24. bölüm · ZORAKİ GECE

24- ŞEYTANLA PAZARLIK

𝓘ş𝓘𝓵 ♡

: ŞEYTANLA PAZARLIK
Selin, konaktan gelen "bebek" haberlerini duyduğunda ofisindeki masayı tek bir hamleyle yere indirdi. Yıllardır İso’nun yanında, en zor anlarında sadakatle beklemişti. Ama şimdi o "inatçı kız" sadece İso’nun kalbini değil, soyadını ve geleceğini de tamamen ele geçirmek üzereydi.
Gözü dönen Selin, kimsenin cesaret edemeyeceği bir numarayı çevirdi. Telefonun ucundaki ses, bir yılan tıslaması kadar soğuktu.
"Selin Aydın... Beni arayacak kadar çaresiz kaldığını tahmin etmezdim," dedi Serdar, karanlık bir kahkahayla.
"Boş konuşma Serdar. Bir teklifim var," dedi Selin, sesi buz gibiydi. "İsmail ve Fadime’nin bir bebeği olacak. Melek ve İsmail şimdi onun hayaliyle yaşıyor."
Serdar’ın sesi bir anda ciddileşti. "Eee? Bana ne senin bebek müjdenle?"
Selin, pencereden dışarıya, İso’nun limanına bakarak o korkunç cümleyi kurdu:
"Bebek doğarsa, İso bir daha bana asla bakmaz. O çocuk onların arasındaki her şeyi mühürler. Anlaşmamız şu: Bebek doğar doğmaz onu kaçıracaksın! Ortadan yok edeceksin. Bunun karşılığında ne istersen yaparım; limanın güvenlik kodlarını, sevkiyat rotalarını, İsmail’in korumasız olduğu her anı önüne sererim!"
Serdar, telefonun diğer ucunda keyifle arkasına yaslandı. "Demek aşk, seni kendi ailene ihanet edecek kadar delirtti Selin... Güzel. Bir bebeği çalmak, bir anneyi öldürmekten daha çok can yakar. Kabul ediyorum."
Konakta Sessiz Hazırlık
Aynı saatlerde konakta ise hiçbir şeyden haberi olmayan Melek Hanım, Fadime’ye zorla süt içirmeye çalışıyordu. İso ise kapı eşiğinden onları izliyor, içindeki o gurur duvarının yavaş yavaş yıkıldığını hissediyordu.
İso, içeri girip Melek Hanım’ı bir bahaneyle aşağı gönderdi. Fadime ile odada yalnız kaldığında, bakışlarını kaçırarak yatağın ucuna oturdu.
"Selin bugünlerde çok sessiz," dedi İso, içgüdüsel bir huzursuzlukla. "Sanki bir fırtına öncesi sessizliği gibi. Fadime... Dikkatli olmanı istiyorum. Konaktan dışarı adımını bile atmayacaksın."
Fadime, İso’nun bu korumacı tavrına şaşırmıştı. "Neden İso? Bir şey mi oldu? Yoksa yine birilerini mi duydun?"
İso, Fadime’nin ellerini tuttu. Bu sefer elleri buz gibi değil, ateş gibi sıcaktı. "Bilmiyorum... Ama seni ve... o ihtimali kaybetmeye niyetim yok."
İso, Fadime’yi alnından öptü. Bu, bir affedişten çok daha fazlasıydı; bu, bir yemin gibiydi. Ama Selin’in dışarıda kurduğu tuzaktan ve en yakınındakinin ihanetinden henüz haberi yoktu.