9. bölüm · Yıldızlarda Yazılı
✬8.BÖLÜM
Derin bir nefes alan Seung hızlı adımlarla onlara doğru gitti ve Zack’in elini sert bir şekilde kavrayıp çocuktan uzaklaştırdı.
Zack ve Andy “Ne yaptığını zannediyorsun?” der gibi baktılar Seung’a.
“İnsanlarla oyuncakmışlar gibi uğraşmayı bırakmalısın.”
“Ya bırakmazsam?”
“Öyle veya böyle bırakacaksın.”
Zack sinirle gülümsedi. “Ölmek mi istiyorsun?”
“Hayır. Büyümeni istiyorum.” Derin bir nefes alıp verdi. “Şimdi lütfen git.”
Zack onun gözlerinde daha önce hiç görmediği ciddiyeti ve öfkeyi gördü. Bir şey demeden oradan ayrıldı.
“Teşekkür ederim,” dedi çocuk.
yere eğilerek siyah gözlüğünü alıp ona uzattı.“Önemli değil, sadece bir daha buna izin verme.”
“Bu… Bu sandığın kadar kolay değil.”
“Adın ne?”
“Toby. Senin?”
“Seung. Tanıştığıma memnun oldum Toby,” dedi ve elini uzattı.
“B-ben de.” Toby de elini sıkarak karşılık verdi.
Seung telefonunu uzatarak,”Bana numaranı ver ve bir daha seni rahatsız ederlerse bana haber ver,” dedi ve gülümsedi. “Artık arkadaşız.”
Toby gülümsedi. “A-arkadaş. Evet, tamam,” dedi ve numarasını Seung’a verdi. O da çocuğun verdiği numaraya mesaj atarak, “Eklediğine emin ol, ve beni 2-2 sınıfında bulabilirsin.” dedi ve gülümseyerek yanından ayrıldı.
Toby yeni bir arkadaşı olduğu için heyecanlı ve mutlu görünüyordu. Üstünü düzeltti ve sınıfına girdi.
***
Olayın üstünden bir hafta geçmişti ve Toby teneffüs ve boş zamanlarını Seung’lar ile geçirmeye ve
gruba dahil olmaya başlamıştı. Dışlanmayan ve kabul gören biri olmak onu mutlu ediyordu. Zack bir haftadır Toby’e yaklaşmıyordu ama bu hiç yapmayacağı anlamına gelmiyordu. Seung dikkatli olmalıydı. Herkes için. Toby’i de sevmeye başlamıştı ve başına bir şey gelmesini istemiyordu. Ve bu hafta ona yardımcı olacak imgeler görmemesi de bir yandan endişelendiriyordu.
Daldığı düşüncelerden onu uyandıran Toby oldu. “İyi misin? Bir süredir aramızda değil gibisin,” dedi.
“Ah, özür dilerim dalmışım.”
“Herkes ne içmek istediğine karar verdi ya sen?”
Seung kafasını sallayarak “ Evet şey, Americano.”
“Tamamdır, ben gidip alıyorum,”dedi Jason. Fara’da ona yardım için kalktı.
Bir süre sonra sessizliği bozarak “Sınavlar başlıyor, hiç çalıştınız mı?” diye sordu Zed.
“Evet, her gün,”dedi Toby. “Siz daha başlamadınız mı?”
Seung hayır anlamında kafa salladı. “Hayır. Bir ara bakarım.”
“Toby bana fizik çalıştırman gerek. O dersten sürekli tam not aldığını biliyorum,”dedi Zed.
Toby gülümsedi. “Tabii ne zaman istersen.”
Elinde içeceklerle gelen Jason, “Sınav mı ne sınavı? Ne zaman?”
“Bunu soruyor olamazsın,”dedi Fara.
“Neden? Uyuduğum sıra söyledilerse nasıl haberim olabilir?”
Fara“Uyumayarak,”dedi. “Haftaya başlıyor. Çalışmak için son hafta.”
Limonatasından bir yudum alan Jason, “Her sınava bir gün kala çalışmam yetecektir.”
“O yüzden notların 50”nin üstüne çıkmıyor.”
“Ne diyorsun sen? 50 iyi bir not.”
Toby kıkırdadı. “Sizi tanıdığıma çok seviniyorum.”
“Biz de öyle,” dedi Zed.
“Yarından itibaren size ders çalıştırmamı ister misiniz? Çünkü seve seve yaparım.”
Zed ve Fara aynı anda “Harika,” dedi.
