2. bölüm / 18
Zorla evlilik1. Bölüm
Bölümler 18Şu an: 1. Bölüm
- 1 Karakter tanıtımı226 kelime
- 2 1. Bölüm2.089 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. Bölüm1.374 kelime
- 4 3 bölüm438 kelime
- 5 4. Bölüm766 kelime
- 6 Düğün salonu vb14 kelime
- 7 Uyarı30 kelime
- 8 5 . Bölüm1.009 kelime
- 9 6.bölüm608 kelime
- 10 Uyarı37 kelime
- 11 7.bölüm1.194 kelime
- 12 8.bölüm831 kelime
- 13 9 bölüm818 kelime
- 14 10. Bölüm564 kelime
- 15 11. Bölüm1.112 kelime
- 16 12. Bölüm699 kelime
- 17 13. Bölüm1.495 kelime
- 18 14. Bölüm896 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Telefonumun alarmı sabah saat yedide çaldığında, hayatımın birkaç saat sonra tamamen değişeceğinden haberim yoktu.
Yatağımdan doğruldum, saçlarımı omzuma attım ve banyoya girdim. Her sabah yaptığım gibi önce yüzümü yıkadım. Sonra cilt bakım ürünlerimi tezgâha dizdim.
Temizleyici.
Tonik.
Nemlendirici.
Güneş kremi.
Bunlar benim sabah rutinimdi. Her şey düzenliydi. Her şey kontrolüm altındaydı.
Aynadaki yansımama baktım.
Ben Nehir Yalçın’dım.
Yirmi yaşındaydım.
Tıp fakültesi üçüncü sınıf öğrencisiydim.
Ve hayatımın nasıl ilerleyeceğini çok iyi biliyordum.
Beyaz önlüğümü giyecektim.
Doktor olacaktım.
Sonra Ali’yle evlenecektim.
Ve mutlu olacaktık.
Ne kadar komik.
Odama geri dönüp çantamı hazırlamaya başladım. Anatomi kitabım, notlarım, tabletim, kalemliğim…
Tam çantamı kapatırken telefonum çaldı.
Ali.
Gülümsedim.
“Günaydın aşkım.”
Karşı taraftan onun uykulu sesi geldi.
“Günaydın doktor hanım.”
Gülmeye başladım.
“Hazırlanıyorum.”
“Ben de okulun önündeyim.”
“Bu saatte mi?”
“Sevgilimi görmek için.”
İstemsizce yüzüm kızardı.
“Tamam. Yarım saate oradayım.”
“Acele et.”
“Tamam.”
Telefonu kapattım.
Çantamı omzuma taktım ve merdivenlerden aşağı inmeye başladım.
Annem salondaydı.
“Günaydın kızım.”
“Günaydın anne.”
Yanına gittim.
Bir an durdum.
“Bir sorun mu var?”
Şaşkınlıkla bana baktı.
“Neden?”
“Sesin biraz garip geliyor.”
Gülümsedi.
“Yok kızım.”
Sonra birden ciddileşti.
“Bu akşam erken gel.”
Kaşlarımı çattım.
“Neden?”
“Önemli misafirlerimiz gelecek.”
İç çekerek güldüm.
“Anne, kusura bakma ama arkadaşlarımla planım var.”
“Kızım…”
“Babamın ortaklarıyla yapılan toplantılarda bulunmak yerine arkadaşlarımla olmayı tercih ederim.”
Annem bir şey söylemek istedi.
Ama ben çoktan kapının yanına yürümüştüm.
Dünden hazırladığım küçük kıyafet çantasını aldım.
“Akşam görüşürüz.”
“Nehir!”
Ama dinlemedim.
Kapıyı kapattım.
⸻
Arabayı çalıştırırken içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.
Ama önemsemedim.
Yarım saat sonra üniversitenin otoparkına girdim.
Ve onu gördüm.
Ali.
Her zamanki gibi kapının önünde durmuş beni bekliyordu.
Arabadan iner inmez bana doğru yürüdü.
“Günaydın.”
Kendimi tutamadım.
Ona sarıldım.
