ZEHİR kitap kapağı

5. bölüm / 7

ZEHİR

AYNI MASADA

Vaveyla Yazarı: Ümmühan Gönültaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: AYNI MASADA

Mardin’in taş sokaklarında ilerleyen siyah araç, gecenin sessizliğini yararak yoluna devam ediyordu.

Defne, başını cama yaslamış dışarıyı seyrediyordu. Sokak lambalarının ışıkları taş duvarların üzerinde kayıp gidiyor, dükkânların çoğu kapanırken bazı kahvehanelerden hâlâ erkek sesleri yükseliyordu.

Mardin geceleri başka güzeldi.

Ama Defne’nin o güzelliği görecek hâli yoktu.

Yanında oturan adamın varlığı, bütün düşüncelerini birbirine karıştırıyordu.

Aras ise gözlerini yoldan ayırmıyordu. Direksiyonu sıkıca tutan elleri, yüzündeki sert ifade ve arada bir çalan telefonuna attığı kısa bakışlar dışında hiçbir hareketi yoktu.

Sanki yanında bir insan değil, yalnızca yerine getirmesi gereken bir görev varmış gibi davranıyordu.

Defne daha fazla dayanamadı.

“Bir şey sorabilir miyim?”

Aras gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.

“Sor.”

“Beni neden yemeğe götürüyorsun?”

Aras başını hafifçe çevirip ona baktı.

“Yemek yemek için.”

Defne kaşlarını çattı.

“Benimle dalga mı geçiyorsun?”

“Hayır.”

“Öyleyse düzgün bir cevap ver.”

Aras’ın çenesi hafifçe gerildi.

“Defne, seninle konuşmam gereken şeyler var. Bu kadar basit.”

Defne hemen karşılık verdi.

“Ne gibi şeyler?”

“Yemekte konuşuruz.”

Aras yeniden önüne döndü.

Defne dudaklarını birbirine bastırdı. Adamın ağzından tek bir düzgün cevap almak bile ne kadar zordu. Sanki her cümlesi, karşısındaki insanı daha fazla soru sormaktan vazgeçirmek için kuruluyordu.

Bir süre daha sessiz kaldılar.

Sonunda araç, Mardin’in eski taş yapılarından birinin önünde durdu.

Defne camdan dışarı baktı.

Burası sıradan bir restoran değildi. Taş kemerli girişinin önünde birkaç araç park edilmişti. İçeriden hafif bir müzik sesi geliyor, girişte bekleyen görevli gelen müşterileri karşılıyordu.

Aras motoru kapattı.

“İndik.”

Defne çantasını alıp kapıyı açtı.

Aras çoktan araçtan inmişti. Restoranın girişine doğru yürürken Defne’nin onu takip ettiğinden emin olmak için arkasına bile dönmedi.

Genç kız birkaç adım geriden yürüdü.

İçeri girdiklerinde görevli Aras’ı görür görmez doğruldu.

“İyi akşamlar, Aras Bey. Hoş geldiniz.”

Aras başıyla selam verdi.

“Hazırladınız mı?”

“Elbette efendim. Buyurun.”

Görevli onları restoranın arka tarafındaki, diğer masalardan biraz uzakta bulunan bir bölüme götürdü.

Defne etrafına bakındı.

Taş duvarlara asılmış lambalar mekâna sıcak bir ışık veriyor, büyük pencerelerden Mardin’in gece manzarası görünüyordu. Masalar özenle hazırlanmıştı. Beyaz örtülerin üzerine yerleştirilen tabaklar ve ince belli bardaklar, mekânın sade ama gösterişli havasını tamamlıyordu.

Aras sandalyeyi çekip oturdu.

Defne de karşısına geçti.

Garson menüleri bıraktı.

Aras menüye şöyle bir göz attı.

“İki kişilik yöresel yemekler hazırlayın. İçecek olarak da su getirin.”

Garson başını eğdi.

“Tabii efendim.”

Defne menüye bakıyordu.

“Ben daha ne istediğimi söylemedim.”

Aras ona baktı.

“Yemek seçmek mi istiyorsun?”

