4. bölüm · Zombi ( büyük salgın )
BÖLÜM 4 : DIŞARISI
Kapı açıktı.
Koridor karanlıktı.
Ve sessizlik… artık güven vermiyordu.
Alp, yerde yatan bedene son bir kez baktı. Kıpırdamıyordu.
Bıçağı yerden aldı, tişörtüne silip tekrar kavradı.
“Kal…” dedi içinden bir ses.
Ama diğer ses daha güçlüydü.
“Burada kalırsan… sıra sana gelir.”
Eşiği geçti.
Koridora adım attığı an hava değişti.
İçerideki tanıdık koku gitmiş, yerini ağır, metalimsi bir koku almıştı.
Kan.
Merdiven boşluğundan yukarıdan aşağıya doğru koyu lekeler iniyordu.
Korkuluklara tutunarak yavaşça ilerledi.
Her adımını hesaplayarak.
Gıcırdayan bir basamakta durdu.
Ses… çok büyüktü.
Nefesini tuttu.
Dinledi.
Yukarıdan bir sürtünme sesi geldi.
Bir şey… hareket ediyordu.
Ama yaklaşmıyordu.
Alp merdivenleri aşağı inmeyi seçti.
Yavaş.
Sessiz.
Zemin kata indiğinde apartman kapısı yarı açıktı.
Dışarıdan gri bir ışık süzülüyordu.
Ama sokaktan gelen sesler… içeriye göre çok daha kötüydü.
Bağırışlar.
Koşuşturmalar.
Ve o garip inlemeler.
Kapının kenarına yanaştı.
Başını çok az uzatıp dışarı baktı.
Mahalle… değişmişti.
Arabalar rastgele bırakılmıştı. Bazılarının kapıları açıktı.
Yolda devrilmiş bir motosiklet, kırık camlar…
Ve insanlar.
Ya da… eskiden insan olanlar.
Sokağın ortasında iki kişi birine saldırıyordu.
Yere düşen adam bağırıyordu ama sesi hızla kesildi.
Yakınlardaki bir dükkânın camı parçalanmıştı.
İçerisi dağılmıştı.
Alp geri çekildi.
Kalbi hızlandı.
“Burada kalamam…”
Etrafına baktı.
Yiyecek.
Su.
Bunlara ihtiyacı vardı.
Gözleri karşıdaki küçük markete takıldı.
Kepengi yarıya kadar açıktı.
İçerisi karanlıktı.
Ama sessiz görünüyordu.
Riskliydi.
Ama başka seçeneği yoktu.
Alp kapıdan çıktı.
İlk adımını attığında ayakkabısının altında cam kırıldı.
ÇIT!
Dondu.
Sokaktaki şeylerden biri başını kaldırdı.
Yavaşça.
Sesin geldiği yöne baktı.
Alp nefesini tuttu.
Kımıldamadı.
Birkaç saniye sonra o şey tekrar yere döndü.
Alp yavaşça ilerledi.
Adımlarını daha dikkatli atıyordu artık.
Markete ulaştı.
Kepengin altından eğilerek içeri girdi.
İçerisi karanlıktı.
Raflar dağılmıştı.
Yerde paketler, kırılmış şişeler vardı.
Ama hâlâ işe yarar şeyler vardı.
Alp hızlıca etrafa baktı.
Su şişeleri.
Konserveler.
Birkaç paket bisküvi.
Çantasını aldı, doldurmaya başladı.
Ellerini hızlı ama kontrollü kullanıyordu.
Tam o sırada…
Arkadan bir ses geldi.
Tık.
Alp dondu.
Yavaşça arkasına döndü.
Kasaya yakın bir yerde… biri duruyordu.
Hareketsiz.
Başını hafif yana eğmişti.
Sonra…
Bir adım attı.
Alp bıçağı kaldırdı.
Nefesini tuttu.
Ve o şey…
Koşmaya başladı.