“Günaydın aşkım.”
Saçlarımı öptü.
“Özledim.”
“Ben de.”
Birlikte fakülteye girdik.
Bazen hayatın sonsuza kadar böyle devam edeceğini düşünüyordum.
Ne kadar yanılmışım.
⸻
O gün tam altı dersimiz vardı.
Her ders arasında yirmi dakikalık teneffüsler.
Anatomi.
Farmakoloji.
Patoloji.
Ve diğerleri.
Ben ders dinlemeye çalışıyordum.
Ama nedense annemin sabahki yüzü aklımdan çıkmıyordu.
Ali bunu fark etmişti.
“İyi misin?”
“Evet.”
“Emin misin?”
“Biraz yorgunum.”
Elimi tuttu.
“Akşam konuşuruz.”
Gülümsedim.
“Tamam.”
⸻
Son ders bittiğinde saat altıya geliyordu.
Arkadaşlarım yanıma geldi.
“Nehir, bu akşam bara gidiyoruz.”
Normalde gitmezdim.
Ama bugün düşünmek istemiyordum.
“Tamam.”
Ali bana baktı.
“Emin misin?”
Başımı salladım.
“Evet.”
⸻
Saat yedi civarında bardaydık.
Müzik çalıyordu.
Arkadaşlarım dans ediyordu.
Ben de onlara katıldım.
İlk kez o günün stresini unutuyordum.
Tam o sırada bir el kolumu tuttu.
İrkilerek döndüm.
Tanımadığım bir adamdı.
“Bırakır mısınız?”
Adam ciddi bir ifadeyle bana baktı.
“Eve gitmeniz gerekiyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Sen kimsin?”
“Eve gidince öğrenirsiniz.”
Kolumu çektim.
“Gitmeyeceğim.”
Adam başını salladı.
“Peki.”
Sonra dönüp gitti.
Bir an arkadaşlarıma baktım.
“Bu da kimdi?”
Kimse bilmiyordu.
Ama nedense içime kötü bir his çöktü.
⸻
Saat sekiz gibi eve döndüm.
Ve gördüğüm manzara karşısında donup kaldım.
Evin önünde siyah araçlar.
Koruma görevlileri.
Şoförler.
Kalbim hızlandı.
Arabadan indim.
Kapıyı açtım.
Ve Defne bana koştu.
“Abla!”
Onu hemen kucağıma aldım.
“Bir sorun mu var?”
Defne korkmuş görünüyordu.
“Babam söylememi yasakladı.”
O an gerçekten korkmaya başladım.
İçeri girdim.
Ve onları gördüm.
Salonda tanımadığım insanlar oturuyordu.
Bir kadın.
Bir adam.
Ve…
Bir erkek.
“Merhaba.”
Babam ayağa kalktı.
“Kızım.”
“Evet?”
“Bunlar Demir ailesi.”
Kibarca gülümsedim.
“Hoş geldiniz.”
Sonra anneme döndüm.
“İzninizle odama çıkacağım.”
Kimse itiraz etmedi.
Ama nedense herkes bana bakıyordu.
Ve ben henüz bunun nedenini bilmiyordum.
Babamın bakışları üzerimdeydi.
Demir ailesinin bakışları da.
Özellikle de o oğlanın.
Ama umurumda değildi.
Merdivenleri hızlıca çıktım. Odamın kapısını kapattım ve derin bir nefes aldım.
“Bu da neydi şimdi?”
Dolabımı açtım. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarıp daha rahat bir eşofman ve bol bir tişört giydim. Makyajımı sildim. Saçlarımı dağınık bir topuz yaptım.
Aşağı inmek istemiyordum.
Ama açtım.
Ve çok yorulmuştum.
Tam mutfağa gidip kendime bir şeyler hazırlayacaktım ki babamın sesi geldi.
“Nehir.”
Durup ona döndüm.
“Efendim baba?”
Babam elindeki bardağı masaya bıraktı.
“Bir dakika yanıma gelir misin?”
İçime kötü bir his çöktü.
Yavaşça yanına yürüdüm.
“Bir sorun mu var?”