“Evet.”

“Öyleyse seç.”

Defne menüyü eline aldı. Birkaç satır okuduktan sonra garsonu çağırdı ve kendisi için küçük bir sipariş verdi.

Garson uzaklaşınca Aras arkasına yaslandı.

“Babanla aranızda sorun mu var?”

Defne bu soruyu beklemiyordu.

“Ne?”

“Babanla. Az önce evdeki hâliniz pek iyi görünmüyordu.”

Defne bir süre düşündü.

“Babamla aramda sorun yok.”

Aras’ın yüzünde belli belirsiz, soğuk bir ifade oluştu.

“Öyle mi?”

“Evet.”

“Öyleyse neden sana bir şey sorduğunda cevap vermekten korkuyorsun?”

Defne’nin yüzü gerildi.

“Ben babamdan korkmuyorum.”

“Bana öyle görünmedi.”

“Beni tanımıyorsun, Aras. Nasıl biri olduğuma karar verme hakkını kendinde görme.”

Aras birkaç saniye boyunca ona baktı.

“Henüz seni tanımıyorum, doğru.”

Defne, bu sözün devamını bekledi.

Aras ise sustu.

Genç kızın içine tuhaf bir huzursuzluk düştü.

Henüz.

Neden özellikle o kelimeyi kullanmıştı?

Sanki bir gün onu tanımak için çok daha fazla fırsatı olacakmış gibi…

Defne gözlerini masadaki su bardağına çevirdi.

“Sen de beni tanımıyorsun,” diye tekrarladı. “Ama benimle evlenmeye karar verdin.”

Aras’ın bakışları yeniden onun yüzüne döndü.

“Bu evlilik kararını yalnızca ben vermedim.”

“Biliyorum. Ailelerimiz karar verdi. Ama sen de karşı çıkmadın.”

Aras cevap vermedi.

Defne devam etti.

“Bana bir kere bile bu evliliği isteyip istemediğimi sormadın.”

“İsteseydin ne değişecekti?”

Soru, Defne’nin göğsüne ağır bir taş gibi oturdu.

Bir süre konuşamadı.

Sonra yavaşça başını kaldırdı.

“Demek senin için benim ne istediğimin hiçbir önemi yok.”

Aras’ın yüzünde bir değişiklik olmadı.

“Bunu ben söylemedim.”

“Peki, ne söylemek istedin?”

Aras masanın üzerine bırakılmış peçeteyi düzeltti.

“Her şeyin senin istediğin gibi olacağını düşünüyorsan yanılıyorsun.”

Defne’nin gözleri doldu ama ağlamamaya kararlıydı.

“Ben senden her şeyin istediğim gibi olmasını istemiyorum. Sadece kendi hayatımla ilgili söz hakkım olsun istiyorum.”

Aras bir an sustu.

Defne’nin gözlerinin içine baktı.

“Hayatın boyunca her istediğini elde edebildin mi?”

Defne şaşırdı.

“Bunun konumuzla ne ilgisi var?”

“Cevap ver.”

Genç kızın kaşları çatıldı.

“Hayır. Her istediğimi elde edemedim. Ama bu, bundan sonra da hiçbir şey istemeyeceğim anlamına gelmiyor.”

Aras’ın bakışları sertleşti.

“İnsan bazen bir şeyi neden istediğini bile bilmez, Defne.”

Defne onun ne demek istediğini anlayamadı.

“Sen benim ne istediğimi nereden bileceksin?”

Aras cevap vermek yerine garsonun getirdiği su bardağını eline aldı.

Konuşma orada kesildi.

Defne, karşısındaki adamın yüzüne bakarken onunla ilgili bir şeyi daha anlamıştı.

Aras sorular soruyordu ama kendisi hakkında tek bir şey anlatmıyordu. Defne’nin ailesiyle ilişkisini merak ediyor, ne hissettiğini anlamaya çalışıyor gibi görünüyordu. Fakat sıra kendisine geldiğinde hemen duvarlarını örüyordu.

Bu, genç kızın içindeki merakı daha da artırıyordu.

