8. bölüm · 𝓒𝓪𝓷𝓪𝓴𝓴𝓪𝓵𝓮’𝓷𝓲𝓷 𝓷𝓮𝓯𝓮𝓼𝓲
Abla korkuyorum!
Tim ilerlerken bir anda telsizden gelen ses değişir. Kemal’in sesi artık sakin değil, karanlık, soğuk ve tanıdık bir tonla parlar.
Kemal
Zavallı,beni öldürdüğünü sandığını biliyorum. Ama insanın kendi babasını gerçekten öldürmesi o kadar kolay değildir.
Çiğdem
ne diyorsun sen? O gece ben yaktim seni!
Bayram
Lan ne diyorsun Komutanım? Kim kimi yaktı!
Telsiz cızırtılarla karışır, sonra Doktor’un tok, keskin sesi duyulur.
Doktor
Evet Çiğdem teğmen,o gece seni yanıltan bendim. Sana “öldü” dediler, ama ölmedi. Onu ben aldım. Yaralarını ben sardım.
Asena
Doktor… yani Kemal… siz… birliktesiniz?!
Doktor
Asena, siz hep sandığınız şeylerle savaştınız. Gerçeklerle değil. Kemal de benim gibi, sizin adınız “düşman” dediğiniz taraftan biri.
Timde herkes şaşkınlık ve öfke içindedir. Çiğdem dizlerinin bağı çözülür gibi olur.
Çiğdem
Baba… sen… teröristsin?
Kemal
Ben yıllardır buyum, kızım. Senin koruduğunu sandığın insanlar… benim düşmanımdı.
Sen beni yaktığın… o sadece başlangıçtı.
Çiğdem
BENİ KULLANDIN! O GECE HER ŞEYİMİ ALDIN!
Doktor
Sakin ol Çiğdem.Yıllarca kim olduğunu bilmeden büyüdün. Şimdi hakikat karşında.
Asena
Çiğdem! Sakın onların aklını bulandırmasına izin verme!
Kemal
Asena,sen hâlâ anlamadın değil m-
Kağan
Sanane lan! İster anlar ister anlamaz it!
Kürşat koşa koşa çiğdem'in yanina gider
Çiğdem
Kürşat dur..
Kürşat
Çiğdem senin için hala bisiler ifade ediyosam asıl sen dur.
Doktor
Operasyonun gerçek hedefi Murat değil… Çiğdem’di. Sizi buraya çekmek için onu kullandık.
Emre
Lan… siz bizi tuzağa mı çektiniz?
Kemal
Tam olarak. Siz talihsizlikten kurtulmaya çalışırken, biz planı tamamladık.
Çiğdem
bu doğru olamaz..
Doktor
O zaman kaderini sen belirleyeceksin Çiğdem. Ya bizimlesin…
Ya da yıllar önce yapamadığın şeyi tamamlayıp ekrardan yakarsin.
Asena
Çiğdem! Sakın düşme tuzağa!
Kemal
Kızım… karar ve-
Kürşat
Senin o çenenin yayını alır,arabanin arkasına takar ankaraya kadar süründururum anliyomusun beni lan!
Turan
Sakin Kürşat.
*****
Dağın yamacında rüzgâr uğuldarken tüm tim, Çiğdem’in donmuş hâline bakar. Telsizden Kemal’in nefesi duyulmaktadır.
Kemal
Kızım… senin kanın benim kanım. Karar verme vaktin geldi. Ya bana gelirsin… ya da bu hikâye burada biter.
Çiğdem
Baba… ben seni öldürdüğümü sanıyordum. O gece beni paramparça eden sendin… şimdi yine aynısını yapıyorsun.
Doktor
Hissiyatın bir önemi yok Çiğdem. Görevine odaklan. Bize lazımsın. O tim… seni geriye değil, ölüme götürür.
Asena
Sana yalan söylüyorlar! O adam seni yıllarca kullanmış, şimdi de zihnini karıştırıyor!
Çiğdem
Ama… o babam…
Haydar
Bizde senin ailez Çiğdem, Çocuk değilsin artık Çiğdem! Neyin ne olduğunu biliyosun,o adam baba dediğin adam senin anneni öldürdü, şimdide ona babami diyosun!