Babam derin bir nefes aldı.
Sonra Demir ailesinin babasına baktı.
Ardından bana.
“Kızım.”
“Evet?”
“Biz Demir ailesiyle ortak bir karar aldık.”
Kalbim hızlandı.
“Neyle ilgili?”
Babam gözlerini kaçırdı.
“Aras ile bir süreliğine evlenmenizi istiyoruz.”
O an dünya sustu.
Ne ses kaldı.
Ne nefes.
Ne düşünce.
Sadece o cümle.
“Aras ile evlenmenizi istiyoruz.”
Birkaç saniye boyunca ona baktım.
Sonra gülmeye başladım.
Çünkü bunun şaka olması gerekiyordu.
Başka açıklaması yoktu.
Ama kimse gülmüyordu.
Yavaşça başımı salladım.
“Şaka yapıyorsun.”
Babam sustu.
Benim nefesim kesildi.
“Şaka yapıyorsun değil mi?”
“Kızım…”
Bir adım geri attım.
“Hayır.”
Bir adım daha.
“Hayır!”
Sesim bütün evde yankılandı.
“Benim bir hayatım var!”
Gözlerim dolmuştu.
“Ben tıp okuyorum!”
Artık bağırıyordum.
“Ben doktor olacağım!”
Ellerim titriyordu.
“Benim hayallerim var!”
Tam o sırada Defne koşarak geldi.
Ve babamın önüne geçti.
“Baba!”
Babam şaşırdı.
“Defne.”
“Hayır!”
Küçük yumruklarıyla babamın bacağını vurmaya çalışıyordu.
“Ben bu adamı sevmedim!”
Salondaki herkes ona bakıyordu.
Defne ağlamaya başladı.
“Ben Ali abiyi seviyorum!”
O an herkes dondu.
“Ben ablamın Ali abiyle evlenmesini istiyorum!”
Babam bana döndü.
“Ali kim?”
Gözlerimi kapattım.
Artık saklayamazdım.
“Ali…”
Sesim titredi.
“Benim sevgilim.”
Salonda ölüm sessizliği oluştu.
“İki yıldır birlikteyiz.”
Annem ağlamaya başladı.
Babam ayağa fırladı.
Demir ailesinin babası ise şaşkınlıkla bana bakıyordu.
“Bir sevgilin varsa neden bizim oğlumuzla evleniyorsun?”
Tam cevap verecektim ki Defne araya girdi.
Ve hayatımda duyduğum en cesur şeyi söyledi.
“Peki neden sadece ablama kızıyorsunuz?”
Herkes ona döndü.
Defne ellerini beline koydu.
“Sizin oğlunuzun sevgilisi yok mu?”
Salondaki sessizlik bu kez daha ağırdı.
Aras’ın babasının ağzı açık kaldı.
Ben bile nefes almayı unuttum.
Defne devam etti.
“Neden benim ablama bağırıyorsunuz da kendi oğlunuza bağırmıyorsunuz?”
Kaan’ın babası ilk kez konuşamadı.
Ve ben…
Artık burada duramayacağımı anladım.
Arkamı döndüm.
Ve koşarak odama çıktım.
Bu evden gidiyordum.
Çünkü o an anladım.
Babam beni bir kız olarak değil…
Bir anlaşma olarak görüyordu.
Artık burada kalamazdım.
Koşarak odama çıktım.
⸻
Dolabımı açtım.
Küçük çantamı çıkardım.
İçine birkaç kıyafet koydum.
İç çamaşırlarımı.
Telefon şarjımı.
Sonra Defne aklıma geldi.
Onu burada bırakamazdım.
Hemen onun odasına gittim.
Odada yoktu.
Dolabını açtım.
Birkaç kıyafetini.
Oyuncağını.
Tabletini.
Boyama kitaplarını.
Hepsini çantaya doldurdum.
Sonra arabamın anahtarını alıp aşağı indim.
⸻
Salonda hâlâ bağrışmalar vardı.
Defne köşede oturmuş ağlıyordu.
Beni görünce hemen ayağa kalktı.
“Abla!”
Elini tuttum.
