24. bölüm / 28
Yüce Aşk I BxBYirmi üç
Bölümler 28Şu an: Yirmi üç
- 1 Tanıtım354 kelime
- 2 Bir604 kelime
- 3 İki870 kelime
- 4 Üç868 kelime
- 5 Dört831 kelime
- 6 Beş763 kelime
- 7 Altı675 kelime
- 8 Yedi747 kelime
- 9 Sekiz806 kelime
- 10 Dokuz971 kelime
- 11 On758 kelime
- 12 On bir822 kelime
- 13 On iki1.008 kelime
- 14 On üç797 kelime
- 15 On dört766 kelime
- 16 On beş857 kelime
- 17 On altı693 kelime
- 18 On yedi681 kelime
- 19 On sekiz717 kelime
- 20 On dokuz767 kelime
- 21 Yirmi741 kelime
- 22 Yirmi bir667 kelime
- 23 Yirmi iki820 kelime
- 24 Yirmi üç660 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Yirmi dört663 kelime
- 26 Yirmi beş814 kelime
- 27 Final586 kelime
- 28 Özel Bölüm1.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koray'dan
Uyanmıştım. Bir süredir yanımda uyuyan bedeni izliyordum. Saçları siyah yastığın üzerine dağılmış tüm güzelliğiyle uyuyordu. Bazen ne kadar güzel olduğunun farkında olmadan makyaj yapıyordu. Onu alsa anlamayacaktım.
Ellerinin birisini şiş karnına koymuştu. Bebeğini ne kadar çok istediği ve sevdiğini biliyordum. Bazen bir odaya çekiliyor saatlerce karnıyla konuşuyordu.
Geçmişte yaşadığı şeylerin farkındaydım. Kolay şeyler atlatmamıştı. Buna rağmen gülümsüyordu. En olmayacak şeylerden mutluluk duyuyor tüm gün enerji saçarak evin içinde geziyordu.
Saate bakıp yatakta doğruldum. İptal ettiğim toplantıyı biran önce yapmak için şirkete gitmeliydim. Toplantıyı iptal ettirmemin tek sebebi yanımda yatan bedendi.
Onun gözlerindeki o ağlamaklı ifade bana her şeyi yaptırabilecek güçteydi. Onu öyle görmeye asla dayanamıyordum.
Bir gömlek ve pantolon giydim. Mutfağa gidip kahvaltı hazırlamaya başladım. Çoğu eşyanın yerini bilmiyordum. Bir insan tutmuştum ve evi düzenletmiştim.
İçinde merdivenler olan villadan kattaki bu daireye geçerken kendimden çok emindim. Ege benimle tanışacak ve benimle yaşayacaktı. Hamile karnı yürümesini zorlaştırdığı için merdivenlerle uğraşmasını istememiştim.
"Günaydın." Yanıma geldi. Ellerimle alnına düşen saçlarını düzelttim. Açılan boşluğa uzun bir öpücük kondurdum. "Günaydın bebeğim. Yüzünü yıka kahvaltı yapalım." Başını sallamakla yetindi sadece. Sonrasında da arkasını dönüp yürüdü.
Çok güzel bir yüzü vardı. Çoğu insanın sahip olmak isteyeceği ama asla sahip olamayacağı bir yüzdü bu. Baktıkça insanın kendisini kaybedeceği derecede güzeldi.
"İşe gideceksin değil mi?" Alt dudağını büzdü. "Gitmem lazım. Şirket yönetiyorum." İşlerden yana hiçbir zaman sorun yaşamamıştım. En baştan düzen kurmuş ve o düzene herkesin uymasını sağlamıştım. Otoriterdim. Söylediklerimin ikiletilmesi nefret ettiğim şeylerden birisiydi.
Kolumdaki pahalı saate baktım. Gitmem lazımdı. "Masayı toplayabilir misin?" Ona bir şeyler yaptırıp yormak istemiyordum. "Tabi ki. Sen işine yetiş." Aramızda ne vardı bilmiyordum. Beni neyi olarak görüyordu bilmiyordum.