Aras’ın hayatında ne vardı?

Onu böyle sert, mesafeli ve öfkeli yapan neydi?

Ve neden kendisine bakarken bazen sanki çok eski bir düşmanlığı hatırlıyormuş gibi görünüyordu?

⸻

Yemekler geldiğinde konuşma bir süreliğine kesildi.

Defne tabağına baktı. Önündeki yemeklerin kokusu güzel olmasına rağmen iştahı yoktu. Birkaç lokma aldıktan sonra çatalını bıraktı.

Aras bunu fark etti.

“Yemeyecek misin?”

“İştahım yok.”

“Sabah da mı böyleydin?”

Defne başını kaldırdı.

“Bunu neden soruyorsun?”

“Bir soru sordum.”

“Her soruna cevap vermek zorunda değilim.”

Aras çatalını tabağının kenarına bıraktı.

“Doğru.”

Defne onun bu kadar kolay kabul etmesine şaşırdı.

Aras devam etti.

“Senin de bana cevap vermek istemediğin şeyler olabilir.”

Genç kızın bakışları değişti.

İlk defa, konuşmanın başından beri aralarındaki mesafenin biraz olsun azaldığını hissetmişti.

Ama bu his uzun sürmedi.

Aras peçetesini masaya bıraktı ve saatine baktı.

“Yemekten sonra seni eve bırakacağım.”

Defne başını salladı.

“Tamam.”

“Yarın da düğün hazırlıklarıyla ilgili bazı işler var.”

Defne’nin yüzü yeniden asıldı.

“Yine mi?”

Aras gözlerini ona çevirdi.

“Ne demek yine mi?”

“Her gün başka bir hazırlık. Bir gün gelinlik, bir gün başka bir şey. Sanki ben bu düğünü istiyormuşum gibi herkes benim adıma karar veriyor.”

Aras bir süre onu izledi.

“İstemediğini biliyorum.”

Defne’nin eli havada kaldı.

“Ne?”

“Bu evliliği istemediğini biliyorum.”

Genç kızın kalbi hızlandı.

“Biliyorsan neden hâlâ devam ediyorsun?”

Aras’ın yüzündeki ifade değişmedi.

“Çünkü bu evlilik gerçekleşecek.”

Defne sandalyesinde doğruldu.

“Peki neden?”

Aras, onun gözlerine baktı.

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra genç adam, sanki söyleyeceği şey son derece sıradanmış gibi cevap verdi:

“Her şeyin bir sebebi var, Defne.”

“Nasıl bir sebep?”

Aras ayağa kalktı.

“Bu akşamlık bu kadar soru yeter.”

Defne de ayağa kalktı.

“Sen benimle konuşmak istediğini söyledin. Ama ben soru sorunca cevap vermiyorsun.”

Aras ceketini düzeltti.

“Bir gün bütün cevapları öğrenirsin.”

“Ne zaman?”

Aras ona baktı.

“Zamanı geldiğinde.”

Defne’nin yüzündeki ifade değişti. İçinde bir öfke yükseliyordu ama bu kez onu bastırmak istemiyordu.

“Ben senin oyunlarının bir parçası değilim, Aras.”

Aras’ın gözleri daraldı.

“Bunu nereden çıkardın?”

“Bilmiyorum. Ama senin bana karşı tavrında bir tuhaflık var. Bazen sanki benden nefret ediyorsun, bazen de beni çok önceden tanıyormuşsun gibi konuşuyorsun.”

Aras’ın yüzü bir anda sertleşti.

Defne, ilk defa söylediği bir sözün onu gerçekten rahatsız ettiğini fark etti.

Aras birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sonra soğuk bir sesle konuştu.

“Her şeyi kendinle ilgili sanma.”

Bu söz, Defne’yi beklediğinden daha fazla incitti.

Genç kız başını çevirdi.

“Merak etme. Kendimi senin hayatının merkezinde görmüyorum.”

Aras cevap vermedi.

İkisi birlikte restorandan çıktılar.

⸻

Gece ilerlemişti.

