ZEHİR kitap kapağı

2. bölüm / 7

ZEHİR

KABULLENMEK Mİ

Vaveyla Yazarı: Ümmühan Gönültaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: KABULLENMEK Mİ

Defne, odasının kapısını kapattıktan sonra sırtını kapıya yasladı. Birkaç saniye öylece kaldı. Sanki kapının ardında kalan babasının sözleri değil de bütün hayatı vardı. Nefes almakta zorlanıyor, boğazına oturan düğümü bir türlü çözemiyordu.
Yatağına doğru yürüdü. Kendini yatağın üzerine bıraktığında gözlerinden süzülen yaşları durdurmaya bile çalışmadı artık. Ne için uğraşıyordu ki? Bu evde kimse onu dinlemiyordu. Ne hissettiğinin, ne düşündüğünün, geceleri başını yastığa koyduğunda neler yaşadığının kimse için bir önemi yoktu.
Herkes onun adına karar veriyor, sonra da alınan bu kararların kendisi için en doğrusu olduğunu söylüyordu.
Peki, kendisi ne olacaktı?
Hayalleri, umutları, kurmak istediği hayat…
Bunların hepsi bir hiç miydi?
Defne, yüzünü yastığına gömerek ağlamaya devam etti. Bir süre sonra ağlamaktan yorulmuş, gözlerini kapatmıştı. Tam kendini biraz olsun toparlamaya çalışırken kapısı yeniden çalındı.
Bu defa cevap vermedi.
“Defne, kızım, aç kapıyı.”
Annesinin sesiydi.
“Git anne, ne olur. Kimseyi görmek istemiyorum.”
Kapının ardında kısa bir sessizlik oldu.
“Bir şeyler yemen gerekiyor. Sabah kahvaltı bile yapmadın.”
Defne gözlerini tavana dikti.
“Nasıl yemek yiyebilirim anne? Bana söyle. İçim yanıyor, sen bana yemek yemekten bahsediyorsun.”
“Babanın huyunu biliyorsun. Üzerine gitmesen böyle olmazdı.”
Defne’nin gözlerinden yeniden yaşlar süzüldü. Annesinin bu sözleri, az önce babasından duyduklarından daha az acıtmamıştı.
“Ben mi üzerine gittim? Ben mi istedim bunları? Anne, ben sadece kendi hayatımla ilgili bir karar vermek istedim. Hepsi bu.”
“Baban senin kötülüğünü istemez.”
“Peki, benim iyiliğimi istiyorsa neden beni dinlemiyor?”
Annesi cevap vermedi.
Defne, kapının arkasından gelen sessizliği dinledi. Belki annesi de ne söyleyeceğini bilmiyordu. Belki de yıllardır kendi hayatında sustuğu için kızına söyleyecek başka bir şey bulamıyordu.
“Ne olur, git anne,” diye fısıldadı Defne. “Biraz yalnız kalmak istiyorum.”
Annesi daha fazla üstelemedi. Ayak sesleri koridorda uzaklaşırken Defne gözlerini kapattı.
O gün ilk defa, bu evde gerçekten yapayalnız olduğunu hissetti.
Aşağı katta ise Hazar Bey’in öfkesi henüz dinmemişti.
Salonun ortasında bir aşağı bir yukarı yürüyordu. Kızının kendisine karşı gelmesini kabullenemiyordu. Yıllardır verdiği kararların sorgulanmasına alışık değildi. Bu evde herkes onun sözünü dinler, kimse karşısında sesini yükseltmeye cesaret edemezdi.
Ama Defne…
Defne son zamanlarda değişmişti.
Eskisi gibi susmuyor, içine attığı şeyleri söylemeye başlamıştı. Hazar Bey’in en çok öfkelendiği de buydu zaten. Kızının kendi kararlarını vermek istemesi, onun gözünde affedilemeyecek bir başkaldırıydı.
Masasının üzerindeki telefona uzandı. Bir süre ekrana baktıktan sonra aramak istediği numarayı buldu.
Karşı taraf telefonu açtığında sesi bir anda değişti.
“Her şey yolunda,” dedi. “Endişelenmenize gerek yok.”
Karşısındaki kişinin söylediklerini dinlerken yüzü ciddileşti.
“Hayır, Defne’nin hiçbir şeyden haberi yok. Olmasına da gerek yok.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Düğün planlandığı gibi gerçekleşecek.”
Telefonu kapattığında derin bir nefes aldı. Ardından başını kaldırıp merdivenlere baktı.
