5. bölüm / 28
Yüce Aşk I BxBDört
Bölümler 28Şu an: Dört
- 1 Tanıtım354 kelime
- 2 Bir604 kelime
- 3 İki870 kelime
- 4 Üç868 kelime
- 5 Dört831 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Beş763 kelime
- 7 Altı675 kelime
- 8 Yedi747 kelime
- 9 Sekiz806 kelime
- 10 Dokuz971 kelime
- 11 On758 kelime
- 12 On bir822 kelime
- 13 On iki1.008 kelime
- 14 On üç797 kelime
- 15 On dört766 kelime
- 16 On beş857 kelime
- 17 On altı693 kelime
- 18 On yedi681 kelime
- 19 On sekiz717 kelime
- 20 On dokuz767 kelime
- 21 Yirmi741 kelime
- 22 Yirmi bir667 kelime
- 23 Yirmi iki820 kelime
- 24 Yirmi üç660 kelime
- 25 Yirmi dört663 kelime
- 26 Yirmi beş814 kelime
- 27 Final586 kelime
- 28 Özel Bölüm1.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni yeni ayılmaya başladığımda altımdaki yumuşak yatağı hissediyordum. Elimi korkuyla karnıma götürdüm. Bu hareketimle gözlerimi açmasam da uyandığımı öğrenmişlerdi. Umarım hala ordasındır bebek. Babanın sana ihtiyacı var.
Daha çok yeni olduğu için karnım belirgin değildi. Dolayısıyla onu da her zaman hissedemiyordum. Aklıma neden bayıldığım geldiğimde altımdaki yatak dikenlere dönüştü. Tüm vücuduma keskin bir ağrı saplandı.
Ben aldattığı düşünüyordum. Ama böyle bariz bir şekilde duymak beni daha derinden yaralamıştım. Ne kadar kendimi bu düşünceye alıştırdığımı düşünsem de alıştıramadığımı fark etmiştim.
"Ege.. aşkım.." Onur'un sesini duyduğumda gözlerimi araladım. Yanı başımda Onur, Yiğit, Furkan ve doktor vardı. Onur'u duymazdan gelerek başımı yatağın diğer tarafına çevirdim. Doktor bu taraftaydı. "Ege bey beni duyuyor musunuz?"
"Yalnız konuşabilir miyiz?" Kuruyan boğazımla kurduğum cümle bu üç kelimeden ibaretti. "Ege?" "Evet Onur sen de çık." Doktorun söyleceklerini biliyordum.
"Hemen bir kontrol edelim sizi." dediğinde gözlerime ışık tutup takip etmemi istedi. Bir sorun olmadığına kanaat getirdiğinde önümdeki ışığı çekti. Sonrasında da gözlerime bakarak titrek bir sesle konuştu. "Ege bey. Hamilesiniz." Bunu biliyordum zaten. "Biliyorum. O iyi mi?" Doktor bildiğime şaşırmıştı. "Ama eşiniz bilmiyor. Son zamanlarda bir değişiklik var mı eşinizde diye sorduğumda hayır dedi."
Fark etmemişti. Aklı ve kalbi başkasındayken nasıl fark ederdi zaten. "Bebeğiniz gayet sağlıklı." Duyduğum cümleyle gözlerim dolu olmasına rağmen gülümsedim. "Onur bilmesin. En kısa zamanda söyleyeceğim."
Çalan kapıyla ikimiz de kapıya döndük. Onur kafasını kapıdan aralamış bakıyordu. "Gelebilir miyim?" Başımı salladım sadece. Onunla konuşmak istemiyordum. Onu görmek istemiyordum. Sesini duymak da istemiyordum. Kalbimdeki varlığını bile hissetmek istemiyordum.
Midemin bulanmasıyla yatakta hızlıca doğruldum. Ama bu doğrulmam yoğun bir baş ağrısına ve göz kararmasına sebep olmuştu. Her şey üst üste gelirken akan gözyaşlarımı tutamadım. Neden her şey üst üste gelmişti.
Onur koşarak yanıma geldiğinde ayaklarımı sarkıttığım yataktan kalktım. Kollarımı boynuna sararak kendimi ona bıraktım. Bir güce ihtiyacım vardı.
Tanıdık kokusu burnuma ordan da ciğerlerime dolarken düşündüğüm tek şey neden böyle yaptığıydı. Ağlamam sakinleştiğinde yaptığımın yanlış olduğunu fark ederek Onur'dan ayrıldım. Mide bulantım geçtiği için tekrar yatağa oturdum. "Nasılsın bebeğim?"
Kafamı diğer tarafa çevirdim. Yiğit geldi yanıma. "Ege. İyi misin?" "İyiyim sağ ol." Zoraki bir gülümseme kondurdum yüzüme. Onur'un yüzünün daha da düştüğünü hissedebiliyordum.
Evimize gelmiştik. Salondaki koltuğa uzanmamı sağladı Onur. "Teşekkür ederim." Uyandıktan sonra ilk defa konuşmuştum onunla. Gülümsedi. "Ne demek."
