3. bölüm / 7
ZEHİRGELİNLİK
Bölümler 7Şu an: GELİNLİK
3. BÖLÜM
GELİNLİK
Bey oğlu Konağı’nda sabahın erken saatlerinden itibaren bir telaş başlamıştı. Hizmetliler bir yandan kahvaltı hazırlıyor, diğer yandan akşamdan kalan işleri toparlıyordu. Konağın hanımı ise kızının düğün hazırlıkları için gerekenleri düşünüyordu.
Defne, odasında aynanın karşısında oturmuş saçlarını tarıyordu. Bir gece önce döktüğü gözyaşlarının izi hâlâ yüzündeydi. Ne kadar toparlanmaya çalışsa da içindeki sıkıntıdan kurtulamıyordu.
Bugün gelinlik bakmaya gideceklerdi.
Normalde bir genç kızın hayatındaki en güzel günlerden biri olması gereken bu gün, Defne için yalnızca istemediği bir evliliğe atılmış yeni bir adımdı.
Kapısı çalındı.
“Gir.”
Annesi içeri girdiğinde elinde birkaç kıyafet vardı.
“Bunlardan birini giy kızım. Birazdan Demirhanlardan gelirler.”
Defne aynadan annesine baktı.
“Aras da mı gelecek?”
“Hayır. Aras bizi alacak, gelinlikçiye bırakacak. Sonra kendi işlerine bakacakmış. Akşam da bizi almaya gelecek.”
Defne hafifçe başını salladı.
En azından saatlerce onunla aynı ortamda bulunmak zorunda kalmayacaktı.
Annesi elbiseleri yatağın üzerine bıraktı.
“Bugün suratını asmanı istemiyorum. Ne olursa olsun, güzel bir gün geçirmeye çalış.”
Defne’nin elindeki tarak durdu.
“Benim yerimde sen olsaydın mutlu olabilir miydin anne?”
Kadın bir an sustu.
“Her şeyin bir yolu yordamı var, Defne. İnsan bazen ailesinin kararlarına uymak zorunda kalır.”
Defne aynadaki yansımasına baktı.
“Peki, insanın kendi hayatı ne olacak?”
Annesi cevap vermeden odadan çıktı.
Defne derin bir nefes aldı. Ardından annesinin seçtiği elbiseyi giydi, saçlarını düzeltti ve çantasını alarak aşağı indi.
Konağın önünde siyah araç bekliyordu.
Aras’ın ailesi biraz önce gelmişti. Nermin Hanım ile kızı Melis araçtan inmiş, Defne’yi bekliyorlardı.
“Günaydın Defne,” dedi Melis gülümseyerek.
“Günaydın.”
Nermin Hanım da gelininin yanına gelip yanağından öptü.
“Hazır mısın kızım? Bugün sana çok güzel bir gelinlik bulacağız.”
Defne zoraki bir tebessümle karşılık verdi.
“Bakalım.”
Tam o sırada konağın kapısı yeniden açıldı.
Aras dışarı çıktı.
Üzerinde siyah bir gömlek ve koyu renk pantolon vardı. Telefonuyla konuşuyordu. Yüzündeki sert ifade, daha sabahın ilk saatlerinde bile çevresindekilere mesafesini hissettiriyordu.
Konuşmasını bitirip telefonu cebine koydu.
“Hazır mısınız?”
Annesi başını salladı.
“Hazırız oğlum.”
Aras aracın arka kapısını açtı.
“Buyurun.”
Kadınlar araca binerken Defne bir an duraksadı. Aras’ın yanından geçerken genç adamın bakışlarını üzerinde hissetti.
“Ne oldu?” diye sordu Aras.
Defne başını kaldırdı.
“Bir şey olmadı.”
“Öyleyse bin.”
Sesi ne yüksek ne de aceleciydi. Fakat öyle sert çıkmıştı ki Defne’nin vereceği cevap boğazında kaldı.
Araca bindi.
Yol boyunca Nermin Hanım ile Melis gelinlik modellerinden, düğünde takılacak takılardan ve yapılacak hazırlıklardan konuştular. Defne arada bir cevap veriyor, çoğunlukla camdan dışarı bakıyordu.
Aras ise ön koltukta oturmuş telefonundaki mesajları okuyordu.