“Bazı derslere katılabilirim, anlayamadığım konular var bazılarında,” dedi Seung.
Herkes Jason’a döndü.
“Ne? Ah hayır ben iyiyim.”
“Jason!” dedi Fara.
“Tamam! tamam! Katılacağım. Benim derslerimi benden çok düşünüyor olmana şaşıyorum.”
“Sınıfta kalmanı istemiyoruz,” dedi Seung.
Jason gözlerini devirdi. “Yeri ve saati mesaj atarsınız.”
Seung evde ne yapması gerektiği hakkında çeşitli planlar kurmaya çalışıyordu. Keşke bu göz ona bir şeyler daha gösterseydi. Çünkü şu an imgelerin yokluğunda karanlık bir çukurun içinde gibiydi. Her ne kadar gördüğünde endişeden nefes alamıyor gibi olsa da daha fazlası gerekliydi.
Belki de Toby’e bundan bahsetmeliydi. Ona inanır mıydı ki? Yoksa Zed’den sakladığı gibi saklamalı mıydı?
“Zack’in sonraki hamlesi ne olacak?” Aynadan kendine baktı. Elini mavi gözüne götürdü, “Bir hafta geçti, bana tekrardan ne zaman yardım edeceksin? Yardımına ihtiyacım var! Lütfen!”
Çağrısına herhangi bir dönüş olmadı. Elini gözünden indirdi. “Kendi kafana göre hareket edeceksin değil mi?” diye içinden geçirdi.
Toby’yi evine davet etmek için mesaj attı. Toby’den geri dönüş alamadı. Bir saat kadar sonra kapının çalmasıyla odasından çıktı. Amcasının anahtarını unuttuğunu düşünüyordu ki kapıyı açıp yüzü yaralar içinde olan Toby’i görene kadar.
“Sana ne oldu böyle?”
“İçeri gelebilir miyim?”
“Tabii ki,” diyerek içeri aldı. “Zack mi yaptı?”
“Evet, eve geri dönerken yolumu kestiler. Gözlüğüm de kırıldı.” Yüzünde yamuk ve çatlak duran gözlüğü işaret ederek.
“Yaraların için ne yapabileceğime bakacağım, banyoda temizlenmek istersen,” diyerek banyoyu işaret etti.
“Teşekkür ederim.”
Seung evde bulabildiği geçen ki kavgadan kalan ilaçları buldu. Toby banyodan çıkınca ona uzattı.
“Ben sana içecek bir şeyler hazırlayayım.”
Toby mahçup bir şekilde kafa salladı.
Seung düşündükçe sinir oluyordu bu da içecekleri hazırlarken ki tavrına çok yansıyordu. Elindeki bardağı düşürünce bağırdı kendi kendine.
“İyi misin Seung?”
“İyiyim sadece Zack’e olan sinirim çıktı diyebiliriz. Kendi bardağını ona uzattı. “Al, sıcak iyi gelir. Gerçi dudağından dolayı emin de değilim.”
“Teşekkür ederim, sen içmeyecek misin?”
“Dağılan parçaları aldıktan hemen sonra,” dedi ve gülümsedi.
Beş, on dakika sonra kendisine de kahve alıp Toby’nin karşısına oturdu.
“Her şeyi baştan anlat.”
Kahvesinden bir yudum alan Toby “Galiba beni en başından beri takip ediyorlardı. Ayrılıp eve dönerken arabayla önümü kestiler. Zorla arabaya bindirdiler ve ıssız bir sokak arasına götürdüler. Neresi olduğuyla ilgili bir fikrim yok. Tehdit ettiler, gördüğün gibi bir güzel dövdüler. Mesajını aldım ama cevap vermek için çok yorgundum. Bıraktıklarında bir süre öyle kaldım, sonra nerde olduğumu anlayınca yanına gelmeye çalıştım.”
“Ben seni almaya gelebilirdim.”
“Biliyorum.”
“Neyle tehdit ettiler?”
“Beni bir şey yapmaya zorlamaya çalışıyorlar.”
Seung o sırada gördüğü imgelerle alakalı olduğunu anladı. Her şeyi anlatmalıydı. “Bize bir şeyler yapman hakkında mı?”
Toby’nin gözleri açıldı. “Nereden anladın?”
“Sana bir şey anlatacağım ama benimle dalga geçmeden ciddi bir şekilde dinlemen ve duyduğun şeyler her ne kadar delice olsa da inanman gerekiyor.”