Ani ruh değişimlerim daha da artmıştı. "Ben sana yemek hazırlayım. Ne istersin?" Aklıma gelen ilk şeyle "Makarna." dedim. Dün akşamdan beri hiçbir şey yememiştim ve gün doğmuştu. Sahiden ben hastanede tüm gece mi kalmıştım?
"Sen uzan böyle." dedikten sonra mutfağa yürüyerek görüş açımdan çıktı. Uzun boyluydu. Kumraldı ve geniş bir sırtı vardı. Normal futbolculara göre daha kalıplıydı. Sakallarını sürekli kesiyordu. Ben ona batıyor dediğim günden beri.
Neden bana bunu yaptığına anlam veremiyordum. Neyi yanlış yapmıştım da böyle olmuştu. Sadece mutlu bir aile istemiştim. Doğduğum ailenin aksine.
Bu kadar erken evlenmemin sebeplerinden birisiydi bu da. Ege eve erken gel. Ege bu kadar para harcama. Ege bunu yaparken bizden izin aldın mı. Üzerimdeki baskıyı gösteren cümlelerden birkaçıydı bunlar da.
Kendimi kötü hissettiğimde yattığım yerden kalktım. Onur'un yanına gidip kafamı dağıtmak iyi olacaktı. Mutfağın kapısında durduğumda Onur'un üstsüz olduğunu gördüm. Sıcaktan tişörtünü bir kenara fırlatmış olmalıydı. Altındaki gri eşofmanıyla ocağın başında makarnanın sosunu yapıyordu.
"Ege." Beni fark etti. Bir sandalyeyi çekti oturmam için hemen. "Bana neden aşkım demiyorsun artık?" "Ne?" Kahkaha attı. Ama sesi kalın olduğu için tok bir kahkahaydı bu. "Bana diyorum. Neden aşkım demiyorsun?" O sırada dolabın üst rafından tabakları çıkartıyordu Onur. "Sana aşkım mı demem gerekiyordu?"
"Evet!" Evet. "Bana aşkım demen gerekiyordu!" Sinirlenmiştim. Sinirlendiğimi görmesiyle bir daha kahkaha attı. Resmen benimle oynuyordu ve bu hoşuna gidiyordu onun.
Makarnaları tabaklara koydu Onur. Masaya geldiğinde karşılıklı oturmuştuk.
Yemekleri yerken "Hatırlıyor musun?" dedim Onur'a. "Neyi?" "Annemlerin bizi nasıl öğrendiğini?" Yüzü düşmüştü. Ailemle aramın kötü olduğunu bildiği için o da ailemi pek sevmiyordu. Bu sevmeme saygının önüne geçmiyordu tabi ki. "Hatırladım."
"Onur napıcaz Onur." diyerek geziniyordun. "Ve sonrasında sen de beni sakinleştirmek için dudaklarıma yapıştın!" Gerçekten de yapışmıştı.
Onur'un gözleri dudaklarıma kaydı. Hamile kaldığımı düşündüğüm geceden sonra birbirimize yaklaşmamıştık. Birkaç sarılma yaşanmıştı aramızda. Veya yüze minik öpücükler.
Gözlerim yavaş yavaş dudaklarına kayarken kendimi durdurdum. Olmazdı. "Kaza yapmıştık. Tüm magazin oradaydı Onur." Konuşup ortamdaki havayı dağıtmak istedim. "Annem beni televizyondan görseydi bu sefer kesin eve kapatırdı."
Arkadaşlarımla tatile gidiyorum diye izin almıştım. Eğer ünlü bir futbolcunun arabasında yakalansaydım bana olan söylenmeleri bitmezdi. Ne orospuluğum kalırdı ne de para için kendimi satmam.
"Sonrasında anneni aramıştın." diyerek devam etti Onur. "Kaza yaptığımızı ama iyi olduğumuzu söylemiştin." Başımı salladım dediklerine. Hemen tatil dönüşünde de ailemle tanıştırmıştım Onur'u zaten.
"Onur. Ben bayılmamın sebebini biliyorum." Birden ciddileşen ortamla karnım kasıldı. Ellerimi turuncuya çalan saçlarıma attım. Bunu söylemek benim için çok zordu. "Neymiş bayılmanın sebebi?"
"Bunu sana burada bu şekilde söylemek istemezdim." Duraksadım. Onur daha da ciddi bir ifade yerleştirdi yüzüne. "Daha mutlu ve özel bir anımızda bunu söylemeyi tercih ederdim." Etrafım buz kesti. Kızar diye çok korkuyordum. "Ben. Ben hamileyim."
Anlık olarak gözlerinin içi parladı Onur'un. Bu çok saniyelik bir şeydi ama onunla göz teması kurduğum için görmüştüm. Masadan kalktı. Kenara attığı tişörtünü alıp bana tekrar bakmadan mutfaktan çıktı. En son duyduğum ses dış kapının kapanma sesiydi.
Bölüm etkileşimi