Aras’ın aracı Mardin’in taş sokaklarından geçerek Beyoğlu Konağı’na doğru ilerliyordu. Defne bu kez camdan dışarı bakmıyor, ellerini kucağında birleştirerek önüne bakıyordu.

Restoranda duydukları, kafasında birbirine karışmıştı.

Bu evlilik gerçekleşecek.

Her şeyin bir sebebi var.

Bir gün bütün cevapları öğrenirsin.

Aras’ın her cümlesi, içinde yeni bir soru bırakmıştı.

Defne sonunda dayanamadı.

“Aras.”

“Ne?”

“Benden nefret mi ediyorsun?”

Aracın içindeki hava bir anda ağırlaştı.

Aras’ın elleri direksiyonda sabit kaldı. Gözleri yoldaydı. Uzun bir süre cevap vermedi.

Defne, sorusunun cevapsız kalacağını düşündü.

Tam başını çevirecekken Aras konuştu.

“Benim ne hissettiğim seni ilgilendirmez.”

Defne’nin boğazı düğümlendi.

“Nasıl ilgilendirmez? Seninle evleneceğim.”

Aras başını ona çevirdi.

“Evlilik, insanın karşısındaki kişinin bütün düşüncelerini bilmesi demek değildir.”

“Peki, ne demek?”

“Bunu zamanla öğrenirsin.”

Defne gözlerini kapattı.

Yine aynı şey.

Yine cevapsız bırakılan bir soru.

Araç konağın önünde durduğunda Aras motoru kapattı. Defne emniyet kemerini çözüp kapıyı açmak üzereydi ki genç adamın sesiyle durdu.

“Defne.”

Yavaşça ona döndü.

Aras’ın yüzünde her zamanki sert ifade vardı.

İyi geceler

Defne kapıyı açtı.

“İyi geceler.”

Genç kız araçtan inip konağa doğru yürüdü. Kapıya ulaşmadan önce arkasına dönüp bakmak istedi ama kendini tuttu.

Aras’ın aracının motoru yeniden çalıştı.

Siyah araba uzaklaşırken Defne konağın kapısında öylece durdu.

O gece bir gerçeği anlamıştı.

Aras Demirhan, ona kendisini tanıması için hiçbir fırsat vermiyordu. Fakat Defne’nin kendisi hakkında ne düşündüğünü öğrenmek istiyordu.

Bu adamın içinde sakladığı bir şey vardı.

Belki bir sır.

Belki geçmişten kalan bir yara.

Belki de Defne’nin henüz bilmediği, kendi hayatını da değiştirecek bir gerçek.

Ama Defne’nin bilmediği bir şey daha vardı.

Aras, eve dönerken yolun kenarında aracını durdurdu. Telefonunu çıkarıp uzun zamandır aramadığı bir numarayı buldu.

Ekrana birkaç saniye baktıktan sonra aramayı başlattı.

Telefon açıldı.

Karşı taraftan bir erkek sesi duyuldu.

“Efendim, Aras Bey?”

Aras’ın bakışları gecenin karanlığına çevrildi.

“Yarın o dosyayı istiyorum.”

“Hangisini efendim?”

Aras’ın sesi buz gibiydi.

Beyoğlu dosyasını.”

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

“Anlaşıldı.”

Aras telefonu kapattı.

Bir süre direksiyonun başında hareketsiz oturdu.

Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Defne’nin restoranda söyledikleri aklına geldi.

Benden nefret mi ediyorsun?

Aras’ın yüzünde acımasız bir ifade belirdi.

“Keşke mesele sadece nefret olsaydı,” diye mırıldandı.

Ardından aracı çalıştırdı ve gecenin karanlığına karıştı.

Defne ise konağın üst katındaki odasında, yatağının kenarına oturmuş, aynı soruyu tekrar tekrar düşünüyordu.

Aras Demirhan neden onunla evlenmek istiyordu?

Bu sorunun cevabı, iki ailenin yıllardır sakladığı geçmişin içinde gizliydi.

Ve o geçmiş, çok yakında yeniden kapılarını aralayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

38okunma 13beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18