꧁ ༒☬Davetiye☬༒꧂

Vaveyla Yazarı: Foxy ikBAL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: ꧁ ༒☬Davetiye☬༒꧂

-11 Temmuz 1865 Salı-

“Kraliçe Catherine’den size mektup var hanımefendi. ”Diyerek elime tutuşturulan mektupla bakıra çalan saçlarımı karıştırdım. Yeni açılmış, uykulu gözlerim yanıyordu. Başımla onayladıktan sonra saray faytonuna doğru ilerleyen görevlinin ardından demirden hafif paslanmış kapıyı yorgun bedenimi zorlayarak kapadım.

“Tanrım, buda neyin nesi sabah, sabah?” diye hayıflandım sessiz şekilde. Kraliçe, kasaba halkını çokta önemseyen biri olmadığından bende merak uyandırmıştı bu mektup. Yırtmamaya özen göstererek mektubu açmaya çalışırken:

“Kimmiş kızım?” dedi mutfak tarafından yükselen ses. Annem Anastasia’dan başkası değildi.

“Bilmiyorum anne, Kraliçe’nin mektup gönderdiğini söyle…”

Kelimemi daha bitirmeden ‘Kraliçe’ kelimesi ilgisini çekmiş olmalı ki yanımda bitiverdi koyu kızıl saçları birbirine girmiş, mavi gözlerinin altları hafif yorgunluktan kızarmış ve turuncu sade elbisenin içindeki annem. Elimde ki zar zor açtığım mektubu bir hışımla alarak sesli şekilde okumaya koyuldu:

"SEVGİLİ CORALİNE
Bugün sekizde yapılacak olan kraliyet balosunda senide aramızda görmekten büyük mutluluk ve sevinç duyarız. Sizin için gönderecek olduğumuz fayton saat sekiz çivari kapınızın önünde olacaktır. Şimdiden ilgi ve alakanızdan dolayı teşekkürlerimizi iletir mutlu günler dileriz.
Fear Wood Krallığı
Kraliçe Catherine Brown"

“Aman Tanrım! Coraline, Kraliçe seni balosuna çağırıyor!”

Heyecanı gözlerinden okunan annemin aksine pekte hoş karşılayamamıştım yazılanları. Yıllarca aklının ucuna dahi gelmediğimiz kraliçenin bir anda beni mektup aracılığıyla baloya davet etmesi sadece kuşkularımı uyandırmıştı. Annemin gözünde; olayları büyüten bir kız gibi görünmemek için umursamazca tavır takındım.

“Aman anne, gidecek olan kim?”
Küçüklüğümden beri Kraliyet ailesini sevememiştim, bu tarz insanlar bana fazlasıyla samimiyetsiz ve itici gelmişti. Sanki her şeyden bir çıkarları varmış gibi hissettirirlerdi bu soylu insanlar.

“Tabi ki gideceksin o baloya Coraline! Bu bir fırsat, hem kim bilir yakışıklı bir soyluyla aranızda elektriklenme olur.” dedi annem cilveyle kıkırdayarak.

Sarıya çalan gözlerimi devirmekle yetinerek mis gibi kokan ahşap ve üstü çeşitle kahvaltılıklarla dolu masaya doğru yol aldım. İlk lokmayı ağzıma götürecekken enseme vurulan tokatla düşürdüm elimdeki mis gibi kokan çöreği. Öfkemi bastırmayı deneyerek arkama çevirdim başımı. Ve tahmin ettiğim yüzle karşılaşınca kafamı tekrar önüme döndürdüm. Babamdan başkası yapmazdı elbette.

Bu onun günaydın kızım deme şekliydi bir nevi.

Alaycı bir üslupla “Günaydın minik bal kabağı.” diyerek bıyık altı gülümsedi.

“Günaydın koca bıyık Brice.”

Onun gibi alayla karşılık vermeyi yeğledim o an. İri bedenini, yanında küçücük duran sandalyeye sığdırmayı başardıktan sonra yorgunluk nefesi vererek hışıltıyla konuşmaya başladı:

“Anne, kız yine sabah sabah neyi paylaşamadınız?”

Annem Anastasia’ ya söz hakkı vermeden gözlerimle onun tepkisini kontrol ettikten hemen sonra ağzımı konuşmak için araladım, çünkü ilk söze o girince ne yapıp ne edip babamı ikna edeceğini biliyordum.

“Kraliçe Catherine beni balosuna çağırıyor.”
Babam imalı bir şekilde “Bu çok güzel bir haber kızım. Öyle değil mi? …” deyince başka şansımın kalmadığını anladım. Artık gitmekle yükümlüydüm. Pes ettiğimi belli eder bir iç çekişle umursamamayı deneyerek kahvaltımı yapmaya koyuldum.