Bayram
Baba dediğin insan evladını ateşin içine atmaz Çiğdem!
O seni kendi davasına alet etmek istiyor!
Ahu
Biz seni aile bildik be Çiğdem… şimdi ne diyorsun?
Kemal
Çiğdem, onların sana aile falan olduğu yok. Seni sadece kullanıyorlar. Tıpkı yıllar önce vatan dediğin o masalın beni senden kopardığı gibi.
Çiğdem
Ben…
Ben neye inanacağımı bilmiyorum!
Kürşat
gözlerime bak Çiğdem...
Doktor
O zaman sana karar vermen için bir sebep vereyim.
İlyas
sanane lan it karışma sen!
Bir anda uzaktan büyük bir patlama olur. Tim dengesini kaybeder. Duman yükselir. ti
timin agzindan küfürler savurur.
Haydar
Allah belanızı babalar,babalar!
Kağan
lan tim iyi misiniz?
Selçuk
komutanım turan'la ahu'dan ses yok!
Murat
Ne demek o...ahu..turan!
ikisi de birazdan iyiyiz derler,
Asena
Emre Galip!
Emre
Buradayız,lan galip!
Galip
Burdayım kardeşim
Burak
serdar komutanım?
Serdar
ben burdayım devam edin!
Asena
Ne yaptınız!
Doktor
yakınınızda bir yerleri bombaladım.
Doktor
Bu savaşta herkes ölür Çiğdem.
Çiğdem
Sen… bana bunu nasıl yaparsın?! O benim timim! AİLEM!
Kemal
Çiğdem… bizim işimizde acı doğal bir süreçtir. Sen büyümelisin. O insanlar senin gerçek dünyan değil.
Asena
Hayır Çiğdem. Gerçek dünyan biziz.
Seni ateşe atmak isteyeni mi seçeceksin…
Yoksa seni ateşten çekip çıkaranı mı?
Doktor
Zaman doluyor.
Ya tetiği tekrar çekersin…
Ya da babanın yanına gelirsin.
Çiğdem’in elleri titrer. Telsizi yavaşça indirir. Gözleri doludur ama yüzü sertleşir.
Çiğdem
Ben… kararımı verdim.
Asena
Çiğdem…?
****
Albay ve harekat merkezi Kılıç timine yardım göndermeye çalışıyordu, havadan karadan sudan ne olursa olsun göndermeye çalışıyorlardı Ama bu oldukça zaman alacaktı, Albay bir time hareketlendirmiş Bahtiyar yüzbaşıyı timin başına koymuştu, izin aldıkları anda tümü hareket ettirecek Kılıç timini oradan alacaktı, Ama bu biraz zor olacaktı.
Albay
Kılıç timi ile herhangi bir iletişime geçtiniz mi?
Oktay
hayır Komutanım hiçbir şekilde iletişime geçmedik onlar da bizimle bir iletişime geçmedi geçmeye çalıştık ama iltibata değillerdi.
Başak
Komutanım Kılıç timi irtibatta!
Albay
Yüzbaşım,Durum nedir?
Asena
Komutanım Murat'ın durumu hala aynı kritik bombalanlık Komutanım sanırım doktorun amacı Murat değil de Çiğdem teğmenmiş!
Albay
nasıl oluyor o?
Asena
komutanım doktorun yanında Kemal adlı bir şahıs varmış bu Kemal çiğdem'in babasıymış Çiğdem bunu eskiden yakarak öldürmüş ama doktor almış onu kurtarmış ve şu anda çiğdem'in aklını çalmaya çalışıyorlar biz ne dersek diyelim engel olamıyoruz Doktorlar Kemal illa çiğdem'i istiyorlar!
Albay
evlat size havadan yardım gönderiyorum şu anda Turan timi geliyor dayanmaya çalışın!
****
Çiğdem kararlı bir şekilde devam etti timini seçmişti ailesiydi O tim yıllar sonra bir adam çıkıyor karşısına Ben babasıyım diyor ben onun babasıyım diyor Çiğdem sizce onu mu seçerdi yoksa Kılıç timini mi seçerdi? bence de Kılıç timini seçerdi Çiğdem de herkesin aklına geldiği gibi kal işte beni seçti telsizdeki doktora şöyle dedi.