Sonra herkese baktım.
“Herkes bana baksın.”
Salondaki sesler kesildi.
Babama döndüm.
“Baba.”
Yüzü bembeyazdı.
“Evet kızım?”
“Bunca zaman beni gerçekten sevdin mi?”
Sessizlik.
“Yoksa beni satılacak bir mal olarak mı gördün?”
Annem ağlamaya başladı.
Babam ayağa kalktı.
“Kızım, ben zorunlu kaldım.”
Acı acı güldüm.
“Sen her şeyi parayla çözebilen bir adamsın.”
Kimse konuşmuyordu.
“O zaman bunu neden parayla çözmedin?”
Sesim titriyordu.
“Neden benim hayatımı mahvetmeyi seçtin?”
Annem ayağa kalktı.
“Nehir! Bu evde babanın üstüne konuşamazsın!”
Bir anda bağırdım.
“Benim hayatım bu!”
Gözlerimden yaşlar akıyordu.
“Ben gidiyorum.”
Defne bana sarıldı.
“Abla beni de götür.”
Yavaşça diz çöktüm
Defne’nin yüzünü tuttum.
“Seni burada bırakır mıyım?”
Hıçkırarak ağladı.
“Nereye gideceğiz?”
Gülümsedim.
“Ali abinin yanına.”
Tam ayağa kalktığımda gözüm Aras’a takıldı.
Bana bakıyordu.
Ama ilk defa öfkeyle değil.
Sanki ilk kez gerçekten beni görüyormuş gibi.
Babam bağırdı.
“Hiçbir yere gitmiyorsunuz!”
Yavaşça ona döndüm.
“Baba.”
Sesim artık sakindi.
“Eğer beni satılacak bir mal gibi görüyorsan…”
Derin bir nefes aldım.
“…ben çoktan gitmişimdir.”
Ve Defne’nin elini tutup evden çıktım.
⸻
Ali’nin kapısını çaldım.
Kapı açıldı.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
“Hoş geldin bebeğim.”
Sonra Defne’ye baktı.
“Hoş geldin küçük hanım.”
Ama yüzümü görünce gülümsemesi kayboldu.
“Nehir?”
Bir adım attı.
“İyi misin?”
Konuşamadım.
Defne ağlayarak ona sarıldı.
“Ali abi! Ablamı tanımadığı bir adamla evlendirmeye çalışıyorlar!”
Ali’nin yüzü bembeyaz oldu.
Bize baktı.
Sonra hiç düşünmeden ikimizi de içeri aldı.
Kapıyı kapattı.
Ve ben, o gece ilk kez gerçekten güvende olduğumu hissettim.
Ali kapıyı kapatır kapatmaz bana döndü.
“Nehir.”
Sesinde daha önce hiç duymadığım bir korku vardı.
“Ne oldu?”
Artık kendimi tutamıyordum.
Ona sarıldım.
Hem de bütün gücümle.
“Ali…”
Sesim hıçkırıkların arasında kayboluyordu.
“Babam… beni…”
Devamını getiremedim.
Ali beni sıkıca sardı.
“Tamam.”
“Hayır, tamam değil!”
İlk kez ona bağırmıştım.
“Ben evlenmek istemiyorum!”
“Biliyorum.”
“Ben doktor olmak istiyorum!”
“Biliyorum.”
“Ben seni seviyorum!”
Ali’nin de gözleri dolmuştu.
“Ben de seni seviyorum.”
Tam o sırada Defne aramıza girdi.
“Ben de sizi seviyorum.”
İkimiz de dönüp ona baktık.
Küçük yüzü ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu.
Ali diz çöktü.
“Gel bakalım.”
Defne hemen ona sarıldı.
“Ali abi.”
“Efendim?”
“Abla evlenmeyecek değil mi?”
Ali birkaç saniye sustu.
Sonra Defne’nin saçlarını okşadı.
“Şimdilik bunu konuşmayacağız.”
Defne başını salladı.
Ama gözlerinden anlaşılıyordu.
O da korkuyordu.
⸻
Ali bize su getirdi.
Ben hâlâ ağlıyordum.
