4. bölüm · Zorla evlilik

3 bölüm

Zümra Katırcı

Sabah güneşinin odama vurmasıyla gözlerimi açtım. Dün yaşananlar hâlâ aklımdan çıkmıyordu. Yatağımdan kalkıp banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra cilt bakımımı yaptım. Tam hazırlanacakken telefonum çaldı.

Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.

Nehir: Alo?

Kaan: Ben Kaan.

Nehir: Buyur.

Kaan: Bugün şirkete gelebilir misin? Nikâh tarihi, evraklar ve konuşmamız gereken birkaç konu var.

Nehir: Tamam. Yarım saate oradayım.

Telefonu kapattım. Gardırobumdan beyaz, üzerinde mavi çiçek desenleri olan uzun elbisemi çıkardım. Altına beyaz topuklu ayakkabılarımı giydim. Beyaz çantamı alıp arabama bindim ve Demir Holding’e doğru yola çıktım.

Şirketin önüne geldiğimde derin bir nefes aldım. İçeri girer girmez herkes bana bakmaya başladı. Koridor boyunca fısıldaşmalar yükseliyordu.

“İşte o kız.”

“Kaan Bey’in metresiymiş.”

“Melisa Hanım öyle söylemiş.”

Ne olduğunu anlamaya çalışırken genç bir kadın önüme geçti.

Merve: Sen… Kaan Bey’in metresi misin?

Kaşlarımı çattım.

Nehir: Ne dedin sen?

Merve: Herkes biliyor. Üstelik onunla evlenecekmişsin.

Bir anda sinirim tepeme çıktı.

ŞLAK!

Tokadım şirket girişinde yankılandı.

Herkes donup kaldı.

Nehir: Sen ne demeye çalışıyorsun? Ben hiç kimsenin metresi olmam! Sizin bildiğiniz hiçbir şey doğru değil! Bu evlilik ailelerimiz için yapılan zorunlu bir anlaşma!

Tam o sırada asansörün kapısı açıldı.

Kaan hızla yanıma geldi.

Kaan: Nehir! Benimle gel.

Hiç konuşmadan odasına çıktık.

Kapıyı kapatır kapatmaz bana döndü.

Kaan: Bu yaptığın neydi?

Nehir: Asıl sen sevgiline söyle! Herkese bilmediği şeyleri anlatıp beni metres ilan etmesin!

Tam o sırada kapı çaldı.

İçeri Melisa girdi.

Kaan: Melisa… Şirkette olanların sebebi sen misin?

Melisa: Ben sadece…

Kaan: Sen nasıl böyle bir şey yaparsın? İnsanların Nehir’e böyle davranmasına neden oldun.

Melisa: Ama ben seni seviyorum!

Nehir: Bana gıcık geliyorsan bil ki sen de bana gıcık geliyorsun.

Daha fazla konuşmadan kapıyı açıp çıktım.

Şirketten çıkar çıkmaz Ali’yi aradım.

Yaklaşık on dakika sonra siyah arabası önümde durdu.

Ali elinde rengârenk çiçekler ve büyük bir balonla yanıma geldi.

Ali: Bunlar dünyanın en güzel kızına.

İlk defa o gün içten gülümsedim.

Koşup ona sarıldım.

Tam o sırada telefonuma annemden mesaj geldi.

“Akşam Demir ailesinin davet ettiği düğüne gidiyoruz. Hazır ol.”

Ali mesajı okudu.

Ali: O zaman önce sana kıyafet bakalım.

Birlikte alışveriş merkezine gittik. Akşam için kırmızı, vücudu saran şık bir elbise aldım. Yanına siyah stiletto, siyah çanta ve zarif takılar seçtik.

Eve döndüğümde duşumu aldım. Saçlarımı iri bukleler yaptım, önlerden iki tutam saçımı serbest bıraktım. Hafif ama dikkat çekici bir makyaj yaptım.

Aşağı indiğimde Ali siyah takım elbisesiyle kapıda beni bekliyordu.

Beni görünce birkaç saniye konuşamadı.

Ali: Çok güzelsin.

Gülümsedim.

Nehir: Teşekkür ederim.

Ali arabanın kapısını açtı. Birlikte düğün salonuna doğru yola çıktık.

Arabadan indiğimizde salonun ışıkları geceyi aydınlatıyordu.

Ali elini uzattı.

Ali: Hazır mısın?

Elini tuttum.

Nehir: Hazır değilim… ama sen yanımdayken korkmuyorum.

Birlikte el ele düğün salonunun kapısına doğru yürüdük.