25. bölüm / 28
Yüce Aşk I BxBYirmi dört
Bölümler 28Şu an: Yirmi dört
- 1 Tanıtım354 kelime
- 2 Bir604 kelime
- 3 İki870 kelime
- 4 Üç868 kelime
- 5 Dört831 kelime
- 6 Beş763 kelime
- 7 Altı675 kelime
- 8 Yedi747 kelime
- 9 Sekiz806 kelime
- 10 Dokuz971 kelime
- 11 On758 kelime
- 12 On bir822 kelime
- 13 On iki1.008 kelime
- 14 On üç797 kelime
- 15 On dört766 kelime
- 16 On beş857 kelime
- 17 On altı693 kelime
- 18 On yedi681 kelime
- 19 On sekiz717 kelime
- 20 On dokuz767 kelime
- 21 Yirmi741 kelime
- 22 Yirmi bir667 kelime
- 23 Yirmi iki820 kelime
- 24 Yirmi üç660 kelime
- 25 Yirmi dört663 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Yirmi beş814 kelime
- 27 Final586 kelime
- 28 Özel Bölüm1.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bardakları da doldurduğumda hazırladığım masaya baktım. Sabahki yüksek tansiyonlu öpücüğümden sonra ona böyle bir masa hazırlamak istemiştim.
Koray'a karşı bir çekim hissediyordum. Mıknatısla ona çekiliyorum gibi bir histi bu.
Koray ise geldiğinden beri çalışma odasına geçmiş işleriyle ilgileniyordu. Bazen telekonferanslarının sesi geliyor bazen kesiliyordu.
Kesildiği dakikalardan birisinde kapısına gittim. Tıklattım ve araladım kapıyı. Gözlerini bilgisayarından kaldırdı ve bana baktı Koray. Siyah ama ince kenarlı sayılabilecek bir gözlük takıyordu. Saçları dağılmıştı. Giydiği beyaz gömleğin kollarını kıvırmış yakasındaki düğmelerden birkaçını açmıştı. Refleks olarak alt dudağımı dişledim. O ise gözlerini uzun süre çekmedi üzerimden.
Nasıl tarif edeceğimi asla bilemediğim bir bakıştı bu. Her şeyden kaçış. Sadece bana odaklanmaydı bu bakış. "Yemek yiyelim mi?" Başını olumlu anlamda salladı. Dışarda yağmur yağıyordu. Karanlık bir hava vardı. Ama o havanın aksine evin içinde kendimi huzurlu hissediyordum.
Bu huzurun hamileliğime de iyi geldiğini inkar edemezdim. Kendimi güzelleşmiş hissediyordum. Onur'la yaşadığım son ayların aksine birinin hayatındaki tek kişi olmak bana iyi gelmişti.
Bilgisayar ekranını kapattı Koray. "Hadi bebeğimizi bekletmeyelim." Yanıma kadar adımladı. Elini belime yerleştirdi ve alnıma bir öpücük kondurdu. Dudaklarını alnımdan çektikten sonra eğildi. Bir sonraki öpücüğü karnıma olmuştu.
"Geçmişinden bahset bana Ege. Geleceğinde olacağımı biliyorum. Ama geçmişini de merak ediyorum. Ailenden bahset."
Kurduğu cümleler çokça gerilmemi sağlamıştı. Bu konular konuşmakta en zorlandığım konulardı. Hayatımda sadece Onur'la konuştuğum konuları başkasıyla konuşacak olmak beni germişti. Bunları konuşmak benim için çok özledi. Karşımdaki kişiyle önümdeki duvarları kırmam anlamına geliyordu. Gerçekten bir aile olacağımızı hissediyordum.
"Ailem Muğla'da yaşıyor. Ailem dediğim kişiler ablam ve annem." dedim. Gözlerimi önümdeki tabaktan kaldırdığımda beni pür dikkat inleyen bir bedenle karşılaştım. Dirseklerini masaya dayamış ellerini havada birleştirmişti.
Taktığı gözlüğün onu daha da yakışıklı gösterdiğini inkar edemezdim. "Peki baban?" diye sordu. "Vefat etti." dedim. Sesim beklediğimin aksine daha tekdüze çıkmıştı. "Babam beni pek sevmezdi." diyerek devam ettim cümleme.