“Nehir.”
Başımı kaldırdım.
“Önce Defne’yi uyutalım.”
Haklıydı.
Defne’nin gözleri kapanmaya başlamıştı.
Yanına oturdum.
“Bebeğim.”
“Evet?”
“Biraz uyuyalım mı?”
“Peki.”
Ali misafir odasını hazırladı.
Defne yatağa uzandı.
Ama elimi bırakmadı.
“Abla.”
“Hı?”
“Ben korkuyorum.”
Kalbim sıkıştı.
Yanına uzandım.
“Ben de.”
Gözleri doldu.
“Ama Ali abi bizi korur değil mi?”
Başımı çevirdim.
Kapıda duran Ali’ye baktım.
O da bize bakıyordu.
Sonra yavaşça başını salladı.
“Evet.”
Defne gülümsedi.
Ve birkaç dakika içinde uyuyakaldı.
⸻
Salona geri döndüğümüzde ev sessizdi.
Ali karşıma oturdu.
Ve ilk kez gerçekten konuşmaya başladım.
Sabahı anlattım.
Annemi.
Babamı.
Demir ailesini.
Aras’ı.
Defne’yi.
Beni evlendirmek istediklerini.
Her şeyi.
Ali tek kelime etmeden dinledi.
Ben konuştukça yüzü değişiyordu.
Sonunda sessizlik oldu.
Ali başını eğdi.
“Ben seni kaybetmek istemiyorum.”
Bu cümleyi duyduğum an tekrar ağlamaya başladım.
“Ben de seni bırakmak istemiyorum.”
Ali yanıma geldi.
Ellerimi tuttu.
“Nehir.”
“Evet?”
“Kaçalım.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Ne?”
“İkimiz.”
Derin bir nefes aldı.
“Defne’yi de alırız.”
Gözleri dolmuştu.
“Başka bir şehir.”
“Başka bir hayat.”
Bir an için hayal ettim.
Ben.
Ali.
Defne.
Yeni bir hayat.
Ama sonra babamı düşündüm.
Annemi.
Okulumu.
Hayallerimi.
Ve başımı salladım.
“Yapamam.”
Ali gözlerini kapattı.
“Biliyorum.”
Tam o sırada kapı zili çaldı.
İkimiz de birbirimize baktık.
Bu saatte kim gelebilirdi?
Ali ayağa kalktı.
“Ben bakarım.”
Kalbim yeniden hızlanmaya başladı.
Kapıya yürüdü.
Kapıyı açtı.
Ve duyduğum ilk ses şuydu:
“Nehir’le konuşmam gerekiyor.”
Aras.
Kapının önünde durmuştu.
Ve yüzündeki ifade, bu gece hiçbir şeyin bitmediğini gösteriyordu.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, kapının önündeki kişinin sesini duymama rağmen inanamadım.
Aras.
Ali birkaç saniye boyunca ona baktı.
“Ne istiyorsun?”
Kaan’ın yüzünde ne öfke vardı ne de alay.
Sadece yorgunluk.
“Nehir’le konuşmam lazım.”
Ben ayağa kalktım.
“Ali.”
Ali hemen bana döndü.
“Hayır.”
“Konuşacağım.”
“Nehir.”
Yanına gittim ve elini tuttum.
“Lütfen.”
Bir süre bana baktı.
Sonunda derin bir nefes verdi.
“Tamam.”
Sonra Aras’a döndü.
“Bir yanlış hareketinde seni ben çıkarırım.”
Aras sadece başını salladı.
⸻
Kapıyı kapattıktan sonra salonda üçümüz kaldık.
Ben.
Ali.
Ve Aras.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda Aras konuştu.
“Öncelikle özür dilerim.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Neden?”
“Çünkü sana bunu söyleyen kişilerden biri olarak orada oturdum.”
Sinirle güldüm.
“Evet. Oturdun.”
Başını eğdi.
“Haklısın.”
Ali hâlâ ayaktaydı.
Kollarını bağlamış, Aras’a bakıyordu.
“Ne söyleyeceksen söyle.”
Aras bana döndü.