“Beni endişelendiriyorsun Seung. Dinliyorum.”
Seung endişeyle dudaklarını ısırdı, konuya nasıl giriş yapacağından emin değildi. “Toby, biliyor musun boşver… Sadece boşver,” diye devam ederken Toby araya girdi.
“Hayır, boş vermeyeceğim anlat.”
“Benim özel gücüm var gibi… Sanırım, yani öyle bir şey.”
Toby’nin yüzü endişeyle karışık şaşırma ifadesine büründü, “Ne gibi?”
“Gelecekte olacaklardan bazı şeyleri görmek gibi.”
“Nasıl işliyor?”
“Mavi gözüm ağrımaya başlıyor ve önüme bazı görüntüler ve sesler geliyor.” Seung bunları söylerken kendini gergin hissediyordu. Ve Toby’nin hâlâ ona gülmeden dinliyor olmasına inanamıyordu.
Toby kafasını öne eğdi.
Seung, “Toby bir şey söyle lütfen,” dedi.
Kafasını kaşıdıktan sonra Seung’a doğru baktı. “Lanet olsun! Yakın arkadaşım bir süper kahraman! Bu delice!” histerik şekilde gülümsedi.
“Toby benim seni korkutmamı beklerken sen beni korkuyorsun. Bana inanıyor musun?”
“Deli olduğunu düşünmüyorum, gördüğüm en aklı yerinde insanlardansın. Yani evet inanması zor bir şey ama bana bunu itiraf ettiğine göre senin için de zor olmuş olmalı. Diğerleri biliyor mu?”
“Hayır, Zed göz yorgunluğundan ağrıdığını düşünüyor.”
“Ondan saklamak kötü hissettiriyor olmalı.”
Seung’un yüzü düştü, “Evet.”
“Peki bana neden anlatıyorsun?”
Nefes alıp verdi Seung, “Çünkü tehlikedesin.”
Toby sorgulayan gözlerle bakarken Seung devam etti, “Zack, seni incitecek ve bunu Zed’in üstüne atacak.”
“Bunu ne zamandır…”
“Senle tanışmanın öncesinde yavaş yavaş görmeye başladım. Başta seni çıkaramadım seni sıkıştırdıkları gün sen olduğunu anladım. Zed’i ve seni kurtarmak istiyorum.”
“Benle bu yüzden mi arkadaş oldun Zed’i kurtarmak için.”
“Hayır! Olay ilk Zed’i kurtarmak istemem üzerine başlasa da tabii ki senin veya herhangi başka birinin de zarar görmesini istemiyorum.”
“Beni nasıl incitiyor?”
Seung söyleyip söylememek arasında kalsa da Toby’nin cevabı duymak istediği yüzünden belli oluyordu. “Tam detayları görmedim ama okulun yan bahçesinde kanlar içindeydin ve Zed seni buluyordu daha doğrusu oraya yönlendiriliyor ve öğretmenler de görünce onun üstüne kalıyordu.”
“Aman Tanrım.”
“Özür dilerim, bunu engellemek için elimden geleni yapacağım.”
“Biliyorum. Zack’in söylediklerinin sebebi belli oldu. Hepinizi yok edeceğini söylüyordu. Dediğini yapmazsam beni de.”
“Nasıl?”
“Bilmiyorum, dediğin şekilde sanırım. Ben her türlü incitecek gibiydi. Beni kandırmayı planlıyor, tabii sizinle arkadaş olunca bu daha da zorlaştığından agresifleşti. Pislik herif!”
“Aramızın kötü olmasını istemiyorum Toby. Özür dilerim.”
Bir süre ikisi de sessizce oturdu. Olayları sindirmek Toby için biraz sürecek gibi görünüyordu. Eve gitmek için Seung ile vedalaştı. Aralarındaki sessizliği bozan bu oldu.
Seung o gidince kendini çok kötü hissetmeye başladı. Kalbinin yerinden çıkacak gibi attığını hissediyordu. Toby’den kalbini rahatlatacak bir mesaj aldı.
“Merak etme Seung, sen benim dostumsun. Bunun üstesinden birlikte geleceğiz. Sana kızgın veya kırgın değilim.”
Seung’un gözyaşları yavaş yavaş dökülmeye başladı. “Teşekkür ederim,” dedi kendi kendine. Buz gibi olan elleri sanki şöminenin yanında oturuyormuş gibi çözüldü ve normal ısısını kazanmaya başladı.