Bir süre sonra araç Mardin’in çarşısına ulaştı. Taş binaların arasından ilerleyip büyük bir gelinlik mağazasının önünde durdu.
Aras araçtan indi ve arka kapıyı açtı.
“Geldik.”
Nermin Hanım oğluna döndü.
“Sen de bizimle gelmiyor musun?”
Aras saatine baktı.
“Hayır anne. Sizi bırakıp bir yere uğramam gerekiyor. İşlerimi hallederim, akşam gelip alırım.”
Melis gülerek annesine döndü.
“Zaten gelse ne yapacak? Gelinliklerden anlamaz ki.”
Aras kız kardeşine sert bir bakış attı.
“Çok konuşuyorsun, Melis.”
Melis hemen sustu.
Defne bu kısa konuşmayı izlerken Aras’ın ailesinin bile onun yanında nasıl dikkatli davrandığını fark etti. Kız kardeşi bile bir bakışından sonra sesini kesmişti.
Aras annesine döndü.
“Bir şeye ihtiyacınız olursa arayın.”
“Tamam oğlum.”
Aras kapıyı kapatıp araca döndü. Şoförüne bir şey söyledikten sonra araç hareket etti.
Defne, siyah arabanın uzaklaşmasını izledi.
Aras’ın yanında kendisini garip bir baskı altında hissediyordu. Adamın ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi. Bir an bile gülümsemiyor, insanlarla konuşurken sanki karşısındakine bir iyilik yapıyormuş gibi davranıyordu.
Melis koluna girdi.
“Hadi, gelinliğini seçelim!”
Defne düşüncelerinden sıyrılıp ona döndü.
“Gidelim.”
Üçü birlikte mağazaya girdiler.
Gelinlik mağazası, beyaz ışıklarla aydınlatılmış geniş bir yerdi. Duvarların önünde sıralanan gelinlikler, tülleri ve işlemeleriyle göz kamaştırıyordu. Bir köşede dantelli modeller, diğer tarafta uzun kuyruklu gelinlikler vardı.
Mağazanın çalışanı onları güler yüzle karşıladı.
“Hoş geldiniz. Gelinimiz hangisi?”
Nermin Hanım gururla Defne’yi işaret etti.
“Gelininiz burada.”
Kadın Defne’ye baktı.
“Maşallah, çok güzel bir kızımız var. Nasıl bir model düşünüyorsunuz?”
Nermin Hanım hemen cevap verdi.
“Gösterişli olsun istiyoruz. Düğünümüz kalabalık olacak. Gelinimiz herkesin aklında kalsın.”
Defne başını eğdi.
Kendi düğününde nasıl görüneceğini bile başkaları belirliyordu.
Çalışan birkaç gelinlik getirdi. Melis, dantelli olanlardan birini seçip Defne’nin önüne tuttu.
“Bence bu çok güzel! Bir denesene.”
Defne gelinliği eline aldı.
“Olur.”
Kabine girdiğinde elbisenin beyaz tüllerini ellerinin arasına aldı. Aynaya baktı. Beyaz kumaş, parmaklarının arasında öyle narin duruyordu ki gözleri doldu.
Bir zamanlar gelinlik giyeceği günü hayal etmişti.
O gün yanında sevdiği adamın olacağını, gözlerinin içine bakarak gülümseyeceğini düşünmüştü. Birlikte yeni bir hayata başlayacakları için heyecanlanacağını sanmıştı.
Şimdi ise aynada kendisine bakan genç kızın gözlerinde yalnızca korku vardı.
Kapının dışından Melis’in sesi geldi.
“Defne, hazır mısın?”
Defne gözlerini sildi.
“Bir dakika!”
Gelinliğin son düğmelerini kapatıp perdeyi açtı.
Nermin Hanım’ın yüzü aydınlandı.
“Maşallah! Çok yakıştı kızım.”
Melis ellerini birbirine vurdu.
“Harika görünüyorsun!”
Çalışan da gülümseyerek başını salladı.
“Gerçekten çok yakıştı. İsterseniz aynanın önünde biraz dönün.”
Defne aynaya doğru yürüdü. Gelinliğin eteği arkasından süzülüyordu.
Tam o sırada mağazanın girişindeki zil çaldı.
