anda alev aldı. “Ben istemediğin bir şeyi mi yapıyorum? Sana kötülük mü ediyorum? Senin için uğraşan tek kişiyim burada. Sen de gelip bana ‘yapma’ mı diyorsun?”

Murat da yükselmeye başlayan ses tonunu artık kontrol edemiyordu. “Ahu, bunu kendin için yapıyorsun! Bir haftadır kendini mahvettin! Dur artık diyorum!”

Sesler orduevinin dar odasında çarpışıyor, yankı vurdukça ortam daha da geriliyordu. Ahu dişlerini sıktı, bu defa gözleri öfke ve kırgınlığın karışımıyla titreşti.

“Sen… Bana bunu mu söylüyorsun? Ben seni yaşatmaya çalışırken? Sen o gün vurulduğunda içimden bisiler eksildi haberin varmı Gerizekalı! Bencil seni!”

Murat cevap veremeden Ahu’nun eli masanın üzerindeki küçük metal kutuya gitti. Ne bulduysa kavradı; pansuman kutusu, antiseptik şişesi, sargı makarası… Eline gelen her şeyi Murat’a doğru fırlattı.

Şişe duvara çarpıp dağıldı, pansuman kutusu Murat’ın yatağının yanına düşüp yuvarlandı. Odada kırık bir nefesin, dizginlenememiş öfkenin ağırlığı kaldı.

Murat'ın kafasi kanıyordu.

Ahu, hiçbir şey söylemeden omzundan çantasını kaptı. Gözleri öfke ve incinmişlikle parlıyordu. Kapıya yöneldi, kolu sertçe çekti, metal kapı tok bir sesle açıldı.

Ve hiçbir geri dönüş işareti bırakmadan, adımları koridorun içine karıştı.

Ahu orduevinden çıkarken kapı Murat’ın ardından yavaşça kapandı. İçeride ise sadece dağılmış pansumanlar ve duyulmamış bir teşekkürün sessizliği kaldı.

Ahu neden böyleydi?Neden sinirliydi? Bu kadarini yapacak kadar ileri gitmiş olamazdi değilmi murat? Ahu neden böyleydi? Bir sorun vardı,hemde cok derinden.

*****

Ahunun gözünden.
"Bana ne oldu az önce? Ben neden böyle bişey yaptım,murata birşey oldumu? yarası vardı, birşey olmuştur kesin.

Gerimi dönsem,gurursuzsun ahu,kesinlikle birşey oldu,ahu aptalsın sen ahu,neden sinirlendin bu kadar ahu of ahu of

Kapı arkamdan kapandığında metalin titreşimi hâlâ avuçlarımda hissediliyordu. Koridor soğuktu. Adımlarım sertti ama içimdeki gürültü adımların çıkardığı sesten çok daha fazlaydı. Nefesim göğsümde sıkışmış gibiydi; bir türlü ritme oturmuyordu.

Murat’ın sesi hâlâ kulaklarımın içinde dönüyordu.
“Dur artık… Kendine zarar veriyorsun…”
Sanki ben bilmiyordum. Sanki her akşam o odaya girmeden önce aynada kendi yüzüme bakmıyordum. Uykusuzluğu, yorgunluğu, gözlerimin altındaki çizgileri görmüyordum.

Ama o söyleyince… O sanki beni kenara itmiş gibi olmuştu.

Koridorun sonuna geldiğimde elimi duvara koyup durdum. Parmaklarım titriyordu. Öfkem değil, kırgınlığım titriyordu aslında. Ama kendime bile itiraf etmeyeceğim bir kırgınlıktı bu.

Ben Murat’ın iyileşmesi için oradaydım. Her gün. Her pansumanı kendi bacağıma yapıyormuş gibi dikkatle sarıyordum. Onun ateşi çıktığında sabaha kadar başında beklemiştim. Bir hafta boyunca nefesimi onun nefesine göre ayarlamıştım.