Babam Bay Brice’inde kraliçeden pek hoşlandığı söylenemezdi aslında, hatta aksine onun hakkında neredeyse her gün söylenir dururdu. O yüzden bu tepkisinin sebebini: Annemin benim görmediğimi düşünerek yaptığı kaş göz işaretine bağlayarak geçiştirdim o an.

☽♔☾

Kahvaltının ardından balo kıyafeti bakmak için zorla götürüldüğüm dükkânlar ile dolu kasabanın düzensiz taş yollarında yürümeye başladık. Kilisenin önündeki rahip Barsisa, her zamanki iğrenç bakışları ile etrafı süzüyor, açık olduğunu düşündüğü kıyafetlerin içindeki genç kızlara homurdanarak tanrı yoluna girmeleri için dua ediyordu. Bay Philippa’ nın fırınından gelen taze ekmek kokuları etrafı kaplamıştı. Kediler yol ortasında kavga ededursun biz kasabanın dar sokaklarında dükkân dükkân dolaşıyorduk. Şimdi ise burjuvaların uğrak yeri olan dükkânların bulunduğu sokakta yürüyor elbise bakıyorduk.

“Anne, lütfen bende ablamla gideyim Baloya.”

Annem sadece derin bir iç çekerek Dania’ ya cevap verme lüzumunda dahi bulunmadı. Bu kadın neden bu kadar kaba olmak zorundaydı ki?

Anneme eleştirel bakışlarımı yönelttikten hemen sonra Dania’nın sorduğu soruyu sanki bana yöneltmiş gibi davranarak cevap vermeyi üstlendim.

“Dania, tatlım biliyorsun orası davetsiz kişileri kabul etmiyor, eğer benimle gelirsen kapıda kalırsın ve buda beni inan çok üzer. Ama sözüm olsun geldiğimde her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacağım.” diyerek üzülmesine fırsat vermeden yanağına küçük bir buse kondurdum

“Söz mü?” dedi heyecan içinde yerinde zıplarken.

“Kardeş sözü.”

İçten şekilde tebessüm ettim ve eğilerek burnumu onunkine sürttüm. Bu bizim sevgi göstermek adına yaptığımız en yaygın hareketti. Bu kızda olmasa bu Baywall isimli lanet kasaba bana sadece zehirdi.

Yürüdüğüm taşlık yol, aralıksız sıralanmış dükkânlar, gösterişli tavernalar, burnu havada gezinen kadınlar, beyni bacak arasında çalışan yığınla adam ve daha niceleri. Herkes, her şey benim anlam arama içgüdümle uyuşmuyordu. Sanki… Sanki buraya ait değilmişim gibi.

Ayaklarımın yorgunluğuna aldırış etmeden sokaklar arasında annemin ısrarıyla yürüyordum. O sırada gözüme çarpan bir annenin kızıyla olan diyaloguna kulak kabarttım:

“Sana demedim mi kilisede sessiz olacaksın diye! Orası tanrının evi, seni cehennemde yakar yoksa!” diye çocuğa tükürüklerine sahip çıkamadan bağırıyordu orta yaşlı hafif kekeme kadın. Çocuğun cehennem korkusuyla ağlamasına şahit olmak moralimi bozmuştu. Oysa tanrıdan korkutmak yerine çocuklarına onu sevdirmeleri gerekmez miydi o kuralcı ailelerin?

Kuralları ve sınırları yaşamım boyunca sevememiştim. ‘Gereksiz dayatmalar’ olarak adlandırırdım bunları. Kim koyuyordu bu kuralları? Ne için, kimin içindi bu kadar kural? Bütün insanlık, dayatılan onca baskıya teslimdi adeta. Topluma dayatılan bu kalıplaşmış zihniyetin dışına böylesine küçük kasabada çıkmak zordu elbette. Geçimini babasının demirci dükkânından sağlayan bir aileden fazlası değildik. Ama bana kazandırdığı şeylerde oldu elbette babamın bu mesleğe sahip olmasının. Küçüklüğümde erkek çocuk edasıyla büyütülmüş bir kızdım. Babam akşam işten her geldiğinde kılıç, hançer gibi keskin olmayacak şekilde ayarladığı oyuncaklarla gelir sonra coşkuyla ona sarılışımı izlerdi. Bir kız çocuğu için fazla iç açıcı olmayan bu oyuncaklar benim için elmas değerini taşırdı. Babam Brice’de bu mutluluğumu görmek adına her gün farkı farklı hançerlerle gelirdi eve… Çok güzel geçerdi o günler benim adıma. Ta ki on altı yaşıma basana dek...

“Coraline!”