Defne’nin bilmediği şeyler vardı. Hem de yalnızca evliliğiyle ilgili değil, geçmişiyle ilgili de bilmediği çok şey…
Ve Hazar Bey, bunların hiçbirinin ortaya çıkmasını istemiyordu.
Akşam olduğunda Defne hâlâ odasından çıkmamıştı.
Güneş çoktan batmış, odasını aydınlatan ışık yerini karanlığa bırakmıştı. Genç kız, yatağının kenarında oturmuş telefonundaki eski fotoğraflara bakıyordu. Fotoğraflarda gülen bir Defne vardı. Her şeyin güzel olacağına inanan, geleceğe dair hayaller kuran bir Defne…
Fotoğraflardan birinde arkadaşlarıyla sahildeydi. Bir diğerinde annesine sarılmış gülüyordu.
Ekrana bakarken dudakları titredi.
“Ben ne zaman böyle mutsuz oldum?” diye fısıldadı.
Aslında cevabı biliyordu. Yalnızca kendine itiraf etmek istemiyordu.
Çünkü insan bazen acı veren gerçeği bilse bile onunla yüzleşmekten korkardı.
Tam o sırada telefonu çaldı. Arayan Selin’di.
Defne bir süre ekrana baktıktan sonra telefonu açtı.
“Alo?”
“Sonunda açtın! Kaç saattir seni arıyorum. Ne oldu? Sesin neden böyle?”
Defne kendini tutmaya çalıştı ama arkadaşının sesini duyar duymaz gözleri doldu.
“Selin…”
“Canım, ağlıyor musun sen?”
Defne cevap veremedi.
Selin’in sesi yumuşadı.
“Tamam, ağla. İçinde tutma. Ama bana anlat, ne oldu?”
“Hiçbir şey değişmedi. Babam kararını vermiş. Benim ne düşündüğümün hiçbir önemi yok.”
“Peki, ne yapmayı düşünüyorsun?”
Defne gözlerini sildi.
“Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Sanki bütün kapılar yüzüme kapanmış gibi hissediyorum.”
“Belki biraz zamanla…”
“Hayır, Selin!” diye araya girdi Defne. “Herkes bana aynı şeyi söylüyor. Zamanla alışırmışım, zamanla severmişim. Ya alışamazsam? Ya her gün biraz daha mutsuz olursam? O zaman ne olacak?”
Selin sustu.
Defne devam etti.
“Ben birinin karısı olmaktan korkmuyorum. Ben, hiç tanımadığım bir adamla aynı hayatı paylaşmaktan korkuyorum. Bir gün uyanıp kendime yabancılaşmaktan korkuyorum. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamamaktan korkuyorum.”
Sesi titriyordu.
“En kötüsü de ne biliyor musun? Bunu anlatabileceğim kimse yok.”
Selin derin bir nefes aldı.
“Ben varım, Defne. Ne olursa olsun ben varım. Bunu sakın unutma.”
Defne gözlerini kapattı.
“Keşke yanımda olsaydın.”
“Keşke canım. Ama bak, senden bir şey isteyeceğim. Ne olursa olsun kendini kaybetme. Başkaları senin adına karar veriyor diye kendi sesini susturma. Belki bugün onları değiştiremezsin ama kendinden vazgeçmek zorunda değilsin.”
Defne bu sözlerin üzerine bir süre konuşamadı.
Telefonu kapattıktan sonra pencereye yöneldi. Dışarıda hafif bir rüzgâr esiyordu. Perde usulca hareket ederken Defne, karanlığa gömülmüş bahçeye baktı.
Önünde nasıl bir hayat olduğunu bilmiyordu.
Ama bir şeyden emindi.
Bu evlilik, hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayacağı bir dönemin başlangıcıydı.
Ve Defne, henüz bilmediği bir gerçeğin tam ortasında duruyordu.
Bazı insanlar hayatınıza mutluluk getirmek için girmezdi.
Bazıları, geçmişte yaşananların hesabını sormak için gelirdi.
Aras da işte böyle bir adamdı.
Fakat Defne, onun kendisine neden bu kadar büyük bir öfke duyabileceğini henüz bilmiyordu.
Çünkü Aras’ın kalbinde taşıdığı intikam, Defne’nin henüz hatırlamadığı bir geçmişe dayanıyordu.
Ve o geçmişin kapısı aralandığında, en çok canı yanacak kişi yine Defne olacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

79okunma 28beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18