Ve şimdi…
“Yapma.”
Bu kadar.

Sıcak bir öfke boğazıma düğümlendi. Çantamın sapını öyle bir sıktım ki tırnaklarım avuç içime geçti.

Ben sadece… Korkuyordum. O yarayı ilk gördüğüm andaki korku hâlâ üzerimdeydi. Murat’ı o halde gördükten sonra onu bir kez daha öyle görmeye tahammülüm yoktu. O yüzden uğraştım. Bu kadar bağırmamın, fırlatıp attığım şeylerin asıl sebebi buydu.

Ama ona bunu söyleyemezdim.
Söyleyemem.

Merdivenlerden inerken adımlarım hızlandı. Nefesim göğsüme çarpa çarpa çıkıyordu. Gözlerimin kenarı yanmaya başladı; öfkeye mi, kırgınlığa mı, yoksa artık söyleyemediğim şeylere mi bilmiyordum.

“Ben yanlış bir şey yapmadım…” dedim içimden. Ama sesim bile kendime inanmıyordu.

Belki gerçekten de kendimi fazla zorlamıştım.
Belki Murat beni düşündüğü için dur demişti.
Belki ben… bir şeyleri abartmıştım.

Ama bunu kabul etmek, biraz önce bağırırken sahip olduğum o sert kabuğu çatlatırdı. Ve ben bunu istemiyordum. En azından şimdi değil.

Kapının önüne geldiğimde durdum. Soğuk hava yüzüme değdi. İçimdeki fırtına yavaşlamadı ama soğuk hava kendime gelmemi sağladı.

murat benim için bitmişti,ama o birşey yapmamıştı, akşama isteme vardı Murat'ın suratına nasil bakicaktim,asenaya anlatmaliyim,o bulur cozumu"

*******

Kılıç Timi, operasyonlara nasıl disiplinle hazırlanıyorsa, bu akşamki “Çiğdem’i Kürşat’a isteme” görevine de aynı ciddiyetle yaklaşmıştı. Fakat bu sefer durum biraz daha farklıydı: silah yok, kamuflaj yok, çatışma yok. Bunun yerine takım elbiseler, süslemeler, çeyizler ve bolca telaş vardı.

Evin İç Cephesi

Asena, doğal olarak planın komuta kademesindeydi. Evdeki hazırlıkları askeri harekât planı gibi yönetiyordu.
“Gökçen, o masa örtüsü orada olmaz. Sağdan bir karış kaydır. Ahu, mumları simetrik diz. Çiğdem, sen… sen hiç eline bir şey alma, heyecandan bardakları bile düşürüyorsun.”

Ahu, bir yandan süslemeleri asıyor bir yandan Çiğdem’i sakinleştirmeye çalışıyordu.
“Komutanım nefes al. Daha isteme başlamadan biz seni revire göndermeyelim.”

Gökçen, mutfak sorumlusuydu. Yemekleri askeri sevkiyat düzeniyle hazırlıyor; tatlıların yerini, sarma tabaklarının dizilişini milim milim kontrol ediyordu.
“Kimse bu tabaklara dokunmasın. Hele haydar görmesin, tek tabakta bırakamaz.”

Çiğdem ise en zor görevi üstlenmişti: hazır durmak. Elbisesini giyiyor, saçını düzeltiyor, sonra tekrar bozuluyor, sonra yeniden düzeltiliyordu.
“Komutanım, bu elbise çok mu iddialı? Ya annesi sevmezse? Ya ben konuşamazsam? Ya Kürşat—”

Asena hemen kestirdi:
“Kürşat’ın kendisi senden daha heyecanlı. Merak etme, bu akşam herkes görevini biliyor.”

Yıldız Haticeyle beraber koltuk örtülerini seriyor, atışıyolardı:

Yıldız:Hatice abla! Cekmesine ya!

Hatice:Kız sen bıraksana ben seriyorum!