“Ben de bu evliliği istemiyorum.”
Bunu duyduğumda bir an sustum.
“Ne?”
“Benim de bir sevgilim var.”
Ali’nin kaşları çatıldı.
Ben ise sadece bakıyordum.
“Sevgilin mi var?”
“Evet.”
Derin bir nefes aldı.
“Yaklaşık bir yıldır.”
O an aklıma Defne’nin salonda söyledikleri geldi.
“Demek Defne doğru söylüyormuş.”
Aras istemsizce gülümsedi.
“Evet.”
Ali sonunda konuştu.
“O zaman neden kabul ettin?”
Kaan bu kez ona baktı.
“Çünkü babam kabul etmezse hem sizin ailenizin hem bizim ailemizin büyük sorun yaşayacağını söyledi.”
Ben başımı salladım.
“Benim de hayatım var.”
“Biliyorum.”
“Ben doktor olacağım.”
“Biliyorum.”
“Ben Ali’yi seviyorum.”
Bu kez Aras sustu.
Sonra yavaşça konuştu.
“Ben de Melisa’yı seviyorum.”
Salonda sessizlik oldu.
İlk kez o an onun da benim kadar sıkışmış olduğunu düşündüm.
Aras cebinden telefonunu çıkardı.
Ekranı bana çevirdi.
Fotoğrafta bir kız vardı.
Uzun sarı saçlı.
Gülüyordu.
“Melisa.”
Fotoğrafa baktım.
Sonra Aras’a.
“Gerçekten seviyorsun.”
Başını salladı.
“Evet.”
Ali derin bir nefes verdi.
“O zaman ne yapacağız?”
Aras ilk kez bana tamamen döndü.
“Anlaşma yapacağız.”
Kaşlarımı çattım.
“Nasıl bir anlaşma?”
“Bu evliliği kabul edeceğiz.”
Sinirle ayağa kalktım.
“Hayır.”
“Ama dinle.”
“Dinlemek istemiyorum.”
“Nehir.”
İlk kez adımı bu kadar sakin söylemişti.
“Diplomanı alacaksın.”
Sustum.
“Okuluna devam edeceksin.”
Ali bana baktı.
Aras devam etti.
“İstediğin zaman Ali’yle görüşeceksin.”
Kalbim hızlandı.
“Ne?”
“Evet.”
“Defne’yi göreceğim?”
“Evet.”
“Arkadaşlarımla dışarı çıkacağım?”
“Evet.”
“Tatile gideceğim?”
“Evet.”
Artık sadece ona bakıyordum.
“Peki sen?”
“Ben de Melisa’yla görüşmeye devam edeceğim.”
Salondaki hava değişmişti.
“Sonra?”
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça söyledi.
“Bir süre sonra boşanacağız.”
Bu cümle o kadar beklenmedikti ki, hiçbirimiz konuşamadık.
Ali öne çıktı.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
Aras bana baktı.
“Hayatına karışmayacağım.”
“Ya ailen?”
“Ben hallederim.”
“Ya benim ailem?”
“Ben hallederim.”
Gözlerim doldu.
“Bana neden yardım ediyorsun?”
Bu soru üzerine ilk kez gözlerini kaçırdı.
“Çünkü ben de özgür olmak istiyorum.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Ali yanıma geldi.
Elimi tuttu.
“Nehir.”
Ona baktım.
“Belki de başka seçeneğimiz yok.”
Bu cümle canımı acıttı.
Çünkü haklıydı.
Yavaşça başımı eğdim.
Sonra Aras’a baktım.
“Bir şartla.”
“Nedir?”
“Ben Ali’den vazgeçmeyeceğim.”
Aras’ın yüzünde tuhaf bir ifade oluştu.
Ama sadece başını salladı.
“Tamam.”
“Ve bir gün boşanacağız.”
“Evet.”
Elimi daha sıkı tuttum.
“Tamam.”
O an bilmiyordum.
Hayatımın en büyük hatasını mı yapıyordum…
Yoksa beni bekleyen daha büyük bir felaket mi vardı.
Bölüm etkileşimi