Başını anladığına dair sadece salladı. Devamını ne o sordu ne de ben tamamladım. "Peki senin ailen?" Merak etmiştim. Sorduğum sorudan sonra tabağımı tekrar doldurmak için ayağa kalktım. Gerçekten de acıkmışım. Karnımdaki bebeğim büyüdükçe açlığım daha da artıyordu.
"Babam yönettiğim şirketin benden önceki sahibi. Annem ise ev hanımı." dedi Koray. "Erkek bir kardeşim var. Yurt dışında okuyor." Sonrasında aklına yeni bir şey gelmişcesine "Bu arada.." dedi. "Onur'un babasıyla babam düşmanmış."
Duyduğum isim afallamamı sağlarken başımı önümdeki yemekten kaldırdım. "Ben babasını hiç görmedim ama şirketteki evraklara baktığımda fark ettim." Cümlesinin sonunda sessiz bir küfür savurdu. Onur'un babasının şirketi olduğunu biliyordum. Hatta Onur şirketi değil sporu tercih ettiği için aralarının bozuk olduğunu da biliyordum.
"Dünya çok küçük." dedim. Şaşırmıştım. Bu kadar kişi arasından sürekli karşılaşmış olmamız hala garip geliyordu. "Neyse ki artık hayatımızda yeri yok." dedi Koray. Sesi sert çıkmıştı. Onur'u kıskandığını görebiliyordum.
Ona öfke dolduğunu da görebiliyordum. Erkeklerin içlerindeki duyguyu tutması çok zor oluyordu. Ve ben Koray'ın Onur'u gördüğü yerde döveceğine emindim.
"Çok güzel yapmışsın. Eline sağlık." Yorulmuştum. Ama yorulduğuma değmişti. "Teşekkür ederim." dedim Koray'la ilk tanıştığımız günlerdeki gibi. Ona teşekkürler borçluydum.
Aklıma gelen şeyle dudaklarımı araladım. "Siteye köşe yazısı yazma işim bahaneydi dimi?" Kısa bir kahkaha attı. "Evet, öyleydi." "Delirmişsin Koray." Benim için İstanbul'daki düzenini bırakıp İngiltere'ye gelmişti. "Delirdim Ege." Durdu. "Bana neler yaptığın hakkında gram fikrin yok."
Ben de durdum. Böyle iltifatlara alışık değildim. Söylendiğinde ne yapmam gerektiğini bilemez halde onun yüzüne bakıyordum. Yaptığım tek şey buydu.
Ayağa kalktı. Karşılıklı oturduğumuz masanın üzerinden bana eğildi. Dudaklarıma kısa bir öpücük kondurdu ve geri çekildi. "Sana aşığım Ege." Bunu hiçbir şey yapmasa bile gözlerinden görebiliyordum. İstediğim tek şey onun da beni görebilmesiydi.
Aşkın yüceliğine gün geçtikçe inanıyordum. İçinde her türlü kötülüğü barındırsa da insan aşık olmaktan vazgeçemiyordu. Her şey bitti, yolun sonuna geldim dediğin anda başka birisi elini tutuyordu.
İnsanların aşksız yaşayamayacağına inananlardandım. Böyle bir duyguyu bize verdiği için Tanrı'ya şükredenlerdenim.
İçinde bulunduğum ortam karnımda kelebekler uçurmaya yetiyordu. Asla tahmin edemeyeceğim şeyleri bir zamanlar hiç tanımadığım kişilerle yaşıyordum.
Daldığım düşüncelerden çıktım. Söylemem gereken sözler olduğunu fark ettim. "Ben de sana aşığım Koray."
"Ege." dedi. İsmimi söylemekten haz duyuyor gibiydi. "Efendim sevgilim."
Durdu. Cebinden bir kutu çıkardı. Dilini dudakları üzerinde gezdirdi. Taktığı gözlüğüne elini atarak kenara çıkardı. Ve gözlerini gözlerimle birleştirdi
"Benimle evlenir misin?"
Bölüm etkileşimi