İçeri iki kadın girdi. Arkalarından gelen üçüncü kadın, mağazanın çalışanına seslendi.
“Merhaba, daha önce konuşmuştuk. Randevumuz vardı.”
Çalışan başını çevirip onları karşıladı.
“Hoş geldiniz, buyurun.”
Defne aynadan girişe baktığında bir anlığına durdu.
Gelen kadınlardan biri, Mardin’in tanınan ailelerinden birine mensup olan Sema Hanım’dı. Defne onu yalnızca düğünlerde görmüştü. Mardin’de aileler genellikle düğünlerde karşılaşır, birbirlerini böyle kalabalık davetlerde tanırlardı.
Sema Hanım da Defne’yi fark etti.
“Defne kızım! Sen de mi buradasın?”
Defne gülümsemeye çalıştı.
“Evet, gelinlik bakıyoruz.”
Sema Hanım gözlerini gelinliğe çevirdi.
“Çok güzel olmuşsun. Aras Bey’in gelini olacaksın demek.”
Defne’nin yüzündeki gülümseme biraz daha soldu.
“Evet.”
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya devam ederken Sema Hanım, Nermin Hanım’ı görünce yanına gitti. İki kadın selamlaşıp konuşmaya başladı.
Defne ise yeniden aynaya döndü.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Numara kayıtlı değildi.
Mesajı açtı.
“Gelinliğin yakışmış.”
Defne’nin kaşları çatıldı.
Kimdi bu?
İkinci mesaj geldi.
“Akşam görüşürüz, Defne Hanım.”
Genç kızın kalbi hızlandı.
Ekrana bakarken parmakları soğudu. Mesajı gönderenin kim olduğunu anlamıştı.
Aras.
Defne hızla başını kaldırıp mağazanın camından dışarı baktı. Sokağın karşısında siyah bir araç duruyordu.
Aracın camları koyuydu. İçerisi görünmüyordu.
Defne’nin içine tarif edemediği bir korku düştü.
Aras gitmişti.
En azından o öyle sanmıştı.
Demek ki düşündüğü kadar uzakta değildi.
Telefonuna bir mesaj daha geldi.
“Sana beyaz çok yakışıyor.”
Defne’nin boğazı düğümlendi.
Mesajda açık bir tehdit yoktu. Fakat kelimelerin ardında hissettiği şey, sıradan bir nişanlının ilgisine hiç benzemiyordu.
Sanki Aras, kendisinin nerede olduğunu bildiğini hatırlatmak istiyordu.
Sanki ona, kaçacak bir yeri olmadığını söylüyordu.
Defne telefonu kapatıp çantasına koydu.
“İyi misin kızım?” diye sordu Nermin Hanım.
Defne irkildi.
“İyiyim.”
“Yüzün bembeyaz olmuş.”
“Biraz sıcak bastı.”
Nermin Hanım gelinliğe baktı.
“Öyleyse bunu alalım. Sana çok yakıştı.”
Defne bir kez daha aynaya baktı.
Beyaz gelinliğin içindeki yansımasına uzun uzun baktı.
Henüz evlenmemişti.
Henüz Aras Demirhan’ın karısı olmamıştı.
Ama o adam, daha şimdiden hayatının her köşesine girmeye başlamıştı.
Defne’nin bilmediği ise Aras’ın bu evliliği neden bu kadar istediğiydi.
Çünkü Aras için bu düğün bir mutluluk günü olmayacaktı.
O, Defne’nin beyaz gelinliğinin altında saklanan masumiyetine değil, geçmişten gelen bir hesabın kapanacağı güne bakıyordu.
Aras, mağazanın karşısındaki siyah aracın içinde oturmuş, telefon ekranındaki son mesajına bakıyordu. Defne’nin gelinlik içindeki görüntüsü zihninden gitmiyordu. Yüzündeki korkuyu, gözlerindeki çaresizliği görmüştü.
Dudaklarının kenarında soğuk bir gülümseme belirdi.
Kürtçe, alçak bir sesle mırıldandı:
“Tu ji min re neçar î, Defne.”
“Benden kaçamazsın, Defne
Hellooo canlarım arada böyle Kürtçe konuşmalar ekleme yapımmı nasıl olur sizceee
Bölüm etkileşimi