Arka planda elbiseler, makyaj malzemeleri, mumlar, çiçekler, masa süsleri… Ev harbiye hazırlığı gibiydi; tek fark, bu operasyonun hedefinde mutluluk vardı.

---

Dış Cephe

Kürşat, Murat, Kağan, Haydar, İlyas, Emre, Turan,galip,Burak, Bayram ve Selçuk mahalledeki büyük odayı adeta karargâha çevirmişti.

Kürşat, takım elbisesinin düğmelerini kapatıp açıp duruyordu.
“komutanım, bu kravat doğru mu? Çok mu sıkmışım? Ya da çok mu gevşek?”

Murat, sakin ama ciddiydi.
“Kürşat, ben çatışmada bile seni bu kadar panik görmedim. Bırak, kravatı ben bağlıyorum.”

Kağan, çeyizlerin başında duruyordu. Bohçaları tek tek açtırıp kontrol ettiriyordu.
“Buradaki danteller eksiksiz olacak. Bu işte hata olmaz. Asena görürse bizi üç gün konuşmaya almaz.”

Haydar, klasik babacan tavrıyla konuşuyordu:
“babalar, yüzük kutusunun nerede olduğunu bilen var mı? vallahi göküş keser bizi,Yüzüksüz isteme olmaz, sonra rezil oluruz.”

Emre ile galip, arabaların düzenini yapıyordu.
“Konvoy gibi dizmeyelim de mahalle bizi operasyona gidiyoruz sanmasın,” dedi Emre.

Burak, fotoğraf çekim ekibini organize ediyordu.
“Ben ışığı ayarlarım. Komutanımbsakın gözünü kırpma. Bu akşamın her saniyesini kayıt altına alacağım.”

Selçuk ciddi ciddi protokol hazırlıyordu:
“İçeri giriş sırası belli. En önde ben ve turan bide bayram abi. Bayrama abi sen lütfen ciddi durmaya çalış. ‘Allah Allah’ diye girilmez bu eve.”

Bayram kendini tutmaya çalışıyordu.
"Lan essek sana bana akilmi veriyosun! Tovbe estağfurullah Allah Allah yav"

Tam bu sırada çeyiz bohçası kapanmayınca Bayram’ın “Ben hallederim,” deyip iki eliyle bastırmaya çalışması bütün timi güldürdü.

---

Erkekler takım elbiselerine girmiş, kolonyalarını sürmüş, yüzük kutusunu iki kişi nöbet tutarak taşımaya başlamıştı.
Kızlar ise son süslemeyi de tamamlamış, Çiğdem’in elbisesini düzeltiyor, saçını bir kez daha kontrol ediyordu.

Asena kapıdan seslendi:
“Kızlar, beş dakikaya kapı çalar. Hazır mıyız?”

Ahu gülümsedi:
“Hazırız komutanım. Başlıyoruz.”

Herkes derin bir nefes aldı.

Kılıç Timi bu kez bir kalbi korumaya, iki aileyi birleştirmeye gidiyordu.

***

Salon cok gericiydi,Albay,General,mehmet arif bey,bir kac kişi daha, çiğdem'i mehmet arif bey isteyecekti zor işti.

Asena, mutfağın ortasında elleri belinde ciddi bir tonla konuştu:
“Kızlar, bu sadece bir kahve değil. Bu akşamın kader noktası. Hatalı köpük yok. Dağılmış telve yok. Çiğdem’in kahvesi özel olacak, Kürşat’ın kahvesi ayrı özel olacak. Anlaşıldı mı?”

Ahu, tepsiyi silerken başını salladı:
“Komutanım, çikolatalar da hazır. Tepsi de parlıyor. Sadece Çiğdem’in elleri titriyor.”

Çiğdem, elindeki fincanı bırakıp derin nefes aldı.
“Ben yapmayayım isterseniz. Heyecandan tuzu şekerle karıştırıp Kürşat’a gözdağı verebilirim yanlışlıkla.”