Çiğdem
soyun kurusun köpek herif defol git Kemal'i de al!
doktor bu sözleri duymuş olacak ki tam aşağıdaki taraflarında bomba patlamıştı Kılıç timi sağa sola savrulmuştu herkes bilincini kaybetmişti Asena bir ben kalkıp tipini toplamaya çalışıyor kimsenin akli dengesi yerinde değil herkes bayılmış buna rağmen asena bir şeyler yapmaya çalışıyor herkes bayıldığı zaman iki kişi eksikti çiğdem'le Ahu, kimse kaç dakikadır baygın olduklarını bilmiyordu ya da kaç saat mi demeliydim Ama bomba sanki o an patlamış gibiydi Murat'ın durumu ağırlaşmış o bombanın dumanıyla nefes alamamaya başlamış ve durumu daha da kötüleşmişti, Kılıç kimim Murat'ın başına ilyas'ı bırakıp çiğdem'le Ahu aramaya gitmişti Ama nereye baksalar yok nerede arasalar yok telsizden de ulaşamamışlardı irtibatta değillerdi eğer yakın olsalar çevrimiçi olduğu için telsizden cızırtı sesleri gelecekti Ama o bile yoktu artık Kılıç tipini ümidini kaybetmişti yakından motor sesi geliyordu helikopter yaklaşıyordu artık Murat'ı tahliliği için hazırlamaları lazımdı Ama asena'nın içinde kötü bir his vardı.
****
Ahu kendine gelmişti yanında Kılıç tim'inden kimse yoktu Çiğdem dışında Ahu şaşırmıştı bomba patlamıştı ve hep beraberdik ama çiğdem'le neden tek o kalmıştı? onlar nereye gitmişti ya da onlar nereye gitmişti? Ahu ile Çiğdem neredeydi? kim getirdi onları? buraya bir şey mi olmuştu?teröristler mi kaçırmıştı?kaçırılmışlar mıydı? ahu'nun kafası hem çatlıyor hem de zibilyon tane soru vardı Ahu cevaplarını almak için çiğdeme uzandı uyandırmaya çalıştı Çiğdem sarsılıp uyandı.
Ahu
LAN NERDEYİZ BİZ LAN NERDEYİZ?
Çiğdem
Ahu bilmiyorum sakin ol.
Ahu
ne demek sakin ormanın ortasındayız Sen bana gelip sakin ol mu diyorsun?
Çiğdem
Ahu Ben senin hala Komutanım farkındasın değil mi?
Ahu
tamam o zaman Komutanım şu an burada ne olduğunu biliyor musunm biliyorsan biz niye buradayız?ve Sen neden bu kadar sakinsin?
Çiğdem
sence ben neden burada olduğumuzu biliyor muyum az önce uyandım zaten bilincim yerinde değil düşünemiyorum kendimde değilim ve sen bana soru sorarak bilincimin daha kötü olmasını sağlıyorsun!
Ahu
Komutanım biz neredeyiz bizi kim getirdi biz Kılıç timi ile beraberdik Murat'ın durumu çok kötüydü biz neden buradayız!
Ahu söylenmeye başlarken de bir yandan ağlıyordu çünkü Ahu ormanların karanlığından ve içgüdüsel olarak da Ruhani varlıklardan çok korkuyordu en yakınları bunun böyle olduğunu adı kadar iyi biliyordu Ahu ne yaparsa yapsın bu korkusunu yenemiyordu, çiğdem'le bunun o korkusunu biliyor ama bilinci yerinde olmadığı için ona ne destek verebiliyordu ne de yanında olabiliyordu.
Ahu söylenirken ormanın derinliklerinden çakal uluma sesi gelir, Ahu normalde çakaldan kurttan korkmaz ama ne olduğunu ve nasıl buraya geldiklerini bilmediği için titremeye başlamıştı.
ahun'un kafasında hala binbir türlü soru vardı buraya nasıl gelmişlerdi kim getirmişti belki de Ruhani varlıklar gerçekten onları buraya getirmişti ahu'nun bu ihtimali düşünmesi bile onun burada kalmaması için zibilyon tane sebep varken o zibilyon tane sebeplerden biri de bu sebepti.