Bazen o kadar sessiz ve anlayışlı davranıyordu ki onun ne hissettiğini anlayamıyordum. Mutlu muydu? Beni seviyor muydu? Onu bu eve mi kapatmıştım? Aklımdaki sorular kafamı karıştıracak raddeye gelmişti.
"Ben gidiyorum Ege." Kapıdan ona seslendiğimde "Bekle." sesini duydum. Koridorda görüş açıma girdiğinde hızlı olmaya çalıştığını gördüm. Bunu çabalıyordu ama başardığı söylenemezdi. Bu haline gülümsedim. Tatlı gözüküyordu.
Yanıma kadar geldi. Suskundu ama ben gözlerinden yapacaklarını anlayabiliyordum. Parmaklarıyla gömleğimi kavradı. "Ege?" Yüzüne o çok yakıştırdığım gülümsemesini kondurdu ve yüzüme yaklaştı.
Sadece yapacağı hamleyi bekliyordum. Gözlerimi kapattım. Boynumdan başlayan bir kıvılcım tüm vücudumu ele geçirdi. Dudaklarını gömlekten açıkta kalmış boynumda hissettim.
Dudaklarını biraz araladı ve dilini boynuma dayadı. Bu hareketini beklemiyordum. Yaptığı şey tahmin edemeyeceğim dereceydi. Anladım ki beklediğim şeylerin fazlasını veriyordu bana.
Ona sert davranmak istemiyordum ama gösterdiği cilve azımsanmayacak derecedeydi. Dudaklarını boynumdan çekti ve yüzüme baktı. Dilini dudaklarının üzerinde gezdirdi. Tek elimi yüzüne çıkartıp dudaklarımı dilimle birlikte dudaklarına yapıştırdım.
Üzerine yürümem birkaç adım geriye gitmesine sebep oldu. Gömleğimi tutan parmakları hala ordan güç almak istercesine sıkı sıkı tutuyordu.
Dilimi dudaklarının arasına aldı. Dilini dilimin üzerinde gezdirdi. Olduğumuz durum beni zora sokarken nefeslenmek için ayrılan yine o oldu.
"İşteyken beni düşün sevgilim." Duyduğum cümlenin gerçekliğini sorguladım birkaç saniye.
Duygularıma karşılık veriyordu. Bunu yaparken o kadar güzel ve temizdi ki aklımı kaybedeceğimi düşündüm.
Eğilip dudaklarına kısa bir öpücük kondurdum. "Aklımdan hiç çıkmıyorsun."
Konum atılan kafenin önüne geldim. Altımdaki sızı sönmüş haldeydi. Giderek artan bir öfkem vardı. Çenem kasılırken ve sinirden kendimi sıkarken neler yapabileceğimi bilmez haldeydim.
Vale geldiğinde arabadan indim. Orada oturmuş beni bekliyordu. Neredeyse günde iki kez beni arayıp söyleceği önemli şeyler olduğunu diyordu. Bir süreden sonra ona inanmaya başlamıştım.
Adımlarımı hızlandırdım. Yanına geldim ve yüzüne bir yumruk attım. "Alacak bir hesabım vardı." Alacak birden fazla hesabım vardı. Onur'u tanımamama rağmen ona olan öfkem tanımlanamayacak boyuttaydı.
Ege'yi her düşündüğümde sinir kat sayım artıyordu. "Seni de delirtmiş." dedi. Yere düşmüştü ama gülümsüyordu. Konuşmaya devam etti. "Beni de böyle delirtti." Kaşlarımı çattım. "Kendisine öyle aşık etti ki delirdim."
Karşımda durup onun aşk hayatını dinleyeceğimi bekliyorsa yanılıyordu. "Söylecek bir şeyin varsa söyle." Beni buraya sadece dalga geçmek için çağırmış olamazdı. "Ege'ye aşık olduğunu biliyorum. Ama onun da sana aşık olması için beni yok etmen lazım." Devamını duymak istemeyeceğim bir şekilde devam ettirdi. "Hala bana aşık."
Duyduğum cümle beynimin kasılmasını sağladı. Sol ayağımla karnına doğru tekme atıp üzerine eğildim. "Eğer bir gün kazada(!) sakatlanıp futbol hayatını bitirmek istemiyorsan Ege'den uzak dur."
Bölüm etkileşimi