Gökçen hemen devreye girdi:
“Merak etmeyin, kahveleri ben hallederim. Ama Çiğdem sen gelip yanımda duracaksın. Çünkü o fincanı sen vereceksin. Bu işin adabı bu.”

Çiğdem araya girdi:
Kürşata tuz koysak mı? Sevmez o.

Ahu şöyle dedi gülerek:
Komutanım olmadı şeker koyalim mutlu olsun her işi adabında yapalım.

Hatice araya girdi:
Haklı vallahi kız, Çiğdem delirdin sen tövbe olcak tabi o.

Asena şöyle devam ettirdi
Gitmeyin kızın üstüne stresli o.

Kahve operasyonu devam ederken,murat ahuyu izliyodu ahu gülerken konuşurken,murat artık dayanamadı mutfağa girdi.

Murat şöyle dedi:
Ahu benimle geliyosun.

Ahu lafini bitirmeden murat ahunun elinden tutup bir hücumla dışarı çıkardı.

Ahu şöyle dedi:
Napiyosun ya Gerizekalimisin sen bıraksana beni!

Murat şöyle devam ettirdi:
Ahu özledim ahu,bak beni birşey yaptım hatamı yaptım bilmiyorum ya deli gibi özledim ahu, gerçekten deli gibi özledim bana bulaşmani zorbalamanı özledim deli gibi hemde,ahu ahu'm birseymi oldu aramıza?

Murat'ın son sözleri havada asılı kalır. Ahu, kolunu tutan ele ve Murat'ın acı dolu yüzüne bakar. İlk öfkesi yerini bariz bir utanca bırakmıştır. Yanaklarının kızardığını hisseder ama bakışlarını hemen kaçırır.

Sesini sabit tutmaya çalışarak:

Ahu:ne özlemesi? Saçmalıyorsun, Murat. Bırak kolumu.

Elini bırakmaz, aksine bir adım daha yaklaşır. Sesi daha da alçalmıştır

Murat:Saçmalamıyorum. Gözlerime bakamıyorsun bile. Neden böyle yapıyorsun? O mutfakta sanki ben yokmuşum gibi davranman... Bu mu senin istediğin?

Hızla başını kaldırır ama gözleri hâlâ onunkilerle tam kesişmez

Ahu:Ben kimseye farklı davranmıyorum. Sen kuruntu yapıyorsun.

Murat: Kuruntu, öyle mi? Peki, bu kuruntu değil.

Murat boşta kalan elini yavaşça kaldırıp Ahu'nun yanağına düşen bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırmak ister.

Ani bir refleksle irkilir, başını hızla geri çeker ve bir adım uzaklaşır

Ahu:Dokunma!

Murat'ın eli havada kalır. Yüzündeki özlem ifadesi, şimdi bir de reddedilmenin verdiği kırgınlıkla gölgelenir.

Murat:Neden bu kadar zorlaştırıyorsun...

Ahu: Murat, olmaz.

Murat: Ne olmaz, Ahu? Ne?

Ahu: Biz. Olmaz. Şimdi lütfen çekil, içeri girmem lazım.

Murat ahu gittiği anda yere çöker,bir kaldırıma oturur, yanağından bir damla düşer, gözleri kızarır, ağlamaya başlar.

Murat şöyle mırıldandır:
Unutmanın çiçeği içimde gizlice açtı,
Mendilde kalan izlerin zamanı bile aştı.
Bir ilişki bitti belki, yollarımız ayrıldı,
Ama kalpteki sessizlik en son sözü taştı.

Murat ağlarken, yanında bir araba durdu,siyah filmli kapkara bir araç, kapısı açılır bir ses gelir.

....:Ya arabaya bin ya da burda geber!

Muratin ensesine bir silah gelir, bayılır adamların yüzlerinde maske vardı,taninmicak kadar iyilerdi.

Ahu:MURAT! MURAT!

******

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18