Ahu’nun titreyen nefesleri ormanın sessizliğinde yankılanırken Çiğdem bir an gözlerini kapatıp toparlanmaya çalıştı. Bilinci yerinde değildi, düşünceleri bulanık, adımları kontrolsüzdü. Ahu’nun panik dolu sorularına cevap veremiyor, sadece etrafı anlamaya çalışıyordu.
Birden çalıların arasından bir hışırtı gelir.
Ahu ürperir, gözleri büyür.
Ahu
Komutanım… biri var… biri var orada… Yemin ederim biri var!
Çiğdem
(sesi kısık, güçsüz)
Sakin ol… hiçbir şey… yok…
Ama Çiğdem bile buna inanmıyordu. Çünkü göremediği bir yerden, bir çift göz onları izliyormuş gibi hissediyordu. Havada garip, açıklanamayan bir ağırlık vardı. Sanki ormanın kendisi nefes alıyor, karanlık giderek üzerlerine çöküyordu.
Ahu
(geri geri adım atarken)
Biz buraya kendi kendimize gelmiş olamayız… Orduya bilgi veriyorduk… Kılıç Timi bizimleydi… patlama sesi duyduk… sonra?
Sonrası yok komutanım, HİÇBİR ŞEY hatırlamıyorum!
Çiğdem alnını tutar. Başının içinde uğultu, kalp atışından daha yüksek duyuluyordu.
Birden, Ahu’nun arkasında bir gölge hareket etti.
Ahu çığlık atacak gibi oldu.
Çiğdem (sertçe)
Dur!
Kıpırdama.
Ahu nefesini tuttu. Çiğdem sendeleyerek ayağa kalktı, elini silahına götürdü ama parmakları titriyordu. Ne doğru düzgün nişan alabiliyordu, ne de zihni topluyordu.
Kuru bir dal kırılma sesi duyuldu.
Ahu’nun gözleri doldu.
Çiğdem’in içinden “kaç!” diye bir ses geçerken bacakları onu dinlemiyordu.
O an karanlığın içinden boğuk bir ses geldi:
Ses
“…Çiğdem…”
İkisi de dondu.
Ses insan sesine benziyordu ama… tamamen doğal değildi. Sanki uzaktan yankılanıyordu, sanki her ağaçtan aynı anda geliyordu.
Ahu
(boğuk bir fısıltıyla)
Komutanım… o… o ses… insan sesi değil.
Çiğdem
(bilinç dağınık, gözleri kararıyor)
Hayır… değil…
Ama… tanıdık…
Baş dönmesi arttı. Her yer bulanıklaşmaya başlıyordu. Ağaçların şekilleri bozuluyor, gölgeler kıpır kıpır hareket ediyordu. Ahu kolundan tutup destek olmaya çalıştı ama kendisi de titriyordu.
Ses
“…Yanlış tarafa kaçıyorsunuz…”
Ahu çığlık attı, Çiğdem sendeleyip dizlerinin üzerine çöktü.
Ahu
BİZİ KİM GETİRDİ BURAYA?!
NE İSTİYORSUNUZ BİZDEN?!
Ses
“…Korkmayın… daha yeni başlıyor…”
O an, ormanın içinden ani bir ışık parladı.
Beyaz, kısa bir patlamaya benziyordu. Ne silah sesi vardı ne de patlayıcı kokusu… ama ışık gözlerini kamaştırdı.
Ahu gözlerini kapattı.
Çiğdem başını kaldırmaya çalıştı ama görüntü tamamen kararmaya başlamıştı.
İkisinin de bilinci aynı anda yeniden bulanıklaşmaya başladı.
Sanki biri onları tekrar uyutuyordu.
Sanki biri zihinleriyle oynuyor, anılarını karıştırıyordu.
Son duydukları tek şey şuydu:
Ses
“Timinden kopanlar… önce ormana karışır…”
Ve her şey kapkaranlık oldu.