Annemden yükselen sesle irkildim ve kafamı ne olduğunu sorar gibi hareket ettirerek annemi kasabanın ortasında bağırttıracak haklı bir neden bulmaya çalıştım. O dabunu anlamış olacak ki narçiçeği renkli elbisesinin kesesinden mendilini çıkarıp alnındaki terleri kemikten parmaklarıyla sildikten sonra lafa girdi:

“En az 5 kere ismini seslendim Coraline, yine hangi evrene gönderdin yere göğe sığamayan ruhunu?” dedi. Kızmıştı.

“Dinliyorum majesteleri, nedir acaba o güzel ses tellerinizi benim için yıpratmanıza sebep?” diyerek ortamı yumuşatmaya denedim.
“Şu dükkâna diyorum! Bakmalıyız, çok güzel elbiseler olduğuna eminim.”

Tavrı soru sormaktan ziyade emir verir bir ifadeye daha çok yakındı. Kendimi renkli elbiselerin içinde hayal etmek bile şirazeden çıkartıyorken, hiç giymeyi bile düşünmediğim renkli elbiseler ile saray balosuna gidecektim.

“Tanrı aşkına anne ne gereği var yeni elbiseye, zaten her yıl zorla aldığın fakat giymeyi bırak yüzüne bile bakmadığım onlarca renkli elbise var.”

“Kızım sen Kraliyet tarafından çağrıldın. Geçen yıldan kalma eski püskü elbiselerle gelmiş dedirtmem!” dedi itiraz istemediğini belli eden en net şekilde ve dükkâna doğru ilerlemeye başladık.

Boyası atmış kapısını aralayıp, ışıklarla dolu rengârenk dükkânın içine adım atınca beni çocukluğuma götüren lavanta kokusuyla gözlerim nemlenmişti. Küçükken evimizin bahçesindeki lavantaları kocaman bir taç haline getirip “Artık kraliçe sensin anne” diyerek annemin kızıl saçlarına takardım. Şimdi ise birbiriyle geçinemeyen iki insandan farksızdık sanki. Bunun acısı ruhumun en derinlerine kadar işliyordu…

Belli etmeden silmeliyim gözlerimi…
Yine çocukça bir hareketle koluma sildim gözyaşlarımı ve annemin telaşlı tavırlarını izledim bir müddet. Uzun süre, bilmem kaç tane elbise deneyip onay almadığından çıkarıp bir diğerine geçmiştim. Şimdi ise yine annemin seçtiği elbisenin içinde omuzlarımı düşürerek giyinme kabininden çıktım ‘Yeter artık!’ dememek için kendimi zor tutuyordum. Renkli elbiseler giyip cilveyle ortalıkta gezmektense, koyu ton elbiselerin içinde duruşumu sergileyerek yürümeyi yeğlerdim. Fakat kabinden çıktıktan sonra aldığım şaşkın tepkilerin sebebini öğrenmek adına aynaya baktığımda beni bile hayrete düşürecek şekilde yakışmıştım alışık olmadığım kadar açık olan mavinin içine. Arkadan net şekilde işittiğim ses sadece “Alıyoruz!” olmuştu ve benimde kısmen içime sindiği için sıkıntı yoktu. Sanırım bununla bir gece idare edebilirim.

Eve geldiğimizde akşam yemeğini es geçmem gerekecek kadar az süre kalmıştı saatin yediye varmasına. Bıkkın adımlarla o dama giderek saçımı yapmak için aynamın karşısında duran kuzu postu sandalyeme oturdum. Bir süre düşündükten sonra önden iki tutam saç bırakıp saçımın üstünü örme fikrini kabullenerek saçımı örmeye başladım.

Saçımın istediğim gibi olduğundan emin olduktan sonra narin hareketlerle buz mavisi elbiseyi giymeye koyuldum Elbiseyle boğuşmanın ardından başarmıştım tekrar üstüme giyebilmeyi. İplerini de sıkılaştırdıktan sonra geçen ay annemin ısrarıyla aldığımız ama bir gün dahi giymeye lüzum görmediğim beyaz topuklu ayakkabıları giydim, artık hazırdım. Son kez aynada kendime baktıktan sonra o damdan çıkarak merdivenlerden aşağı indim. Ailemin ışıldayarak bakan gözleri tamamen üzerimdeydi.

“Bu güzel kızda kim böyle?”

Normalde her sabah enseme sağlam darbeler vuran babam, kız olduğumu bir an olsun hatırlamış olmalı ki; sanki en kırılgan vazoyu elinde tutuyormuşçasına incitmekten korkarak sarılıyordu. İkinci iltifat sanki bu elbisenin içinde birkaç saat önce görmemiş gibi “Bu güzelliği ben dünyaya getirmiş olamam!” diyen annemden geldi. Ve elbiseyi aldığımızdan beri ağzı açık şekilde bana hayranlıkla bakan Dania’nın “prensesler gibisin abla.” demesiyle iltifat merasimimiz sona ermiş bulunmaktaydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 3beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18